Derin Okuma — SMED

Dev bir presin durduğu her dakika, görünmez bir sayaç gibi şirketin kasasından para çeker. Shigeo Shingo'nun 1950'lerde sorduğu soru, bu sayacı durdurmanın değil, sayacın kendisini yeniden tanımlamanın mümkün olup olmadığıydı.

Fabrikanın kalbinde, üç katlı bir binanın gövdesini andıran pres, tok bir metalik çığlıkla son darbeyi indirir ve susar. Ardından gelen sessizlik, üretim bandındaki uğultudan daha ağırdır. Vinç operatörü kabinine doğru yürürken, kalıpçılar ellerindeki bakır çekiçler ve gres pompalarıyla makinenin karanlık ağzına yaklaşır. Daha ilk cıvata sökülmeden, bir kronometre görünmez bir el tarafından çalıştırılmıştır. Kronometre, dakikaları değil, doğrudan kar marjını ölçer. Pres durduğu her an, aşağı yukarı saniyede birkaç doların buharlaştığı bir kum saatidir. Shigeo Shingo, 1950'lerin Japonya'sında, tam da bu sessizliğin içinde yürürken, herkesin kader sandığı bu bekleme süresinin aslında bir tasarım hatası olduğunu fark etti.

Duran elin maliyeti

Bir üretim hattında asıl kayıp, makinenin bozulduğu anlar değildir. Asıl kayıp, makinenin sağlam olduğu ama üretmediği anlardır. SMED'in köküne inmek için önce bu paradoksu sindirmek gerekir. Bir enjeksiyon kalıbını düşün. Kalıp, 200 tonluk bir kuvvet altında, ergimiş polimeri milimetrenin onda biri hassasiyetle şekillendirir. Canavarın bir üründen diğerine geçmesi gerektiğinde, yani ön tampondan arka tampona dönüş yapacağında, her şey durur.

Geleneksel akıl bu duruşu "kaçınılmaz" olarak etiketler ve maliyet muhasebesi bu süreyi genel üretim giderlerinin içine gömer. Oysa Shingo'nun yaptığı şey, bu gömülü maliyeti kazıp çıkarmak ve onu bir tasarım değişkenine dönüştürmekti. Duran bir pres, tıpkı bir uçağın pistte beklemesi gibidir. Uçak havada değilse para kazanmaz. Pres de kalıp değiştirirken aynı durumdadır. Aradaki fark, havayolu şirketlerinin uçaklarını yerde tutan her faktörü saniyesine kadar analiz etmesi, fabrikaların ise bu süreyi kader olarak görmesiydi.

Maliyetin büyüklüğünü kavramak için presin saatlik tam maliyetini masaya yatırmak gerekir. Amortisman, enerji tüketimi, operatör ve yardımcı personelin dakika bazında işçilik maliyeti, çevresel sistemlerin (soğutma kuleleri, hidrolik pompalar, konveyör bantları) boşta çalışma gideri ve fırsat maliyeti. Fırsat maliyeti, presin o saatte üretebileceği parçaların satışından elde edilecek katkı payıdır. Beş bileşen toplandığında, büyük bir presin saatlik tam maliyeti 400 doların altına nadiren düşer, 3.000 tonluk bir transfer presinde 1.200 doları aşabilir.

İki tür işin anatomisi

Shingo, Mazda'nın Hiroşima'daki fabrikasında preslerin başında saatler geçirirken, insan elinin makineyle kurduğu teması ikiye ayırdı. Ayrım, SMED'in omurgasıdır. İç kalıp değişimi (IED) ve dış kalıp değişimi (DED). Ayrımın kendisi neredeyse çocukça basittir ama uygulaması bir fabrikanın sinir sistemini yeniden döşemek gibidir. İç kalıp değişimi, pres durduğu sürece yapılan işlerdir. Cıvataların sökülmesi, eski kalıbın vinçle çıkarılması, yeni kalıbın yerleştirilmesi, ilk parçanın denenmesi.

