Sekiz yüz derecede sükunet
Bir enerji santrali düşün. İçeriye doğalgaz giriyor, dışarıya elektrik çıkıyor. Türbin yok, piston yok, jeneratör yok. Santralin kalbi, fırınlanmış seramikten bir zar. İncecik, milimetrenin onda biri kalınlığında, koyu gri renkli bir tabaka. Zar, yaklaşık sekiz yüz santigrat derecede çalışıyor. O sıcaklıkta çelik kor halinde parlar, nikel alaşımları sürünme deformasyonuna girer, cam contalar bile macun kıvamında yumuşar.
Ama seramik zar öylece durur ve sessizce iyon iletir. Katı Oksit Yakıt Pili (SOFC) işte bu zarla tanımlanır. Yüksek sıcaklık bir yan etki değil, çalışma şartıdır. SOFC’yi diğer tüm yakıt pillerinden ayıran çizgi tam olarak buradan geçer. Düşük sıcaklıkta çalışan polimer zarlı piller (seksen ila yüz yirmi derece aralığında çalışan PEM yakıt pilleri, yani proton geçirgen polimer membranlı tipler) saf hidrojen ister, platin katalizör ister, su yönetimi ister. Nem dengesi bir gram fazla kaçsa hücre boğulur, bir gram eksik kalsa membran kurur. SOFC bunların hiçbirini istemez.
Doğrudan doğalgazla beslenir, katalizörü nikel-seramik karışımıdır (sermet), su yönetimi diye bir dert yoktur. Ama bedeli ağırdır, malzeme biliminin sınırlarında gezinmek. Sekiz yüz derecede her malzeme farklı hızda genleşir, her ara yüzey ayrı bir gerilim biriktirir. Bir SOFC yığınını tasarlamak, on farklı malzemenin ısıl genleşme katsayılarını aynı anda uzlaştırmaya çalışmaktır.
Zar neden sekiz yüz derece ister
Seramik elektrolit, oksijen iyonlarını geçirebilmek için kristal kafesinde oksijen boşlukları açar. İtriyum katkılı zirkonya (YSZ) dediğimiz malzeme. Yani zirkonyum oksit kafesine molce yüzde sekiz civarında itriyum oksit katılarak dengelenmiş florit yapılı bir seramik. Oksijen atomlarının hoplayarak yer değiştirebileceği bu boşlukları ancak yedi yüz elli derecenin üzerinde yeterince genişletir.
İyon iletkenliği sıcaklıkla üstel bir ilişki izler. Arrhenius denklemi burada çıplak gözle görülür hale gelir, sıcaklık arttıkça oksijen iyonlarının aktivasyon enerjisi bariyerini (YSZ için yaklaşık 0,8 ila 1,0 elektron-volt aralığında) aşma olasılığı yükselir. Sekiz yüz derecede, yani mutlak sıcaklık olarak yaklaşık 1073 Kelvin’de, YSZ’nin iyonik iletkenliği santimetre başına 0,02 ila 0,1 Siemens aralığına çıkar. Rakam, oda sıcaklığındaki değerin tam on milyon katıdır. Oda sıcaklığında YSZ neredeyse yalıtkandır, laboratuvar ölçümleri iletkenliğin 10⁻¹⁰ Siemens/cm mertebesinde olduğunu gösterir. Yani pratik olarak akım taşıyamaz.
Geçiş keskin değildir, üstel bir eğridir. Her elli derecelik artış, yedi yüz elli ile sekiz yüz elli derece aralığında iyon iletkenliğini kabaca iki katına çıkarır. Yedi yüz derecede iletkenlik 0,01 Siemens/cm civarındayken, sekiz yüz elli derecede 0,1 Siemens/cm’yi aşar.
Ama aynı eğri, sıcaklık düştüğünde performansın neden uçurumdan aşağı yuvarlandığını da anlatır. Altı yüz elli derecede iletkenlik 0,003 Siemens/cm seviyesine geriler. SOFC’yi altı yüz derecede çalıştırmaya kalkan her mühendis, aynı duvara toslar. Ohmik kayıplar (iç dirençten doğan gerilim düşümü) öyle yükselir ki, üretilen teorik gerilimin neredeyse yarısı pilin kendi içinde harcanır. Sekiz yüz derece bir konfor tercihi değil, seramik elektrolitin iş yapabildiği sıcaklık bandının alt sınırıdır.
