Çin ekonomisinde yeni yıl, yeni dertler
Yazan :Blog · · 1 February 2010
Çin’de yeni yılın ilk ayında açıklanan ekonomik veriler alarm verdi. Alarm zilleri ise son yıllarda yer kürenin neredeyse her yerinde kol gezen ’resesyon’ tehlikesi yerine, ‘aşırı ısınma ve enflasyon’ için çaldı.
Çin ekonomisinin 2009 yılında yüzde 8,7 büyüdüğü açıklandı. Böylece, Çin’in gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 33,54 trilyon yuane (4,91 trilyon dolar) çıktı. Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,1′e kadar yavaşlayan büyüme, hızlanarak son çeyrekte yüzde 10,7′e çıktı ve hükümetin yüzde 8′lik yılsonu hedefini de aşmasını sağladı. Çin hükümetinin, yeterli istihdam yaratabilmek amacıyla en az yüzde 8′lik büyümeyi elzem gördüğünü hatırlatalım.
Krize karşı uygulamaya konulan 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketine ek olarak, devlet bankaları öncülüğünde piyasaya sürülen 1,4 trilyon dolarlık banka kredisinin büyümeyi fonladı.
Kamu harcamaları ve banka kredileri böylece sabit yatırımları tetikleyerek, büyümenin motoru yeni motoru haline getirdi. İstatistik kurumu NBS verilerine göre, sabit yatırımlarda geçen yıl yüzde 30,5′lik artış kaydedildi.
İç tüketim canlandı
Çin, Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük ihracatçısı unvanını almasına rağmen, ihracat hacminde 200 milyar dolar düşüş yaşadı. Buna karşın, iç tüketimi artırıcı önlem ve teşviklere bağlı olarak tüketici harcamalarında büyümeye pozitif etki eden artışlar kaydedildi.
NBS verilerine göre, perakende satışları geçen yıl yüzde 15,5 artış göstererek 12,5 trilyon yuane (1,8 trilyon dolar) çıktı. Aylık perakende rakamlarında gözlenen büyüme hızlarının, Aralık’ta en yüksek düzeyine çıkarak yüzde 17,5 seviyesine yükselmesi de ayrıca pozitif değer taşıyor.
Çin’in otomobil alımlarında uyguladığı sübvansiyon ve teşvikler ise, özellikle kırsal kesim kaynaklı otomobil satışları sayesinde, ülkeyi dünyanın en büyük otomobil pazarı haline getirdi. Çin Otomobil Üretici Birliği, yurtiçinde 13 milyon 634 bin araç satıldığını açıklamıştı. ABD’de satılan araç sayısı ise 11 milyonun altında kaldı.
Sanayi üretimi, özellikle otomobil satışları, beyaz eşya ve inşaat sektöründe görülen genişlemeye rağmen, ihracattaki düşüşe bağlı olarak hız kaybetti. 2008′de yüzde 12,9 büyüyen sanayi üretimi, geçen yıl yavaşladı ve yüzde 11 genişledi. Buna karşın, sanayi üretimindeki genişleme hızı Aralık’ta tavan yaparak yüzde 19′a yükseldi.
Çin’in, yakaladığı büyüme ivmesini devam ettirmesi halinde, 2010′da Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük 2′inci ekonomisi olmasına kesin gözüyle bakıyor.
Enflasyon korkuları
Geçen yıla ait tüketici fiyatları endeksindeki yüzde 0,7 düşüşe rağmen, enflasyonun Aralık’ta yüzde 1,9 çıkması, enflasyon korkularının gerçeğe dönüşmekte olduğunu gösteriyor. Çin’de nüfusun çoğunluğunu oluşturan dar gelirli aileleri en çok etkileyen veri olması nedeniyle, enflasyon Çinli liderlerin en çok çekindiği risklerin başında geliyor.
Çin’de aşırı ısınma belirtileri ve enflasyonist baskılar en çok konut piyasasında hissediliyor. PBoC’tan dün yayımlanan raporda, geçen yıl bireysel konut kredilerinin yüzde 47,9 artış göstererek, 204 milyar dolara ulaştığı bildirildi. Çin’de kabine olarak nitelenen Devlet Konseyi’nin de ana gündem maddelerinden birini aşırı artan konut fiyatları oluşturuyor.
Merkez sopayı çıkardı
Çin bankalarının yeni yılın ilk haftasında 100 milyar dolara yakın yeni kredi açmasının ardından alarma geçen Merkez Bankası (PBoC), son iki haftada ardı ardına aldığı kararlarla aşırı likiditeyi kısmaya yönelik tedbirler alıyor. Zorunlu rezerv oranlarını artıran, tahvil faizlerinde 3 kez artırıma giden ve bazı bankalara doğrudan uyarılar yapan PBoC’dan, aşırı ısınma sinyallerini güçlendiren NBS verilerini takiben yeni hamleler bekleniyor.
Çin model mi ?
Çin’de son 30 yıldır sürüp gittiği üzere, ”yine yeni yıl, yine yeni dertler” … Bu noktada bir dipnot düşmek istiyorum. … devamını okuyun!
Çin, otomotivde ABD’nin koltuğuna oturdu
Yazan :Blog · · 14 January 2010
Henry Ford’un seri üretime geçmesiyle 20′inci yüzyılın başlarında dünyanın en büyük otomobil üreticisi tahtına oturan ABD, asırlık ünvanını beklenenden çabuk kaybetti.
