Çin ekonomisinin kader düğümleri
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 27 August 2010
Çin’in iki asırlık makus talihi, 32 yıl önce başlayan dışa açılma ve reformlar (gaigekaifang – 改革开放) ile değişti. Gaigekaifang’ın sembollerinden küçük balıkçı kasabası Shenzhen, özel ekonomik bölge ilan edilişinin 30′uncu yıldönümünü, kalkınan Çin’in parlayan aynası olarak dün kutladı. Eskinin bu balıkçı kasabası, 14 milyonu aşan nüfusu ve 11 bin dolarlık kişi başı geliri ile bugünün en hızlı kalkınan ve zenginleşen kentlerinin başında geliyor.
Shenzhen’in ayna tuttuğu ülke ekonomisi, 2009 yılında 34 trilyon yüeni aşan hasıla yarattı. Küresel ekonomi pastasının kabaca yüzde 9′lik dilimini oluşturdu. İkiz fazlalarla kabardıkça kabaran döviz rezervleri 2 trilyon 500 milyon dolara dayandı. Borç içinde yüzen Amerikan ekonomisinin en büyük kreditörü oldu. Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük ihracat ülkesi haline geldi. Küresel krizin ardından yüzde 2,2 daralan küresel ekonomiye, yüzde 9,1 genişleme ile katkıda bulundu. Japonya’yı geçerek ABD ekonomisinin arkasındaki yeni konumuna oturdu.
Geride kalan 30 yılda daha nice göz kamaştırıcı başarıya imza atan ülke, bugün tehlikeli belirsizlik ve risklerin girdabına girdi. Kişi başı milli gelirinin Japonya’nın 10′da 1′i bile olmayışı gerçekliğinin mutlak bilincine sahip. Kalkınma yolunda edinilen kazanımların bu belirsizlik ve risk ortamında kaybedilme korkusu açıkça dillendiriliyor.
Bu koşullar altında, “taşları hissederek nehri geçmekte olan” (摸着石头过河) Çin ekonomisinin akıntıya sürüklenmesi işten bile değil. Bu yüzden Çin’in ayaklarına dolanan düğümleri çözebilme yeteneği, ülkenin karşı kıyıya varmasında hayati rol oynayacak.
PARA POLİTİKASI DÜĞÜMÜ
Çinli karar vericiler, öncelikle gevşek para politikasının nasıl terk edileceği noktasında düğümleniyor.
2010′un ilk yarısında finans ve ekonomi dünyası ile Merkez Bankası (央行) koridorlarında en çok kafa yorulan konuların başında faiz artırımı ikilemi geliyor.
Hindistan, Brezilya, Avustralya, Kanada ve Güney Kore gibi ekonomiler 2010 yılında faiz artırımına gitti. ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’dan ise şimdilik faiz artırımı çıkmadı.
Faiz artırımını er ya da geç kaçınılmaz kılan etkenler ise ülke içi koşullardan kaynaklanıyor. Büyüme hızı yavaşlıyor. Küresel krizde devre dışı kalan ihracat motorunu ikame eden inşaat sektörü, emlak balonu tehlikesi yüzünden uygulamaya konulan sert önlemlerin ağır darbesini yedi. 2010′un ilk çeyreğinde kaydedilen yüzde 11,9 büyümenin, son çeyrekte 8′e düşmesi bekleniyor. Dıştan ihracatı, içten sabit yatırımları zayıflatan koşullar, ekonominin devinimsiz kalma ihtimalini giderek arttırıyor.
Gevşek para politikasının yol açtığı enflasyon baskısı ise, ekonomistlerin uykularını kaçıracak kadar ağırlaştı. “İstikrar” sözcüğünün ülkedeki hayati anlamı düşünüldüğünde, sosyo-politik istikrarsızlık unsurlarını beraberinde getiren enflasyon tehlikesi, geçen ay kapıyı çaldı bile. Temmuz ayı enflasyonu, yüzde 3 olarak belirlenen kırmızı çizgiyi geçerek yılın en yüksek düzeyine, yüzde 3,3′e çıktı. Rusya krizi ile aşırı yağış ve sellerin tarımsal ürün fiyatlarında yarattığı patlamanın etkisiyle, enflasyonun ağustos ayında yüzde 4′e kadar çıkabileceğinden endişe ediliyor.
Bu noktada faiz artırımının zamanlaması kritik öneme sahip: erken faiz artırımı büyümeye zarar verebilir. Geç kalınması ise, ekonominin kendisini enflasyon çıkmazında bulması ile sonuçlanabilir.
