Chicago’daki bir soya fasulyesi işlemcisinin takas odasına baktığını hayal edin. Terminal ekranında Temmuz vadeli kontratının açık pozisyonu kırmızı renkte yanıp sönüyor. Vadeye üç iş günü kalmış. Depoda elli bin ton soya yok, zaten olsa da demiryolu lojistiği aylar öncesinden bağlanır. Fiziki teslimat bu işlemci için bir opsiyon değil, bir felaket senaryosu. Ekrana uzanıp birkaç tuşa basıyor.
Saniyeler içinde Temmuz pozisyonu kayboluyor ve yerini Kasım kontratı alıyor. Soya fasulyesinin kendisi bir milimetre kıpırdamamışken, kağıt üzerindeki yükümlülük altı ay ileri sıçramış durumda. Piyasa bu manevraya sadece “roll” der ve her ay milyarlarca dolarlık emtia, döviz ve tahvil pozisyonu bu sessiz koridordan geçer.
Bir alıp bir satmanın eşzamanlı mantığı
Vadeli roll işleminin özü, bir konser biletini gişede iade edip aynı anda bir sonraki konser için yeni bilet almaya benzer. İade ettiğiniz bilet vadesi gelmiş kontrat, satın aldığınız ise ileriki aydır. Perdede tek bir işlem gibi görünen roll, aslında iki bağımsız emrin eşzamanlı iletilmesidir. Yakın ayı kapat, uzak ayı aç. Takas odası iki işlemi birbirinden ayırmaz, fakat marj hesaplaması ve işlem ücretleri her bacak için ayrı ayrı işler. Aracı kurum ekranında çoğunlukla “spread order” olarak tek satırda fiyatlanır, çünkü piyasa yapıcı iki kontrat arasındaki farkı kotasyonun kendisi haline getirmiştir. İşlemcinin gördüğü tek sayı, yakın ay ile uzak ay arasındaki spread’tir ve buna taşıma maliyetinin tamamı gömülüdür.
Spread emrinin gerçekleşme anında, takas odasının risk motoru iki bacağı milisaniye aralığında eşleştirir. Eşleşme sağlanamazsa, yani piyasa yapıcı spread kotasyonunu geri çekerse, işlemcinin terminalinde “legged” uyarısı belirir. Tek bacak açıkta kalır. Açıkta kalan bacak, çıplak bir pozisyona dönüşür ve marj hesabı anında şişer. CME’nin SPAN algoritması, spread olarak girilen iki bacaklı işleme, çıplak pozisyonun yaklaşık yüzde altmış beşi kadar bir başlangıç marjı tanır. Bacaklardan biri koparsa, kalan pozisyon tam marja tabi olur ve hesaptaki kullanılabilir teminat birkaç saniye içinde kırmızıya dönebilir.
Spread pozitifse kontratın ileri taşınması bir gider kalemi yaratır. Piyasa bunu “contango” olarak adlandırır. Negatifse, yani uzak ay yakın aydan ucuzsa, roll işlemi cebe prim bırakır. Buna “backwardation” denir. Adlandırmalar enerji masasında kahve fincanının altına yazılan notlardan ibarettir, fakat bu iki kelime yıllık getirinin iki yüz ila üç yüz baz puanını tek başına belirleyebilir. Contango’nun dik olduğu bir yılda, S&P GSCI gibi bir emtia endeksini birebir takip eden bir fon, spot emtianın yüzde on beş yükseldiği bir senaryoda dahi yatırımcısına eksi getiri sunabilir. Roll getirisi denilen şey, spot fiyat hareketinden bağımsız, tamamen vadeler arasındaki makasın yönüne ve büyüklüğüne bağlı bir performans kalemidir.
Spread’in iç organları
Vadeler arasındaki fiyat farkı üç katmandan oluşur. Birinci katman depolama maliyetidir. Chicago tahıl silolarında bir kile mısırı bir ay tutmanın bedeli kabaca on beş sent dolayındadır ve bu rakam elektrik, havalandırma, fumigasyon ve personel vardiyasını içerir. Depolama maliyeti doğrusal değildir. Silo doluluk oranı yüzde sekseni aştığında, marjinal depo kirası tonoz fiyatlamasına geçer. Kile başına on beş sent olan aylık maliyet, bir gecede yirmi beş sente sıçrayabilir.
Enerji tarafında bu doğrusalsızlık daha keskindir. Cushing’deki ham petrol tanklarında, doluluk yüzde seksen beşin üzerine çıktığında, bir varili bir ay kiralamanın bedeli altmış sentten bir dolar yirmi sente tırmanır. Tank tabanına yaklaştıkça, depo operatörü aciliyet primini faturaya ekler.
