Türkiye’ye giren yeni markaların işi kolay değil
Yazan :Haber · · 24 August 2010
Türkiye’ye giren yeni markaların işi kolay değil
Ufuk Sandık / SABAH
Bin kişiye düşen otomobil sayısı her ne kadar dünya ortalamalarının altında da olsa, Türklerin otomobile olan ilgisi her geçen gün artıyor. Bu ilgi, Türk otomotiv pazarına her geçen gün yeni markaların girmesine neden oluyor. 70 milyon nüfuslu Türkiye, sahip olduğu pazar potansiyeliyle otomotiv üreticilerinin iştahını kabartıyor. Bugün distribütörleri tek bir çatı altına toplayan Otomotiv Distribütörleri Derneği’ne üye 55 marka bulunuyor. Marka sayısı her geçen gün artıyor.
Ancak, Türkiye pazarına giren her marka başarılı sonuçlar alamıyor. Son dönemde Türkiye pazarına giriş yapan Çinli Chery, DFM, Geely, İranlı Samand, Hintli Mahindra ve Güney Koreli Ssangyong’ın satış rakamları da bunu ortaya koyuyor. Bu 6 yeni markanın 2010 Ocak-Temmuz döneminde toplam pazardan aldığı pay ancak yüzde 1.3′ü buluyor. Toplam 340 bin adet aracın satıldığı 7 aylık dönemde, bu 6 markanın toplam satışı 4 bin 462 adet. Ancak, kısa sürede 4×4 pick-up pazarının lideri olan Ssangyong’un başarısının da altını çizmek lazım.
Hayal kırıklığı yarattı
Peki Türkiye pazarına giren özellikle Çinli markalar neden istenen başarıyı yakalayamadı. Bence iki nedeni var. Bundan birkaç yıl önce Çinli markalarla ilgili oldukça büyük bir yaygara koptu. Tüketiciler, ucuz otomobil beklentisine girdi. Ama Çinli markalar düşünüldüğü gibi ucuza Türkiye’ye gelmedi, hayal kırıklığı yarattı. Bir başka neden ise Çin pazarının büyüklüğü nedeniyle, Çinli markaların yurtdışına fazla konsantre olamaması ve bu yüzden Türkiye’deki distribütörlerine yeterli destek verememeleri. Ayrıca sadece otomobilde değil tüm Çin ürünlerinin kalitesiz olarak algılanması da etkili oluyor.
Ama Çin imajını silmek için 5 yıl 150 bin kilometre garanti vermeye başlayanlar da var. Bu tip uygulamaların artmasıyla birlikte satışlar önümüzdeki yıllarda daha farklı olabilir.
Sonuçta, Türkiye’ye giren yeni markaların işi kolay değil. Ama, Türkiye iştah kabartan bir pazara sahip. Sabırlı olan, marka imajını kuvvetlendiren Türkiye’de mutlaka yer edinir.
KAYNAK: Sabah
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/sandik/2010/08/23/turkiyeye_giren_yeni_markalarin_isi_kolay_degil
Çin verisi aşırı ısınma korkularını dindirdi
Yazan :Blog · · 8 August 2010
ABD’deki büyüme verisinin hayal kırıklığı yaratmasından sonra, Çin’den gelen imalat sektörüne yönelik haberler dış dünyada endişeleri artırdı. Buna karşın, yavaşlamanın hükümet politikaları doğrultusunda gerçekleştiği göz önüne alınırsa, son verilerin sağlıklı bir seyir çizdiği söylenebilir. Nitekim, tamamen iç piyasa beklentileri ile uyumlu gelen veriler, finans piyasalarında olağan karşılandı.
Çin’in imalat sektörü, Pekin hükümetinin kredileri kısma ve konut sektöründe bir balon oluşmasını engelleme çabalarını sürdürmesinden dolayı, Temmuz ayında üst üste 3′üncü ay yavaşladı. Açıklanan resmi satın alma yöneticileri imalat endeksi (PMI), Temmuz ayında, Haziran’da bulunduğu 52.1 seviyesinden 51.2’e gerileyerek, son 17 ayın en düşüğüne geldi.
