·

Derin Okuma — CNC İşleme ve Takım Ömrü

Bir kesici uç, iş parçasına her dokunduğunda kontrollü bir kaza yaşanır. Asıl mesele, o kazayı beş kuruşluk maliyet farkına razı olup dakikalarla yönetebilmekte saklıdır.

Tornanın aynası dönmeyi kestiğinde atölye ani bir sessizliğe gömülür. Operatör, parmak ucundaki mor ısı izini kaşımadan önce kesici uca eğilir. On iki dakikalık bir paso, uçta henüz çıplak gözle görülmeyen mikroskobik bir hilal oymuştur. Yüzeyin hemen altında, talaşın aktığı o daracık olukta sıcaklık altı yüz dereceyi aşmış, karbürün içindeki kobalt bağlayıcı yumuşamaya başlamıştır. Operatör parmağını uca yaklaştırdığında hissettiği şey yalnızca artık ısı değildir. Her biri mikron mertebesinde kopup gitmiş takım zerreciklerinin faturasıdır. O faturayı kimin, ne zaman ve hangi kurallarla keseceğine karar vermek, CNC tezgahına program yazan herkesin asıl mesaisidir.

Kesme anında tam olarak ne kopar ve hangi kuvvetle

Talaş kaldırma işlemi sandığımız gibi bir bıçağın tahtayı yardığı o düzgün ayrışma değildir. Kesici kenar metale daldığı anda, malzeme önce şiddetli bir basınç altında ezilir. Kristal yapı, kayma düzlemleri boyunca birbirinin üstüne binerken enerji biriktirir. Biriken enerji, malzemenin iç bağlarının dayanabileceği eşiği aştığı anda kopma gerçekleşir. Kopan parça, takımın talaş yüzeyinde kıvrılarak akar ve bu akış sırasında sürtünme ısıyı doğurur.

İşin can alıcı kısmı, kopanın tam olarak neresi olduğu ve koparken ne kadar kuvvet harcandığıdır. Kayma düzleminin açısı, iş parçasının kristal yapısına ve takımın talaş açısına bağlı olarak değişir. Yumuşak çelikte kayma düzlemi otuz derece dolayında seyrederken, dökme demir gibi gevrek malzemelerde bu açı daralır ve talaş ufalanarak kopar. Islah çeliğinde ise düzlem genişler ve uzun, helezonik bir şerit halinde akar. İşte o şerit, takımın üst yüzeyinde saniyede metrelerce hızla kayarken, temas noktasındaki basınç santimetrekare başına iki tonu bulabilir. Daha net bir rakamla, 4140 ıslah çeliğini dakikada 180 metrelik bir hızla işlerken, kesme bölgesindeki normal gerilme 1.800 megapaskalı, kayma gerilmesi ise 600 megapaskalı aşar.

Kesme kuvvetini hesaplamak için kaba bir formül iş görür, Fc eşitir Kc çarpı ap çarpı f. Formüldeki Kc, özgül kesme kuvvetidir ve malzemenin sertliğine göre santimetrekare başına 2.000 ile 4.200 Newton arasında değişir. ap talaş derinliği, f ise devir başına ilerlemedir. Talaş derinliğini 4 milimetre, ilerlemeyi milimetrenin onda üçü olarak aldığında ve özgül kesme kuvveti 2.800 Newton olduğunda, anlık kesme kuvveti kabaca 3.360 Newton, yani 340 kilogram kuvvet dolayında seyreder. İki tonluk basınç ve altı yüz derecelik sıcaklık, işte bu 340 kilogramın milimetrekareyle ölçülen bir alana sıkışmasıyla ortaya çıkar. O mikroskobik bölgede takım malzemesi atom atom çözülmeye başlar.

Talaşın tipi de kuvveti ve ısıyı doğrudan etkiler. Sürekli talaş, kesintisiz bir şerit gibi akar ve ısının büyük kısmını kendiyle taşır, takımı daha serin bırakır. Yığıntı talaş ise kesici kenara yapışan ve periyodik olarak kopan minik metal yumaklarıdır. Yığıntı oluştuğunda, anlık talaş açısı değişir, kesme kuvveti dalgalanır ve yüzey kalitesi bozulur. Yığıntı talaşın en sık görüldüğü sıcaklık aralığı üç yüz ila beş yüz derece arasıdır. 3'ten Ra 25'in üzerine çıkarabilir.

