Çin’in en büyük şirketleri
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 5 September 2010
Çin’in en büyük 500 şirketi açıklandı. Petrol devi Sinopec, listenin tepesindeki yerini korudu. 2004 yılından bu yana ülkenin en büyük şirketi olma özelliğini taşıyan şirket, geçen yıl 1,39 trilyon yüen gelir elde etti. Elektrik dağıtım şirketi State Grid en büyük ikinci şirket olurken, rafineri devi PetroChina üçüncü sırada yer aldı.
Finans krizinin dolayısıyla uygulamaya konulan ve altyapı yatırımlarına odaklanan 586 milyar dolarlık destek paketi sayesinde, ülkenin en büyük inşaat şirketleri olan China Railway Construction ve China Raiway Group ilk kez listenin ilk 10′una girdi. İki şirket, Demiryolu Bakanlığı’nın her yıl 100 milyar doları aşan demiryolu inşa bütçesinden en fazla payı almanın yanı sıra, merkezi ve yerel yönetimlerin baraj, otoyol ve havaalanı gibi projelerini de üsteniyor.
Cep telefonu operatörü China Mobile, kamu bankaları ICBC, Construction Bank ve Agricultural Bank ile sigorta sektörünün lideri China Life ilk 10′daki yerlerini korurken, iki inşaat şirketine yerlerini kaptıran Bank of China ve Sinochem ilk 10 dışında kaldı.
* En Büyük 500 listesine giriş eşiği 105 milyar yüenden 110 milyar yüene çıktı.
* En Büyük 500 şirketin toplam varlıkları 93,1 trilyon yüen, artış %22
* En Büyük 500 şirketin toplam gelirleri 27,6 trilyon yüen, artış %6,7
* En Büyük 500 şirketin toplam net karı 1,5 trilyon yüen, artış %24,7
* En Büyük 500 şirket ulusal çapta vergi gelirlerinin %35,7′sini sağladı
* Sinopec, StateGrid ve PetroChina’nın toplam geliri, 500 şirketin %14′ünü oluşturdu
* Listenin ilk 36 sırası devlet şirketleri oluşturuyor. En büyük özel şirket Huawei, 37′inci sırada
* ABD’nin kar oranları en yüksek şirketleri teknoloji, internet ve perakende sektörlerinden çıkarken, Çin’de en karlılığı en yüksek şirketler liman işletmesi, banka ve alkollü içecek gibi geleneksel sektörlerden çıktı.
* En büyük 500 şirket arasında en kötü performansı gösteren çelik sektörü oldu, toplam 22 çelik üreticisinin net gelirinde azalma kaydedildi.
* En büyük 500 şirketin denizaşırı gelirleri 2,593 trilyon yüenden 2,504 trilyon yüene düştü.
* KIT’lerin ağırlıklı olduğu listede 100 şirketin evsahipliğini başkent Pekin yapıyor, Shanghai 26, Hangzhou 23, Tianjin 22, Guangzhou 15, Shenzhen 13, Chongqing 10, Qingdao-Ningbo 9, Nanjing-Chengdu-Jinan-Kunming-Xian 7, Harbin-Dalian-Zhangjiakou-Wuhan 6
Çin’in 450 milyar doları ABD’de buharlaştı mı ?
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 4 September 2010
Çin Merkez Bankası Başkanı (PBOC) hakkında ortaya çıkan çeşitli spekülasyonlar, ülkenin finans krizinden ettiği zararlar konusunu da gündeme getirdi.
ABD’nin finans krizinde batan mortgage devleri Fannie Mae ve Freddie Mac’e ait finans varlıklarını elinde tutan Çin’in, bu yatırımlarından dolayı 450 milyar dolarlık zarar yazdığı söylentileri geçen hafta internet ve kısa mesajlar aracılığıyla çığ gibi yayıldı. Zararın faturasının ilgililerine kesileceğine yönelik takip eden söylentiler ise, PBOC başkanına kadar uzanacak kadar derinleşti.
Buna karşın, rakamların yetersiz bilgiden kaynaklandığına yönelik eleştiriler de ortaya atılıyor. Harward Üniversitesi araştırma görevlilerinden Gao Kai, iddiaların bilgi eksikliğinden kaynaklandığını ifade ederek, asılsız dedikodudan öteye gitmediğini ileri sürdü.