EMLAK DÜĞÜMÜ
Emlak balonunun yarattığı patlama tehlikesi, bahar aylarına kadar “çöküş” (崩溃) teorisyenlerinin ekmeği oldu. Tehlikenin tüm çıplaklığıyla belirmesinin artından, nisan ayında Kabine’den (国务院) son derece sert tedbir paketi çıktı. Geride kalan aylarda, konut fiyatlarında beklenen düşüş gerçekleşmese de, konut balonu büyümeyi durdurdu. Yüzde 12′ye dayanan konut fiyatları artışı, son olarak geçen ay yüzde 10,3′e yavaşladı.
Bu koşullar altında, konut balonu sönmüş değil. Buna karşın, inşaat piyasasının yavaşlaması ekonominin yeni dinamosu sabit yatırımlara büyük darbe vuruyor. İnşaat sektörünün odağında yer aldığı sayısız sanayi dalı da bu darbeden payını alıyor. Haliyle ülkenin en büyük önceliklerinden istihdam da yara alıyor.
Arazilerin tümünün devlet mülkiyetinde bulunduğu sosyalist rejimde, yerel hükümetlerin en büyük gelir kapısını inşaat şirketlerine toprak transferi (土地出让) oluşturuyor. Sektör, böylece yerel yönetimleri de besliyor. Toprağın geçici mülkiyetini 70 yıl gibi sürelere devralan dev müteahhitlik firmaları, ekonominin kalbinin atmasını sağlıyor.
Dolayısıyla, emlak tedbirlerinin uzun süre yürürlükte kalması ya da daha sıkılaştırılması ekonominin kalbinin durmasına yol açabilir. İnşaat sektörün çökmesi, finanstan çelik piyasasına kadar sayısız endüstride domino etkisi yaratacak ve hiç şüphesiz sonunda ekonomi yere çakılacaktır. Aksi durumda ise, inşaat sektörünün emlak balonunu patlatması ile ekonomi büyük çöküş (崩溃) teorileri gerçeğe dönüşecektir.
YATIRIM ODAKLI EKONOMİDEN TÜKETİM ODAKLI EKONOMİYE GEÇİŞ
(Güncellemeler devam edecektir…)
Sadi Kaymaz tarafından yazılmıştır. Yazar ve site adı belirtilerek, etkin link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.
Çin’de günün ekonomi gelişmeleri:22 Ağustos 2010
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 22 August 2010
- Çinli otomotiv üreticisi Great Wall, 3 yıl içinde 5 ülkede yeni fabrika kuracak. Türkiye, listede yok. http://bit.ly/cmwJFq #
- Çin, Japonya’yı gemi inşa sektöründe de geçti. http://bit.ly/a9ajAp #
- Çin’de bugün yayımlanan sanayiye ilişkin Mavi Kitap’a göre; 2009 çelik üretimi Rusya, ABD, Japonya ve Hindistan’ın toplamını 2.2 kat aştı #
- Çin’de bugün yayımlanan sanayiye ilişkin Mavi Kitap’a göre, 2009′de 568 milyon ton ham çelik üretildi. #
- 2013′de emekliye ayrılacak Wen Jiabao, görevi zarfındaki en kritik ziyaretlerinden birini Shenzhen’e yaptı #
- Türkiye, Çinli firmaların Ocak-Temmuz’da en fazla proje kazandığı 10 ülke arasında yer aldı #
- Baltık Kuru Yük Endeksi son 12 işlem gününü yükselişle kapattı, Çin’de denizcilik hisselerinde keskin yükseliş var http://bit.ly/bP5sK2 #
- Çin’in kalkınma yolculuğundaki en kritik dönemeçlerden biri, güneyin küçük balıkçı kasabası Shenzhen’deki deneyin başarılı olmasıydı. #
- Çin’de dışa açılmanın aynası Shenzhen, 26 Ağustos’ta kaderini değiştiren reformların 30′uncu yılını kutlayacak http://bit.ly/bGSOnY #
Çin’de enflasyon tırmanıyor
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 20 May 2010
Aşırı ısınma sinyalleri veren Çin’de enflasyon baskısı da artıyor.
Çin İstatistik Bürosu (NBS), tüketici fiyatları enflasyonunun Nisan ayında geçen yıla göre yüzde 2,8 yükseldiğini açıkladı. Açıklamaya göre, aynı dönemde üretici fiyatları endeksinde yüzde 6,8 artış kaydedildi.