Dış kalıp değişimi ise pres çalışırken yapılabilecek işlerdir. Bir sonraki kalıbın ön ısıtmaya alınması, cıvataların ve bağlantı elemanlarının tezgahın yanında hazırlanması, hatta kalıbın üzerindeki sensör kablolarının önceden kontrol edilmesi.

Geleneksel bir kalıp değişiminde, bir usta pres durduktan sonra alet çantasına yönelir, anahtarı arar, cıvatayı söker, sonra vinç kumandasını almak için yürür. Yürüme, arama, bekleme anlarının her biri iç kalıp değişimine dahildir ve pres bu sırada ölüdür. Shingo'nun ilk ve en sarsıcı adımı, bu iki kategoriyi birbirinden ayırmak ve dış kalıp değişimine ait ne varsa, pres durmadan önce tamamlamak oldu. Fabrika zemininde bu, bir Formula 1 pit stopunun provası gibidir. Araba pite girmeden önce lastikler ısıtıcı battaniyelerindedir, bijon tabancaları basınçlı havayla hazırdır, ekip pozisyon almıştır. Araba durduğu an, sadece ve sadece iç kalıp değişimi başlar.

Ayrımın operasyonel özgülü şurada yatar. Shingo, bir kalıp değişimini filme aldı ve her bir hareketi saniye saniye kodladı. Toplam sürenin yaklaşık yüzde 40'ının, pres durmadan önce yapılabilecek işlerden oluştuğunu gördü. Yürüme mesafeleri, alet arama süreleri, kalıbın vinçle taşınması için gereken hazırlık adımları. Bunların hiçbiri presin çalışmasına bağlı değildi. Sadece alışkanlık, bu işleri pres durduktan sonraya bırakıyordu. İlk kazanım, sıfır yatırımla, sadece iş sıralamasını değiştirerek elde edildi.

Isı, basınç ve paralellik üçgeni

Kalıp değişimini bir mobilyanın yerini değiştirmekten ayıran üç fiziksel parametre vardır. Isı, basınç ve paralellik. Üçü, SMED'in operasyonel kalbidir ve her biri kendi içinde bir mühendislik disiplini gerektirir. Bir enjeksiyon kalıbı, optimum çevrimi yakalamak için belirli bir sıcaklıkta tutulur. Sıcaklık, kalıbın çelik alaşımına ve basılan polimerin cinsine göre 80°C ile 120°C arasında bir bantta gezinir. Kalıp soğursa, ilk basılan parçalar fire olur.

Fire, sadece malzeme kaybı değil, aynı zamanda o fire parçaları üretmek için harcanan pres zamanının da kaybıdır. Geleneksel yöntemde kalıp, pres durduktan sonra sökülür, kenara alınır ve bir sonraki kalıp takılır. Yeni kalıp soğuktur. Pres çalışır, ama kalıp ısınana kadar geçen sürede basılan her parça çöpe gider. Isınma süresi, kalıbın kütlesine bağlı olarak 20 dakikadan 45 dakikaya kadar uzayabilir.

Isıl denklemin detayına inildiğinde, kalıbın ısınma hızının belirleyicisi çelik kütlesi ve ısı transfer akışkanının debisidir. 800 kilogramlık bir P20 çeliği kalıbı, dakikada 20 litre debiyle dolaşan 90°C'lik su ile yaklaşık 35 dakikada rejim sıcaklığına ulaşır. Kalıp soğukken basılan ilk 15 ila 25 parça, polimerin kalıp boşluğunda yeterince akışkan kalmaması nedeniyle eksik dolar veya yüzey kalitesi bozuk çıkar. Her bir fire parçanın maliyeti, sadece hammadde değil, presin o parçayı basmak için harcadığı çevrim süresidir. Bir çevrim 45 saniye ise, 20 fire parça 15 dakikalık üretim kaybı demektir.

SMED'in bu noktadaki çözümü, dış kalıp değişimi kavramının ta kendisidir. Bir sonraki kalıp, pres çalışırken, bir ön ısıtma istasyonunda rejim sıcaklığına getirilir. Istasyon, kalıbın içinden geçen yağ veya su devrelerine bağlanan bir sıcaklık kontrol ünitesidir. Kalıp, prese gitmeden önce zaten 90°C'dedir. Takıldığı an, ilk parçadan itibaren fire oranı sıfıra yaklaşır. Ön ısıtma istasyonunun kritik özgülü, kalıp içi sıcaklık dağılımının homojenliğidir.

