Tüketim — Yurt içi gişe toparlanması
Eylül ayında ABD yurt içi gişesi 587 milyon dolarla yıllık yüzde 2 arttı ancak 2019 düzeylerine göre yüzde -9 geride kaldı.
Yer altı madenciliğinde cevheri tavandan değil tabandan almak, kayayı kendi ağırlığıyla kırmak demektir. Sublevel caving bu fikrin en saf hali ve bedeli seyrelmedir.
Kiruna'nın kuzeyinde, kutup dairesinin 145 kilometre içinde, bir demir madeni her gün kendi tavanını yutmaya devam ediyor. Yüzeyde kilometrelerce uzanan bir çökme havuzu var. Maden mühendisleri bu havuzu bir kaza değil, bir teslimat olarak görüyor. Cevherin üstündeki kayayı patlatıp kendi ağırlığıyla aşağı akıtmak, yer altı madenciliğinde en eski ve en tartışmalı fikirlerden biri. Peki neden hala kullanılıyor?
Klasik yer altı madenciliğinde mantık şudur. Cevheri bulursun, etrafını temizlersin, sonra yukarıdan aşağıya doğru kazarsın. Sublevel caving bunu tersine çevirir. Cevherin altına tüneller açarsın, üstteki kayayı deler ve patlatırsın, kayanın kendi ağırlığıyla parçalanıp aşağıdaki çekme noktalarına akmasını beklersin.
Benzetme şöyle. Bir kum havuzunun altına delikler açıp kumu alttan boşaltıyorsun. Kum üstten sürekli çöker, sen de alttan toplarsın. Fark şu ki burada kum yerine kaya var ve onu kırmak için patlayıcı gerekiyor. Yöntemin tüm ekonomisi bu tek gerçeğe dayanıyor. Kaya kendiliğinden akar, sen sadece akışı yönetirsin.
Akış yönetimi neden bu kadar kritik? Çünkü akan şey sadece cevher değil. Üstteki örtü kayası da aynı deliklerden aşağı süzülüyor ve cevhere karışıyor. Madencilik literatüründe buna seyrelme deniyor. Yani kazdığın her ton malzemenin içinde ne kadar cevher, ne kadar çöp olduğunu asla tam bilemiyorsun.
Yöntemin özünde bir elips vardır. Çekme noktasından malzeme çekildikçe, üstteki malzeme bir huni gibi değil, bir elipsoid gövde halinde aşağı iner. Madencilik literatüründe buna çekme elipsoidi denir. Elipsoidin üst kısmı genişler, alt kısmı daralır. Yani çektiğin her kepçe, sadece tam üstündeki malzemeyi değil, çevresinden de bir miktar malzemeyi aşağı sürükler. O yüzden iki komşu çekme noktası arasındaki mesafe, elipsoidlerin birbirine karışıp karışmayacağını belirler.
Elipsoidin boyu, çekilen malzeme hacminin küp köküyle doğru orantılıdır. Kabaca, çekilen hacim iki katına çıkarsa elipsoid boyu yüzde 26 artar. Bu, operatörün her kepçede ne kadar geniş bir alanı etkilediğini gösterir. Yanlış sırayla çekim yaparsan, komşu noktanın cevherini kendi noktandan çekip boşa harcayabilirsin.
Her çekme noktası, alt kotunda betonlanmış bir huni ağzı. Yükleyici oraya gelir, kepçeyi daldırır, çeker. İlk kepçeler temiz cevherdir. Sonra örtü kayası sızmaya başlar ve oran bozulur. Operatörün işi, ne zaman duracağını bilmek. Çok erken durursan cevheri bırakırsın. Çok geç durursan tonlarca boş kaya taşırsın.
Gerçek sayılar şöyle. Tipik bir sublevel caving düzeninde alt kotlar arası mesafe 25 ile 35 metre arasında değişir. Çekme noktaları arası yatay aralık 12 ile 18 metre bandında tutulur. Delik uzunluğu genelde 3 ile 5 metre, delik çapı 64 ile 102 milimetre arasındadır. Patlatma, tek bir noktada değil, bir dilim halinde yapılır. Bir dilim patlatıldığında kabaca 8.000 ile 15.000 ton arası malzeme yerinden oynar.
Delikler neden yelpaze şeklinde açılır? Çünkü tek bir delikten tek bir yön patlatmak, cevheri sadece bir noktaya yığar. Yelpaze düzeni, delikleri bir fan gibi yanlara doğru açar ve patlatma sonrası malzeme geniş bir yatay alana dağılır. Yelpazedeki delik sayısı genelde 8 ile 14 arasındadır. Delikler arası açısal aralık 8 ile 12 derece bandında tutulur. Yelpaze çok sık olursa delme maliyeti artar, çok seyrek olursa parçalanma kaba kalır ve iri bloklar çekme noktasını tıkar.
