Çin’in 450 milyar doları ABD’de buharlaştı mı ?
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 4 September 2010
Çin Merkez Bankası Başkanı (PBOC) hakkında ortaya çıkan çeşitli spekülasyonlar, ülkenin finans krizinden ettiği zararlar konusunu da gündeme getirdi.
ABD’nin finans krizinde batan mortgage devleri Fannie Mae ve Freddie Mac’e ait finans varlıklarını elinde tutan Çin’in, bu yatırımlarından dolayı 450 milyar dolarlık zarar yazdığı söylentileri geçen hafta internet ve kısa mesajlar aracılığıyla çığ gibi yayıldı. Zararın faturasının ilgililerine kesileceğine yönelik takip eden söylentiler ise, PBOC başkanına kadar uzanacak kadar derinleşti.
Buna karşın, rakamların yetersiz bilgiden kaynaklandığına yönelik eleştiriler de ortaya atılıyor. Harward Üniversitesi araştırma görevlilerinden Gao Kai, iddiaların bilgi eksikliğinden kaynaklandığını ifade ederek, asılsız dedikodudan öteye gitmediğini ileri sürdü.
Ekonomi dünyasının en saygın isimlerinden Hu Shuli’nin başında olduğu Caixin dergisinin blogunda yazan Gao, öncelikle Çin’in Fannie Mae ve Freddie Mac hisse senetlerine değil, borç tahvillerine yatırım yaptığını belirtti ve borç yükümlülüğünün devlet garantili olduğunun altını çizdi.
1938 yılında Amerikan halkına ucuz konut kredisi sağlayabilecek bir kanal olarak Büyük Buhran’ın yaralarını sarmak için kurulan Fannie Mae, 1968’de bütçe açığını kapatmak için özelleştirilirken, Freddie Mac, Fannie Mae’nin “monopol” durumuna gelmesini engellemek için Kongre kararıyla ve devlet sermayesiyle kurulmuştu.

Piyasaya 5 trilyon dolarlık kredi açan kuruluşlar, 2008′de iflasın eşiğine gelince Amerikan hükümeti tarafından mecburen kamulaştırıldı. Şirketin hisse senetleri, iflasın eşiğine giden süreçte çöpe dönmüştü. Gao, dolayısıyla Çin’in yatırımlarının hisse senetleri ile borsada buharlaşmadığını savunarak, 2008 yılında 500 milyarı aşan Fannie&Freddie tahvillerinin değerinin, 2009 yılında 450 milyar dolara indiğini belirtti
Yazar ve site adı belirtilerek, etkin link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.
Kredi Hacminde Nispi Canlılık Beklentisi
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 3 September 2010
Çin’de yeni krediler daralıyor. Buna rağmen, nispi canlılık beklentisi hakim. Senelik hedefin tutturulmasında sorun görünmüyor
China Communications Bank’ın tahminine göre, Ağustos ayında açılan yeni kredilerin tutarı 500 milyar yüeni bulabilir. Bankanın raporuna göre, hükümetin emlak piyasası önlemlerinin yanı sıra, yerel finansman platformları üzerindeki sıkı denetimler kredi talebinin başlıca kaynaklarını frenledi.
Dolayısıyla hükümet tedbirleri, son aylarda daralan kredi hacminin arkasındaki ana neden. Öte yandan, Çin’de kredilerin 3:3:2:2 oranları ile piyasaya sürüldüğünü not düşelim. Yani, geleneksel olarak bankalar kredilerin yüzde 60′ını yılın ilk yarısında dağıtıyor.
Piyasa öngörüsü, potitika tedbirlerinin yıl sonuna kadar devam edeceği yönünde. Borsada kaydedilen yükseliş hareketlerinde finans ve inşaat hisseleri bu yüzden cılız kalıyor.
Merkez Bankasının 2010 kredi hacmi hedefi 7,5 trilyon yüen. Uygulamaya konulan dev toplu konut projeleri, doğal afetleri takip eden yeniden inşa faaliyetleri ve iç batı kesimlerindeki yatırım hamlesi yılın geri kalan kısmında kredi talebi yaratması öngörülen faktörler.