Tüketici fiyatları enflasyonu, geçen yılın aynı ayında yüzde 1,5 düşüş göstermişti. Nisan ayı enflasyon artışının, bir önceki aya göre de yüzde 0,4 hızlanması, enflasyon baskının beklendiği gibi etkisini göstermeye başladığına işaret ediyor.
Çin Merkez Bankası’nın dün yayımladığı raporda, işçi ücretleri ile hammadde ve gıda fiyatları artışlarının enflasyon baskısı yarattığı belirtilmişti.
Bugün açıklanan NSB verilerine göre, gıda fiyatları artışı yüzde 5,9 olurken, gıda dışı enflasyon artışı yüzde 1,3 oldu. Son 3 ayda ise çoğunluğu endüstrileşmiş kıyı bölgelerinde bulunan 8 eyalet yönetimi, asgari işçi ücretlerini yüzde 5 ila 13 arasında değişen oranlarda artırdıklarını açıkladı.
Özellikle demir cevheri ve petrol fiyatları olmak üzere, ekonomiyi besleyen ithal hammadde fiyatlarında gerçekleşen küresel ölçekli artışlar da enflasyon ithali şeklinde etkisini gösteriyor.
FAİZ, ENFLASYONUN ALTINDA KALDI
Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden ardı ardına gelen faiz artırımı haberlerine karşın, Çin Merkez Bankası (PBOC) faiz silahını kullanmaktan kaçınıyor.
Enflasyon rakamlarının son iki aydır yüzde 2,25 düzeyindeki yıllık tasarruf faizlerinin üstüne seyretmesi, faiz artırımı beklentilerine yol açan en önemli etken durumunda bulunuyor. Uzmanlar ise, güçlü artırım beklentilerine rağmen, PBOC’un birkaç ay daha artırımdan kaçınabileceğini vurguluyor.
Çinli ekonomistlere göre, PBOC, yeni yılda 3 kez zorunlu rezerv oranlarını yükselmenin yanı sıra, bankaların kredi verme politikalarını da kısıtlıyor. PBOC, ayrıca, son haftalarda yoğunlaşan tahvil ihaleleri aracılığıyla piyasadan yüklü miktarlarda likidite çekiyor.
PBOC, bugün yaptığı açıklamada, M2 para tabanında geçen ay yüzde 22,5 genişleme kaydedildiğini bildirdi. Genişleme, geçen yılın aynı ayında yüzde 25 düzeyinde gerçekleşmişti.
Çin hükümetinin, emlak piyasasında spekülasyonu önleyici tedbirlerin ise etkisini gösterdiği gözleniyor. Ülkenin en büyük 70 kentini kapsayan konut fiyatları artışının Nisan ayında yüzde 12′nin üstüne çıkarak rekor kırmasına rağmen, emlak piyasası analistleri, konut alım-satım hacminde yüzde 60′lara varan olağan üstü düşüşler yaşandığını ifade ediyor.
Çin Devlet Konseyi, geçen ay bankaların birden fazla evi olan vatandaşlara konut kredisi vermesini yasaklamıştı. Pekin Belediyesi ise, önlemleri daha da sıkılaştırarak, her ailenin peşin ödeme vasıtasıyla birden fazla ‘yeni ev’ almasının önünü tıkamıştı.
Çin’de kötü haber enflasyon, iyi haber konut fiyatları
Yazan :Blog · · 11 May 2010
Çin’de uzunca zamandır geliyorum diyen enflasyon, Nisan ayında kendini iyice gösterdi. Bırakın gösterge faizlerini, iki yıllık tasarruf faizi oranı bile enflasyonun altında kaldı.
Çin İstatistik Bürosu (NBS), tüketici fiyatları enflasyonunun Nisan ayında geçen yıla göre yüzde 2,8 yükseldiğini açıkladı. Açıklamaya göre, aynı dönemde toptan eşya fiyatlarında yüzde 6,8 artış kaydedildi.
Enflasyon önceki ay 2,4 düzeyindeydi. Geçen yılın aynı döneminde ise eksi 1,5. Enflasyon beklenti anketlerinde ise, tahminler 2,5-2,8 arasında yoğunlaşıyordu. Dolayısıyla, enflasyon beklentiler dahilinde, ama üst sınırda gerçekleşti.