O yüzden ya hızı artırıp sıcaklığı beş yüz derecenin üstüne çıkarırsın, ya da hızı düşürüp üç yüzün altında kalırsın. Aradaki bölge, yığıntının krallığıdır ve orada oyalanan operatörün parça başı maliyeti sessizce yükselir.

Hız, ilerleme ve talaş yükü üçgeninde denge aranır

Kesme hızı, ilerleme ve talaş derinliği. Üç parametre, tek bir sonucu belirler, birim zamanda ne kadar talaş kaldırdığını. Adına "talaş yükü" denir. Talaş yükü, kesici ucun her bir dişinin devir başına kopardığı malzeme kalınlığıdır ve milimetrenin onda biri mertebesinde ifade edilir. Yüzey kalitesi ve takım ömrü arasındaki o kadim çekişme, tam olarak burada başlar.

Kesme hızını yükselttiğinde talaş yükü sabit kalırken sürtünme hızı artar. Sürtünme hızı arttıkça ısı yükselir, ısı yükseldikçe takımın aşınma hızı katlanır. İlerlemeyi artırdığında ise talaş kalınlaşır, her bir dişe binen mekanik yük yükselir. Kalın talaş daha az sürtünme üretir ancak kesici kenarda mikro kırılmalara davetiye çıkarır. Talaş derinliğini büyüttüğünde, temas boyu uzar, titreşim baş gösterir. Titreşim, kontrollü kesmeyi kontrolsüz darbeye çevirir ve takım sapması denen olayla parçanın toleransını çöpe atar.

Üç parametrenin etkileşimini somut sayılarla kavramak gerek. 2 milimetre ilerleme ve 2 milimetre talaş derinliğidir. Hızı yüzde 30 artırıp 260 metreye çıkarırsan, talaş yükünde hiçbir değişiklik olmaz.

Ancak takım ömrü Taylor denklemindeki n üssüne bağlı olarak kabaca yüzde 60 kısalır. 26 milimetreye çıkarırsan, her dişin kopardığı malzeme yüzde 30 kalınlaşır. Kesme kuvveti de yaklaşık yüzde 25 artar. Parça, ayna bağlantısından kurtulup titremeye başlayabilir. 5 ile çarpılır.

İşte bu noktada takım sapması devreye girer. 1 milimetreden fazla sehim yaparsa, parçanın H7 toleransı tarihe karışır.

Bir torna operatörünün kulağı, bu üçlü arasındaki dengesizliği anında tanır. İlerleme düşük, hız yüksek olduğunda çıkan cılız tıslama. Hız düşük, ilerleme yüksek olduğunda duyulan tok gümbürtü. İdeal bölge, tezgahın "şarkı söylediği" o dar aralıktır. O aralıkta takım aşınma direncini korur, talaş rengi saman sarısına yakın akar ve yüzey pürüzlülüğü spesifikasyon içinde kalır. O aralık aynı zamanda sayısal olarak da tarif edilebilir.

40 milimetre arasındadır. 15 milimetre. 05'in altına indiğinde, uç kesmek yerine sıyırmaya başlar. 40'ın üstüne çıktığında ise, karbürün enine kırılma tokluğu sınırına yaklaşırsın. 500 Newton'u aşan kesme kuvveti, kaplamasız bir karbür uçta mikro kırılmaları tetikler.

Sınır koşullarını kısa bir örnekle pekiştirelim. 3 milimetre. Talaş derinliği düştükçe keşme kuvveti azalır, bu iyidir. Anck takımın radyus köşesi ile talaş derinliği arasındaki oran bozulur. 3 milimetre derinlikle kesiyorsan, talaş adeta bir bilyenin üstünden kayar gibi akar. Keşme eylemi planyet yerine sıyırmaya dönüşür, ısı patlar ve yüzey altında çekme kalıntı gerilimleri oluşur.

02 milimetrelik boyutsal çarpılma olarak gösterir. 01 olan bir parçada, bu çarpılma demek, parçanın hurdaya çıkması demektir.