Çin ekonomisinin kader düğümleri
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 27 August 2010
Çin’in iki asırlık makus talihi, 32 yıl önce başlayan dışa açılma ve reformlar (gaigekaifang – 改革开放) ile değişti. Gaigekaifang’ın sembollerinden küçük balıkçı kasabası Shenzhen, özel ekonomik bölge ilan edilişinin 30′uncu yıldönümünü, kalkınan Çin’in parlayan aynası olarak dün kutladı. Eskinin bu balıkçı kasabası, 14 milyonu aşan nüfusu ve 11 bin dolarlık kişi başı geliri ile bugünün en hızlı kalkınan ve zenginleşen kentlerinin başında geliyor.
Shenzhen’in ayna tuttuğu ülke ekonomisi, 2009 yılında 34 trilyon yüeni aşan hasıla yarattı. Küresel ekonomi pastasının kabaca yüzde 9′lik dilimini oluşturdu. İkiz fazlalarla kabardıkça kabaran döviz rezervleri 2 trilyon 500 milyon dolara dayandı. Borç içinde yüzen Amerikan ekonomisinin en büyük kreditörü oldu. Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük ihracat ülkesi haline geldi. Küresel krizin ardından yüzde 2,2 daralan küresel ekonomiye, yüzde 9,1 genişleme ile katkıda bulundu. Japonya’yı geçerek ABD ekonomisinin arkasındaki yeni konumuna oturdu.
Geride kalan 30 yılda daha nice göz kamaştırıcı başarıya imza atan ülke, bugün tehlikeli belirsizlik ve risklerin girdabına girdi. Kişi başı milli gelirinin Japonya’nın 10′da 1′i bile olmayışı gerçekliğinin mutlak bilincine sahip. Kalkınma yolunda edinilen kazanımların bu belirsizlik ve risk ortamında kaybedilme korkusu açıkça dillendiriliyor.
Bu koşullar altında, “taşları hissederek nehri geçmekte olan” (摸着石头过河) Çin ekonomisinin akıntıya sürüklenmesi işten bile değil. Bu yüzden Çin’in ayaklarına dolanan düğümleri çözebilme yeteneği, ülkenin karşı kıyıya varmasında hayati rol oynayacak.
PARA POLİTİKASI DÜĞÜMÜ
Çinli karar vericiler, öncelikle gevşek para politikasının nasıl terk edileceği noktasında düğümleniyor.
2010′un ilk yarısında finans ve ekonomi dünyası ile Merkez Bankası (央行) koridorlarında en çok kafa yorulan konuların başında faiz artırımı ikilemi geliyor.
Hindistan, Brezilya, Avustralya, Kanada ve Güney Kore gibi ekonomiler 2010 yılında faiz artırımına gitti. ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’dan ise şimdilik faiz artırımı çıkmadı.
Faiz artırımını er ya da geç kaçınılmaz kılan etkenler ise ülke içi koşullardan kaynaklanıyor. Büyüme hızı yavaşlıyor. Küresel krizde devre dışı kalan ihracat motorunu ikame eden inşaat sektörü, emlak balonu tehlikesi yüzünden uygulamaya konulan sert önlemlerin ağır darbesini yedi. 2010′un ilk çeyreğinde kaydedilen yüzde 11,9 büyümenin, son çeyrekte 8′e düşmesi bekleniyor. Dıştan ihracatı, içten sabit yatırımları zayıflatan koşullar, ekonominin devinimsiz kalma ihtimalini giderek arttırıyor.
Gevşek para politikasının yol açtığı enflasyon baskısı ise, ekonomistlerin uykularını kaçıracak kadar ağırlaştı. “İstikrar” sözcüğünün ülkedeki hayati anlamı düşünüldüğünde, sosyo-politik istikrarsızlık unsurlarını beraberinde getiren enflasyon tehlikesi, geçen ay kapıyı çaldı bile. Temmuz ayı enflasyonu, yüzde 3 olarak belirlenen kırmızı çizgiyi geçerek yılın en yüksek düzeyine, yüzde 3,3′e çıktı. Rusya krizi ile aşırı yağış ve sellerin tarımsal ürün fiyatlarında yarattığı patlamanın etkisiyle, enflasyonun ağustos ayında yüzde 4′e kadar çıkabileceğinden endişe ediliyor.
Bu noktada faiz artırımının zamanlaması kritik öneme sahip: erken faiz artırımı büyümeye zarar verebilir. Geç kalınması ise, ekonominin kendisini enflasyon çıkmazında bulması ile sonuçlanabilir.