İkinci katman finansmandır. Pozisyonu taşımak için bağlanan sermayenin faizidir. Üç aylık SOFR üzerinden hesaplandığında, ton başına dört yüz dolarlık bir emtia pozisyonunda aylık finansman maliyeti seksen senti geçmez, fakat bir milyon tonluk book’ta bu seksen sent sekiz yüz bin dolara dönüşür. Finansman ayağında referans alınan faiz, emtianın cinsine ve işlemcinin teminat yapısına göre değişir. LME bakır kontratında, marj tamamen nakit olarak yatırıldıysa, fırsat maliyeti işlemcinin kendi fonlama oranıdır. Teminat olarak Hazine tahvili rehin edildiyse, finansman maliyeti tahvil getirisi ile repo oranı arasındaki makasa kayar.
Kurumsal işlemciler bu makası on baz puanın altında tutabilirken, bireysel hesaplar aracı kurumun uyguladığı yüzde beş ila yedi arasındaki kredi faizine katlanır. Aradaki fark, aynı spread’i farklı işlemci sınıfları için bambaşka bir ekonomik gerçekliğe dönüştürür.
Üçüncü katman sigortadır ve çoğu spread modelinde ihmal edilir. Halbuki Meksika Körfezi’nde kasırga sezonunda bir aylık ek sigorta primi, spot fiyatın yüzde ikisine kadar tırmanabilir. LME onaylı bir depoda tutulan bir ton bakırın sigorta primi, deponun bulunduğu lokasyona ve depodaki toplam stokun yangın riski havuzuna göre yıllık bazda otuz ila seksen baz puan arasında değişir. Rotterdam’daki bir depo ile Johor’daki bir depo aynı sigorta primini ödemez. Üç katman toplandığında ortaya çıkan sayı, teorik tam taşıma maliyetidir.
Gerçek spread neredeyse hiçbir zaman tam taşıma maliyetine eşit olmaz. Aradaki fark “kolaylık getirisi” denen kaygan kavramdan doğar. Fiziki envanteri elinde bulunduranın, müşteriye anında mal yetiştirebilme ayrıcalığının fiyatıdır. Kolaylık getirisi negatif olamaz, fakat sıfır ile depolama maliyeti arasında her değeri alabilir. Arz sıkıştığında, mesela bakır stokları Londra Metal Borsası’nda on beş bin tonun altına indiğinde, kolaylık getirisi patlar ve spread contango’dan backwardation’a takla atar. O noktada teorik taşıma modelini duvara asmak gerekir, çünkü piyasa fiziki metale ulaşamama korkusunu fiyatlamaya başlar.
Kolaylık getirisinin en yüksek olduğu an, stokların sıfıra en yakın olduğu an değildir. Stokların azalma hızının en yüksek olduğu andır. Haftalık stok raporunda on beş bin tondan on iki bin tona düşüş görüldüğünde, spread bir haftada contango’dan backwardation’a dönebilir ve işlemciye roll’dan prim kazandırabilir.
İşlemcinin roll takvimi ve tetikleyici tarihler
Roll kararı takvim disiplinine sıkı sıkıya bağlıdır. Her vadeli kontratın bir “ilk bildirim günü” ve bir “son işlem günü” vardır. Fiziki teslimat opsiyonu taşıyan kontratlarda, işlemci ilk bildirim gününden önce pozisyonu kapatmazsa takas odası rastgele bir karşı taraf eşleştirir ve depo makbuzu süreci otomatik başlar. CME’nin canlı hayvan kontratlarında ilk bildirim günü, son işlem gününden tam yedi iş günü öncesine denk gelir. Ham petrol kontratında bu süre üç iş günüdür. Altın kontratında ise ilk bildirim günü, vade ayının bir önceki ayının son iş günüdür. Her kontratın kendi ritmi vardır ve bu ritmi ezbere bilmeyen işlemci, takas odasının otomatik atama motoruna yakalanır.
Enerji kontratlarında son işlem günü çoğunlukla fiziki teslimattan üç iş günü öncesine denk gelir. Finansal uzlaşmalı endeks kontratlarında ise son işlem günü, takas fiyatının kilitlendiği andır ve pozisyon nakit olarak kapanır. Her iki rejimde de, işlemci roll penceresini son işlem gününden beş ila on iş günü önceye yayar.
Pencerenin açılma sebebi likiditedir. Son işlem haftasında yakın ay kontratının açık pozisyonu ve işlem hacmi, roll yapmamış spekülatif paranın kaçışıyla birlikte dikey bir düşüş yaşar. Emir defteri incelir, alış-satış makası genişler ve otuz kontratlık bir emir bile fiyatı kayda değer sıçratabilir. CME WTI kontratında, vadeye yedi iş günü kala açık pozisyon tipik olarak tepe noktasının yüzde yirmisine kadar geriler. Aynı anda uzak ayın açık pozisyonu şişmeye başlar. Dolayısıyla büyük pozisyonlar roll’a son haftadan çok önce, çoğunlukla vadeye on iki iş günü kala başlar ve pozisyonu beşer yüzdeli dilimlerle kaydırarak piyasa etkisini minimize eder.