Çin Merkez Bankası, Pazar günü yaptığı açıklamada bu yıl 1.1 trilyon dolarlık kredi dağıtma sözüne sadık kalacaklarını ancak kredi politikalarını sıkılaştırmaya devam edeceklerini ifade etti. Merkez Bankası’nın çeyreksel bazda 3:3:2:2 kredi orantısını hedeflediğini düşünürsek, yılın ikinci yarısında kredi hacminin yarıya düşmesi beklenebilir.
Arjantin demiryolları Çin’e emanet
Yazan :Haber · · 19 July 2010
Çin’e beş günlük resmi ziyaret gerçekleştiren Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez De Kirchners, bugün milyarlarca dolarlık demiryolu sözleşmelerine imza attı.
Anlaşmalar uyarınca, Çin’in Arjantin’de 10 ayrı demiryolu projesini 2 ila 5 yıl arasında inşa etmesi öngörülüyor. Teknoloji transferini de kapsayan projelerin finansmanı da büyük ölçüde Çin tarafının üstlendiği belirtiliyor.
Küresel pazarlarda etkinliğini giderek artıran Çinli demiryolu şirketlerinden en büyüğü olan CSR, yalnızca geçen yıl 1,2 milyar dolarlık yurtdışı sözleşmeye imza attı. Şirketin 2001 yılı ihracat tutarı ise, tamamına yakını geri kalmış ülkelere olmak üzere yalnızca 59 milyon dolardı.
CSR’ın önümüzdeki yıllarda hızlanacak ihracatı göz önüne alındığında büyüme potansiyeli çok yüksek. Bu yüzden Nomura tarafından borsada “al” moduna alındı. Bir diğer dev lokomotif şirketi CNR’ın da TCDD’nın açtığı 80 lokomotiflik ihaleye en düşük teklifi verdiğini not düşelim.
YUAN KARARI İHRACATÇIMIZA UMUT OLDU, AMA…
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 23 June 2010
Çin Merkez Bankası, dolar karşısında dün yuanın değerini yükseltirken, bugün düşürdü.
Çin Merkez Bankası (PBOC), bu sabah referans yuan-dolar paritesini 6,8102′ye yükseltti. Pazartesi günü 6,8275 olarak ilan edilen resmi parite, dün 6,7980′e düşmüştü.
PBOC, belirlediği referans yuan-dolar paritesini günlük bazda işlem seansları açılmadan ilan ediyor. PBOC’un belirlediği parite, bankalararası döviz piyasasında yüzde 0,5′le sınırlı olmak kaydıyla dalgalanabiliyor.
ÇİN BANKALARI DOLAR TOPLADI
Çin’de bankalararası piyasada dün dolara yaşan hücum, Merkez Bankası’nın belirlediği referans paritenin tersine kaymasına yol açtı.
Çin Merkez Bankası (PBOC), Pazartesi günü değiştirmediği referans yuan-dolar paritesini dün 6,7980′e indirdi. Buna karşın, bankalararası piyasada dolara yoğunlaşan talep, dar bantta paritenin 6,8136 düzeyine çıkmasına yol açtı.
Analistler, dolar talebinin devlet bankalarından geldiğine işaret ederek, Pekin hükümetinin paritede iki yönlü hareket stratejisi benimsemiş olabileceğini belirtiyor. Pazartesi günü 6,8275 olarak belirlenen referans parite, bankalararası piyasada 8,7981′e kadar ilerlemişti. Dün ise, döviz kurunun ters yöne kayması ile dolara karşı yuan değer kaybetti.
PBOC, 2005-2008 yılları arasında yaşanan revalüasyon sürecinde de aynı stratejiyi benimseyerek, spot piyasanın kapanış verileri ile referans parite arasında yakın korelasyon kurmuş ve iki yönlü hareket stretejisini benimsemişti.
TÜRK İHRACATÇI KARLI ÇIKAR MI
Uluslararası piyasalarda euronun yaşadığı değer kaybı nedeniyle, dolara sabitlenen yuan yılbaşından bu yana euroya karşı yüzde 20 dolaylarında değerlendi.
Çin’in en büyük ihraç pazarının Avrupa Birliği olduğuna işaret eden analistler, esneklik kararına müteakip yuanın değerini döviz sepetine bağlamak suretiyle, Pekin yönetiminin euroda yaşanan düşüşe müdahale etmeyi de amaçladığını belirtiyor. Çünkü, Avrupa Birliği pazarına satış yapan Çinli ihracatçılar, euro karşısında yuanın değerlenmesi sürecinde ciddi rekabet kaybı yaşadı.