EMLAK DÜĞÜMÜ
Emlak balonunun yarattığı patlama tehlikesi, bahar aylarına kadar “çöküş” (崩溃) teorisyenlerinin ekmeği oldu. Tehlikenin tüm çıplaklığıyla belirmesinin artından, nisan ayında Kabine’den (国务院) son derece sert tedbir paketi çıktı. Geride kalan aylarda, konut fiyatlarında beklenen düşüş gerçekleşmese de, konut balonu büyümeyi durdurdu. Yüzde 12′ye dayanan konut fiyatları artışı, son olarak geçen ay yüzde 10,3′e yavaşladı.
Bu koşullar altında, konut balonu sönmüş değil. Buna karşın, inşaat piyasasının yavaşlaması ekonominin yeni dinamosu sabit yatırımlara büyük darbe vuruyor. İnşaat sektörünün odağında yer aldığı sayısız sanayi dalı da bu darbeden payını alıyor. Haliyle ülkenin en büyük önceliklerinden istihdam da yara alıyor.
Arazilerin tümünün devlet mülkiyetinde bulunduğu sosyalist rejimde, yerel hükümetlerin en büyük gelir kapısını inşaat şirketlerine toprak transferi (土地出让) oluşturuyor. Sektör, böylece yerel yönetimleri de besliyor. Toprağın geçici mülkiyetini 70 yıl gibi sürelere devralan dev müteahhitlik firmaları, ekonominin kalbinin atmasını sağlıyor.
Dolayısıyla, emlak tedbirlerinin uzun süre yürürlükte kalması ya da daha sıkılaştırılması ekonominin kalbinin durmasına yol açabilir. İnşaat sektörün çökmesi, finanstan çelik piyasasına kadar sayısız endüstride domino etkisi yaratacak ve hiç şüphesiz sonunda ekonomi yere çakılacaktır. Aksi durumda ise, inşaat sektörünün emlak balonunu patlatması ile ekonomi büyük çöküş (崩溃) teorileri gerçeğe dönüşecektir.
YATIRIM ODAKLI EKONOMİDEN TÜKETİM ODAKLI EKONOMİYE GEÇİŞ
(Güncellemeler devam edecektir…)
Sadi Kaymaz tarafından yazılmıştır. Yazar ve site adı belirtilerek, etkin link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.
Çin’de günün ekonomi gelişmeleri:24 Ağustos 2010
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 24 August 2010
- Çin Merkez Bankası, bugün planlanan 1 yıl vadeli tahvil ihalesinde arz miktarını 40'tan 24 milyar yuane indirdi. http://bit.ly/9gMs3O #
- Buğday ve pirinç fiyatları arasındaki aralık aşırı açıldı, pirinç fiyatlarında bir düzeltme yükselişi bekleniyor. http://bit.ly/axzYs5 #
- Çin'in Afrika'daki 2'inci büyük ticaret ortağı Güney Afrika ile yarı yıl dış ticaret hacmi 10,8 milyar dolar (+%56) http://bit.ly/cpZwmO #
- Çin'in perakende devi GOME'de şirketin kurucusu ile yönetim kurulu arasında büyük bir savaş yaşanıyor, düğümü hissedarlar çözecek. #
- Guangdong ve Jiangsu'yu takip eden Şanghay'ın aldığı toplam yabancı yatırım tutarı 100 milyar doları aştı. http://bit.ly/ah8WKE #
- Küresel kriz sonrasında Çin'in Avrupa ve Kuzey Amerika'ya ihracatı azalırken, Latin Amerika ve Afrika'ya arttı. http://bit.ly/bjG5Af #
Çin’de günün ekonomi gelişmeleri:22 Ağustos 2010
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 22 August 2010
- Çinli otomotiv üreticisi Great Wall, 3 yıl içinde 5 ülkede yeni fabrika kuracak. Türkiye, listede yok. http://bit.ly/cmwJFq #
- Çin, Japonya’yı gemi inşa sektöründe de geçti. http://bit.ly/a9ajAp #
- Çin’de bugün yayımlanan sanayiye ilişkin Mavi Kitap’a göre; 2009 çelik üretimi Rusya, ABD, Japonya ve Hindistan’ın toplamını 2.2 kat aştı #
- Çin’de bugün yayımlanan sanayiye ilişkin Mavi Kitap’a göre, 2009′de 568 milyon ton ham çelik üretildi. #
- 2013′de emekliye ayrılacak Wen Jiabao, görevi zarfındaki en kritik ziyaretlerinden birini Shenzhen’e yaptı #
- Türkiye, Çinli firmaların Ocak-Temmuz’da en fazla proje kazandığı 10 ülke arasında yer aldı #
- Baltık Kuru Yük Endeksi son 12 işlem gününü yükselişle kapattı, Çin’de denizcilik hisselerinde keskin yükseliş var http://bit.ly/bP5sK2 #
- Çin’in kalkınma yolculuğundaki en kritik dönemeçlerden biri, güneyin küçük balıkçı kasabası Shenzhen’deki deneyin başarılı olmasıydı. #
- Çin’de dışa açılmanın aynası Shenzhen, 26 Ağustos’ta kaderini değiştiren reformların 30′uncu yılını kutlayacak http://bit.ly/bGSOnY #
Çinli banka yeşil ayakkabıya girdi, halka arz rekoru kırıldı
Yazan :Haber · · 16 August 2010
Geçen ay borsaya açılan Agricultural Bank, yeşil ayakkabı opsiyonunun kullanılması ile halka arz rekoru kırdı.