Peki üst sınır nerede durur? Dokuz yüz elli derecenin üzerinde iyon iletkenliği daha da artar, ama bu kez malzeme stabilitesi çöker. YSZ taneleri büyümeye başlar, itriyum segregasyonu hızlanır, elektrolit mekanik dayanımını kaybeder. Ayrıca interkonnektör metallerinin oksitlenme hızı katlanır. Pratik SOFC işletme penceresi, 750-850°C arasında sıkışmıştır. Dar bant, malzeme biliminin kırk yıllık bir uzlaşma noktasıdır.
Ara sıcaklık SOFC (IT-SOFC) araştırmaları, elektroliti inceltmek ve alternatif malzemeler kullanmak yoluyla çalışma sıcaklığını beş yüz ila yedi yüz dereceye çekmeye çalışır. Gadolinyum katkılı serya (GDC) veya lantan stronsiyum galat magnezit (LSGM) gibi elektrolitler, altı yüz derecede YSZ’den on kat yüksek iletkenlik sunar. Ama serya bazlı elektrolitler indirgeyici atmosferde kısmen elektronik iletken hale gelir, iç kısa devre akımları oluşur, açık devre gerilimi düşer. Her malzeme avantajı, beraberinde bir kusur getirir.
Anot odasında kimya fabrikası
SOFC’nin asıl marifeti anot tarafında döner. Doğalgaz (metan, hacimce yüzde seksen beşin üzerinde CH₄) doğrudan elektrota verilir. Nikel-sermet anot (hacimce yaklaşık yüzde kırk nikel, yüzde altmış YSZ iskelet) iki işlevi aynı anda üstlenir, elektrokimyasal oksidasyon için katalizör ve elektron iletim yolu. Metan, nikel partiküllerinin yüzeyinde su buharıyla reaksiyona sokularak hidrojen ve karbon monoksite parçalanır.
İşleme dahili reforming denir. CH₄ + H₂O → CO + 3H₂ reaksiyonu kuvvetli endotermiktir, her mol metan başına yaklaşık 206 kilojul ısı emer. Reaksiyon ısısı tam olarak pilin kendi atık ısısından gelir. Elektrokimyasal oksidasyon ekzotermiktir ve hücreyi ısıtır. Mühendislik termal nötrlük noktasını tutturmaktır. Reformingin çektiği ısıyla oksidasyonun saldığı ısının dengelendiği çalışma noktası.
Dengenin tutturulamadığı durumda anot girişi soğur, termal gradyanlar hücreyi çatlatabilir. Dahili reforming yapabilen tek yakıt pili türü SOFC’dir. Erimiş karbonat yakıt pili (MCFC) de reforming yapar ama elektrolit yönetimi tamamen farklı bir derttir.
Anot odasında eşzamanlı iki süreç yürür, reforming ve elektrokimyasal oksidasyon. Hidrojen, seramik zardan geçen oksijen iyonlarıyla üçlü faz sınırında (nikel-YSZ-gaz) buluşur, su buharı ve elektron üretir. Karbon monoksit de su-gaz kaydırma reaksiyonuyla (CO + H₂O → CO₂ + H₂) ek hidrojen üretir veya doğrudan elektrokimyasal olarak oksitlenir. Anot gazı çıkışında hala hacimce yüzde on ila on beş aralığında yanmamış hidrojen ve karbon monoksit bulunur.
Artık gazlar boşa atılmaz. Sistem verimini yükseltmek için bir art yakıcıda yakılır veya. Daha büyük sistemlerde. Bir gaz türbinine beslenir. Kombine çevrim konfigürasyonunda SOFC yığını, gaz türbininin önüne yerleştirilir. Yığının egzoz gazı hala sekiz yüz derecenin üzerindedir ve türbin için mükemmel bir çalışma akışkanıdır. Elektrik verimi bu konfigürasyonda yüzde altmış beşin üzerine çıkar, literatürde yüzde yetmiş ikiye ulaşan konsept tasarımlar raporlanmıştır.