Bu açıdan, esneklik kararı Türkiye ile rekabetin yoğunlaştığı Avrupa Birliği pazarında Çin’in lehine sonuçlar doğurabilir.
GEİTHNER SIKINTISI
ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, Çin’in döviz kuru manipülatörü olup olmadığına ilişkin 15 Nisan’a kadar yayımlaması gereken Hazine raporunu, 12 Nisan tarihinde ertelediğini duyurmuştu. Konuyu diyalog yoluyla çözümleme yanlısı olduğunu belirten Geithner, Çin ile ABD arasında gerçekleşecek üst düzey ikili görüşmelerin yanı sıra, Toronto’da yapılacak G-20 Zirvesi’ni ertelemenin gerekçeleri olarak göstermişti.
Çin Merkez Bankası’nın kararında, döviz kurunda adım atılmaması halinde, ertelenen raporun Çin’in aleyhine çıkabileceği endişesinin de yattığı ifade ediliyor.
TİCARET BAKANLIĞI MEMNUN
Daha önce revalüasyona karşı tutumuyla bilinen Çin Ticaret Bakanlığı (MOFCOM), esneklik kararını olumlu karşıladığını bildirdi. MOFCOM Sözcüsü Yao Jian, döviz kuru reformunun orta ve uzun vadede işletmelerin rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlayacağını söyledi.
MOFCOM, olası bir kur dalgalanmasının ihracat sektörü üzerindeki etkilerini tespit etmek için geçtiğimiz aylarda stres terstleri gerçekleştirmişti.
ESNEK DÖVİZ GAZI KISA SÜRDÜ, PİYASANIN AYAĞI YERE BASTI
Yazan :Blog · · 22 June 2010
Çin’in döviz kuru açıklaması ile Doğu Asya piyasalarında oluşan heyecan dalgası duruluyor.
Şanghay Bileşik Endeksi, günü yüzde 0,10 artışla 2588,70 puandan kapadı. Endeks, Merkez Bankası’nın Cumartesi günü yaptığı döviz kurunda esneklik açıklamasının yarattığı heyecan ile dün yüzde 2,90 yükselmişti. Daha küçük şirketlerin listelendiği Shenzhen borsası ise günü yüzde 0,35 yükselişle 10345,55 puandan kapadı.
Uzmanlara göre, dün piyasaları saran yuan heyacanı, Çin’in dolar kurundaki değişimi küçük çaplı hareketlerle uzun vadeye yayacağının anlaşılmasıyla kaybolmaya başladı.
Son 10 işlem gününü yükselişle kapatan Hong Kong borsası, bugün gerileyerek yüzde 0,45 düşüş gösterdi. Japon borsası da günü düşüşle tamamlayarak yüzde 1,22 geriledi.
DÖVİZ SÖZÜNDE İLK ADIM
Çin Merkez Bankası (PBOC) tarafından sabah yayımlanan verilere göre, dolar paritesi 6,7980 yuene tırmandı. Resmi dolar kuru böylece son 5 yılın en yüksek düzeyini gördü. PBOC verilerine göre, kur seviyesi dün sabah 8,8275 olarak ilan edilmişti.
PBOC, her sabah belirlediği günlük döviz paritesini ilan ediyor. PBOC’un belirlediği parite, spot piyasada gün içinde en fazla %0,5 dalgalanabiliyor. Dolar kuru, dün sabah 6,8275 olarak belirlenmiş ve spot piyasada sınıra yaklaşarak %0,44 kadar değerlenmişti. PBOC, bu sabah ise pariteyi 6,7980 olarak belirledi.
PBOC, Cumartesi günü 2008 yılından bu yana sabit tutulan dolar kurunu “esnetme” kararı aldığını duyurmuştu. Pazar günü yapılan açıklamada ise, dalgalanmanın ani ve büyük çaplı olmayacağı vurgulanmıştı.
Bu açıdan, Türk ihracatçılarımızın dün yaşadığı heyecanın da yerini aklıselime bıraktığını düşünüyorum. Çünkü, Çin’in hareketi ancak dar bantta ve kademeli olarak geçerli olacak. Keza, bir yıl içinde yuanın %5′ten fazla yükselmesi de başka köklü değişimler olmadıkça olanaksız görünüyor.
