Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, Milliyet’te yayınlanmıştır.
Çin’de Deng Şiaoping’in 30 yıl önce başlattığı reform ve dışa açılma süreci on milyonlarca kişiyi yoksulluktan çıkarırken, Çin’de ekonomik reformları başlatan ve devam ettiren faktörlerin başında ‘açlık’ kavramı geliyor.
Çinliler bir taraftan giderek zenginleşirken, bir taraftan da 1959-1961 yılları arasında yaşanan şiddetli açlık yıllarını unutmuyor. Çin’in en büyük ikinci emlak şirketi Soho’nun patronu Pan Yi, “açlık dışında herşeye dayanabilirim” derken, 1959-1961 yıllarında yaşanan şiddetli açlıkta değişen dünya görüşünün kendisini iş hayatında başarıya götürdüğünü söyledi. Çin’de 1958 yılında uygulanmaya başlayan ikinci ekonomik kalkınma planı, Çin’in tarımsal üretiminde dramatik düşüşlere yol açarak, ülkeyi 3 sene boyunca kasıp kavuran bir açlığa neden olmuştu. 1959′da başlayan şiddetli açlık yılları, Çin tarihinde “3 yıllık felaket” ya da “3 yıllık zorluklar” olarak adlandırılıyor.
Çin’de 1980′lerden itibaren açlık yıllarını konu alan pek çok kitap yazıldı. Diğer taraftan, açlık o dönem kentleri de vurdu ve hükümet 1955′ten itibaren yemek karneleri dağıtmaya başladı. Bugün ünlü bir yazar olan Ma Bo, kitabında Pekin’de okurken karneyle dağıtılan 500 gramlık pirinci her gün ilkokul arkadaşları ile porsiyonlara nasıl böleceklerini ‘en ciddi mesele’ olarak tartıştıklarını belirterek: “Sabah 150, öğle 200 ve akşam öğününde 150 gram halinde yediğim zaman açlığı en az hissediyordum” yazdı.
PİYASA REFORMLARI AÇLIKTAN DOĞDU
Bazı uzmanlara göre, Çin’in 1979′da başlayan ekonomik reformlarının temeli açlık yıllarında atıldı. Anhui eyaletinde yer alan Xiaogang köyünde yaşayan çiftçiler, yasalara aykırı da olsa 1978′de kendi aralarında gizlice anlaşarak, toprakları paylaştılar. Açlıktan en çok çeken köylülerin bu macerası, sağladığı verimlilik artışıyla bir yıl sonra Çin’de devlet politikasına dönüştü. Toprak, çiftçilere 15 yıllığına kiralandı. Çiftçiler, belirlenen kota kadar ürünü devlete verirken, geri kalanını satma hakkına sahip oldu. Deng Şiaoping’in başlattığı piyasa reformları, geride kalan 30 yılda Çin ekonomisinin her yıl ortalama yüzde 9,2 büyümesini sağladı.
Xiaogang köyündeki gizli anlaşmaya imza atan 18 çiftçiden biri olan Yan Hongchang, “köyümüzde çok insan öldü” diyerek açlık yıllarına dönerken, Global Times gazetesine şöyle dedi: “Yiyecek hiç bir şey olmadığı için, ailede herkes yabani ot ve bitki köklerini kazımaya giderdi. Annem, her gün toplananları kaynatırdı. Her zaman önce yaşlılar, sonra çocuklar, ardından tüm gün çalışan babam ve kalırsa en son annem yerdi.”
Açlığın en şiddetli yıllarını yaşayan bilim adamı Yuan Longping ise hayatını hibrid pirinç geliştirmeye adadı. Bilim adamının 1974′da ürettiği ilk hibrid pirinç, yüzde 20 daha fazla ürün veriyordu. Global Times gazetesine göre, bugün ülkedeki pirinç tarlalarının yüzde 60′ında hibrid pirinç üretiliyor. Yuan Longping’e, ‘Çin halkının açlıkla savaşına katkısından’ ötürü 2000 yılında ülkenin en prestijli bilim ödülü verildi.
ÇİN’İN DÜNYA’YA EN BÜYÜK KATKISI
1,3 milyar nüfusa sahip Çin’de, insanları doyurmak halen ülkenin en büyük önceliği konumunda bulunuyor. Son 5 yıldır artan tahıl üretimi, 2008′de 528 milyon tona ulaştı. Kendi kendine yeterliği hedefleyen Pekin yönetimi, son 10 yıldır tüketimin yüzde 95′ini yerli üretim ile karşılıyor.
Çin’de aşırı sanayileşme, tarımsal alanları azaltmanın yanı sıra, toprak ve suyun kirlenmesine de neden oluyor. Global Times gazetesinde yer alan değerlendirmede, insanların karnını doyurmanın Çin hükümeti için hiç sona ermeyecek bir görev olduğu vurgulandı. Başbakan Wen Jiabao, geçen yıl Hebei eyaletindeki bir çiftliği ziyaretinde, “dünyaya en büyük katkımız 1,3 milyar insanı doyurmaktır” demişti.



