Derin Okuma — Tohum Kaplama
Tohumun üzerine mikron kalınlığında bir film çekmek, tarlada milyonlarca fidanın kaderini belirliyor. Kaplama kimyası, doğru dozaj ve doğru yapışma olmadan tarım kimyasının en pahalı girdisi boşa akıyor.
Tohumun üzerine mikron kalınlığında bir film çekmek, tarlada milyonlarca fidanın kaderini belirliyor. Kaplama kimyası, doğru dozaj ve doğru yapışma olmadan tarım kimyasının en pahalı girdisi boşa akıyor.
Bir mısır tohumunu avucuna al. Sarı, sert, cilalı. O cilalı yüzey doğal değil. Tohumun üzerinde gözle görülmeyen, kalınlığı bir saç telinin yirmide biri kadar olan bir film var. Film, tohumun içindeki genetiği değil, tohumun etrafındaki kimyayı taşıyor.
Tohum kaplama, tarımın en sessiz ama en pahalı mühendislik katmanlarından biri. Bir torba kaplanmış mısır tohumu, kaplanmamış muadilinden kabaca iki kat pahalı. Aradaki fark, tohumun kendisinde değil, üzerindeki o mikronluk filmde. Peki neden bir çiftçi bu farkı ödemeye razı oluyor?
Tohum muamelesi ile tohum kaplaması sık karıştırılır. Muamele, tohumun yüzeyine sıvı bir kimyasalın püskürtülüp kurutulmasıdır. Kaplama ise tohumun etrafına bağlayıcı bir polimerle tutturulmuş, kalınlığı kontrol edilebilen bir tabaka inşa etmektir. Aradaki fark, boya ile sıva arasındaki fark gibidir.
Muamelede aktif madde tohumun dış kabuğuna yapışır, tozuma riski yüksektir, dozaj tohumdan tohuma oynar. Kaplamada polimer matris aktif maddeyi hapseder, tozuma düşer, dozaj tohum başına sabitlenir. Sabitlik, ekim makinesinin tohumu tek tek bıraktığı modern sistemlerde kritik hale gelir. Pnömatik ekim makineleri tohumu hava akımıyla taşır, dozaj sapması bir tohuma bile düşse tarla boyunca koruma boşlukları açar.
Kaplamanın üç işlevi vardır. Birincisi biyolojik, tohumu toprak kaynaklı patojenlerden ve erken dönem böceklerden korumak. İkincisi fiziksel, tohumun akışkanlığını ve ekim hassasiyetini artırmak. Üçüncüsü kimyasal, aktif maddeyi tohumun etrafında kontrollü salmak. Üç işlev aynı filmde çakışır. Peki bu film nasıl inşa ediliyor?
Kaplamanın omurgası bir bağlayıcıdır. Yaygın olarak polivinil alkol, akrilik kopolimerler veya nişasta türevleri kullanılır. Bağlayıcı, su içinde çözülür, aktif maddelerle karıştırılır ve döner bir kazanda tohuma püskürtülür. Kazan içindeki tohum sürekli hareket eder, film her tohuma eşit dağılır. Endüstriyel kazanlarda parti büyüklüğü 500 ile 2.000 kilogram arasındadır, dönüş hızı dakikada 20 ile 40 devir arasında ayarlanır.
Sıcaklık burada belirleyici. Karışım genelde 20 ile 30 derece arasında tutulur. Çok soğuk karışım tohuma yayılmaz, damla damla kalır. Çok sıcak karışım erken kurur, film çatlar. Kurutma aşamasında kazan içi hava 35 ile 45 dereceye çıkarılır, nem yüzde 8'in altına indirilir. Nem yüksek kalırsa tohum depoda küflenir, küf kaplamayı deler, aktif madde boşa gider.
Film kalınlığı tohum ağırlığının binde 5 ile binde 30'u arasında değişir. Aralık küçük görünür ama tohum başına maliyeti belirler. Kalın film daha fazla aktif madde taşır, daha iyi korur, ama tohumun çimlenme enerjisini düşürebilir. İnce film ekonomiktir, ama koruma penceresi kısalır. Üretici bu dengeyi her ürün için ayrı kurar. Mısırda film genelde binde 10 ile binde 20 arasındadır, kolzada daha ince, binde 5 ile binde 12 arası tercih edilir.
Bağlayıcı seçimi de rastgele değil. Polivinil alkol suda çözünür, film esnektir, ama nemli toprakta erken dağılabilir. Akrilik kopolimerler daha sert film verir, tozuma direnci yüksektir, ama bazı aktif maddelerle uyumsuzdur. Nişasta türevleri ucuzdur, biyobozunurdur, ama mekanik dayanımı düşüktür. Üretici, aktif maddenin kimyasal yapısına göre bağlayıcıyı seçer. Bir neonikotinoid ile bir strobilurin aynı bağlayıcıyı sevmez.