Yüz bin varillik bir WTI pozisyonu tek seferde roll edilmez. Parçalanır, zamana yayılır ve likiditenin en yoğun olduğu seansta, genellikle New York sabahı ile Londra kapanışının çakıştığı iki saatlik dilimde uygulanır.
Algoritmik uygulama masası, roll emrini VWAP veya TWAP dilimlerine bölerken, spread’in gün içi davranışını da hesaba katar. WTI spread’i New York açılışında tipik olarak en geniş, Londra kapanışına doğru ise en dar seviyesindedir. Sebebi, Avrupa merkezli fiziki alıcıların kapanışa doğru riskten kaçınma amaçlı spread satışı yapmasıdır. İşlemci bu mikro yapıyı bilirse, aynı spread’i gün içinde on sent daha ucuza geçebilir. Yüz bin varillik pozisyonda on sent, on bin dolarlık bir maliyet farkı demektir.
Brent ile WTI arasında roll’un karakter değiştirmesi
Aynı roll fiili, farklı kontrat spesifikasyonlarında bambaşka risk profilleri üretir. Brent ham petrol kontratı nakit uzlaşmalıdır. Vade sonunda varil değil, endeks fiyatı el değiştirir. WTI kontratı ise fiziki teslimat yükümlülüğü taşır ve teslim noktası Cushing, Oklahoma’dır. Brent’i roll eden işlemci likidite daralmasından başka bir şeyden korkmaz. WTI’ı roll eden işlemci ise ilk bildirim gününü bir duvar saati hassasiyetiyle takip etmek zorundadır, yoksa bir sabah depo makbuzuyla uyanabilir.
Brent kontratının nakit uzlaşma mekaniği, roll işlemini bir spread ticaretine yaklaştırır. Brent’in son işlem gününde, pozisyonu taşıyan işlemci fiziki bir yükümlülük altına girmez. Takas odası, Brent endeksinin son işlem günündeki seviyesi ile işlemcinin giriş fiyatı arasındaki farkı nakit olarak hesaba geçer. Dolayısıyla Brent roll’u, sadece iki kontrat arasındaki spread’in fiyatlandığı bir finansal işlemdir. Likidite riski dışında, teslimat riski sıfırdır.
WTI tarafında ise fiziki teslimat mekaniği, roll kararını bir risk yönetimi egzersizine dönüştürür. Cushing’deki depolama kapasitesi doluluğa yaklaştığında, WTI spread’i contango’nun teorik sınırlarını aşabilir. Nisan 2020’de bu kapasite sıkışıklığı, yakın ay WTI fiyatını negatif bölgeye itmiş ve roll maliyeti pozisyon defterlerinde delikler açmıştır. Normal koşullarda WTI spread’i, depolama artı finansman artı sigorta toplamına yakın seyreder. Cushing tankları dolduğunda, depolama maliyeti teorik modelin dışına taşar. Depo bulamayan işlemci, kontratı ne pahasına olursa olsun satmak zorunda kalır ve spread contango’su anormal seviyelere fırlar.
Emtia endeks fonları bu ayrımı portföy mimarisine işlemiştir. Bloomberg Emtia Endeksi gibi büyük bir benchmark, fiziki teslimat riskini sıfırlamak için roll penceresini ilk bildirim gününün en az iki hafta öncesine sabitler ve kontrat seçimini daima likiditenin en yoğun olduğu aya kaydırır. Endeksin roll kuralları halka açıktır, dolayısıyla piyasa bu kuralları önden bilir ve spread’i buna göre fiyatlar. Roll mekaniğinin şeffaflığı ironik biçimde roll maliyetini artırır.
Çünkü herkes aynı hafta aynı yöne koşar. Endeks fonunun roll takvimi, piyasanın geri kalanı için bir likidite avına dönüşür. Piyasa yapıcılar, endeksin alım yapacağı uzak ay kontratını önden fiyatlayıp spread’i genişletir. Endeks fonu, kendi şeffaflığının yarattığı bu genişlemeyi bir maliyet olarak öder.