Kritik parametre şu. Çekilen malzemenin yüzde kaçı cevher olmalı? Cevher-kaya sınırı görünmez olduğu için operatörler dolaylı sinyallere bakar. Kepçedeki malzemenin rengi, tane boyu, akış hızı. Bazı madenlerde yükleyicilere XRF sensörü takılır ve her kepçenin tenörü anlık ölçülür. Kesme eşiği genelde yüzde 15 ile 25 seyrelme arasında ayarlanır. Eşiğin altında kalmak, doğrudan kar demektir.
Bir de çekme hızı vardır. Çok hızlı çekersen, üstteki malzeme düzenli inmek yerine çöker ve boşluklar oluşur. Boşluk, bir sonraki patlatmanın enerjisini emer ve parçalanma verimi düşer. Çok yavaş çekersen, çekme noktası tıkanır ve yeniden açmak için ek patlatma gerekir. Tipik çekme hızı, günde bir çekme noktasından 1.500 ile 3.000 ton arasındadır. Bu, yükleyicinin vardiya başına 400 ile 600 kepçe çekmesi demektir.
Bir düşün. Cevherin tenörü yüzde 45 demir. Örtü kayasında demir yok. Yüzde 20 seyrelme ile çektiğin malzemenin tenörü yüzde 36'ya düşer. Aynı demir tonajını elde etmek için yüzde 25 daha fazla malzeme çekmen, taşıman, öğütmen ve zenginleştirmen gerekir. Ek yük, tüm tesisin kapasitesini yer.
Öğütme devresinde bu nasıl görünür? Bir bilyalı değirmen saatte 400 ton besleme alıyorsa ve seyrelme yüzde 20 ise, değirmenin içinde aslında 320 ton cevher, 80 ton boş kaya dönüyor. Boş kaya da aynı enerjiyi çekiyor. Öğütme enerjisi tüketimi ton başına 12 ile 20 kilovatsaat arasında değişir. Seyrelmenin yüzde 10 arttığı bir senaryoda, aynı konsantre üretimi için öğütme enerjisi kabaca yüzde 8 ile 12 artar.
Zenginleştirme tarafında da benzer bir hikaye var. Manyetik ayırıcılar, cevherin manyetik duyarlılığına göre çalışır. Örtü kayası manyetik değilse ayrılır, sorun yok. Ama örtü kayasında manyetit varsa, o zaman ayırıcı onu da yakalar ve konsantre tenörü düşer. O yüzden sublevel caving'in uygulanabilirliği, sadece jeolojik yapıya değil, örtü kayasının mineralojisine de bağlıdır.
Seyrelmenin bir de gizli maliyeti vardır. Çekilen fazla malzeme, yer altı nakliyesini şişirir. Bir yer altı kamyonu 60 ton taşır ve günde 20 sefer yapar. Seyrelme yüzde 20'den yüzde 30'a çıkarsa, aynı konsantre için yüzde 14 daha fazla sefer gerekir. Bu, kamyon lastiği, dizel, bakım ve havalandırma yükünü aynı oranda artırır. Yani seyrelme, sadece değirmenin değil, tüm lojistik zincirinin vergisidir.
Bir de tenör dalgalanması vardır. Seyrelme arttıkça, tesise gelen malzemenin tenörü de dalgalanır. Zenginleştirme tesisi sabit bir besleme tenörüne göre ayarlanmıştır. Tenör yüzde 36 ile yüzde 42 arasında gidip gelirse, ayırıcıların ayarı sürekli değişir ve verim düşer. O yüzden bazı madenler, farklı çekme noktalarından gelen malzemeyi stok sahasında harmanlar ve tesise sabit tenörlü besleme yapar. Harmanlama, seyrelmenin görünür maliyetini gizler ama toplam maliyeti düşürmez.
Sublevel caving her maden için uygun değil. Cevher kütlesinin düşey ve düzenli olması gerekir. Cevher yatay ve inceyse, üstteki kayayı çökertmek için yeterli hacim yoktur. Cevher çok derinse, çekme noktalarına ulaşmak için açılan rampaların maliyeti projeyi boğar. Tipik uygulama derinliği 300 ile 1.200 metre arasındadır.