Öte yandan, yapılan stres testlerine göre, yalnızca düşük karj marjjıyla çalışan, rekabet gücünden neredeyse yoksun işletmeler olası bir değerlenmeden etkilenecek. Dolayısıyla, Türk şirketlerine rakip olan Çinli işletmelerin dalgalanmadan kısa vadede negatif etkilenmeyeceğini, orta ve uzun vadede ise pozitif etkileneceklerini düşünüyorum. Keza, Çinli uzmanlar, ucuz dövize dayanan şirketlerin sahneden çekilmesiyle, sağlam şirketlerin güçleneceğini belirtiyor.
2008 yılında Çin’i vuran küresel krizde, Çin’in güneyindeki 80 bin imalathane kapanmış, ancak ayakkabı ve tekstil ihracatında dramatik düşüşler meydana gelmediği gibi, ölçekli işletmeler daha da güçlenmişti.
Çin Pazarının Genel Özellikleri (DTM)
Yazan :admin · · 4 May 2010
Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki mevcut durumun en belirgin özelliği çok hızlı bir değişimin gözlenmesi. Özellikle DTÖ’ye giriş sürecinde 2002 yılından itibaren geçiş dönemi olarak verilen 5 yıl içerisinde bu değişimin tüm sektörlerde kendini daha fazla hissettirmesi bekleniyor. Bu değişim göreceli de olsa açılım/serbestlik yönünde olacağından Çin pazarına ihracat yapan ve yapacak olan ihracatçılarımız açısından sonuçlarının olumlu olması bekleniyor.
Bölgesel Farklılıklar: 9 milyon 600 bin m2 yüzölçümü ile çok geniş bir ülke olan Çin Halk Cumhuriyeti, idari açıdan 31 Eyalet/bağımsız belediyeden oluşuyor. Bölgeler arasında bulunan başta iklim olmak üzere diğer fiziki farklılıklar, tüketici tercihlerinde de farklılaşmalara neden oluyor. Diğer yandan, ülkenin sahil kesimini oluşturan doğu bölgeleri çok hızlı kalkınırken, batı kesimleri geri kaldı. Örneğin Şanghay’da 2000 yılında 4 bin 182 dolar olan kişi başına milli gelir, Guizhou’da 322 dolar oldu. 2001 yılında, kentsel bölgelerde yaşayanların geliri yüzde 8,5 oranında artarken, kırsal bölgelerde gelir artışı yüzde 4,2’de kaldı.
Mevzuat ve Uygulama Problemleri: Çin Halk Cumhuriyeti’nde piyasa ekonomisi reformları gerçekleştirilmeye başlanmakla beraber, aşırı devletçi ve yasakçı komünist sürecin etkileri henüz tamamen ortadan kalkmadı. Serbest pazar reformlarının devletçi sistem içerisinde uygulanmaya çalışılması, bürokrasinin büyümesine ve yolsuzlukların … devamını okuyun!
İşadamlarının Çin’de Dikkat Etmesi Gereken Hususlar (DTM)
Yazan :admin · · 4 May 2010
Sağlam Kontratlar Yapılmalı:
Hukuksal danışmanlık alınmalı açık ve güvenilir kontratlar yapılmalı, Çinli ortağın hukuksal konularla ilgili tavsiyeleriyle hareket edilmemeli.
Projelerin Gerçekleştirilebilirliği, Profesyonel Destek Almak Suretiyle İyi Araştırılmalı:
Bir iş projesinin kârlılığının tespitinde sunulan teşviklerin cazipliği veya verilen sözlerle değil, rasyonel kârlılık hesabı ile hareket edilmeli, çok hızlı büyüyen bir ekonomide geleceği kestirmenin zorlukları göz önünde bulundurularak, uzun dönemde kâra geçmesi beklenen işlerden kaçınılmalı. Pazara girmek konusunda gösterilmesi gereken sabır, sarfedilmesi gereken çaba ile faaliyete geçtikten sonraki kârlılık beklentisine ilişkin süreler birbirine karıştırılmamalı.
Ortaklık Kurulacaksa Karşı Taraf İyi Tanınmalı:
İhtilafa düşülmesi halinde Çin Mahkemelerinde hak kaybına uğramamak için “kazan-kazan” formülü ile tasarlanacak anlaşmaların kurulabileceği ortaklık seçimine dikkat edilmeli. … devamını okuyun!