Tek başına SOFC yığını, doğalgazın alt ısıl değeri (LHV) bazında yüzde elli ila elli beş aralığında elektrik verimi verir. Aynı yığının kojenerasyon modunda. Yani atık ısının proses buharı veya sıcak su olarak kullanıldığı durumda. Toplam verimi yüzde seksen beşi aşar. Karşılaştırma için, en iyi doğalgaz kombine çevrim santrali (J-sınıfı gaz türbini artı üç basınçlı atık ısı kazanı) yüzde altmış iki civarında takılır. SOFC bu rakamı geçer, üstelik hareketli parça olmadan.
Karbon birikmesi (coking) meselesi anot tasarımının karanlık yüzüdür. Metanın katalitik parçalanması sırasında, yetersiz buhar/karbon oranında (S/C oranı 2’nin altına düştüğünde) nikel yüzeyinde karbon fiberleri büyümeye başlar. Karbon iplikçikleri nikel partiküllerini fiziksel olarak koparır, anot yapısını tahrip eder, hücreyi saatler içinde öldürebilir. Çözüm, yakıt akışına yeterli su buharı katmak veya anot malzemesine serya gibi oksijen depolayabilen malzemeler ekleyerek karbonu oksitlemektir.
Katot, üçlü faz sınırı ve perovskitler
Katot tarafında kimyasal manzara daha sakindir, ama malzeme mühendisliği aynı derecede keskindir. Hava girer. Hacimce yüzde yirmi bir oksijen, gerisi azot. Oksijen molekülleri katot gözeneklerinden difüzlenir, elektron alıp oksijen iyonuna (O²⁻) indirgenir, sonra seramik elektrolit kafesine dalar. Reaksiyonun gerçekleştiği yer, üçlü faz sınırıdır (TPB), katot-elektrolit-gazın aynı anda temas ettiği mikroskobik hat.
Lantan stronsiyum manganat (LSM, tipik olarak La₀.₈Sr₀.₂MnO₃) gibi perovskit yapılı malzemeler, sekiz yüz derecede hem yüksek elektronik iletkenlik (100 S/cm mertebesinde) hem de oksijen indirgeme katalizörlüğü yapar. Ama LSM’nin iyonik iletkenliği ihmal edilebilir düzeydedir. Üçlü faz sınırı, sadece LSM-YSZ-gazın fiziksel olarak buluştuğu dar bir hat boyunca uzanır. Reaksiyon bölgesi kelimenin tam anlamıyla iki boyutludur, bir hacim değil, bir arayüzeydir.
İşte bu yüzden katot mikro-yapısı ölüm-kalım meselesidir. LSM ve YSZ partiküllerinin boyut dağılımı, karışım oranı (tipik olarak hacimce yüzde elli-elli) ve sinterleme profili, üçlü faz sınırının uzunluğunu belirler. İyi tasarlanmış bir katotta TPB yoğunluğu mikrometre küp başına 2 ila 5 mikrometre aralığındadır. Gözenek oranı hacimce yüzde otuz civarında tutulur. Fazla sıkı bir yapı (gözenek oranı yüzde yirminin altı) gaz difüzyonunu yavaşlatır, konsantrasyon polarizasyonu yükselir, hücre akımın altında boğulur. Fazla gevşek bir yapı (gözenek oranı yüzde kırkın üstü) elektronik iletim yolunu koparır, seri direnç fırlar.
Son on yılda LSM’nin yerini lantan stronsiyum kobalt ferrit (LSCF, La₀.₆Sr₀.₄Co₀.₂Fe₀.₈O₃) gibi karışık iyonik-elektronik iletkenler (MIEC) almaya başladı. MIEC malzemeler oksijen iyonlarını da belirli ölçüde iletebilir, böylece reaksiyon bölgesi iki boyutlu bir hat olmaktan çıkar, katot hacminin derinliklerine yayılır. Etkin TPB alanı katlanır, katot polarizasyon direnci düşer. Bedeli, LSCF’nin krom zehirlenmesine ve karbon dioksit etkileşimine LSM’den daha hassas olmasıdır.