Ekonomi dünyasının en saygın isimlerinden Hu Shuli’nin başında olduğu Caixin dergisinin blogunda yazan Gao, öncelikle Çin’in Fannie Mae ve Freddie Mac hisse senetlerine değil, borç tahvillerine yatırım yaptığını belirtti ve borç yükümlülüğünün devlet garantili olduğunun altını çizdi.
1938 yılında Amerikan halkına ucuz konut kredisi sağlayabilecek bir kanal olarak Büyük Buhran’ın yaralarını sarmak için kurulan Fannie Mae, 1968’de bütçe açığını kapatmak için özelleştirilirken, Freddie Mac, Fannie Mae’nin “monopol” durumuna gelmesini engellemek için Kongre kararıyla ve devlet sermayesiyle kurulmuştu.

Piyasaya 5 trilyon dolarlık kredi açan kuruluşlar, 2008′de iflasın eşiğine gelince Amerikan hükümeti tarafından mecburen kamulaştırıldı. Şirketin hisse senetleri, iflasın eşiğine giden süreçte çöpe dönmüştü. Gao, dolayısıyla Çin’in yatırımlarının hisse senetleri ile borsada buharlaşmadığını savunarak, 2008 yılında 500 milyarı aşan Fannie&Freddie tahvillerinin değerinin, 2009 yılında 450 milyar dolara indiğini belirtti
Yazar ve site adı belirtilerek, etkin link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.
Anakaranın Ardındaki Sermaye Adası: Çin’in Dış Ticaret Devleri
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 4 September 2010
Çin’in en çok ithalat ve ihracat yapan 500 şirketinin listesi yayımlandı. Tayvan sermayesinin ağırlığı listede öne çıktı.
Çin Ticaret Bakanlığı’nın yayımladığı rapora göre, 2009 yılında ülkenin en çok dış ticaret yapan kuruluşu Sinopec oldu. Ülkede sayıları geçen ay 123′e indirilen dev KİT’lerin en büyüklerinden olan Sinopec, geçen yıl 55,1 milyar dolarlık ithalat ve ihracat gerçekleştirdi. Listede ikinci sırayı, küresel markalara dizüstü bilgisayar üreten Tayvan merkezli Quanta aldı.
Son dönemde adı genç işçilerin intiharlarıyla sık sık gündeme gelen bir başka dev elektronik imalatçısı Foxconn ise, listenin 3′üncü sırasında yer aldı. Foxconn’un bağlı olduğu Tayvanlı Hon Hai Grubu, sahibi olduğu iki şirketi daha listenin ilk 10′una sokmayı başardı. Apple, Sony ve HP gibi küresel markaların imalatını gerçekleştiren Hon Hai Grubu’nun Çin’de 800 binden fazla işçisi bulunuyor. Shenzhen kentindeki 400 bin kişilik fabrikasında yaşanan intihalar ise, şirketin fabrikasını ülkenin iç kesimlerindeki Zhenghou şehrine taşıma kararı almasına yol açmıştı.
Nokia, Sinochem, Huawei gibi tanıdık şirketler de listenin ilk 10 sırasında kendilerine yer buldu. İlk 10′a giren şirketler, en büyük 500 şirketin toplam ithalat ve ihracat hacminin yüzde 20′lik payını gerçekleştirdi.
Raporda, küresel finans krizi ile ona karşı uygulamaya konulan ekonomik destek tedbirlerinin çift taraflı etkisi altında kalan işletmelerin toplam dış ticaret tutarı artış gösterdi. Buna karşın, listeye giriş eşiği 440 milyon dolara düştü. Listenin tepesindeki şirketler ile dibindeki şirketler arasındaki uçurum daha da açıldı.
Kredi Hacminde Nispi Canlılık Beklentisi
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 3 September 2010
Çin’de yeni krediler daralıyor. Buna rağmen, nispi canlılık beklentisi hakim. Senelik hedefin tutturulmasında sorun görünmüyor
China Communications Bank’ın tahminine göre, Ağustos ayında açılan yeni kredilerin tutarı 500 milyar yüeni bulabilir. Bankanın raporuna göre, hükümetin emlak piyasası önlemlerinin yanı sıra, yerel finansman platformları üzerindeki sıkı denetimler kredi talebinin başlıca kaynaklarını frenledi.