Karışımın viskozitesi de bir ayar noktasıdır. Yüksek viskoziteli karışım tohuma kalın bir tabaka bırakır, düşük viskoziteli karışım ince bir film yapar. Ölçüm, genelde 25 derecede Brookfield viskozimetresiyle yapılır, hedef aralık 150 ile 400 santipoaz arasındadır. Aralık kayarsa, aynı tarifle bile farklı bir film elde edilir. Yüzde 10'luk bir viskozite sapması, film kalınlığını yüzde 15'e kadar oynatabilir.
Yüzey gerilimi de devrede. Tohum kabuğu mumumsu bir yapıya sahiptir, su bazlı karışım bu yüzeye kolay yayılmaz. Karışıma yüzde 0,1 ile yüzde 0,5 arasında bir yüzey aktif madde eklenir. Islatma ajanı olmadan film damlacık halinde kalır, kuruma sonrası çıplak noktalar bırakır. Çıplak nokta, patojenin gireceği kapıdır.
Bir mısır tohumu kaplamasında tipik olarak üç bileşen bulunur. Fungisit, böcek öldürücü ve bazen bir biyostimulant. Fungisit dozu tohum başına 0,5 ile 2 miligram arasında, böcek öldürücü dozu 0,3 ile 1,5 miligram arasında değişir. Rakamlar tohumun büyüklüğüne ve hedef zararlıya göre ayarlanır. Toplam kaplama yükü, tohum ağırlığının yüzde 1 ile yüzde 4'üne denk gelir.
Dozaj penceresi dardır. Yetersiz doz tarlada koruma bırakmaz, aşırı doz çimlenmeyi geciktirir. Örneğin bir neonikotinoid aşırı dozda kök gelişimini baskılar. Üretici bu yüzden her parti için çimlenme testi yapar. Testte kaplanmış tohumun çimlenme oranı, kaplanmamış kontrolün en az yüzde 95'ine ulaşmalıdır. Standart test 20 ile 25 derece arasında, 7 gün boyunca yürütülür.
Dozajı belirleyen ikinci değişken tohumun bin tane ağırlığıdır. Mısırda bin tane ağırlığı 250 ile 400 gram arasında oynar. Aynı aktif madde yükü, küçük tohumda daha yüksek konsantrasyona denk gelir. O yüzden kaplama tarifi tohum partisinden partiye yeniden kalibre edilir. Aynı torba içinde bile tohum boyutu yüzde 10 sapabilir. O yüzden endüstriyel hatlar tohumu önce boyut sınıfına ayırır, sonra kaplar.
Üçüncü değişken aktif maddenin suda çözünürlüğüdür. Suda kolay çözünen bir madde, toprak neminin ilk temasında hızla dışarı sızar. Suda az çözünen bir madde polimer içinde kalır, salımı yavaşlar. Üretici bu yüzden aktif maddeyi tek başına değil, çözünürlük sınıfına göre formüle eder. Aynı polimer, iki farklı aktif maddeyle iki farklı salım profili üretir. Çözünürlük farkı bin katı bulabilir.
Kaplamanın bir de görsel katmanı vardır. Tohumlar farklı renklere boyanır. Renk estetik değil, yasal bir işarettir. Renk, tohumun yemlik veya gıdalık olarak kullanılmadığını, muamele edilmiş olduğunu gösterir. Avrupa'da bu renklendirme zorunludur. Peki bu kimyasal katman tarlada ne kadar kalıyor?
Kaplamanın tarladaki ömrü, aktif maddenin salım hızına bağlıdır. Salım üç fazda gerçekleşir. Ekimden sonraki ilk saatlerde yüzeydeki aktif maddenin bir kısmı toprak nemine geçer. Ani salım, tohumu çimlenme anında saran patojenlere karşı ilk kalkanı kurar. Faz genelde toplam yükün yüzde 10 ile yüzde 30'unu boşaltır.
İkinci faz, polimer matrisin şişmesiyle başlar. Toprak nemi matrise girer, matris genişler, hapsedilmiş aktif madde yavaşça dışarı sızar. Faz günler ile haftalar arasında sürer. Salım hızını polimerin çapraz bağ yoğunluğu belirler. Sıkı çapraz bağ yavaş salım, gevşek çapraz bağ hızlı salım verir. Çapraz bağ oranı yüzde 1 ile yüzde 5 arasında oynar, bu küçük aralık salım süresini haftalarca değiştirir.
Üçüncü faz, matrisin çözünmesi veya parçalanmasıdır. Noktada aktif maddenin büyük kısmı serbest kalmıştır. Toprak sıcaklığı bu takvimi hızlandırır. Toprak 10 derecedeyken salım yavaş, 25 derecedeyken belirgin biçimde hızlıdır. Soğuk toprakta ekilen tohum, kaplamadan beklenen korumayı geç alır. Kuzey bölgelerde erken ekim yapan çiftçi tam bu yüzden ek koruma planı yapar.