Çin’in en büyük devlet 4 devlet bankası arasında yer alan Agricultural Bank of China (ABC), hisse arzı tutarını 22,1 milyar dolara çıkararak dünyanın en büyük halka arzına imza attı. Banka hisselerinin yüzde 15′lik ek satış hakkının Cuma günü Şanghay borsasında kullanılması ile halka arz geliri ülkenin en büyük bankası ICBC’nin 2006′daki 21,9 milyar dolarlık rekorunu geride bıraktı. Büyük devlet bankalarının borsaya en son açılanı olan ABC, geçen ay Şanghay ve Hong Kong borsasında işlem görmeye başlamıştı. Bankanın 2,68 yuanden işlem görmeye başlayan hisseleri ise, aradan geçen bir aylık süreçte benzeri banka arzlarının aksine yatay seyir izledi. ABC, günü keskin yükselişle kapatan Şanghay borsasında yüzde 0,74 yükselerek 2,72 yuane çıktı.
(Yeşil ayakkabı opsiyonu, hisselerini halka arz edecek şirketin aracı kurum ile yaptığı yüklenim sözleşmesine koyduğu bir hak. Yüklenici, böyle bir hakka sahipse oluşan talebe göre ek satış yapma opsiyonunu kullanır)
Çin’in döviz rezervleri yeşil sahaya çıkıyor
Yazan :Blog · · 8 August 2010
Liverpool’u satın alma girişiminde bulunan Çinli işadamı, Çin’in döviz rezervlerini kullanacak…
Çin’in yurtdışı yatırımlarından sorumlu kolu olan CIC’nin Liverpool’a milyonlarca sterlin akıtmaya hazırlandığı ortaya çıktı. Borç batağına giren ünlü İngiliz kulübünü satın alma teklifinde bulunan Çinli işadamı Kenny Huang, CIC’nin finansman sağlayacağını açıkladı.
Çin’in 2,4 trilyon dolarlık devasa döviz rezervlerinin 200 milyar dolarlık kısmını elinde tutan CIC’nin 477 milyon dolarlık bir finansmana hazır olduğu ifade ediliyor.
Liverpool’un sahipleri Amerikalı Tom Hicks ve George Gillett, Liverpool’u üç yıl önce satın almıştı. Ancak Hicks ve Gillett, Liverpool’u Nisan’da satışa çıkarmış ve British Airways Yönetim Kurulu Başkanı Martin Broughton’ı bu konuyla ilgilenmesi için görevlendirmişti.
Egemen varlık fonu statüsündeki CIC, Çin’in 2,4 trilyon dolarlık döviz rezervlerinin kendisine ayrılan 200 milyar dolarlık kısmını yönetiyor. Küresel krizde finansal varlık yatırımlarından zarar ettiği belirtilen CIC, son dönemde enerji ve madencilik hisselerine yoğunlaşan ilgisi ile dikkat çekiyordu.
Varlık fonunun Nijerya petrollerinden, Şili madenlerine kadar uzanan yatırımlarına bir de futbol takımı eklenecek gibi görünüyor.