Kalıbın merkezi ile kenarları arasındaki sıcaklık farkı 5°C'yi aşarsa, ısıl genleşme farkı nedeniyle kalıp boşluğunun boyutları mikron seviyesinde sapar. Sapma, parça toleranslarını doğrudan etkiler. Profesyonel bir ön ısıtma istasyonu, kalıbın tüm yüzeyinde sıcaklığı ±2°C bant içinde tutacak şekilde tasarlanır.

İkinci parametre basınçtır. Presin koç darbesi, kalıbın iki yarısını birbirine kilitler. Kilitleme kuvveti, kalıbın büyüklüğüne göre 50 tondan 3000 tona kadar çıkabilir. Kalıp değişiminde bu kuvvetin sıfırlanması, eski kalıbın çıkarılması ve yeni kalıbın aynı eksende, aynı paralellikte bağlanması gerekir. Basıncın operasyonel detayı, presin koç strokunun ayarlanmasında saklıdır. Her kalıbın bir kapama yüksekliği vardır.

Kapama yüksekliği, kalıbın iki yarısının tam olarak birleştiği andaki pres koçunun konumudur. Geleneksel yöntemde bu yükseklik, pres durduktan sonra, koçun alt ölü noktası manuel olarak ayarlanarak bulunur. Ayar, birkaç deneme yanılma çevrimi gerektirir ve her çevrim presin açılıp kapanması demektir.

Paralellik, üçüncü ve en sinsi parametredir. Kalıbın iki yarısı arasındaki paralellik, milimetrenin yüzde biri seviyesinde bir sapma gösterirse, çapak oluşur, kalıp aşınır ve parça tolerans dışına çıkar. Paralellik sapmasının kök nedeni, pres tablasının ve kalıp plakalarının zamanla aşınması veya ısıl deformasyonudur. 2 metre genişliğindeki bir pres tablasında, 0,05 milimetrelik bir seviye farkı, kalıbın bir köşesinin diğerinden önce kapanmasına yol açar. Kapanma anında, geç kapanan köşedeki polimer basıncı düşer ve o bölgede çapak oluşur. Çapak, sonraki operasyonda kesilmek zorundadır ve bu da ek bir işçilik maliyetidir.

Geleneksel yöntemde bu ayar, pres durduktan sonra, ustaların göz kararı ve komparatör saatleriyle yaptığı bir ayin gibidir. Saatler sürebilir. Komparatör saati, kalıbın dört köşesine tek tek temas ettirilir, okunan değerler bir kağıda yazılır, şim çelikleriyle (dolum pullarıyla) düzeltme yapılır, kalıp tekrar kapatılır, tekrar ölçülür. Her döngü 20 ila 30 dakika alır ve üç dört döngü nadir değildir.

Hidrolik kelepçe ve sıfır noktası

Shingo'nun ikinci büyük sıçraması, iç kalıp değişimini de kendi içinde optimize etmekti. Burada devreye giren mekanizma, bağlama sistemlerinin radikal biçimde basitleştirilmesidir. Geleneksel bir kalıp, prese onlarca cıvata ve kama ile bağlanır. Her cıvata, bir insanın tork anahtarıyla sıkması gereken bir zaman birimidir. SMED'in bu aşamadaki cevabı, hidrolik kelepçeler ve sıfır noktası bağlama sistemleridir. Hidrolik kelepçe, bir düğmeye basıldığında, kalıbı prese saniyeler içinde kilitleyen bir mekanizmadır.