Aslında, dün açıklanan Merkez Bankası (PBOC) raporu, enflasyonu deşifre etmişti. PBOC, işçi ücretleri ile hammadde ve gıda fiyatları artışlarının enflasyon baskısı yaratan başlıca etkenler olduğunu vurgulamıştı. Dolayısıyla, iki yapısal ve bir dönemsel etken öne çıkıyor.
Bugün açıklanan NSB verilerine göre, gıda fiyatları artışı yüzde 5,9 olurken, gıda dışı enflasyon artışı yüzde 1,3 oldu. Son 3 ayda ise çoğunluğu endüstrileşmiş kıyı bölgelerinde bulunan 8 eyalet yönetimi, asgari işçi ücretlerini yüzde 5 ila 13 arasında değişen oranlarda artırdıklarını açıkladı. Asgari ücretlerden çok, işçi arzındaki yapısal problemler ücretleri artıyor. Özellikle, köylü işçilerin iç bölgelerin kalkınmaya başlamasıyla birlikte kıyıdan çekilmeye başlamaları. Bunun yanı sıra, 80 sonrası yeni nesil işçilerin, daha fazla hak ve sosyal imkan talep etmesi gibi nedenler de, Çinli fabrikaları asıl zora sokan nedenlerin başında geliyor.
Diğer taraftan, enflasyon ithal ediliyor. Özellikle demir cevheri ve petrol fiyatları olmak üzere, ekonomiyi besleyen ithal hammadde fiyatlarında gerçekleşen küresel ölçekli artışlar da enflasyon ithali şeklinde etkisini gösteriyor.
Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden ardı ardına gelen faiz artırımı haberlerine karşın, Çin Merkez Bankası (PBOC) faiz silahını kullanmaktan kaçınıyor.
Enflasyon rakamlarının son iki aydır yüzde 2,25 düzeyindeki yıllık tasarruf faizlerinin üstüne seyretmesi, faiz artırımı beklentilerine yol açan en önemli etken durumunda bulunuyor. Güçlü artırım beklentilerine rağmen, PBOC’un birkaç ay daha artırımdan kaçınabileceği görüşü yavaş yavaş ağır basıyor.
PBOC, yeni yılda 3 kez zorunlu rezerv oranlarını yükselmenin yanı sıra, bankaların kredi verme politikalarını da kısıtladı. PBOC, ayrıca, son haftalarda yoğunlaşan tahvil ihaleleri aracılığıyla piyasadan yüklü miktarlarda likidite çekiyor.
PBOC, bugün yaptığı açıklamada, M2 para tabanında geçen ay yüzde 22,5 genişleme kaydedildiğini bildirdi. Genişleme, geçen yılın aynı ayında yüzde 25 düzeyinde gerçekleşmişti. Yıllık hedef ise yüzde 18 dolaylarında.
En kritik konu ise, Çin hükümetinin konut fiyatları spekülasyonunu önlemek için uyguladığı tedbirlere piyasanın çok hızlı tedbir vermiş olması. Geçen ay konut fiyatlarının rekor düzeyde artış gösterdiğinin açıklanması, aslında hükümetin son derece doğru bir zamanlamayla, oldukça kararlı ve sert önlemler aldığını ortaya koyuyor. En önemlisi, konut piyasası, hükümetin ciddiyetine tartışmasız biçimde inanıyor.
Nitekim, büyük şehirlerde emlak piyasasında son iki haftadır yaptak kıpırdamıyor. Örneğin, Pekin’de işçi bayramı tatili konut satışlarının altın dönemidir. Oysa, Pekin belediyesinin geçen ayın son günü açıkladığı aşırı sert tedbirlerin etkisiyle, 4 günde yalnızca “bir” konut satışı gerçekleşti.
Ülke genelinde, son iki haftada alım-satım hacimlerinde en az yüzde 50′lik dramatik düşüşler yaşandığı haberleri geliyor.
Çin Devlet Konseyi, geçen ay bankaların birden fazla evi olan vatandaşlara konut kredisi vermesini yasaklamıştı. Pekin Belediyesi ise, önlemleri daha da sıkılaştırarak, her ailenin peşin ödeme vasıtasıyla birden fazla ‘yeni ev’ almasının önünü tıkamıştı.
Çin’de 90′ların sonundan bu yana, istatistiklere göre alım-satım hacimlerindeki düşüşler, yaklaşık 6 ay sonra fiyatlara yansıyor. Buna göre, sektör analistleri özellikle son çeyrekte konut fiyatlarında yüzde 30′u aşan düşüşler görülebileceğinden söz ediyor.