Dolayısıyla hükümet tedbirleri, son aylarda daralan kredi hacminin arkasındaki ana neden. Öte yandan, Çin’de kredilerin 3:3:2:2 oranları ile piyasaya sürüldüğünü not düşelim. Yani, geleneksel olarak bankalar kredilerin yüzde 60′ını yılın ilk yarısında dağıtıyor.
Piyasa öngörüsü, potitika tedbirlerinin yıl sonuna kadar devam edeceği yönünde. Borsada kaydedilen yükseliş hareketlerinde finans ve inşaat hisseleri bu yüzden cılız kalıyor.
Merkez Bankasının 2010 kredi hacmi hedefi 7,5 trilyon yüen. Uygulamaya konulan dev toplu konut projeleri, doğal afetleri takip eden yeniden inşa faaliyetleri ve iç batı kesimlerindeki yatırım hamlesi yılın geri kalan kısmında kredi talebi yaratması öngörülen faktörler.
Çin ekonomisinin kader düğümleri
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 27 August 2010
Çin’in iki asırlık makus talihi, 32 yıl önce başlayan dışa açılma ve reformlar (gaigekaifang – 改革开放) ile değişti. Gaigekaifang’ın sembollerinden küçük balıkçı kasabası Shenzhen, özel ekonomik bölge ilan edilişinin 30′uncu yıldönümünü, kalkınan Çin’in parlayan aynası olarak dün kutladı. Eskinin bu balıkçı kasabası, 14 milyonu aşan nüfusu ve 11 bin dolarlık kişi başı geliri ile bugünün en hızlı kalkınan ve zenginleşen kentlerinin başında geliyor.
Shenzhen’in ayna tuttuğu ülke ekonomisi, 2009 yılında 34 trilyon yüeni aşan hasıla yarattı. Küresel ekonomi pastasının kabaca yüzde 9′lik dilimini oluşturdu. İkiz fazlalarla kabardıkça kabaran döviz rezervleri 2 trilyon 500 milyon dolara dayandı. Borç içinde yüzen Amerikan ekonomisinin en büyük kreditörü oldu. Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük ihracat ülkesi haline geldi. Küresel krizin ardından yüzde 2,2 daralan küresel ekonomiye, yüzde 9,1 genişleme ile katkıda bulundu. Japonya’yı geçerek ABD ekonomisinin arkasındaki yeni konumuna oturdu.
Geride kalan 30 yılda daha nice göz kamaştırıcı başarıya imza atan ülke, bugün tehlikeli belirsizlik ve risklerin girdabına girdi. Kişi başı milli gelirinin Japonya’nın 10′da 1′i bile olmayışı gerçekliğinin mutlak bilincine sahip. Kalkınma yolunda edinilen kazanımların bu belirsizlik ve risk ortamında kaybedilme korkusu açıkça dillendiriliyor.
Bu koşullar altında, “taşları hissederek nehri geçmekte olan” (摸着石头过河) Çin ekonomisinin akıntıya sürüklenmesi işten bile değil. Bu yüzden Çin’in ayaklarına dolanan düğümleri çözebilme yeteneği, ülkenin karşı kıyıya varmasında hayati rol oynayacak.
PARA POLİTİKASI DÜĞÜMÜ
Çinli karar vericiler, öncelikle gevşek para politikasının nasıl terk edileceği noktasında düğümleniyor.
2010′un ilk yarısında finans ve ekonomi dünyası ile Merkez Bankası (央行) koridorlarında en çok kafa yorulan konuların başında faiz artırımı ikilemi geliyor.
Hindistan, Brezilya, Avustralya, Kanada ve Güney Kore gibi ekonomiler 2010 yılında faiz artırımına gitti. ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’dan ise şimdilik faiz artırımı çıkmadı.
Faiz artırımını er ya da geç kaçınılmaz kılan etkenler ise ülke içi koşullardan kaynaklanıyor. Büyüme hızı yavaşlıyor. Küresel krizde devre dışı kalan ihracat motorunu ikame eden inşaat sektörü, emlak balonu tehlikesi yüzünden uygulamaya konulan sert önlemlerin ağır darbesini yedi. 2010′un ilk çeyreğinde kaydedilen yüzde 11,9 büyümenin, son çeyrekte 8′e düşmesi bekleniyor. Dıştan ihracatı, içten sabit yatırımları zayıflatan koşullar, ekonominin devinimsiz kalma ihtimalini giderek arttırıyor.