Hidrolik kelepçenin çalışma prensibi, Pascal yasasının doğrudan bir uygulamasıdır. Küçük bir piston üzerine uygulanan hidrolik basınç, kelepçenin içindeki daha geniş bir pistona iletilir ve burada mekanik bir kuvvet çarpanı oluşturur. 250 bar basınçla çalışan bir hidrolik devre, kelepçe başına 5 ila 15 ton arasında bir kilitleme kuvveti üretir. Dört kelepçeli bir sistem, kalıbı prese toplamda 20 ila 60 ton kuvvetle sabitler. Kuvvet, kalıbın enjeksiyon sırasında maruz kaldığı iç basınca karşı koymak için yeterlidir. 500 bar arasında değişir ve bu basınç, kalıbın iki yarısını ayırmaya çalışan bir kuvvet oluşturur. Kelepçelerin görevi, bu ayırma kuvvetini karşılamak ve kalıbın ağzının açılmasını engellemektir.

Sistemin operasyonel güzelliği, hidrolik basıncın bir akümülatörde depolanabilmesidir. Akümülatör, içinde nitrojen gazı bulunan bir basınçlı kaptır. Pres çalışırken, dış kalıp değişimi kapsamında, hidrolik pompa akümülatörü doldurur. Nitrojen gazı sıkışır ve enerji depolar. Pres durduğunda, hidrolik güç hazırdır. Eski kalıbın kelepçeleri bir valf ile gevşetilir, kalıp çıkar, yeni kalıp yerleştirilir ve kelepçeler tekrar sıkılır.

Akümülatörün sağladığı avantaj, hidrolik pompanın devreye girme süresini ortadan kaldırmasıdır. Bir hidrolik pompanın sıfırdan 250 bara çıkması 8 ila 12 saniye alır. Akümülatörle bu süre sıfırlanır.

Sıfır noktası sistemi ise kalıbın üzerindeki hassas işlenmiş yuvalara oturan pimlerden oluşur. Kalıp, vinçle yerine indirildiğinde, bu pimler sayesinde mikron seviyesinde bir hassasiyetle kendiliğinden doğru pozisyona oturur. Paralellik ayarı için saatler harcanmaz. Kalıp yerine "klik" diye oturur ve hidrolik kelepçeler kilitlenir. Sıfır noktası sisteminin tekrarlanabilirlik hassasiyeti, tipik olarak ±5 mikron civarındadır. İnsan saç telinin çapı yaklaşık 70 mikrondur. Sistem, kalıbı her seferinde saç telinin ondabiri hassasiyetle aynı konuma yerleştirir.

Noktada operasyonel bir özgül devreye girer. Hidrolik kelepçelerin çalışma basıncı, tipik olarak 250 bar civarındadır. Basınç, bir hidrolik üniteden sağlanır ve kelepçelerin içindeki pistonları hareket ettirir. Pistonlar, kalıbın kenarındaki bir flanşa baskı yaparak onu pres tablasına sabitler. Sistemin güzelliği, bu basıncın bir akümülatörde depolanabilmesidir. Pres çalışırken, dış kalıp değişimi kapsamında, akümülatör doldurulur.

Pres durduğunda, hidrolik güç hazırdır. Eski kalıbın kelepçeleri bir valf ile gevşetilir, kalıp çıkar, yeni kalıp yerleştirilir ve kelepçeler tekrar sıkılır. Tüm bu süreç, eğer sistem doğru tasarlanmışsa, 90 saniyenin altına inebilir. Bu, saatler süren bir işlemin bir buçuk dakikaya inmesi demektir. Aradaki fark, doğrudan presin üretimde olduğu ek süredir. Doksan saniye eşiği, SMED'in ismindeki "tek dakika" (single minute) ifadesinin kaynağıdır. Shingo'nun hedefi, her kalıp değişimini 10 dakikanın altına, mümkünse 100 saniyenin altına indirmekti.

Piyasa Hafızası

1957, Hiroşima. Mazda Fabrikası ve Shingo'nun Kronometresi

Shigeo Shingo, 1957 yılında Mazda'nın Hiroşima'daki pres atölyesinde duruyordu. Elinde bir kronometre vardı ve bir kalıp değişimini baştan sona izliyordu. Kronometre, presin son darbeyi vurduğu andan, yeni kalıpla ilk kabul edilebilir parçanın basıldığı ana kadar geçen süreyi ölçtü. Sonuç 4 saatti. Shingo, bu dört saatin içinde neler olduğunu adım adım kaydetti. Gördüğü şey, işin kendisinden çok, işin etrafındaki bekleme, yürüme ve arama süreleriydi.