Bir de, çok söz edilen emlak balonu riski. Evet, ciddi bir balon var. Ancak, Çin ekonomisinde yatırım olanakları sınırlı olduğu müddetçe, varlık balonlarının mevcudiyeti kaçınılmaz. Nitekim, parasını konut piyasasına aktaran Çinliler’e “neden” sorusunu yönelttiğinizde, alacağınız cevap, hiç şüphesiz, “Peki nereye koyayım” olur… Dolayısıyla, bizdeki gibi, paranın emlak piyasasından alternatif araçlara ya da yurtdışına kaçması mümkün değil. Likiditenin, fizik teorilerine aykırı olarak buharlaşmasını da bekleyemeyeceğimize göre, balon nasıl sönecek.
Son olarak, geçen hafta katıldığım bir seminerde konuşan, Çin’in en prestijli ekonomistlerinden Fan Gang, şöyle diyordu: “Evet, balon var. Peki siz, Çinlilerin aptal olduklarını mı düşünüyorsunuz. Çin, aptal olduğu için, balonun şiştikçe şişmesi bekleyecek, en sonunda patlamasını mı izleyecek.”
Hükümetin bankalara kredileri durdurun emri verebildiği topraklara uzaktan bakıp, “faiz artımı gecikti, hükümet emlak balonuna seyirci kalıyor” demek, Çinli liderlerin en sevdiği “Çin’e özgü…” nitelemesinin unutuluyor olduğu izlenimi veriyor.
(Konu ile ilgili olarak, Çinli uzmanların yarınki değerlendirmelerinden bazılarını Türkçe’ye çevireceğim)
Çin’de Nasıl Rekabet Edilir? (KOBİFİNANS)
Yazan :admin · · 2 May 2010
İster diş macunu satıyor olsunlar isterse elektrik aktarım ekipmanı, Çin’in küçük ama yüksek karlılık sağlayan üst segmentinde, yani bu ülkedeki yabancı oyuncuların geçmişten beri başarılı bir şekilde rekabet edebildikleri segmentte, çok uluslu şirketler egemen durumda. Dolayısıyla, üst segmentte başarılı olanların orta pazara doğru hamle yapması ciddi bir risk barındırıyor. En önemli tehlikelerden biri, yeni ürün ve hizmetler nedeniyle eskilerinin satışlarının düşmesi. Ne de olsa, daha alt segmentlerdeki müşterilere satış, üst segment ürünlerinin satışlarını olumsuz şekilde etkileyebilir.
Ayrıca, bu şirketler, ürünlerinin farklı şekillerde pazarlanması tehlikesiyle de karşı karşıyadır. Örneğin, bir şirket Çin’de 10 Dolar’a sattığı tişörtleri ABD’de 20 Dolar’a satıyorsa, girişimci bir dağıtımcının bu tişörtleri Çin’de satın alarak ABD’de satma olasılığı yüksektir. Bu nedenle, çok ulus lu şirket yöneticileri, Çin’in üst ve “yeterince iyi” segmentleri arasındaki farkları anlamak için özenli pazar analizleri yapmalıdır. Örneğin, belirli bir şirkete özel avantajlar sağlayan coğrafi ayrımlar bulunabilir. GE Healthcare’in Çin’ deki MR cihazı satışlarını artırmak için kullandığı strateji üzerinde durabiliriz. Bu şirket, Çin’in uzak ve mali kısırlara sahip ikincil ve üçüncül kentlerindeki (diğer çokuluslu şirketlerin nadiren yatırım yaptığı Hefei ve Lanzhou gibi kentler) hastaneleri hedef alarak, … devamını okuyun!
Çin Pazarında Gelişen Fırsatlar (KAPİTAL DERGİSİ)
Yazan :admin · · 2 May 2010
Geçmişte, Çin pazarlarının yapısı basitti. Tepede, sağlam kırlar elde eden ve hızlı büyüyen yabancı şirketlerin egemen olduğu küçük bir üst segmentti. Dipte ise düşük kaliteli, çeşitlendirilmemiş ürünleri yüzde 40’tan 90’a varan oranlarda daha düşük fiyatlarla satan ve hesaplarını doğru tuttuklarında çoğu zaman zarar ettikleri anlaşılan yerel şirketlerin egemen olduğu büyük bir alt segment bulunuyordu. Bu ikisinin arasında hızla büyüyen “yeterince iyi” segment yer alıyor.