Toprak pH'ı da salımı etkiler. Asidik toprakta bazı polimerler daha hızlı hidroliz olur, aktif madde erken boşalır. Alkali toprakta tam tersi, salım gecikir. Üretici bu yüzden kaplamayı hedef bölgenin toprak tipine göre de ayarlar. Aynı tohum, iki farklı tarlada iki farklı salım profili üretir. pH 5 ile pH 8 arasındaki fark, salım eğrisini tanınmaz hale getirir.
Toprak nemi bu denklemin gizli değişkenidir. Kuru toprakta polimer şişmez, salım durur, aktif madde tohumun üzerinde bekler. Aşırı ıslak toprakta matris hızla şişer, aktif madde birkaç gün içinde boşalır. Yani kaplama, kuraklıkta çalışmaz, sellerde de erken tükenir. O yüzden bazı üreticiler kaplamaya ikinci bir bariyer katmanı ekler ve salımı toprak nemine değil, sıcaklığa bağlar. Sıcaklıkla tetiklenen bir kaplama, nem dalgalanmasından bağımsız çalışır.
Kaplama bir de mekanik aşınmaya maruz kalır. Tohumun torbadan ekim makinesine, oradan toprağa giden yolu boyunca sürtünme filmden parça koparır. Kopan parça toz olur, toz aktif maddeyi taşır, rüzgarla tarladan uzaklaşır. Pnömatik sistemlerde toz kaybı daha yüksektir, çünkü hava akımı tozu doğrudan dışarı taşır.
O yüzden tozuma direnci ayrı bir test kalemidir. Standart testte tohum belirli bir süre çalkalanır, sonra oluşan toz tartılır. Toz kaybı toplam kaplamanın yüzde 1'ini geçmemelidir. Geçerse hem koruma düşer hem de aktif madde hedef dışına taşınır. Toz, arılar için de bir risk yoludur, çünkü ekim sırasında havaya karışır.
Nisan 2018'de Avrupa Birliği, açık alanda kullanılan üç neonikotinoid için kalıcı yasak kararı aldı. Yasak, imidakloprid, klotianidin ve tiametoksam maddelerini kapsıyordu. Gerekçe, bu maddelerin arılar ve diğer tozlaştırıcılar üzerindeki riskiydi. Karar özellikle tohum kaplaması pazarını vurdu, çünkü bu maddelerin en yaygın kullanımı tohum kaplamasıydı.
Yasak sonrası Avrupalı üreticiler alternatif aktif maddelere yöneldi. Bazıları biyolojik kaplamalara, bazıları farklı kimyasal sınıflara geçti. Ama koruma etkinliği düştü, çiftçiler ek ilaçlama yapmak zorunda kaldı. Ders şu. Tohum kaplaması bir kimyasal karar değil, bir sistem kararıdır. Bir aktif maddeyi yasaklamak, tarladaki tüm koruma mimarisini yeniden kurmayı gerektirir.
Bir hektar mısır için temsili bir kaplama ekonomisi kuralım. Sayılar temsili, mantık gerçek.
| Kalem | Değer |
|---|---|
| Hektar başına tohum | 75.000 adet |
| Kaplanmamış tohum maliyeti | 180 TL |
| Kaplama katmanı maliyeti | 140 TL |
| Toplam kaplanmış tohum maliyeti | 320 TL |
| Kaplamasız ek koruma ilaçlaması | 90 TL |
| Kaplamayla önlenen verim kaybı | 0,4 ton |
| Mısır ton fiyatı | 6.000 TL |
| Önlenen kaybın değeri | 2.400 TL |
Kaplama, tohum maliyetini neredeyse ikiye katlıyor. 400 TL değerinde. 100 TL.
Duyarlılık burada başlıyor. Verim kaybı 0,4 ton değil de 0,1 ton olsaydı, kaplama maliyeti kazancı silerdi. Yani kaplamanın ekonomisi, tarladaki baskı seviyesine bağlı. Baskı düşükse kaplama lüks, baskı yüksekse kaplama sigorta.
Tohum kaplamasını üç katmanda oku. Birinci katman kimya, polimer matrisin aktif maddeyi nasıl hapsettiği. İkinci katman mekanik, dozajın ve film kalınlığının çimlenmeyi nasıl etkilediği. Üçüncü katman ekonomi, kaplamanın tarladaki baskıya göre sigorta mı lüks mü olduğu.
Üç katman birbirinden ayrı düşünülemez. İyi kimya, yanlış dozajla çöker. Doğru dozaj, düşük baskıda parayı yakar. Bir tohumun sırtındaki o mikronluk film, aslında tarlanın tamamının risk yönetimidir. Görünmez olan, kararı verir.