Tüketim — Girdi maliyetlerinde enflasyon baskısı
ABD gıda şirketlerinin emtia maliyeti baskısı yüksek seviyelerde kalmayı sürdürüyor.
Bir terminalin gerçek kapasitesi, pompanın bastığı metreküpte değil, buharın geri dönüş hattında sakladığı zamanda yatar.
Rotterdam'ın Maasvlakte terminalinde bir Very Large Crude Carrier rıhtıma yanaştığında, ilk iş bağlama halatları değil, yükleme kolunun (loading arm) hidrolik kaldırıcısıdır. Kol, geminin manifolduna iki flanş arasında kalan contayla oturur. O conta sızdırırsa, on dört saatlik yükleme planı üç saatte çöpe döner. Terminal operatörü bunu bilir ve ilk yarım saatte hiçbir şey yapmaz gibi görünür. Aslında yaptığı iş, geminin tanklarını ve hatlarını tanımaktır.
Tanıma işi, geminin yükleme planındaki (loading plan) tank sırasına bakmakla başlar. Bir VLCC'de otuz iki ana tank, dört sancak iskele çifti halinde dizilir. Operatör hangi tanka önce basacağını, geminin baş kıç dengesine (trim) göre seçer. Yanlış sıra, gövdeye burulma yükü bindirir ve gemi kalkmadan hasar alır.
Çoğu insan tanker yüklemeyi bir hortumla kovaya su doldurmak gibi düşünür. Pompa açar, sıvı akar, tank dolar. Gerçek mekanizma bir akciğere benzer. Petrol geminin tankına girerken, tankın içindeki petrol buharı (volatile organic compounds) dışarı çıkmak zorundadır. Çıkmazsa tank basınçlanır, basınç yükselirse güvenlik valfi açılır ve buhar atmosfere kaçar. Kaçan buhar hem para hem de yasal sorundur.
O yüzden modern yükleme, iki yönlü bir iştir. Bir hat sıvıyı içeri taşır, ikinci hat buharı geri alır. İkinci hat tıkanırsa, birinci hattın debisi kendiliğinden düşer. Operatörün ekranında gördüğü "yavaşlama" çoğu zaman pompa arızası değil, buhar dengesinin bozulmasıdır. Peki bu dengeyi ne belirler?
### Hat hızı ve tank basıncı arasındaki pazarlık
Yükleme hızı, geminin tank tasarım basıncıyla sınırlıdır. Çoğu ham petrol tankeri tanklarını sıvı yüzeyinin üstünde kalan buhar boşluğu için tasarlar. Boşluk, tankın toplam hacminin kabaca yüzde ikisi ile yüzde beşi arasındadır. Boşluk küçüldükçe basınç hızla artar. Operatör bu yüzden yüklemenin son yüzde onunu "yavaş doldurma" (topping off) moduna alır. Debi bu aşamada saatte bin metreküpten saatte iki yüz metreküpe kadar düşebilir.
Topping off'un süresi, geminin boyutuna göre değişir. Bir Aframax'ta bu aşama kırk beş dakika sürerken, bir VLCC'de iki saati bulabilir. İki saat, terminalin rıhtım ücretini doğrudan etkiler. Rıhtım ücreti saatlik hesaplandığı için, yavaş doldurma aşaması terminalin en pahalı iki saatidir.
Kritik eşik, tankın yüksek seviye alarmıdır (high level alarm). Sıvı, tankın yüzde doksan beşine ulaştığında alarm çalar ve operatör debiyi kademeli kısmak zorundadır. Alarmın çaldığı an ile valfin kapanması arasında geçen süre, geminin tank boyutuna göre on beş ile kırk saniye arasında değişir. Aralıkta basılan fazla sıvı, taşma hattına (overflow line) gider. Taşma hattı yoksa, sıvı güverteye dökülür ve yükleme anında durur.
### Sıcaklık, viskozite ve pompanın gerçek sınırı
Ham petrolün viskozitesi sıcaklıkla ters orantılıdır. Soğuk petrol, boru içinde bal gibi davranır. O yüzden kış aylarında yükleme öncesi hatlar ısıtılır. Isıtma buhar ceketleriyle (steam tracing) yapılır ve buharın kendisi de bir maliyettir. Bir terminal, hattı on beş santigrat dereceden otuz beş santigrat dereceye çıkarmak için saatte yaklaşık iki ton buhar harcar.