Çin’deki “yeterince iyi” alan çok farklı nedenlerle büyüyor. Yakın geçmişte tüketicilerin satın alma biçim ve tercihlerinde kaymaların yaşanmış olması. Bunların en önemsizi değil. Bu kaymalar iki farklı doğrultuda gerçekleşiyor. Gelirleri artan tüketiciler geçmişte satın aldıkları en ucuz ürünlerden daha pahalılarına, yöneliyor. Aynı zamanda, daha yüksek gelire sahip tüketiciler, yüksek fiyatlı yabancı markalardan uzaklaşarak makul kalitedeki daha az pahalı yerli alternatifleri kabul ediyor. Sonuç olarak, Çin’in orta pazarı, üst ve alt segmentlerden daha hızlı büyüyor ve bazı kategorilerde daha şimdiden tüm gelirlerin yaklaşık yarısı bu pazardan elde ediliyor. Bugün Çin’de satılan her on çamaşır makinesi ile televizyondan sekizi “yeterince iyi” markalar taşıyor. Dolayısıyla, Çin’in ve özellikle de fırsatlarla dolu orta segment pazarının çok uluslu şirket yöneticilerinin dikkatini giderek daha fazla çekmesi şaşırtıcı değil. General Motors’un Şangay merkezli GM China Group’unun CFO’su Mark Bernhard, kısa bir süre önce Detroit News’e şu … devamını okuyun!
Amerikan yüzyılından sonra Çin yüzyılı!
Yazan :Blog · · 26 February 2010
İngiliz, Amerikan ve Çin yüzyılları! Öncesi de var, sonrası da olacağı gibi…
İmparatorluk ya da süper güçlerin en büyük dayanağı şüphesiz ekonomi. Avrupa ve Doğu Asya tarihin en büyük yıkımlarını yaşarken, dünyanın üretim üsleri haline gelen ABD ve Sovyetler geçen yüzyıla damga vurmuştu. Üretim, yani ekonomi, aynı zamanda ülkelerin askeri, siyasi, teknolojik ve kültürel güçlerinin çapını da çiziyor.
Nitekim, Çin’de de ekonomi önden giderken, Çin’in diplomasisini, ordusunu ve teknolojik kabiliyetlerini de yukarı doğru çekiyor.
Öte yandan, Çin elbette süper güç olmaktan şimdilik uzak. Ancak süper güç olma yolunda ilerlediği de şüphesiz. Bu noktada, ekonomileri 5 trilyon doları aşarak başa baş haline gelen Çin ile Japonya’ya biraz göz atmakta fayda var.
Son 40 yıldır ABD ekonomisini takip eden Japonya, Çin ekonomisi tökezlemediği takdirde bu yıl yerini Çin’e bırakacak.
Çin, Japonya’dan 20 kat daha fazla toprağa, 10 kat fazla nüfusa sahip. Sahip oldukları tabii kaynakların mukayesesi bile mümkün değil.
Japonlar kişi başı 40 bin dolardan fazla gelir seviyesine sahipken, Çinliler 4 bin doları yeni aşıyor.
Japonya mucizesinin arkasında ise verimlilik yatıyor. Japonlar 1 litre petrol ile 10 dolarlık değer yaratırken, Çinliler kullandıkları her 1 litre petrolden 2 dolarlık değer bile çıkartamıyor.
Buna karşın, tarihin en zor ekonomik mucizesini yaratan çalışkan insanların ülkesi Japonya artık limitlerine ulaşmış durumda. Buna karşın, Çin değişiyor. Daha doğru bir anlatımla, dünyanın en dinamik ülkesi olarak durmaksızın dönüşüyor. Çin’in dinamizmi, 10 yıl önce öbür süper güç adayı gösterilen Hindistan’ı cüce bırakacak kadar büyük. (Örneğin Çin’in bir kaç eyaleti bile Hindistan kadar üretiyor…)
Türkiye bu dönüşümün yeni yeni farkına varırken, ülkelerinin küresel ekonomideki etkisinin azaldığına inanan ABD’liler, çoktandır 21’inci yüzyıla yön verecek ülkenin Çin olduğunu düşünüyor. Hürriyet gazetesinden:
Washington Post gazetesinin ABC News kanalıyla ortaklaşa gerçekleştirdiği bir ankete katılanların yarısına yakını, ekonomik açıdan ABD ile Çin’in başa baş yarışacağına inanırken, ülkelerinin dünya meselelerindeki etkinliğini kaybettiğini düşünüyor.
ABD ile Pekin arasındaki gerilimin had safhaya çıktığı bir dönemde açıklanan anket, ülkedeki diğer araştırma şirketleri Gallup, Pew Research Center’in son çalışmalarıyla paralellik gösterdi.