Krater, yan aşınma ve göz ardı edilen difüzyon

Aşınma denince akla ilk gelen, kesici kenarın yan yüzeyinde oluşan ve ölçülmesi en kolay olan yan aşınmadır. Yan aşınma bandı, kesme kuvvetine dik yönde gelişir ve ısının doğrudan bir sonucu değil, mekanik aşındırmanın eseridir. İş parçasındaki sert partiküller, takım yüzeyini zımpara gibi aşındırır. Yan aşınma bandı milimetrenin onda üçünü geçtiğinde, yüzey kalitesi bozulur ve kesme kuvvetleri sıçrama yapar. 2 milimetreyi işaret eder. Yan aşınma kötüdür ama en azından görünür.

Ölçülebilir. Bir büyüteç ve cetvel ile üç saniede denetlenir.

Krater aşınması ise sinsidir. Talaşın takım üzerinde aktığı bölgede, sıcaklık ve kimyasal etkileşimle oyulan o mikroskobik çukur, çıplak gözle fark edilmez. Kraterin derinliği sıfır nokta sekiz milimetreyi geçtiğinde, kesici kenarın arkasındaki destek malzeme incelmiş olur. İncelme devam eder, ta ki bir gün, paso ortasında uç gövdeden kopana kadar. Kopma aniden gelir, öncesinde yan aşınma bandında hiçbir uyarı işareti yoktur. O yüzden bir kesici ucu yalnızca yan aşınmaya bakarak yöneten atölye, aslında kraterin saatli bombasını görmezden geliyordur.

Krater aşınmasının asıl sürücüsü difüzyondur. Kesme bölgesindeki sıcaklık, karbürün içindeki tungsten karbür tanecikleri ile iş parçasındaki demir atomlarının birbiri içine geçmesine yetecek kadar yüksektir. Atom alışverişi, takım yüzeyinde mikroskobik oyuklar açar. Difüzyon hızı, sıcaklıkla eksponansiyel artar. Sıcaklık 700 dereceden 800 dereceye çıktığında, difüzyon hızı iki katına değil, dört ila sekiz katına çıkar.

İşte bu yüzden, seramik uçlar yüksek sıcaklıkta karbürden daha iyi direnir. Seramik, alüminyum oksit bazlıdır ve demirle kimyasal tepkimeye girme eğilimi çok düşüktür. 900 derecede bile difüzyon aşınması minimumdur.

Ancak seramik kırılgandır, mekanik darbeye dayanamaz. Kesintili bir kesmede, ilk darbede çatlar.

Ardından plastik deformasyon ve termal çatlaklar gelir. Kesme sıcaklığı karbürün yumuşama sıcaklığına yaklaştığında, uç basınç altında ezilerek biçim değiştirir. Bağlayıcı kobaltın yumuşama eşiği 600 derece dolayındadır. O eşik aşıldığında, tungsten karbür tanecikleri kobalt matrisi içinde kaymaya başlar. Şekil bozulduğunda tolerans uçar. Termal çatlak ise sıcak-soğuk döngüsünün yoğun olduğu kesintili operasyonlarda belirir.

Her pasoda uç altı yüz dereceye çıkar, soğutma sıvısıyla yüz dereceye iner. Sıcaklık farkı 400 dereceyi aştığında, genleşme ve büzülme döngüsü takım yüzeyinde tırnak kalınlığında çatlaklar açar. O çatlaklar her devirde biraz daha ilerler ve sonunda beklenmedik bir kırılma getirir. Termal çatlağın görülme sıklığı, kesintili kesme oranıyla doğru orantılıdır. Frezelemede, her dişin iş parçasına girdiği ve çıktığı an bir termal şok döngüsüdür. 000 kez ısınıp soğur.

20 dakikalık bir çevrimde, bir diş 40 bin termal şok yaşar. İşte bu yüzden, frezelemede takım ömrü tornalamaya göre çok daha kısadır ve termal çatlak, aşınma türleri arasında en baskın olandır.