Gevşek para politikasının yol açtığı enflasyon baskısı ise, ekonomistlerin uykularını kaçıracak kadar ağırlaştı. “İstikrar” sözcüğünün ülkedeki hayati anlamı düşünüldüğünde, sosyo-politik istikrarsızlık unsurlarını beraberinde getiren enflasyon tehlikesi, geçen ay kapıyı çaldı bile. Temmuz ayı enflasyonu, yüzde 3 olarak belirlenen kırmızı çizgiyi geçerek yılın en yüksek düzeyine, yüzde 3,3′e çıktı. Rusya krizi ile aşırı yağış ve sellerin tarımsal ürün fiyatlarında yarattığı patlamanın etkisiyle, enflasyonun ağustos ayında yüzde 4′e kadar çıkabileceğinden endişe ediliyor.
Bu noktada faiz artırımının zamanlaması kritik öneme sahip: erken faiz artırımı büyümeye zarar verebilir. Geç kalınması ise, ekonominin kendisini enflasyon çıkmazında bulması ile sonuçlanabilir.
EMLAK DÜĞÜMÜ
Emlak balonunun yarattığı patlama tehlikesi, bahar aylarına kadar “çöküş” (崩溃) teorisyenlerinin ekmeği oldu. Tehlikenin tüm çıplaklığıyla belirmesinin artından, nisan ayında Kabine’den (国务院) son derece sert tedbir paketi çıktı. Geride kalan aylarda, konut fiyatlarında beklenen düşüş gerçekleşmese de, konut balonu büyümeyi durdurdu. Yüzde 12′ye dayanan konut fiyatları artışı, son olarak geçen ay yüzde 10,3′e yavaşladı.
Bu koşullar altında, konut balonu sönmüş değil. Buna karşın, inşaat piyasasının yavaşlaması ekonominin yeni dinamosu sabit yatırımlara büyük darbe vuruyor. İnşaat sektörünün odağında yer aldığı sayısız sanayi dalı da bu darbeden payını alıyor. Haliyle ülkenin en büyük önceliklerinden istihdam da yara alıyor.
Arazilerin tümünün devlet mülkiyetinde bulunduğu sosyalist rejimde, yerel hükümetlerin en büyük gelir kapısını inşaat şirketlerine toprak transferi (土地出让) oluşturuyor. Sektör, böylece yerel yönetimleri de besliyor. Toprağın geçici mülkiyetini 70 yıl gibi sürelere devralan dev müteahhitlik firmaları, ekonominin kalbinin atmasını sağlıyor.
Dolayısıyla, emlak tedbirlerinin uzun süre yürürlükte kalması ya da daha sıkılaştırılması ekonominin kalbinin durmasına yol açabilir. İnşaat sektörün çökmesi, finanstan çelik piyasasına kadar sayısız endüstride domino etkisi yaratacak ve hiç şüphesiz sonunda ekonomi yere çakılacaktır. Aksi durumda ise, inşaat sektörünün emlak balonunu patlatması ile ekonomi büyük çöküş (崩溃) teorileri gerçeğe dönüşecektir.
YATIRIM ODAKLI EKONOMİDEN TÜKETİM ODAKLI EKONOMİYE GEÇİŞ
(Güncellemeler devam edecektir…)
Sadi Kaymaz tarafından yazılmıştır. Yazar ve site adı belirtilerek, etkin link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.
Çin’in döviz rezervleri yeşil sahaya çıkıyor
Yazan :Blog · · 8 August 2010
Liverpool’u satın alma girişiminde bulunan Çinli işadamı, Çin’in döviz rezervlerini kullanacak…
Çin’in yurtdışı yatırımlarından sorumlu kolu olan CIC’nin Liverpool’a milyonlarca sterlin akıtmaya hazırlandığı ortaya çıktı. Borç batağına giren ünlü İngiliz kulübünü satın alma teklifinde bulunan Çinli işadamı Kenny Huang, CIC’nin finansman sağlayacağını açıkladı.
Çin’in 2,4 trilyon dolarlık devasa döviz rezervlerinin 200 milyar dolarlık kısmını elinde tutan CIC’nin 477 milyon dolarlık bir finansmana hazır olduğu ifade ediliyor.