Çin’de Nasıl Rekabet Edilir? (KOBİFİNANS)
Yazan :admin · · 2 May 2010
İster diş macunu satıyor olsunlar isterse elektrik aktarım ekipmanı, Çin’in küçük ama yüksek karlılık sağlayan üst segmentinde, yani bu ülkedeki yabancı oyuncuların geçmişten beri başarılı bir şekilde rekabet edebildikleri segmentte, çok uluslu şirketler egemen durumda. Dolayısıyla, üst segmentte başarılı olanların orta pazara doğru hamle yapması ciddi bir risk barındırıyor. En önemli tehlikelerden biri, yeni ürün ve hizmetler nedeniyle eskilerinin satışlarının düşmesi. Ne de olsa, daha alt segmentlerdeki müşterilere satış, üst segment ürünlerinin satışlarını olumsuz şekilde etkileyebilir.
Ayrıca, bu şirketler, ürünlerinin farklı şekillerde pazarlanması tehlikesiyle de karşı karşıyadır. Örneğin, bir şirket Çin’de 10 Dolar’a sattığı tişörtleri ABD’de 20 Dolar’a satıyorsa, girişimci bir dağıtımcının bu tişörtleri Çin’de satın alarak ABD’de satma olasılığı yüksektir. Bu nedenle, çok ulus lu şirket yöneticileri, Çin’in üst ve “yeterince iyi” segmentleri arasındaki farkları anlamak için özenli pazar analizleri yapmalıdır. Örneğin, belirli bir şirkete özel avantajlar sağlayan coğrafi ayrımlar bulunabilir. GE Healthcare’in Çin’ deki MR cihazı satışlarını artırmak için kullandığı strateji üzerinde durabiliriz. Bu şirket, Çin’in uzak ve mali kısırlara sahip ikincil ve üçüncül kentlerindeki (diğer çokuluslu şirketlerin nadiren yatırım yaptığı Hefei ve Lanzhou gibi kentler) hastaneleri hedef alarak, … devamını okuyun!
Çin Pazarında Gelişen Fırsatlar (KAPİTAL DERGİSİ)
Yazan :admin · · 2 May 2010
Geçmişte, Çin pazarlarının yapısı basitti. Tepede, sağlam kırlar elde eden ve hızlı büyüyen yabancı şirketlerin egemen olduğu küçük bir üst segmentti. Dipte ise düşük kaliteli, çeşitlendirilmemiş ürünleri yüzde 40’tan 90’a varan oranlarda daha düşük fiyatlarla satan ve hesaplarını doğru tuttuklarında çoğu zaman zarar ettikleri anlaşılan yerel şirketlerin egemen olduğu büyük bir alt segment bulunuyordu. Bu ikisinin arasında hızla büyüyen “yeterince iyi” segment yer alıyor.
Çin’deki “yeterince iyi” alan çok farklı nedenlerle büyüyor. Yakın geçmişte tüketicilerin satın alma biçim ve tercihlerinde kaymaların yaşanmış olması. Bunların en önemsizi değil. Bu kaymalar iki farklı doğrultuda gerçekleşiyor. Gelirleri artan tüketiciler geçmişte satın aldıkları en ucuz ürünlerden daha pahalılarına, yöneliyor. Aynı zamanda, daha yüksek gelire sahip tüketiciler, yüksek fiyatlı yabancı markalardan uzaklaşarak makul kalitedeki daha az pahalı yerli alternatifleri kabul ediyor. Sonuç olarak, Çin’in orta pazarı, üst ve alt segmentlerden daha hızlı büyüyor ve bazı kategorilerde daha şimdiden tüm gelirlerin yaklaşık yarısı bu pazardan elde ediliyor. Bugün Çin’de satılan her on çamaşır makinesi ile televizyondan sekizi “yeterince iyi” markalar taşıyor. Dolayısıyla, Çin’in ve özellikle de fırsatlarla dolu orta segment pazarının çok uluslu şirket yöneticilerinin dikkatini giderek daha fazla çekmesi şaşırtıcı değil. General Motors’un Şangay merkezli GM China Group’unun CFO’su Mark Bernhard, kısa bir süre önce Detroit News’e şu … devamını okuyun!