Cevherin eğimi de belirleyicidir. Cevher gövdesi düşeye ne kadar yakınsa, akış o kadar düzenli olur. Eğim 60 derecenin altına düşerse, malzeme çekme noktasına ulaşmak için yeterli yer çekimi bileşeni bulamaz ve tavanda cevher kalır. O yüzden sublevel caving, dik damarlar ve masif cevher gövdeleri için uygundur. Yatay tabakalı yataklar için değil.
Bir de çevresel boyut var. Yüzeyde oluşan çökme havuzu, madenin ömrü boyunca büyür. Kiruna'da bu havuz o kadar genişledi ki şehir merkezinin bir kısmı taşındı. 2004'ten bu yana Kiruna'nın bazı mahalleleri kademeli olarak doğuya kaydırılıyor. Bu, sublevel caving'in gizli maliyetidir. Yüzeyde ne varsa, madenin altında kalır.
Yöntemin bir başka sınırı da havalandırma. Çekme noktaları açık kaldığı sürece, yer altı havalandırması sürekli çalışmak zorundadır. Bir sublevel caving madeninde havalandırma fanlarının toplam gücü 2 ile 5 megavat arasında olabilir. Bu, tesisin toplam enerji faturasının sessiz ama sürekli bir kalemidir.
Havalandırmanın bir de kalite boyutu var. Patlatma sonrası açığa çıkan toz ve nitrojen oksitleri, çekme noktalarına inen operatörler için tehlike yaratır. O yüzden patlatma sonrası bölge, belirli bir süre havalandırılır ve ölçüm yapılmadan kimse girmez. Tipik bekleme süresi 30 ile 60 dakika arasındadır. Bekleme, üretim takvimine doğrudan yansır ve vardiya planlamasını kısıtlar.
2004 yılında İsveç'in Kiruna kentinde, LKAB'ın demir madeni genişledikçe yüzeydeki çökme havuzu şehir merkezine yaklaştı. Şirket ve belediye, kentin doğuya doğru kademeli olarak taşınmasına karar verdi. Bu, dünyanın en büyük kentsel yer değiştirme projelerinden biri oldu. On binlerce insan, kilise, belediye binası ve tarihi yapılar yeni bir merkeze taşındı. Süreç hala devam ediyor ve 2035'e kadar sürmesi bekleniyor.
Ders şu. Sublevel caving'in maliyeti sadece yer altında birikmez. Yüzeydeki her yapı, yöntemin ömrü boyunca bir yükümlülük haline gelir. Maden planlaması, jeolojiden başlar ama şehir planlamasıyla biter.
| Kalem | Değer |
|---|---|
| Çekilen toplam malzeme | 1.000.000 ton |
| Ortalama seyrelme | %20 |
| Efektif cevher | 800.000 ton |
| Cevher tenörü (seyrelmemiş) | %45 Fe |
| Efektif tenör | %36 Fe |
| Konsantre üretimi (varsayımsal) | 400.000 ton |
| Öğütme enerjisi | 16 kWh/ton |
| Toplam öğütme enerjisi | 16.000.000 kWh |
| Nakliye mesafesi (yer altı) | 4 km |
| Nakliye maliyeti | 2,5 USD/ton |
| Toplam nakliye maliyeti | 2.500.000 USD |
Sayılar temsili, mantık gerçek. Seyrelme yüzde 20'den yüzde 30'a çıkarsa, aynı konsantre üretimi için çekilmesi gereken malzeme 1.000.000 tondan 1.143.000 tona çıkar. Öğütme enerjisi yüzde 14 artar, nakliye maliyeti yüzde 14 artar, ama satılan demir tonajı değişmez. Yani seyrelmedeki her puan, doğrudan kar marjından yer.
Birincisi, sublevel caving bir kazı yöntemi değil, bir akış yönetimi yöntemidir. Cevheri sen kazmazsın, kaya kendi ağırlığıyla gelir. O yüzden başarı, patlatma tasarımından çok çekme disiplinine bağlıdır.
İkincisi, seyrelme bu yöntemin vergisidir. Her ton cevherle birlikte bir miktar boş kaya ödersin. Vergiyi düşürmek için sensör, operatör eğitimi ve çekme stratejisi geliştirilir. Ama sıfırlanmaz.
Üçüncüsü, yöntemin maliyeti yüzeyde birikir. Çökme havuzu büyür, şehirler kayar, altyapı yeniden kurulur. Madenin ekonomisi, yer altındaki tenörle değil, yüzeydeki taşınma takvimiyle de yazılır.
Kaya kendi ağırlığıyla akar. Sen sadece nereye akacağını seçersin.