Katot tarafında hava debisi, stokiyometrik ihtiyacın (oksijenin tamamen tüketildiği teorik debi) tipik olarak dört ila sekiz katı arasında tutulur. Yüksek hava fazlalık oranının iki görevi vardır, katot kanalı boyunca oksijen konsantrasyonunu yeterli seviyede tutmak ve hücreyi soğutmak. SOFC’de soğutma sıvısı yoktur. Isı, fazla hava debisiyle taşınır. Katot havası çıkış sıcaklığı, hücre içindeki en yüksek sıcaklığı sınırlayan ana kontrol parametresidir.
Sızdırmazlık, contalar ve termal çevrim
Asıl mühendislik sınavı sızdırmazlıktır. Sekiz yüz derecede hava ve yakıt gazını aynı düzlemde, milimetrenin onda biri kalınlığındaki seramik zarın iki yanında, birbirine karıştırmadan tutmak gerekir. Metan ve oksijen kontrolsüz karışırsa, yerel sıcaklık sıçraması hücreyi anında deler. Sızdırmazlık contaları üç temel işlevi aynı anda yerine getirmelidir, gaz ayırma, elektriksel yalıtım ve mekanik bağlanma.
Cam-seramik contalar (baryum-alümina-silikat veya magnezyum-kalsiyum-silikat sistemleri) sekiz yüz derecede viskoz akışa geçer, yüzey pürüzlerini doldurur, soğuduğunda kristallenerek sertleşir. Contanın ısıl genleşme katsayısı (CTE), elektrolitin ve interkonnektörün CTE’sine olabildiğince yakın olmalıdır. YSZ’nin CTE’si yaklaşık 10,5 × 10⁻⁶/K, ferritik paslanmaz çeliğinki 11-12 × 10⁻⁶/K aralığındadır. Conta malzemesi bu iki değerin arasında bir yerde, tipik olarak 9-11 × 10⁻⁶/K aralığında tutulur. Yarım ppm’lik uyumsuzluk bile, termal çevrim sayısı arttıkça biriken gerilimi çatlamaya dönüştürür.
Termal çevrim, SOFC sistemlerinin en büyük düşmanıdır. Oda sıcaklığından sekiz yüz dereceye ısıtma rampası saatte elli ila yüz elli dereceyle sınırlanır. Daha hızlı rampalar (saatte yüz elli derecenin üzeri) seramik hücrenin kalınlık yönünde sıcaklık gradyanları oluşturur. Gradyan, ısıl gerilime dönüşür. YSZ için kritik gerilme dayanımı yüz ila iki yüz megapaskal aralığındadır. Hesaplanan gerilim bu eşiği aştığında mikro çatlaklar başlar.
Çatlak önce mikron boyutundadır, sonraki her çevrimde biraz daha büyür. Beş yüzüncü çevrimin sonunda sızdırmazlık kaybolur, yakıt-hava karışımı hücreyi öldürür.
O yüzden SOFC sistemlerinin çoğu, aç-kapa çevrimine değil, sürekli taban yükü çalışmasına göre tasarlanır. Bir kez çalıştı mı, aylarca durmaz. Sıcak bekleme modunda (hot standby) sıcaklık altı yüz derecenin altına düşürülmez, böylece tam soğuma-ısınma çevriminden kaçınılır. Endüstriyel ölçekli SOFC jeneratörleri için tipik tasarım ömrü kırk bin ila seksen bin saat aralığında tanımlanır. Hedef, yıllık kapasite kaybını (bozunma oranı) yüzde birin altında tutmaktır.
Yığın mimarisi ve sistem dengesi
Tek bir hücre açık devrede yaklaşık 1,1 volt üretir. Yük altında (0,3-0,5 A/cm² akım yoğunluğunda) çalışma gerilimi 0,7-0,8 volta düşer. Kullanılabilir gerilim seviyeleri için hücreler seri bağlanır. Tipik bir yığında otuz ila altmış hücre üst üste dizilir, yığın çıkışı otuz ila elli volt doğru akım verir. Akımı yükseltmek için yığınlar paralel gruplar halinde bağlanır.
