İçeriğe geç

Derin Okuma — ASML

Bir litografi makinesinin içinde kalay damlası saniyede elli bin kez vurulur ve o vuruşun ışığı bir çipin kaderini belirler. ASML bu vuruşu yapabilen tek şirket. Peki o vuruşun ışığı levhaya ulaşana kadar kaç kez ölür?

Veldhoven'da bir oda

Hollanda'nın güneyinde, Veldhoven kasabasında bir temiz oda var. İçeriye sokulan hava, dışarıdaki havadan on bin kat daha temiz. Odada duran makinenin yüksekliği iki katlı bir ev kadar, ağırlığı yüz yirmi tonun üzerinde ve fiyatı kabaca üç yüz elli milyon dolar. Makinenin adı NXE, 3600D. İçine baktığınızda göreceğiniz şey bir mercek sistemi değil, bir kalay damlası ve onu vuran lazer.

Dünyada bu makineyi yapabilen tek şirket ASML. Yılda kırk ila elli adet üretiyor. Sipariş defteri iki yıl öncesinden dolu. Peki bir makine neden bu kadar zor?

Kalay damlası neden patlar

Litografi, ışığı bir maskeden geçirip silisyum levhaya düşürme sanatıdır. Işığın dalga boyu küçüldükçe çizilebilen en küçük çizgi de küçülür. 2000'lerin başında endüstri 193 nanometrede takıldı. Daha kısa dalga boyuna inmek için yeni bir ışık kaynağı gerekiyordu ve o kaynak 13,5 nanometreydi. On üç buçuk nanometre, morötesinin ötesinde, yumuşak X-ışınına yakın bir bölge.

Dalga boyunda doğal bir kaynak yok. Çözüm, kalayı plazmaya çevirmek. Temiz odanın içinde, saniyede yaklaşık elli bin kez, mikroskobik bir kalay damlası düşürülür. Damlanın çapı yaklaşık otuz mikrometre, yani bir saç telinin yarısı kadar. Aynı anda bir CO2 lazeri damlayı iki kez vurur. İlk vuruş, ön ısıtma darbesi, damlayı yassı bir krep haline getirir.

İkinci vuruş, ana darbe, onu sıcaklığı iki yüz bin dereceyi aşan bir plazmaya dönüştürür. Plazma, 13,5 nanometre dalga boyunda ışık yayar. Sıcaklık, güneşin yüzeyinden otuz kat fazladır ve bir mikroskobik noktada, saniyede elli bin kez kurulup yıkılır.

Kritik nokta zamanlamadır. İki lazer darbesi arasındaki gecikme, nanosaniye mertebesinde ayarlanır. Ön ısıtma darbesi ile ana darbe arasında geçen süre, damlanın genişleme hızıyla eşleşmek zorundadır. Çok erken vurursan damla henüz yassılaşmamıştır, çok geç vurursan dağılmıştır. İkisinde de plazma değil, sıçrama elde edilir.

Damlayı düşüren nozül, saniyede elli bin damlayı aynı noktaya, aynı hızla göndermek zorundadır. Damla hızı saniyede yaklaşık yetmiş metre. Bir damla bile yörüngesinden saparsa, o vuruş boşa gider ve kaynak soğur. O yüzden nozülün kendisi de sürekli geri beslemeli bir kontrol döngüsüyle izlenir.

Işığı toplamak için arkasında içbükey bir ayna durur. Ayna, plazmanın yaydığı ışığın küçük bir kısmını yakalar. Plazma küresel yayar, ayna ise yalnızca baktığı açıyı görür. Geri kalanı kaybolur. Verim korkunç düşüktür ve mühendisliğin tamamı bu düşük verimi telafi etmek üzerine kuruludur.

Aynalar neden bu kadar pürüzsüz

13,5 nanometrelik ışık her şeyi yutar. Hava yutar, cam yutar, mercek yutar. O yüzden EUV makinesinde mercek yoktur. Işığı yönlendirmek için yalnızca ayna kullanılır ve aynalar vakum içinde durur.

Aynanın yüzeyi molibden ve silisyumun dönüşümlü ince katmanlarından oluşur. Her katman birkaç nanometre kalınlığında ve toplamda elli çift katman üst üste bindirilir. Yapıya çok katmanlı yansıtıcı denir ve mantığı şudur. Her ara yüzeyden yansıyan ışığın bir kısmı, diğerleriyle aynı fazda birleşerek güçlenir. Yüzey pürüzlülüğü, atomik seviyede, yaklaşık 0,1 nanometrenin altında tutulur.

Pürüzsüzlüğü kafanda canlandırmak için şu ölçek yardımcı olur. Aynayı Hollanda büyüklüğünde bir alana yaysan, en yüksek tümseği bir milimetreyi geçmezdi. Almanya'nın Oberkochen kasabasında Zeiss fabrikasında üretilen bu aynalar, dünyanın en pürüzsüz yüzeyleridir ve her biri tek tek, atomik kuvvet mikroskobuyla denetlenir.