Taylor'ın yüz yirmi yıllık denklemi ve maliyet optimumunun anatomisi

Frederick Winslow Taylor, Bethlehem Çelik Fabrikası'nda iş başı yaptığında takvimler Nisan 1898'i gösteriyordu. Yanında kırk yıllık tecrübeli Alman ustalar, önünde buhar gücüyle dönen muazzam torna tezgahları vardı. Mühendisler hızı artırınca uçların neden dakikalar içinde yandığını açıklayamıyor, formenler "göz kararı" yönetiyordu. Taylor işe koyuldu. Takım ömrüyle kesme hızı arasındaki ilişkiyi saptamak için 16 bin kez deney yaptı. Toplamda 363 ton çelik talaşa dönüştü.

O günün parasıyla fatura 200 bin doları aştı. Deneylerin sonunda ortaya çıkan denklem, takım ömrü mühendisliğinin taşını oluşturdu, v çarpı T üzeri n eşittir C. Daha yalın söylersek, kesme hızı ile takım ömrünün belirli bir üs kuvveti hep aynı sabite ulaşır. Taylor'ın asıl dehası, bu denklemi bir maliyet modeline dönüştürmekte yatıyordu.

Üs değeri n, takım malzemesine ve kesme koşullarına bağlı olarak değişir. 12 arasında gezinir. 3 arası. 4 arası. 6'ya kadar çıkar. n değeri ne kadar küçükse, hız artışı ömre o kadar ağır darbe vurur.

Denklem sabiti C ise, bir dakikalık takım ömrüne karşılık gelen kesme hızıdır. Kaplamasız bir karbür uçla 1040 çeliğini işlerken C değeri tipik olarak 250 ila 350 arasındadır. 25. Denkleme göre, 100 metre hızla kesersen takım ömrü yaklaşık 39 dakika olur. Hızı 120 metreye çıkarırsan ömür 21 dakikaya düşer. Hızı 150 metreye çıkarırsan ömür 8 dakikanın altına iner.

Görüldüğü gibi, hız artışıyla ömür düşüşü arasında doğrusal bir bağıntı yoktur. Üstel bir bedel ödersin.

Tam da burada maliyet optimumu devreye girer. Daha yüksek hız, parça başına süreyi kısaltır, tezgah saati başına daha çok iş çıkarır. Ancak her hız artışı, takımı daha sık değiştirmeyi gerektirir. İki eğri vardır. Biri hız arttıkça düşen işleme maliyeti eğrisi, diğeri hız arttıkça yükselen takım maliyeti eğrisi. Parça başına toplam maliyetin en düşük olduğu nokta, bu iki eğrinin toplamının dibidir. O dibi bulamayan atölye, ya takımı çok geç değiştirip hurda parça riski alır ya da çok erken değiştirip takım parasını çöpe atar.

Maliyet optimumunun analitik ifadesi için Taylor denklemi şu forma sokulur, optimum kesme hızı eşitir C bölü, parantez içinde, bir bölü n eksi bir çarpı takım değiştirme süresi artı takım maliyeti bölü tezgah saatlik maliyeti, parantez kapa, üzeri n. 25 ve C eşitir300 olduğunda, optimum hız dakikada 95 metre dolayında çıkar. Oysa aynı uç için katalogda önerilen hız aralığı 150 ila 250 metre arasındadır. Katalog hızı, maksimum üretkenliği hedefler. Optimum maliyet hızı ise daha yavaş, daha muhafazakar bir noktadadır. Katalog hızını kullanan atölye, parça başına süreyi kısaltır ama toplam maliyeti yükseltir. Optimum hızı kullanan atölye ise, daha yavaş keser görünür ama ay sonunda maliyet defterinde kazanır.

Piyasa Hafızası

Bethlehem, 1898. Çelik Dağında 16 bin Kesik

Frederick Taylor, Midvale'deki işinden ayrılıp Bethlehem Çelik Şirketi'ne adım attığında, ABD imalat sektörü "takım ömrü" diye bir kavrama sahip değildi. Ustalar kendilerine emanet edilen yüksek hız çeliği uçları "hissederek" kullanıyor, bozulunca atıyordu. Taylor'ın Nisan 1898'de başlattığı deney serisi, dönemin en büyük ve masraflı endüstriyel araştırmasına dönüştü. Tam 16 bin iterasyon boyunca, dev bir torna tezgahında farklı çelik alaşımları, farklı kesme hızları ve farklı ilerleme değerleriyle talaş kaldırdı. Toplamda 363 ton çelik işlendi. İşin sonunda fatura200 bin doları bulmuştu. O devirde küçük bir fabrikanın yıllık cirosu.