Düzlemsel tasarımda hücreler tabak gibi üst üste dizilir, aralarına metal ara bağlantı plakaları (interkonnektör) konur. Plaka kalınlığı 1 ila 5 milimetre aralığındadır. Hem elektrik akımını hücreden hücreye taşır hem de gaz kanallarını ayırır. Anot ve katot gaz kanalları genellikle çapraz akış, eş-yönlü akış veya karşıt akış konfigürasyonunda işlenir. Karşıt akış konfigürasyonu sıcaklık dağılımını en düzgün tutar, ama imalatı en zor olanıdır.
Ferritik paslanmaz çelikler (Crofer 22 APU gibi, yaklaşık yüzde yirmi iki krom içeren alaşımlar) sekiz yüz derecede oksitlenme direnci ve ısıl genleşme uyumu (CTE ~11,5 × 10⁻⁶/K) açısından tercih edilir. Ama krom içeriği bir zehir kaynağıdır. Sekiz yüz derecede, paslanmaz çelik yüzeyinden CrO₃ ve CrO₂(OH)₂ buharlaşır. Krom buharları katot-elektrolit arayüzeyinde birikerek LSM veya LSCF’nin oksijen indirgeme aktivitesini öldürür. Krom zehirlenmesi, katot polarizasyon direncini birkaç bin saat içinde iki katına çıkarabilir.
Çözüm, interkonnektör yüzeyine spinel kaplama (MnCo₂O₄ veya CuMn₂O₄ gibi) uygulamaktır. Spinel tabaka hem krom buharlaşmasını fiziksel olarak bloke eder hem de kendisi iletkendir, seri direnci artırmaz.
Tüpsü tasarım (Siemens-Westinghouse’un geçmişte geliştirdiği, bir metreden uzun kapalı uçlu seramik tüpler) sızdırmazlık problemini büyük ölçüde çözer, çünkü conta sayısı minimumdur. Ama tüpsü geometride güç yoğunluğu litre başına 0,2-0,5 kilovat aralığında kalır. Düzlemsel yığınlarda ise güç yoğunluğu litre başına bir ila üç kilovat aralığına çıkar. Yığın hacmi küçülür, ama conta sayısı ve sızdırmazlık riski katlanır. Endüstri tercihi son yirmi yılda net biçimde düzlemselden yana kaymıştır.
Sistem dengesi (BOP) tarafında sıcak gaz geri kazanımı, yakıt işleme ve güç elektroniği bulunur. Hava ön ısıtıcısı. Genellikle plakalı veya mikro-kanallı bir ısı değiştirici. Egzoz gazındaki ısıyı (çıkış sıcaklığı hala 600-700°C’dir) giren taze havaya aktarır. Isı değiştirici etkinliği yüzde seksen beşin altına düştüğünde sistem verimi ciddi kaybeder. Yakıt ön reformeri, doğalgazdaki etan ve propan gibi ağır hidrokarbonları parçalayarak anot girişinde kurum oluşumunu engeller.
Çalışma sıcaklığı dört yüz ila beş yüz elli derece aralığında, nikel katalizörlü adyabatik bir reaktördür. İnvertör, yığından gelen doğru akımı şebeke uyumlu alternatif akıma (480 V, 60 Hz veya 400 V, 50 Hz) çevirir. Dönüşüm verimi yüzde doksan altı ila doksan sekiz aralığındadır.
Tüm bu yardımcı sistemler, yığının kendisinden daha fazla yer kaplayabilir. Bir megavatlık bir SOFC sisteminde yığın modülleri toplam hacmin yaklaşık yüzde otuzunu oluşturur. Geri kalanı BOP ekipmanıdır. Toplam sistem maliyetinin yüzde kırk ila ellisi BOP’a gider. Kırk fitlik konteyner tipi paketlemeler, veri merkezi uygulamaları için standart haline gelmiştir.
Piyasa Hafızası
Etiket, Bloom Box lansmanı, Şubat 2010. Bloom Energy, eBay kampüsünde düzenlediği basın toplantısında beş adet buzdolabı boyutundaki Bloom Box’ı tanıttı. Kutuların içinde düzlemsel SOFC yığınları vardı, doğalgazla besleniyor, eBay’in veri merkezine elektrik veriyordu. Lansmanı Silicon Valley’in ağır topları izledi, Time dergisi buluşu “yılın en önemli icadı” ilan etti. Şirket, her evin bahçesine konacak üç yüz bin dolarlık kutular hayalini pazarladı. On dört yıl sonra geriye dönüp bakıldığında, Bloom Box evlere girmedi, üç yüz bin dolarlık fiyat etiketi inmedi, ama şirket ayakta kaldı. Veri merkezleri ve hastaneler gibi kesintisiz güç isteyen müşterilere yüzlerce megavatlık sistem kurdu.