Amerikan dolarının küresel finans piyasalarında değer yitirmesi, döviz rezervlerinin yaklaşık üçte ikisini Amerikan hazine bonosu gibi dolar varlıklarında tutan Çin’i yeni alternatiflere yöneltti. Bu doğrultuda Çin hükümeti 2007′de Çin Yatırım Kurumu’nu (CIC) kurdu. İsviçre merkezli Credit Suisse’ye göre, CIC yatırım yaptığı şirketlerde yüzde 5-10 civarı hisseye sahip olarak, uluslararası dalgalanmalara karşı riskleri minimize etme amacı güdüyor. CIC, ABD’nin yatırım şirketlerinden Blackstone’da 3 milyar dolarlık hisse satın almıştı. Analistlere göre Blackstone’un yatırım stratejisine etki etmekten kaçınan CIC, denizaşırı finans piyasalarında karma yatırımlara girişiyor. Bazı uzmanlar, varlık fonunun Batı hükümetleri üzerinde politik ağırlığa sahip ya da Çin’de yoğun yatırımı bulunan yabancı şirketlere yöneldiğini savunuyor.
Dev varlık fonu CIC, finansal krizden evvel yatırım şirketi Morgan Stanley’nin yüzde 9,9 hissesini satın almıştı. Ancak, finansal kriz ile Blackstone ve Morgan Stanley hisselerinden ağzı yanan kurum, krizin derinleştiği son bir yılda daha ihtiyatlı bir tutum izlemeye başladı. Mart ayında Çin basınında çıkan haberlere göre, CIC yüzünü finansal varlıklardan reel ekonomiye çeviriyor.
Başbakan Wen Jiabao’nun otoritesi altında yer alan CIC’in başkanlığını Lou Jiwei yürütüyor. Lou Jiwei’nin pozisyonu, bakan düzeyine denk düşüyor. Çin’de mali sistemin yeniden yapılandırılmasında çok önemli rol oynayan Lou, Çin finans piyasalarında son derece etkili bir isim. 2,1 trilyon dolarlık döviz rezervlerinin bir kısmının yönetiminden sorumlu Lou, Time dergisi tarafından 2008 yılında dünyanın en etkili 100 kişisi arasında gösterilmişti.
Çinli Yatırımcılar Dev Halka Arza Kilitlendi
Yazan :Haber · · 14 July 2010
Çin, borsa tarihinin en büyük halka arzlarından birine yarın ev sahipliği yapacak.
Çin’de borsaya açılmayan son büyük devlet bankası olan Agricultural Bank’ın (ABC) hisseleri yarın Şanghay borsasında işlem görmeye başlayacak. Halka arz öncesinde piyasa değeri 126 milyar dolar olarak belirlenen bankanın hisseleri 2.68 yüenden açılacak. Dev halka arza büyük ilgi gösteren yatırımcılar, geçen hafta hisse ihraç miktarını 10 kat aşan ön talepte bulunmuştu. İnternet üzerinden toplanan ön talepler sonucunda, başvuranların yalnızca yüzde 9′u çekilişle hisse edinen şanslı yatırımcılar arasında yer aldı.
Çin borsasının yılbaşından bu yana yüzde 25′e yakın değer kaybettiğine işaret eden analistler, ABC’nin bu çapta bir arz ile oldukça cesur bir adım attığını düşünüyor. Buna karşın, ABC arzının değeri aşırı düşen borsaya aradığı kanı sunabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, teknik analizler açısından benzer banka arzlarına oranla halka arz fiyatı düşük kalan ABC hisselerinin, gün sonunda %6 civarında artabileceği yorumları yapılıyor. ABC, piyasa değeri açısından Bank of China’yı geçerek dünyanın en büyük 7′inci bankası haline gelecek.
Kayıp Kuşağın İşçi Çocukları; Çin’de İşgücü Başkalaşımı
Yazan :Blog · · 22 June 2010
Çin’de kayıp kuşakların işçi çocukları, “yaşamak” istiyor
Çin tarihinin en türbülanslı ve trajik dönemlerinden biri olan Kültür Devrimi’nden sonra başlayan dışa açılma ve reform sürecinde, Çin ekonomisi hızla kalkınmaya başladı. Kalkınmanın arkasında ise, köylerinden endüstrileşen kıyı eyaletlerine göç eden on milyonlarca işçi bulunuyordu.
Son derece ağır çalışma koşullarında, tabiri caizse gece gündüz alın teri döken işçilerin ortak amacı, köylerinde bıraktıkları aileleriydi.