Sıcaklık arttıkça viskozite düşer, debi artar. Ama sıcaklık arttıkça buhar basıncı da artar. Yani ısıtmak bir yandan pompayı rahatlatır, diğer yandan buhar geri kazanım sistemine yük bindirir. Operatörün aradığı şey, bu iki eğrinin kesiştiği noktadır. Nokta genelde otuz ile kırk santigrat derece arasında bir yerde durur ve petrolün kaynağına göre kayar.
Viskozite sınırı, pompa tipini de belirler. Merkezkaç pompalar (centrifugal pump) düşük viskozitede verimlidir ama yüksek viskozitede debisi çöker. Ağır ham petrol için vidalı pompalar (screw pump) kullanılır. Bir terminalde her iki pompa tipi bulunur ve operatör, yüklediği petrolün API gravitesine göre hangisini açacağını seçer. Yanlış pompa seçimi, debiyi yarıya indirir ve on dört saatlik planı yirmi saate çıkarır.
Sıcaklığın bir de üst sınırı vardır. Ham petrolü kırk beş santigrat derecenin üzerine çıkarmak, hafif fraksiyonların (light ends) buharlaşmasını hızlandırır. Buharlaşan fraksiyon, hem kaybedilen hacim hem de artan buhar yüküdür. Yani ısıtmanın bir optimumu vardır ve o optimum, petrolün kaynağına göre kayar. Basra ham petrolü ile Kuzey Denizi ham petrolü aynı sıcaklıkta yüklenmez.
### Buhar geri kazanımı. Görünmeyen darboğaz
Buhar geri kazanım ünitesi (vapour recovery unit), tanktan çıkan buharı bir absorpsiyon kolonunda petrolle temas ettirir. Buharın içindeki ağır hidrokarbonlar sıvıya döner, hafif olanlar yakma ünitesine gider. Ünitenin kapasitesi, yükleme hattının kapasitesinden küçükse, sistemin tamamı o küçük üniteye göre çalışır.
Tipik bir terminalde buhar geri kazanım kapasitesi, sıvı yükleme kapasitesinin yüzde yetmişi ile yüzde doksanı arasındadır. Yani sıvı hattı saatte beş bin metreküp basabiliyorsa, buhar hattı saatte dört bin metreküp emebilir. Fark, yüklemenin hiçbir zaman tam kapasitede yapılamayacağı anlamına gelir. Terminal tasarımındaki en pahalı hata, bu iki kapasiteyi eşitlemeye çalışmaktır.
Ünitenin kendi içinde de bir sınır vardır. Absorpsiyon kolonundaki yatak, doymuş hale geldiğinde verimi düşer. Yatak, her yüz elli ile iki yüz çalışma saatinde bir rejenere edilir. Rejenerasyon sırasında ünite devre dışıdır ve bu süre boyunca yükleme yapılamaz. Bir terminalin yıllık yükleme kapasitesi, bu bakım pencereleriyle doğrudan kesilir. Yılda kırk saatlik zorunlu duruş, saatte beş bin metreküp debiyle iki yüz bin metreküplük kayıp demektir.
Buhar hattının bir de basınç dengesi vardır. Hat, hafif vakum altında çalışır. Vakum düşerse buhar geri dönmez ve tank basınçlanır. Vakum çok yükselirse, tanktan sıvı da emilmeye başlar. Operatörün ekranındaki vakum göstergesi, bu iki uç arasında dar bir bantta tutulur. Bant genelde on ile otuz milibar arasındadır ve bu bandın dışına çıkmak, yüklemeyi durdurmak demektir.
### Ölçüm. Yüklenenin gerçekten ne olduğu
Yükleme bittiğinde iki taraf da aynı sayıyı görmek ister. Ama gemi tankındaki sıvı sıcak, terminaldeki sıvı soğuk olabilir. Hacim sıcaklıkla genleşir. O yüzden ölçüm, standart bir referans sıcaklığa (genelde on beş santigrat derece) çekilir. Düzeltme katsayısı, ham petrol için binde altı ile binde dokuz arasında oynar.
Bindelik bir fark küçük görünür. Ama iki milyon varillik bir yüklemede binde yedi, on dört bin varil eder. Bugünkü fiyatlarla bu, yaklaşık bir milyon dolarlık bir anlaşmazlıktır. O yüzden yükleme sonrası ölçüm, iki bağımsız surveyor tarafından yapılır ve rakamlar tutmazsa gemi kalkmaz.