Ders nettir, SOFC’nin değer önerisi maliyet değil, şebekeden bağımsız güvenilirlik ve yüksek verimdir. Teknoloji abartı eğrisinin zirvesinden hızla inerken, sabırlı sermaye ve niş pazarlar hayatta kalmanın anahtarı oldu.
Küçük Bir Hesap
Sayılar temsili, mantık gerçek.
| Kalem | Değer |
| Sistem kapasitesi (AC çıkış) | 1 MW |
| Elektrik verimi (LHV) | %55 |
| Günlük çalışma saati | 24 saat |
| Günlük elektrik üretimi | 24.000 kWh |
| Günlük doğalgaz tüketimi (LHV) | 43.636 kWh (yaklaşık 4.150 m³) |
| Doğalgaz birim maliyeti | 0,025 USD/kWh |
| Günlük yakıt maliyeti | 1.091 USD |
| Elektrik satış fiyatı (ortalama) | 0,10 USD/kWh |
| Günlük elektrik geliri | 2.400 USD |
| Günlük brüt marj (yakıt sonrası) | 1.309 USD |
| Yıllık brüt marj (350 gün) | 458.150 USD |
| Tahmini sistem kurulum maliyeti | 3.500.000 USD |
| Basit geri ödeme (sadece yakıt marjı) | 7,6 yıl |
Hesap, yakıt marjının tek başına yatırımı geri ödemeye yetmediğini gösterir. Isı satışı devreye girerse tablo değişir. Atık ısının yarısı bile proses buharı olarak satılabilse, yıllık ek gelir yüz elli bin doları bulur, geri ödeme beş yılın altına iner.
Duyarlılık tarafında asıl kaldıraç doğalgaz fiyatıdır. Birim maliyet 0,015 USD/kWh’ye düşerse (ABD kuyu başı fiyatları), yıllık marj yedi yüz bin doları aşar. Tam tersi, Avrupa tipi 0,04 USD/kWh gaz fiyatında marj erir, geri ödeme on beş yıla çıkar. SOFC ekonomisi, gaz fiyatı ve elektrik fiyatı arasındaki makasa doğrudan bağlıdır. Kıvılcım marjı (spark spread) bu teknolojinin kaderini çizer.
Seramik fırının öğrettikleri
Birincisi, SOFC bir yakıt pili değil, bir yüksek sıcaklık kimyasal reaktörüdür. Onu PEM veya alkalin pillerle aynı sepete koyan her analiz, sıcaklık ve malzeme kısıtlarını ıskalar. Çalışma penceresinin darlığı (750-850°C), bu teknolojiyi malzeme biliminin bir uzantısı haline getirir. Bir elektrokimya problemi olmaktan çok, bir seramik mühendisliği problemidir.
İkincisi, verimlilik rakamları kağıt üzerinde etkileyicidir, ama asıl soru termal çevrim sayısı ve bozunma oranıdır. Yılda yüzde bir kapasite kaybı, on yılda sistemi ekonomik olmaktan çıkarabilir. Sekiz yüz derecede her malzeme yavaş yavaş ama durmaksızın bozunur. Krom buharlaşır, taneler büyür, contalar sürünür. Bozunma süreçlerinin toplamı, teknolojinin gerçek ömür maliyetini belirler.
Üçüncüsü, hidrojen ekonomisi anlatısı SOFC için bir tuzaktır. Makine hidrojenle de çalışır, ama asıl avantajı hidrojene ihtiyaç duymamasıdır. Doğalgaz altyapısının olduğu her yerde, reformer ünitesi olmadan elektrik üretebilir. Geleceğin yakıtını beklemek yerine, bugünün yakıtıyla iş yapar. Seramik fırının sessizliği, tam da bu pratik zekayı fısıldar. Yüz bin saat boyunca, tek bir hareketli parça olmadan, sekiz yüz derecede sükunetle dönen bir kimya fabrikası.