Bu anketlerinin sonucunda da, ABD’lilerin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olma yolunda önemli adımlar atan Çin’in bu yükselişinden büyük endişe duyduklarını ortaya çıkarmıştı.
Washington Post, anketin sonuçlarına yönelik hazırlanan bir haberde, ABD’lilerin dünyanın en güçlü ekonomisi olduğu yönündeki fikirlerini geçen on yıl içinde değiştirdiklerine dikkat çekildi.
ABD’liler 2000 yılında yine Gallup’ın yaptığı bir araştırmada dünyanın en güçlü ekonomisi olarak kendi ülkelerini gösteriyordu. Ancak son anketler Çin ile ABD’nin bu unvan için kıyasıya yarıştığını ortaya koydu.
KORUMACILIĞI DESTEKLİYORLAR
Analistler ise ABD’lilerin Çin’in yükselişinden pek memnun olmamalarının iki ülke arasındaki ilişkilere etki edebileceğini düşünüyor. Anket sonuçları ise vatandaşların ticari korumacılığı desteklediğini gösteriyor.
ABD’liler aynı zamanda ülkelerindeki Çinli çalışan sayısının artmasından da şikâyetçi. Washington Post’un çalışmasına katılanlardan biri olan Annetta Jordan, ekonomik gücün ülkesinden Çin’e geçişine kendi gözleriyle şahit olduğunu söylüyor.
Jordan, 1990’lı yılların başında çalıştığı cep telefonu fabrikasına Çinli çalışan akını yaşandığını ve bir noktadan sonra kendilerini bu kişileri eğitirken bulduklarını söylüyor.
Jordan aynı zamanda “Bütün zenginliğimizi Çin’e aktarıyoruz. Bu bizim için hiç de iyi bir şey değil” diyor.
JAPONYA’DAN SONRA ÇİN
Pew Araştırma Merkezi Başkanı Andrew Kohut, şu anda Çin için endişeli olan ABD’lilerin bundan 30 yıl önce de benzer endişeleri Japonya için benimsediklerine dikkat çekiyor. Kohut, “Japon bir şirket Rockefeller Center’i satın aldığında, bütün ABD’liler çılgına dönmüştü. O zaman yaptığımız anketlerde, Japonya’nın dünyanın en büyük ekonomisi olup olmayacağını sorduğumuzda, katılımcıların hemen hemen hepsi “evet” cevabını vermişti” diyor.
Johns Hopkings Uluslararası İlişkiler Okulu öğretim üyesi profesörü Davd M. Lampton, ABD’lilerin kendi ülkelerinden memnun olmadığı zamanlarda diğer ülkelerden de tedirgin olduğuna dikkat çekiyor ve “Böyle zamanlarda korumacılık baskılarını artırırlar. Bu gelişmeler ABD ile Çin arasındaki ilişkiye zarar verir. ABD’liler her zaman ülkelerine zarar verecek büyük, hızlı değişen ve sonunu tam olarak kestiremedikleri şeylerden tedirgin olmuşlardır. Çin de bütün bu tanımlamalara uyuyor” diyor. … devamını okuyun!
Çin, Türkiye’nin 22 katı çelik üretti
Yazan :Haber · · 26 January 2010
Küresel çelik üretimindeki düşüşe rağmen, Çin dünya çelik üretiminin neredeyse yarısını tek başına yaptı.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu, geçen yıl 568 milyon ton çelik üretildiğini açıkladı. Dünyanın en çok çelik üreten ülkesi olan Çin, böylece küresel çelik üretiminin yüzde 46′sını gerçekleştirdi. Dünya çelik üretimi ise geçen yıl yüzde 8 gerileyerek, 1 milyar 220 milyon tona indi. Küresel çapta çelik üretimi genişleyen ülkeler sadece Hindistan ve Çin oldu. Çin’in üretimi yüzde 14 artarken, Hindistan’ınki yüzde 2,7 arttı.
Küresel krize rağmen yüzde 8,7 büyüyen Çin ekonomisinde, özellikle inşaat ve otomotiv sektörleri çelik üretimini artıran başlıca endüstriler oldu. Çin’de otomotiv üretimi geçen yıl yüzde 46 genişlerken, sabit yatırımlar yüzde 30,5 artmıştı.