Piyasa Hafızası
Nisan 2020. WTI Mayıs kontratı negatif bölgede Yirmi Nisan 2020’de, West Texas Intermediate ham petrolünün Mayıs vadeli kontratı varil başına eksi otuz yedi dolar civarına çöktü. Cushing depoları fiziken dolmuştu, boru hattı akışı durdurulamamıştı ve kontratı elinde tutan herkes aynı anda roll yapmaya çalıştı. Yakın ayı satıp Haziran’a geçmek isteyen o kadar çok işlemci vardı ki, Mayıs kontratının alıcısı kalmadı. Spread contango’sunun yarattığı normal taşıma maliyeti bir anda anlamsızlaştı. Fiziki teslimat zorunluluğu, depolama yokluğuyla birleşince fiyat sıfırın altına indi. Ders nettir, Roll stratejisi, kontrat spesifikasyonunu ve teslimat altyapısının fiziki kapasitesini okumadan sadece spread tablosuna bakarak yürütülemez.
Küçük Bir Hesap
Sayılar temsili, mantık gerçek.
| Kalem | Değer |
| Pozisyon büyüklüğü (WTI kontrat adedi) | 1.000 |
| Kontrat çarpanı (varil/kontrat) | 1.000 |
| Toplam varil pozisyonu | 1.000.000 |
| Yakın ay fiyatı (varil başına) | $70,00 |
| Uzak ay fiyatı (varil başına) | $71,40 |
| Spread (contango) | $1,40 |
| Roll maliyeti (spread × toplam varil) | $1.400.000 |
| Aylık depolama maliyeti (varil başına) | $0,60 |
| Aylık finansman (yıllık %5,25 / 12 ay) | $0,31 |
| Teorik tam taşıma maliyeti | $0,91 |
| Kolaylık getirisi iması (spread eksi teorik) | $0,49 |
Tablo bir aylık contango’nun portföy defterinde nasıl devleştiğini gösteriyor. Varil başına bir dolar kırk sent küçük bir makas gibi görünür, fakat bir milyon varille çarpıldığında bir milyon dört yüz bin dolarlık bir çıkış kapısına dönüşür. Şimdi duyarlılık bıçağını çevirelim. Depolama maliyetinin spot fiyata oranı sabit değildir. Cushing’de tank dibi seviyesi yüzde sekseni aştığında marjinal depo kirası tonoz fiyatlamasına geçer ve varil başına aylık maliyet altmış sentten bir dolar yirmi sente zıplayabilir. Finansman ayağında elli baz puanlık bir faiz artışı, spread’e varil başına dört sent daha ekler.
Kolaylık getirisinin kırk dokuz sentlik iması ise stok seviyesine karşı aşırı elastiktir. Stoklar beş milyon varil daha azalsaydı, o ima sıfırlanır ve spread teorik tam taşımaya yakınsardı. Roll maliyeti dediğimiz sayı, bu üç değişkenin sessiz bir bileşkesidir ve işlemci en çok kolaylık getirisinin aniden buharlaştığı haftalarda sürpriz yaşar.
Katmanlı okuma çerçevesi
Roll işlemini bir spread ekranına bakıp tek tuşla halletme refleksi, vadeli piyasaların en pahalı alışkanlıklarından biridir. Birkaç katmanlı bir okuma bu maliyeti yönetilebilir kılar.
Önce kontratın uzlaşma tipini sorgulayın. Nakit mi fiziki mi? Nakit uzlaşmalı kontratta takvim disiplini likiditeyle sınırlıdır, fiziki kontratta ise ilk bildirim günü mutlak bir duvardır. İlk bildirim gününü kaçıran işlemci, takas odasının atama motoruna yakalanır ve pozisyonu bir depo makbuzuna dönüşür. O noktadan sonra roll yapılamaz, sadece fiziki malın lojistiği yönetilir.
Ardından spread’i bileşenlerine ayırın. Depolama, finansman ve kolaylık getirisi arasındaki paylaşımı anlamadan, spread’in pahalı mı ucuz mu olduğuna karar verilemez. Kolaylık getirisi imasının yüksek olduğu bir haftada roll maliyetini kabullenmek, stoklar doluyken contango’nun zirvesinde roll yapmaktan daha az tahrip edicidir. Kolaylık getirisi iması, stok raporlarının yayınlandığı günlerde ani sıçramalar yapar. Haftalık EIA petrol stok raporu Çarşamba günleri saat on buçukta yayınlanır ve spread o dakikalarda yeniden fiyatlanır.
Son olarak takvim kalabalığını izleyin. Büyük endeks fonlarının roll tarihleri kamuya açıktır. O haftalarda spread geçici olarak genişleme eğilimindedir. Endeks akışının hemen öncesinde veya hemen sonrasında işlem yapmak, aynı spread’i daha dar bir makasla geçmeye imkan tanır. Roll dediğimiz şey bir lojistik manevradan ibaret değildir. Bir fiyatlama tercihidir ve her ay sessizce tekrarlanır.