Bir ayna, Hollanda'dan Tayvan'a gidene kadar birkaç ay boyunca özel bir konteynerde, sarsıntısız taşınır. Yolda bir titreşim yüzeyi bozarsa, ayna çöpe gider. O yüzden taşıma sırasında ivme ölçerler sürekli kayıt yapar ve teslimatta veri incelenir. Sınır aşılmışsa ayna fabrikaya geri döner, yeniden cilalanır veya hurdaya ayrılır.

Işık kaynaktan çıkıp levhaya ulaşana kadar on bir aynadan yansır. Her yansımada ışığın bir kısmı kaybolur. Tek bir aynanın yansıtma oranı yüzde yetmiş civarındadır. On bir aynadan geçen ışığın matematiksel olarak yüzde ikinin altına düşmesi bu yüzdendir. Zincirin sonunda levhaya ulaşan enerji, kaynaktan çıkanın yüzde ikisinden azdır.

Burada bir mühendislik çıkmazı var. Ayna sayısını azaltmak, optik tasarımı bozar ve çizgi kalitesini düşürür. Ayna sayısını artırmak, ışığı daha da öldürür. On bir sayısı, bu iki kötü seçenek arasındaki en iyi denge noktasıdır ve yıllarca süren optimizasyonun sonucudur. O yüzden kaynak, saniyede elli bin damla atarak bu kaybı telafi etmeye çalışır.

Vakum ve titreşim

Makinenin içi vakumdur. Basınç, deniz seviyesindeki atmosfer basıncının milyarda biri mertebesinde tutulur. Vakum olmadan 13,5 nanometre ışık birkaç santimetre bile ilerleyemez. Vakum pompaları sürekli çalışır ve tüm sistem, sıcaklığı milikelvin hassasiyetinde sabitlenmiş bir gövdeye oturur.

Sıcaklık neden bu kadar kritik? Çünkü her malzeme ısındıkça genişler. Bir metrelik bir çelik çubuk, bir derece ısındığında yaklaşık on iki mikrometre uzar. Bir nanometrelik hizalama toleransı ise bunun binde biri mertebesindedir. Yani bir derecelik sapma, toleransı binlerce kat aşar. O yüzden makinenin gövdesi, aktif bir termal kontrol sistemiyle sarılıdır.

Titreşim, diğer büyük düşmandır. Levha ve maske tablaları, manyetik yataklar üzerinde süzülür. Konumları, saniyede on binlerce kez ölçülür ve düzeltilir. Bir levha, makineden çıkana kadar yaklaşık otuz ila kırk kez tarama pozlamasından geçer. Her pozlama öncesi hizalama yapılır ve hizalama hatası bir nanometrenin altında tutulur.

Titreşimin kaynağı sadece makine değildir. Fabrikanın bulunduğu zemin, yakındaki bir kamyonun geçişi, hatta bir insanın yürüyüşü bile ölçülebilir sapma yaratır. O yüzden EUV makinelerinin altına, deprem izolatörlerine benzer sönümleyici platformlar yerleştirilir. Bazı fabrikalarda makine odasına giriş sayısı bile sınırlandırılır.

Bir wafer üzerinde yüzlerce çip vardır. Her çip, onlarca farklı katmandan oluşur ve her katman ayrı bir maske gerektirir. EUV, yalnızca en kritik birkaç katmanda kullanılır. Geri kalan katmanlar hala eski DUV makineleriyle basılır. O yüzden bir fabrikada EUV ile DUV makineleri yan yana çalışır ve üretim akışı ikisinin arasında gidip gelir.

Burada bir sınır koşulu var. EUV makinesinin saatlik üretimi, DUV'un birkaç katı maliyetle çalışır. Bir fabrika, hangi katmanı hangi makineyle basacağına maliyet ve hata toleransına bakarak karar verir. En küçük çizgiyi gerektiren katman EUV'ye, geri kalanı DUV'a gider. O yüzden bir fabrikanın EUV sayısı, ürettiği çipin karmaşıklığını doğrudan yansıtır.

Bir wafer kaç liraya basılır

Makinenin ekonomisi, tek bir wafer'ın maliyetinde düğümlenir. Bir EUV makinesi saatte yaklaşık yüz yetmiş wafer basar. Günde yirmi dört saat, yılda üç yüz gün çalışsa, tek makine yılda yaklaşık bir milyon iki yüz bin wafer üretir. Makinenin satın alma fiyatı ve işletme giderleri bu sayıya bölündüğünde, wafer başına litografi maliyeti ortaya çıkar.

İşletme giderinin büyük kısmı elektriktir. Bir EUV makinesi, bir mahalleyi besleyecek kadar güç çeker. Kaynağın verimi düşük olduğu için, harcanan enerjinin çok büyük bir kısmı ısıya dönüşür ve atılır. O yüzden verimdeki her puan, doğrudan elektrik faturasına ve dolayısıyla wafer maliyetine yansır.