Aşırı kapasite tehdidi
Çelik üretimindeki artışa karşın, endüstride oluşan aşırı kapasite fazlasının toparlanan ekonomiyi tehdit ettiğine yönelik uyarılar seslendiriliyor. Çin’in 200 milyon tona yakın aşırı kapasite fazlası olduğuna işaret edilirken, konuyu öncelikleri arasında ele alan Çin hükümeti ise, Kasım ayından itibaren arka arkaya sektörün kapasite fazlasını frenleyici sıkı önlemler aldı.
Japonya, 87 milyon ton çelik üretimiyle Çin’in ardından ikinci sırada yer alırken, Rusya 60 milyon ton üreterek üçüncü sırada yer aldı. Çelik üretimi genişleyen Hindistan, yüzde 36′lık kayıp yaşayan ABD’yi yakalayarak 57 milyon ton çelik üretimi gerçekleştirdi. Türkiye’nin üretimi ise geçen yıl yüzde 5,6 düşerek 25,3 milyon tona indi.
Çin’de geçen haftanın ekonomik gelişmeleri 2010-01-18
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 18 January 2010
- Çin’in otomobil üretimi 2009′da %48.3 arttı #
- Çin’de oto satışları %46.1 arttı #
- Çin’de oto satışları 2009′da %46.1 arttı #
- Çin’in ihracatı 200 milyar dolardan fazla küçülerek 2009′da 1.2 trilyon dolara indi. #
- Çin Merkez Bankası bir sürpriz daha yaparak, zorunlu rezerv oranını 50 baz puan artırdı. #
- Asya borsaları, Çin merkez bankasının zorunlu rezerv oranlarını artırmasıyla düştü. #
- Çin, rüzgar türbinlerde ithal parçalar kullanılmasını kısıtlayan sınırlamaları kaldırdı. #
- Çin’de rüzgar enerjisinden elektrik üretme kapasitesi 2009′da %65 arttı. #
- Google’ın Nasdaq’ta listelenen rakibi Baidu’nun hisseleri fırladı. #
- Nasdaq yatırımcıları Baidu’nun geleceğine oynadı: premarket futures %16,7 sıçradı. #
- İhracattaki %17,7 yükselişle yuan yeniden değerlenme baskısı altına girdi. #
- Google’ın gelirlerinde Çin’in payı yüzde 5′ten düşük olmasına karşın, şirketin büyüme stratejileri içinde Çin en baştaydı. #
- Çin’de 1 milyar dolarlık online text-reklam pazarının 2012′de 4 milyar dolara genişleyeceği düşünülürse, Google’ın adımı taktiksel… #
- Çin ekonomisinin 2009′un son çeyreğinde yüzde 10 ila 12 arasında büyüdüğü tahmin ediliyor. (median: 10.9) #
- Çin’de konut fiyatlarının üst üste 7′inci ay yükseldiği bildirildi. #
- Çin Merkez Bankası’ndan yeni sıkılaştırıcı tedbirler bekleniyor. #
- Carlyle, Pekin’de yuan bazlı özel girişim fonu kuruyor #
- Dünya çelik üretimi son 60 yılın en büyük düşüşünü 2009′da gösterdi (%10.3) #
- 2009 yılında sadece Çin ve Hindistan’ın çelik üretiminde artış kaydedildi. #
- Çin’in 2020′de dünyanın en büyük tüketici pazarı olması bekleniyor. #
- Çin’de internet kullanıcılarının sayısı 384 milyona çıktı. #
- Çin’in döviz rezervleri 2.4 trilyon dolara yükseldi. #
- Çin’e giren doğrudan yatırımlar son 5 aydır üst üste büyüme kaydediyor. #
- Çin 2009′da 90 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekti. #
- Çin’de 2010 enflasyonu %3 olarak bekleniyor. #
- Avatar’ın gişe performansı, Çin’de animasyon şirketlerinin hisselerine yaradı. #
- Çin bankaları 2009′da kredi rekoru kırdı (1.4 trilyon yuan) #
- Çin’de dolaşımdaki para miktarı (M1) 2009′da %32 arttı. #
- Çin’de enflasyon 2010 sonuna doğru %8′i görebilir. #
- Çin parası yuan, bu hafta içinde dolara karşı değerlenebilir. #
- Çin borsasına giren şirketler, 2009′da 66 milyar dolar sermaye edinimi gerçekleştirdi. #
- Volkswagen Çin’deki satışlarını 2009′da %36 artırdı. #
Çin’de günün endüstri ve finans gelişmeleri:2010-01-15
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 15 January 2010