Ölçümün bir de su içeriği boyutu vardır. Ham petrol, beraberinde tuzlu su taşır. Su, tankın dibinde birikir ve sıvı hacminin içinde sayılmamalıdır. Yükleme sonrası tank dibinden numune alınır ve su oranı ölçülür. Oran genelde hacmin yüzde yarımı ile yüzde biri arasındadır. İki milyon varillik bir yüklemede yüzde bir su, yirmi bin varillik ölü hacim demektir. Hacim için ödeme yapılmaz ama taşıma maliyeti ödenir.
Sıcaklık düzeltmesi ile su kesintisi birleştiğinde, geminin taşıdığı "net" hacim, tankta gördüğü "brüt" hacimden yüzde ikiye kadar sapabilir. Sözleşmeler bu yüzden brüt değil net hacim üzerinden yazılır. İki surveyor arasındaki fark binde üçü geçerse, üçüncü bir hakem surveyor devreye girer ve gemi kalkışı bir gün daha gecikir.
Mart 2021'de Ever Given konteyner gemisi Süveyş Kanalı'nda karaya oturduğunda, dünya konteyner trafiğini konuştu. Ama kanalın kapanması asıl tanker piyasasını vurdu. Kanal altı gün kapalı kaldı ve bu sürede kuzeye giden ham petrol tankerleri Ümit Burnu'na yönlendirildi. Rota uzadı, varış süreleri on gün arttı, ton-mil talebi sıçradı.
Tanker yükleme açısından asıl ders başkaydı. Kanal açıldığında limanlara aynı anda yığılan gemiler, terminal yükleme pencerelerini kilitledi. Bazı terminaller, art arda gelen gemileri zamanında yükleyemez hale geldi çünkü buhar geri kazanım üniteleri aralıksız çalışmaktan bakıma alınamıyordu. Yükleme kapasitesi, gemi sayısıyla değil, bu ünitenin çalışma saatleriyle sınırlıydı.
Ders şudur. Bir terminalin kapasitesi, pompalarının toplam debisi değildir. Kapasite, en yavaş yardımcı sistemin sürdürebildiği hızdır. Kriz anında bu yardımcı sistem, hiç kimsenin ekranında görünmeyen buhar hattıdır.
Sayılar temsili, mantık gerçek. İki milyon varillik bir ham petrol yüklemesi varsayalım.
| Kalem | Değer |
|---|---|
| Yüklenen hacim | 2.000.000 varil |
| Ortalama yükleme debisi | 4.500 metreküp/saat |
| Toplam yükleme süresi | 14 saat |
| Topping off süresi | 2 saat |
| Buhar geri kazanım kapasitesi | 4.000 metreküp/saat |
| Hattı ısıtmak için harcanan buhar | 28 ton |
| Buhar maliyeti | 25 dolar/ton |
| Rıhtım ücreti | 12.000 dolar/saat |
| Sıcaklık düzeltme katsayısı | binde 7 |
| Düzeltmeden doğan hacim farkı | 14.000 varil |
| Ham petrol fiyatı | 75 dolar/varil |
| Düzeltme farkının değeri | 1.050.000 dolar |
Toplam yükleme süresi on dört saat, rıhtım maliyeti yüz altmış sekiz bin dolar. Buhar maliyeti yedi yüz dolar. Ama sıcaklık düzeltmesinden doğan hacim farkı, tek başına bir milyon doların üzerinde. Yani yüklemenin en pahalı kalemi, pompalanan petrol değil, ölçülen petrolün sıcaklığıdır.
Duyarlılık şurada. Buhar geri kazanım kapasitesi saatte dört bin yerine üç bin beş yüz metreküp olsaydı, yükleme süresi on dört saatten on altı saate çıkardı. Rıhtım maliyeti iki yüz kırk bin dolara yükselirdi. Yüzde on iki kapasite kaybı, yüzde kırk üç maliyet artışı demek. Terminal ekonomisi doğrusal değil, eşik tabanlıdır.
Bir tanker yüklemesini anlamak için üç katmanı ayır. Birinci katman pompa ve borudur, herkesin gördüğü katman. İkinci katman buhar ve sıcaklıktır, operatörün ekranında sayı olarak duran ama kimsenin konuşmadığı katman. Üçüncü katman ölçüm ve düzeltmedir, sözleşmenin imzalandığı ama kimsenin okumadığı katman.
Kapasiteyi belirleyen her zaman ikinci katmandır. Parayı belirleyen her zaman üçüncü katmandır. Birinci katman ise sadece gürültü çıkarır.
Rıhtımda geçen on dört saatin sonunda geminin kalkıp kalkmaması, pompanın değil, contanın ve termometrenin kararıdır.