Burada asıl kaldıraç ortaya çıkar. Makine fiyatı bir kereye mahsustur ve yıllara yayılır. Verim ise her saniye tekrarlanan bir maliyettir. Yüzde ikiden yüzde üçe çıkan bir verim, aynı kaynakla yarıdan fazla daha fazla ışık demektir. Bu, wafer başına maliyeti doğrudan düşürür ve müşterinin rekabet gücünü belirler.

ASML'nin on beş yıllık Ar-Ge harcamasının büyük kısmı bu yüzde birkaç puanlık verim için gitti. Çünkü fiyatta yapılan indirim bir kerelik bir kayıptır, verimde kazanılan puan ise her wafer'da tekrar eden bir kazançtır.

Piyasa Hafızası

1984 yılında Philips, Eindhoven'da küçük bir litografi birimi kurdu. Aynı yıl bu birim, Advanced Semiconductor Materials International adıyla ayrı bir şirkete dönüştü ve ASML doğdu. O dönemde pazar, Japon üreticilerin elindeydi ve kimse küçük Hollandalı şirkete şans vermiyordu. 1990'larda ASML, Philips'in yarı iletken bölümünden ayrılan mühendislerle büyüdü ve adım adım Nikon ile Canon'un karşısına dikildi.

2000'lerin ortasında endüstri, 193 nanometrenin duvarına çarptığında iki yol tartışıldı. Biri, mevcut DUV teknolojisini su ve çoklu pozlama ile zorlamaktı. Diğeri, tamamen yeni bir dalga boyuna, EUV'ye geçmekti. ASML ikinci yolu seçti ve on beş yıl boyunca karının büyük kısmını bu bahse yatırdı. 2018'de ilk yüksek hacimli EUV makineleri fabrikalara girdi. Bugün EUV pazarında ASML'nin rakibi yok.

Ders basit. Bir teknoloji duvarına çarptığında, duvarı zorlamak ile duvarın arkasına geçmek arasında seçim yaparsın. İkincisi on beş yıl sürer ve bu süre boyunca kimse sana hak vermez.

Küçük Bir Hesap

KalemDeğer
Bir EUV makinesi fiyatı~350 milyon dolar
Yıllık üretim adedi~45 adet
Yıllık EUV cirosu~16 milyar dolar
Makine başına ayna sayısı11
Ayna başına katman çifti~50
Kaynak verimi (levhaya ulaşan)~%2
Saniyedeki kalay damlası~50.000
Bir wafer'daki pozlama sayısı~30-40
Hizalama toleransı<1 nanometre
Vakum basıncıatmosferin milyarda biri

Sayılar temsili, mantık gerçek. Şimdi duyarlılık tarafına bak. Makine fiyatı yüzde on düşse, ciro da yaklaşık yüzde on düşer. Ama verim yüzde ikiden yüzde üçe çıksa, aynı kaynakla yarıdan fazla daha fazla wafer basılır ve müşterinin çip maliyeti belirgin şekilde düşer. Yani asıl kaldıraç fiyatta değil, verimde. ASML'nin on beş yıllık Ar-Ge harcamasının büyük kısmı bu yüzde birkaç puanlık verim için gitti.

Üç katmanlı okuma

Birincisi, ASML bir makine satıcısı değil, bir darboğaz işletmecisidir. Sattığı şey litografi değil, litografinin en zor adımına erişim hakkıdır. Müşteri, makineyi değil, o adımı başka türlü geçemeyeceği için alır. Fiyatlama gücü, ürünün kalitesinden değil, alternatifsizliğinden gelir.

İkincisi, tedarik zinciri tek noktada düğümlenir. Aynalar Zeiss'ten, lazer kaynağı Cymer'dan, vakum sistemleri başka uzmanlardan gelir. Düğümlerin her biri on yıllar içinde kurulmuş ve kopyalanması kolay değildir. Rekabet, tek bir şirketin değil, bir ekosistemin rekabetidir. Rakip çıkmak isteyen, sadece bir makine değil, bir yüzyıllık tedarik ağını da kurmak zorundadır.

Üçüncüsü, yapay zeka çağında çip talebi arttıkça bu darboğaz daha da değerli hale gelir. Her yeni nesil çip, daha fazla EUV katmanı ister. Talep artarken arz, yılda kırk beş makinede takılır. Asimetri, ASML'nin fiyatlama gücünün asıl kaynağıdır. Arzın esneyemediği yerde, talep ne kadar büyürse, fiyat o kadar büyür.

Kalay damlası düşer, lazer vurur, ışık doğar. On beş yıl boyunca kimse bu ışığa bakmadı.

Harika! Başarıyla kaydoldunuz.

Tekrar hoş geldiniz! Başarıyla giriş yaptınız.

Başarıyla Dragonomi abonesi oldunuz.

Başarılı! Giriş yapmak için sihirli bağlantıyı e-postanızda kontrol edin.

Başarılı! Fatura bilgileriniz güncellendi.

Faturanız güncellenmedi.