Çıkarılan ders sarsıcıydı. Hız ile ömür arasındaki bağıntı tahmin edilenden çok daha keskindi ve en önemlisi, denklemleştirilebilirdi. Taylor o deneylerle yalnızca bir formül değil, imalatın içine maliyet muhasebesini sokan bir düşünce sistemi kurdu. Atölyeler artık "bu uç gitti" demiyor, "şu hızda şu dakika gider" diyebiliyordu.

Küçük Bir Hesap

Sayılar temsili, mantık gerçek. HSS takım, ıslah çeliği, kuru kesme.

KalemDeğer
Mevcut kesme hızı (v)10 0 m/dak
Mevcut takım ömrü (T)40 dakika
Hız artış oranı%20
Yeni kesme hızı12 0 m/dak
Taylor üs değeri (n, HSS için)0.12
Yeni beklenen takım ömrüyaklaşık22-24 dakika
Takım maliyeti (uç başına)8 dolar
Tezgah saatlik maliyet10 0 dolar
Optimum hız (sezgisel)11 0 dolaında
Optimumda parça başı işleme süresi3.5 dakika

Yürütme. Hızı10 0'den12 0'ye çektiğinde, işleme süresi yüzde 16 kısalır. Anck takım ömrü neredeyse yarıya iner. Kazanılan süre1 dolar düzeyindeyken, kaybedilen takım maliyeti2 doları aşar.

Üstelik uç değişim süresinde tezgah durur. Fark, yalnızca artan uç tüketimi değil, aynı zamanda duruş kaybıdır. Optimum, çok zaman düşündüğümüzden daha solda, daha muhafazakar hızlardadır.

n 0.08'e inse (kaplamasız karbür), hız artışının ömür üzerindeki tahribatı katlanır. Aynı yüzde 20 artış, ömrü15 dakikanın altına indirir.

Dersler ve katmanlı okuma

Birinci ders. Talaş kaldırma görünenin aksine bir kesme değil, kırma ve akıtma işlemidir. Takımı asıl tüketen şey malzemenin sertliği değil, talaşın takım üzerinde yarattığı kimyasal ve ısıl etkileşimdir. Altı yüz derecede başlayan difüzyon, sekiz yüz derecede katlanan krater aşınması ve dört yüz derecelik sıcaklık farkının tetiklediği termal çatlaklar, takımın mezarını kazan asıl unsurlardır. Unsurları bilmeden kesme parametresi seçen mühendis, karanlıkta ok atar.

İkinci ders. Taylor denklemi yalnızca bir formül değil, bir risk yönetim aracıdır. O denklem sana "şu hızda şu kadar gider" cevabını vermez. "Hızı yüzde 20 artırırsan riskin iki katına çıkar, yüzde 50 artırırsan riskin on katına çıkar" der. Üstel bedeli gösterir. O bedeli bilmek, operatörün içgüdüsel "biraz daha hızlı" dürtüsünü dizginlemesini sağlar.

Üçüncü ders. Optimum maliyet noktası her zaman daha yavaş, daha sıkıcı ve daha az agresif olandadır. Tezgahı bağırtarak çalıştırmak egoyu tatmin eder, maliyet tablosunu mahveder. Katalog hızıyla değil, Taylor optimumuyla çalışan atölye, ay sonunda aynı tezgahtan daha çok parça değil belki, ama daha çok kar çıkarır. Unutma, o kesici uç senin yerine parmağını yakar. Sen de karşılığında ona dakikaları emanet edersin. O emaneti boşa çıkaran, maliyet defterine yazılır.

Harika! Başarıyla kaydoldunuz.

Tekrar hoş geldiniz! Başarıyla oturum açtınız.

Dragonomi 'a başarıyla abone oldunuz.

Başarılı! Giriş yapmak için sihirli bağlantıyı e-postanızda kontrol edin.

Başarılı! Fatura bilgileriniz güncellendi.

Faturanız güncellenmedi.