Bu amaç uğruna yaptıkları, aslında kendi yaşamlarını feda etmekten başka bir şey değildi.
Bebekleri aç kalmasın, ana-babaları hekim görsün, kardeşleri okusun diye; kimi zaman inşaat işçisi, kimi zaman üretim bandında robot oldular… Yatakhanelerde yatıp, bir tas pilavla doydular…
Aklıselimini kaybeden komünist Kültür Devrimi’nin yarattığı kayıp kuşağa, bu kez vahşi kapitalist endüstriyel devrimin yarattığı kayıp kuşak eklendi.
Bu kuşaklar, “her türlü zorluğa göğüs gerebilen” insanlar oldular. Bu anlama gelen, Çince’de “acıyı yiyebilmek” denen “chiku”, işte bu yüzden kayıp kuşakların en büyük hazinesi oldu.
Dünyanın fabrikasında bugün ter dökenler ise, işte kayıp kuşakların çocukları…
Çince’de “80 sonrası” denen bu kuşak, şimdilerde “yaşamak istiyorum” diye haykırıyor.
İşgücünün artık çoğunluğunu oluşturan yeni kuşak göçmen işçilerin kendilerine özgü karakterleri, özgürlük anlayışları ve bağımsız ruhları var.
Ana-babalarının aksine, sorumlulukları kendilerinden ibaret. Her birinin farklı saç kesimleri, giyim tarzları, renkleri var. Amaçları kentli yaşıtları gibi giyinmek, eğlenmek, cep telefonu kullanmak, aşık olmak…
Çinli patronlar, işte bu kuşağın ağırlığını her geçen gün omuzlarında daha fazla hissediyor. Çünkü, bu işçiler dinlenmek, tatil yapmak, fazla mesaiden kaçınmak, gezmek… yani insan olmak, “yaşamak” istiyor.
İşte bu yüzdendir ki, bu kuşak, sanıldığının aksine ücretleri hayli yüksek olan, kapısında binlerce işsizin kuyruk olduğu İphone üreticisi Foxconn’un yatakhane binalarından kendini ölüme atıyor.
Foxconn yönetimi, en düşük ücretimiz 131 dolar, konaklama ve yemeği üstleniyoruz… Psikologlarımız, spor sahalarımız var diyor… Ama, gencecik işçiler, yine de kendilerini ölüme bırakıyor!
Çünkü, genç işçiler üretim bandının yanında aynı hareketi soluksuzca binlerce kez yapmaya isyan ediyor… Gururları şefler tarafından azarlanmayı kaldırmıyor… Basketbol sahasında oynayabilecek zaman istiyor… Yorgunluğu kaldıramayan vücuduna isyan ediyor… Hayatın anlamının bittiği yerde, kendi yaşamları anlamsızlaşıyor.
GENÇLER NEDEN KENTİ SEÇİYOR
Çin’de yaşanan toplumsal başkalaşımı sayılı satırlara sığdırmak olanaksız. Bu açıdan, kitaplara konu olması gereken başka bir olgu da, 20-30 yıl önce göçmen işçilerin çaresizlikten terk ettiği toprakların da artık ekonomiye entegre olmaya başlaması.
80 Kuşağı işçiler, ülkenin iç kesimlerindeki kendi memleketlerinde de artık iş bulma ve para kazanma olanağına sahipler. Shenzhen, Pekin, Shanghay gibi metropollerdeki hayat pahalılığı göz önüne alındığında, taşrada yaşam daha cazip hale bile gelebiliyor.
Dolayısıyla, endüstriyel kıyı bölgelerine göç eden işçilerin sayısı da önemli ölçüde azalmış durumda. Hatta, küresel kriz nedeniyle işini kaybeden milyonlarca göçmen işçi, hayat pahalılığı nedeniyle kıyı bölgelerine geri dönmek istemiyor. Dönenler de, daha fazla sosyal hak, daha fazla ücret talep ediyor.