Liverpool’un sahipleri Amerikalı Tom Hicks ve George Gillett, Liverpool’u üç yıl önce satın almıştı. Ancak Hicks ve Gillett, Liverpool’u Nisan’da satışa çıkarmış ve British Airways Yönetim Kurulu Başkanı Martin Broughton’ı bu konuyla ilgilenmesi için görevlendirmişti.
Egemen varlık fonu statüsündeki CIC, Çin’in 2,4 trilyon dolarlık döviz rezervlerinin kendisine ayrılan 200 milyar dolarlık kısmını yönetiyor. Küresel krizde finansal varlık yatırımlarından zarar ettiği belirtilen CIC, son dönemde enerji ve madencilik hisselerine yoğunlaşan ilgisi ile dikkat çekiyordu.
Varlık fonunun Nijerya petrollerinden, Şili madenlerine kadar uzanan yatırımlarına bir de futbol takımı eklenecek gibi görünüyor.
Amerikan dolarının küresel finans piyasalarında değer yitirmesi, döviz rezervlerinin yaklaşık üçte ikisini Amerikan hazine bonosu gibi dolar varlıklarında tutan Çin’i yeni alternatiflere yöneltti. Bu doğrultuda Çin hükümeti 2007′de Çin Yatırım Kurumu’nu (CIC) kurdu. İsviçre merkezli Credit Suisse’ye göre, CIC yatırım yaptığı şirketlerde yüzde 5-10 civarı hisseye sahip olarak, uluslararası dalgalanmalara karşı riskleri minimize etme amacı güdüyor. CIC, ABD’nin yatırım şirketlerinden Blackstone’da 3 milyar dolarlık hisse satın almıştı. Analistlere göre Blackstone’un yatırım stratejisine etki etmekten kaçınan CIC, denizaşırı finans piyasalarında karma yatırımlara girişiyor. Bazı uzmanlar, varlık fonunun Batı hükümetleri üzerinde politik ağırlığa sahip ya da Çin’de yoğun yatırımı bulunan yabancı şirketlere yöneldiğini savunuyor.
Dev varlık fonu CIC, finansal krizden evvel yatırım şirketi Morgan Stanley’nin yüzde 9,9 hissesini satın almıştı. Ancak, finansal kriz ile Blackstone ve Morgan Stanley hisselerinden ağzı yanan kurum, krizin derinleştiği son bir yılda daha ihtiyatlı bir tutum izlemeye başladı. Mart ayında Çin basınında çıkan haberlere göre, CIC yüzünü finansal varlıklardan reel ekonomiye çeviriyor.
Başbakan Wen Jiabao’nun otoritesi altında yer alan CIC’in başkanlığını Lou Jiwei yürütüyor. Lou Jiwei’nin pozisyonu, bakan düzeyine denk düşüyor. Çin’de mali sistemin yeniden yapılandırılmasında çok önemli rol oynayan Lou, Çin finans piyasalarında son derece etkili bir isim. 2,1 trilyon dolarlık döviz rezervlerinin bir kısmının yönetiminden sorumlu Lou, Time dergisi tarafından 2008 yılında dünyanın en etkili 100 kişisi arasında gösterilmişti.
Çin verisi aşırı ısınma korkularını dindirdi
Yazan :Blog · · 8 August 2010
ABD’deki büyüme verisinin hayal kırıklığı yaratmasından sonra, Çin’den gelen imalat sektörüne yönelik haberler dış dünyada endişeleri artırdı. Buna karşın, yavaşlamanın hükümet politikaları doğrultusunda gerçekleştiği göz önüne alınırsa, son verilerin sağlıklı bir seyir çizdiği söylenebilir. Nitekim, tamamen iç piyasa beklentileri ile uyumlu gelen veriler, finans piyasalarında olağan karşılandı.
Çin’in imalat sektörü, Pekin hükümetinin kredileri kısma ve konut sektöründe bir balon oluşmasını engelleme çabalarını sürdürmesinden dolayı, Temmuz ayında üst üste 3′üncü ay yavaşladı. Açıklanan resmi satın alma yöneticileri imalat endeksi (PMI), Temmuz ayında, Haziran’da bulunduğu 52.1 seviyesinden 51.2’e gerileyerek, son 17 ayın en düşüğüne geldi.