Çinli ekonomistlerin kafası karışık
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 28 April 2010
Analistlerin faiz artırımının zamanlaması konusunda oldukça farklı görüşleri var.
Kaynak: China Securities Journal (Çince) Çeviren: Sadi Kaymaz
Çin’in para politikasının yönüyle ilgili görüşlerin dillendirilmesine rağmen, 24 Nisan Cumartesi günü kafalar iyice karıştı. Merkez Bankası’nın 3 yetkilisinden aynı gün çıkan 3 farklı cümle:
Önce, Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan (Cou Şiaoçuan) Washington’da konuştu: “Çin, fiyatların gidişatı ve enflasyon beklentilerinin yönetimini yakından takip ediyor.” Sonra, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun yeni atanan üyesi Li Daokui Pekin’den konuştu: “Çin ekonomisinin en önemli problemi emlak fiyatlarında görülen hızlı artışlar”. Son olarak, Çin Halk Bankası (Merkez Bankası) Araştırma Komisyonu’nun teftiş turuna çıkan üyesi Li De, Şanghay’da konuştu: “Merkez Bankası’nın faiz artırımına gitme olasılığı oldukça yüksek”. 25 Nisan Pazar günü yayımlanan Pekin Üniversitesi Ulusal Kalkınma Araştırmaları Enstitüsü Langrun Raporu’nda ise, “Faiz artırımı beklentileri giderek kuvvetlenmeye başladı” denildi.
Zhou Xiaochuan, IMF Para ve Finans Komitesi’nin Washington’daki konferansında, “Çin para ve maliye politikası gibi araçları sentezleyerek, fiyatların gidişatı ve enflasyon beklentilerinin yönetimini yakından takip edecek ve her türlü potansiyel sistemik riski etkin biçimde önleyip çözecek” diye konuştu.
Son dönemde, Çin ekonomisinin karşı karşı bulunduğu oldukça ciddi enflasyon tehlikesinin farkına varanların sayısı gittikçe arttı. PBoC’un Bank of China müşterileri ile gerçekleştirdiği ankete göre, enflasyon artış beklentisine sahip tasarruf sahiplerinin oranı son 4 çeyrektir yükselerek yüzde 73,4′e çıktı. Sosyal Bilimler Akademisi’nin ekonomiye ilişkin yayımladığı “Mavi Kitap”, bu yıl tüketici fiyatlarında %3,5 artış öngörüyor. Enflasyon öngörüsü, %3′lük ılımlı artış seviyesini aşıyor. Jingji Cankao gazetesine konuşan Credit Suisse Yönetim Kurulu Üyesi ve Asya Şef Ekonomisti Dong Tao, yılın ikinci yarısında enflasyonun artış oranının mutlaka yükselmeye başlayacağını, tüm yıl boyunca ise artış oranının %4′ü geçebileceğini, hatta %5′e varabileceğini söyledi.
Jingji Cankao’ya konuşan Societe Generalle Şef Ekonomisti Lu Zhengwei, “Nisan ayı enflasyonu yüzde 2,5′i aşarsa, PBoC Mayıs ayında faiz artırabilir” dedi.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu üyeliğine atanması nedeniyle kimliği önem kazanan Tsinghua Üniversitesi Ekonomik Araştırmalar Merkezi Direktörü Li Daokui, araştırma merkezinin Jingji Cankao ile 24 Nisan’da üniversitede ortaklaşa düzenlediği forumda, “Hem bu yıl hem de gelecek yıl ekonomi çok sağlam işleyecek. Ekonomik büyümenin yanında enflasyon eğilimi sanıldığı kadar endişe verici değil. Ekonominin asıl sorunu, varlık fiyatları yükselişi. Daha aşık konuşmak gerekirse, konut fiyatlarında görülen aşırı artış.” diye konuştu.
Li’nin konuşmasından bir gün önce yayımlanan PBoC 1′inci Çeyrek Makro Ekonomik Durum Raporu’na göre, gelecek dönemde fon akışlarının daha sıkı izlenmesi, yeni kredilerde uygun artışların sürdürülmesi ve fiyat istikrarının sağlanması çabalarının yoğunlaştırılması hedefleniyor. Açıklanan hedefler, PBoC’un en büyük önceliğinin varlık fiyatlarında istikrar olduğu değerlendirmelerine yol açtı. … devamını okuyun!