Yönetime, bu süreyi 90 dakikanın altına indirebileceğini söyledi. Teklif, imkansız olarak nitelendirildi. Shingo, metodunu adım adım uyguladı. Önce dış kalıp değişimini ayırdı, sonra iç kalıp değişimini basitleştirdi. Birkaç ay içinde aynı pres, aynı kalıp, aynı ustalarla 90 dakikanın da altına indi. Başarı, Toyota Üretim Sistemi'nin temel taşlarından biri haline geldi ve "Tek Dakikada Kalıp Değişimi" (Single Minute Exchange of Die) kavramı, yani SMED doğdu.

Çıkarılan ders nettir. Verimsizlik, genellikle işin kendisinde değil, işin nasıl organize edildiğinde gizlidir. Kronometre, en acımasız danışmandır.

Küçük Bir Hesap

Sayılar temsili, mantık gerçek.

KalemDeğer
Pres saatlik tam maliyet (amortisman, enerji, işçilik, genel gider)450 $
Günlük ortalama kalıp değişim sayısı3
Geleneksel yöntemle değişim süresi (dakika)210
SMED sonrası değişim süresi (dakika)12
Geleneksel yöntemle günlük kayıp süre (dakika)630
SMED sonrası günlük kayıp süre (dakika)36
Günlük kazanılan süre (dakika)594
Günlük kazanılan süre (saat)9,9
Günlük maliyet kazancı4.455 $
Yıllık çalışma günü250
Yıllık maliyet kazancı1.113.750 $

Hesap, tek bir pres içindir. On presli bir atölyede yıllık kazanç 11 milyon doların üzerine çıkar. Duyarlılık twisti ise şuradadır. Kazanılan sürenin gerçek değeri, sadece maliyetten kaçınmak değil, ek kapasite yaratmaktır. Eğer fabrika tam kapasite çalışıyorsa ve talep varsa, kazanılan bu 9,9 saat, ek vardiya yatırımı yapmadan, sıfır ek sabit maliyetle üretimi artırmak anlamına gelir. Durumda kazanç, saatlik maliyetin değil, üretilen ek parçaların satış fiyatı üzerinden hesaplanır ve rakam katlanarak büyür.

Zihniyet devrimi

SMED'i bir dizi mühendislik numarası olarak okumak, onu eksik okumaktır. Birinci ders, duruş süresinin bir kader değil, bir tasarım değişkeni olduğudur. Her saniye, bir sürecin yeniden tasarlanmasıyla geri kazanılabilir.

İkinci ders, iyileştirmenin her zaman pahalı teknoloji gerektirmediğidir. Shingo'nun ilk ve en büyük kazancı, hidrolik kelepçelerden değil, dış kalıp değişimini ayırmaktan geldi. Bu, sıfır maliyetli bir zihinsel yeniden çerçevelemedir. İş sıralamasını değiştirmek, bir fabrikanın en ucuz ve en yüksek getirili yatırımıdır.

Üçüncü ders ise katmanlıdır. SMED'in yüzey katmanı hızdır. Altındaki katman esnekliktir. Daha da altındaki katman ise stratejik özgürlüktür. Kalıp değişim süresi saatlerden dakikalara indiğinde, fabrika büyük partiler halinde üretmek zorunda kalmaz. Küçük partiler, tam zamanında üretim, stokların erimesi ve nakit akışının serbest kalması demektir. Presin başında duran kronometre, aslında tüm tedarik zincirinin nabzını ölçer.

Harika! Başarıyla kaydoldunuz.

Tekrar hoş geldiniz! Başarıyla oturum açtınız.

Dragonomi 'a başarıyla abone oldunuz.

Başarılı! Giriş yapmak için sihirli bağlantıyı e-postanızda kontrol edin.

Başarılı! Fatura bilgileriniz güncellendi.

Faturanız güncellenmedi.