Çin İnsan Kaynakları Araştırma Merkezi’nin yayımladığı “İkinci Kuşak Göçmen İşçiler” raporunda, 80 Kuşağının kente göç arzularının arkasında yatan başlıca nedenler analiz edilmiş. Yapılan ankete göre, yeni kuşak işçilere neden kentli olmak istedikleri sorulmuş, cevaplar şöyle:
%59,8 – Kentlerde yaşam standartları daha yüksek
%36,4 – Taşrada sorumluluklar daha ağır
%36,3 – Çocuğum kentte daha iyi eğitim alabilir
%28,8 – Kentte emekli aylıkları daha yüksek
Genç köylü işçiler, Çin’in üretim topografyasında da köklü değişiklikler meydana getiriyor, istihdam ve yönetim modelleri değişiyor, sosyal hak ve özgürlük talepleri artıyor. İşgücü hareketliliği üst düzeye çıkıyor.
Dolayısıyla, ücret artışına dünden razı olan Çinli patronlar, işçi bulamamak, bulunca tutamamak, tutsa da köle gibi çalıştıramamak gibi dertlerle (!) boğuşuyor.
İşgücünde meydana gelen derin başkalaşım ile ilgili Çince’den bazı çeviriler yaparak yayımlayacağımı belirterek, sağlıcakla kalın.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmıştır. Yazar ve site adı belirtilerek, link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.
ÇİN BORSASINA “ESNEK YUAN” MORALİ
Yazan :Haber · · 21 June 2010
Esnek yuan açıklamasına rağmen güne sakin başlayan Şanghay borsası, öğleye doğru çıkış trendine geçti.
Şanghay Bileşik Endeksi, günü yüzde 2,90 yükselişle 2586,11 puandan kapadı. Borsada işlem gören 798 şirketin hisse senedi günü değer kazanarak kapatırken, 42 şirketin hisse senedi değer yitirdi. Borsada 81 milyar dolarlık işlem hacmi oluştu.
Daha küçük şirketlerin işlem gördüğü Shenzhen Bileşik Endeksi ise, yüzde 3,44 değer kazanarak günü 10309,60 puandan kapadı.
HONG KONG BORSASI YÜZDE 3,1 YÜKSELDİ
Geçen haftayı çıkış trendiyle kapatan Hong Kong borsası da, Çin’den gelen haberlerle 30 Nisan’dan bu yana en yüksek düzeyine çıktı. Hang Seng Endeksi, günü yüzde 3,1 artışla 20912,18 puandan kapadı. Hang Seng, böylece üst üste 10′uncu işlem gününü de yükselişle kapattı.
Hong Kong döviz piyasasında ise, Çin ulusal para birimi yuan, Amerikan doları karşısında yüzde 0,37 değerlenerek 6,8010 düzeyinden işlem gördü. Vadeli işlem piyasasında ise, 12 ay vadeli sözleşmeler 6,62 yuandan yapıldı. Buna göre, vadeli işlem piyasasında yatırımcılar yıllık yüzde 2,6 düzeyinde bir artış öngörmüş oldu.
ESNEK YUAN DENGESİZLİKLERİ GİDERMEZ
Resmi Xinhua haber ajansında yer alan bir değerlendirmede, küresel ekonomideki dengesizliklerin nedeninin yuan olmadığı savunularak, güçlü yuanın sorunlara çare olmayacağı vurgulandı. Toronto’da yapılacak G-20 Zirvesi’nde konunun gündeme geleceği hatırlatılan değerlendirmede, “Yaklaşan G-20 Zirvesi’nde küresel finans sisteminin ihtiyaç duyduğu köklü değişiklikler için harekete geçilmezse, köklü çözümler yerine geçici avuntular peşinde koşan liderler uluslararası toplumun hayal kırıklığı yaşamasına neden olabilir” denildi.
PBOC KAPİTÜLASYONU
400 milyonu aşan kullanıcı sayısıyla Dünya’nın en geniş internet kamuoyuna sahip Çin’in internet forumlarında, Merkez Bankası’nın yaptığı “esneklik” açıklaması tartışma konusu oldu. Kimi kullanıcılar, PBOC’un açıklamasının dış baskılara boyun eğilmesi anlamına geldiğini belirterek, açıklamayı kapitülasyon olarak adlandırdı. Forumlarda, genel olarak olası değerlenmenin ihracat sektörü üzerinde yaratacağı sıkıntılar öne çıktı.
Bazı internet kullanıcıları ise, esnek döviz kurunun enflasyon ve varlık balonları riskinin hafifletilmesine yardımcı olacağını savundu. Merkez Bankası’nın açıklamasında da, döviz kuru reformunun ülkenin uzun vadeli temel çıkarları doğrultusunda olduğu belirtilmişti.