Çin Merkez Bankası, Pazar günü yaptığı açıklamada bu yıl 1.1 trilyon dolarlık kredi dağıtma sözüne sadık kalacaklarını ancak kredi politikalarını sıkılaştırmaya devam edeceklerini ifade etti. Merkez Bankası’nın çeyreksel bazda 3:3:2:2 kredi orantısını hedeflediğini düşünürsek, yılın ikinci yarısında kredi hacminin yarıya düşmesi beklenebilir.
Arjantin demiryolları Çin’e emanet
Yazan :Haber · · 19 July 2010
Çin’e beş günlük resmi ziyaret gerçekleştiren Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez De Kirchners, bugün milyarlarca dolarlık demiryolu sözleşmelerine imza attı.
Anlaşmalar uyarınca, Çin’in Arjantin’de 10 ayrı demiryolu projesini 2 ila 5 yıl arasında inşa etmesi öngörülüyor. Teknoloji transferini de kapsayan projelerin finansmanı da büyük ölçüde Çin tarafının üstlendiği belirtiliyor.
Küresel pazarlarda etkinliğini giderek artıran Çinli demiryolu şirketlerinden en büyüğü olan CSR, yalnızca geçen yıl 1,2 milyar dolarlık yurtdışı sözleşmeye imza attı. Şirketin 2001 yılı ihracat tutarı ise, tamamına yakını geri kalmış ülkelere olmak üzere yalnızca 59 milyon dolardı.
CSR’ın önümüzdeki yıllarda hızlanacak ihracatı göz önüne alındığında büyüme potansiyeli çok yüksek. Bu yüzden Nomura tarafından borsada “al” moduna alındı. Bir diğer dev lokomotif şirketi CNR’ın da TCDD’nın açtığı 80 lokomotiflik ihaleye en düşük teklifi verdiğini not düşelim.
Çin’de 2′inci Çeyrek Büyümesi Açıklanıyor
Yazan :Haber · · 14 July 2010
Çin Ulusal İstatistik Bürosu, yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verilerini Perşembe günü yayımlayacak. Analistler, birinci çeyrekte yüzde 11,9 büyüyerek aşırı ısınma trendine giren ekonominin, özellikle emlak piyasasında uygulanan soğutucu tedbirlerin etkisiyle yavaşladığını belirtiyor.
Ülkenin en etkili düşünce kuruluşu olan Sosyal Bilimler Akademisi’nin Finans Araştırmaları Departmanı Direktörü Pei Zhanghong, ikinci çeyrekte ekonomik büyümenin yüzde 10,6 düzeyinde gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.
Finans portalı Hexun.com’ın anketine göre ise, büyümenin yüzde 10,4 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Çinli uzmanlar, küresel finans krizi dolayısıyla uygulanan teşvik edici önlemlerin etkisini kaybettiğine dikkat çekerek, büyüme hızının yılın geri kalan kısmında da yavaşlayacağı konusunda fikir birliği içinde bulunuyor. Bu doğrultuda, büyümenin yılın son çeyreğinde yüzde 8′e kadar düşebileceğini belirtiliyor.
Çin’de Enflasyon Tedirginliği
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 14 July 2010
Çin’in güneyinde haftalardır etkisini sürdüren şiddetli yağışların neden olduğu sellerin, tarımsal üretime büyük darbe vurduğu bildiriliyor.
Analistler, sebze ve meyve fiyatlarındaki önemli artışlara işaret ederek, yarın açıklanacak enflasyon rakamlarının yılın en yüksek düzeyine çıkacağına kesin gözüyle bakıyor.
Çin’in en büyük ekonomi ve finans portalı Hexun.com’un piyasa analistleri ile yaptığı anket sonuçlarına göre, tüketici fiyatları endeksinin %3,2 ila %3,5 arasında arttığı tahmin ediliyor.
Çin’de en hassas göstergelerin başında gelen enflasyonun bu yıl yüzde 3 düzeyinde tutulması planlandı. Kırmızı çizgi olarak nitelenen eşik, ilk kez Mayıs ayında geçilmişti.
Öte yandan, Çin’in enerji tüketimi, haziran ayında bir önceki aya göre yavaşladı. Çin Enerji İdaresi (NEA), enerji tüketimin geçen ay yüzde 14,14 yükseldiğini açıkladı.