Çin’in 1.3 milyarlık nüfusu ile otomobil üretiminde ABD’yi er ya da geç sollaması bekleniyordu. Fakat, küresel krize rağmen hızla büyüyen Çin’deki otomobil satışları beklenenden çok daha hızlı bir yükseliş kaydedince, Çin dünyanın en büyük otomobil pazarı haline geldi.
Çin Otomobil Üreticileri Birliği, geçen ülkede yıl 13 milyon 790 bin araç üretildiğini ve bunların 13 milyon 640 bin adedinin satıldığını açıkladı. Buna göre, 2009′da bir önceki yıla oranla Çin’deki otomobil satışları yüzde 46.1, otomobil üretimi ise yüzde 48.3 artış gösterdi. ABD’de geçen hafta yayımlanan verilere göre ise, ülkedeki araç satışları 2009′da bir önceki yıla göre yüzde 21.2 düşüşle 10 milyon 430 bine indi.
Analistler, küresel krizin her iki ülkede farklı sonuçlara yol açan etkilerine işaret ediyor. Çin’de 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketini takip eden otomotiv sektörüne yönelik vergi indirimleri ve teşvik programının yanı sıra, bankaların krediye erişim olanaklarını gevşek tutmasının iç talepteki keskin yükselişi tetiklediği belirtiliyor.
Çin’deki keskin yükselişin aksine, finansal kriz sürecinde ABD’de otomobil satışları geçen yılın başlarında son 26 yılın en düşük seviyelerine gerilediğinin altı çiziliyor. Uzmanlar, ABD’deki satışların önümüzdeki yıllarda 15 milyonu aşarak toparlanacağını tahmin etse de, Çin’deki otomobil pazarının yakaladığı ivme “atı alan Üsküdar’ı geçti” değerlendirmelerine yol açıyor.
Çin’in otomotiv pazarındaki hızlı genişlemenin etkisinin ise küresel çapta olacağı belirtiliyor. Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’deki araç sayısının artmasının petrol fiyatlarından çelik üretimine, sera gazı salınımından endüstri maliyetlerine kadar uzanan ciddi etkiler doğuracağı vurgulanıyor.
Çin hükümeti ise, etkin yakıt tüketimi olan küçük motorlu araçların alımını teşvik etmek ve benzin fiyatlarını artırmanın yanı sıra, elektrikli otomobillerin üretimine destek de veriyor.
Çinli otomobil üreticilerinin geleceğine inananların başında ünlü Amerikalı yatırımcı George Soros geliyor. Soros’un 2030 yılında Toyota’yı geride bırakmayı bekleyen BYD adlı otomotiv şirketine yaptığı yatırımlardan 2009′da 5 kattan fazla getiri sağladığı belirtiliyor. Geleneksel araçlar yanında, yeni nesil hibrid otomobillere odaklanan BYD’nin patronu Wang Chuanfu ise 2009′da adını ülkenin en zenginleri listesinin başına yazdırdı. … devamını okuyun!
Çin ilacıyla tedaviye, Batı tıbbının koyduğu teşhis
Yazan :Blog · · 9 January 2010
Çin’in en ilginç yanlarından biri de, ekonomisine ilişkin tahminler arasındaki uçurum farklar: Çin ekonomisi kimilerine göre mucizeler yaratıyor, kimilerine göre ise yıl içinde patlayacak bir balon!
Bu tespite binaen, kötümserlerin son 30 yılın her senesinde aynı çöküşü beklediklerinin altını çizmeden de geçmemek gerek. Bu açıdan bakıldığında, her yıl çökeceği tahmin edilen bir ekonominin, kısa bir tarih dilimi içinde dünyanın en hızlı ekonomik yükselişlerinden birini kaydetmiş olması, konunun belki de başlı başına en enteresan yönü…
Değerlendirmeler arasındaki farklılıkların nasıl bu kadar ayrıştığına kafa yorarken; Hegelci felsefeyle tanıştığım Mülkiye yıllarımda, bir taraftan Karl Marx okurken, bir taraftan da Adam Simith ruhunu taşıyan modern ekonomi kitaplarının bıraktığı etkiyle, kapitalist ABD ekonomisinin her yıl çökeceğini savunan görüşlere karşı çıkışımı hatırlıyorum.
Çin’de yaşamaya başlayıp, ekonomi dinamiklerine içerden bakınca, belki de aynı bakış açısını ters çerçeveden savunuyorum. Devlet eliyle kalkınan planlı bir ekonominin, “bıraksınız yapsınlar” felsefesi kokan değerlendirmelerle çökeceğini iddia etmek… (Örneğin, Dubai’yi iflasa götüren dinamiklerin, tamamen farklı bir ekonomik felsefe ile işleyen Şanghay’ı da çökerteceğine dair benzetmeler. )
Çin’in en tanınmış ekonomi uzmanlarından Lu Zhongyuan de, bu noktada Batılı ekonomistleri, “geleneksel Çin ilaçlarıyla tedavi edilen hastaya teşhis koyan Batılı doktorlara” benzetiyor.
Batılı ekonomistlerin Çin ekonomisindeki değişimi kavrayamadıklarını ileri süren Lu, örnek olarak ‘ihracata dayalı büyüme modeli’ tanımlamasının geçersiz kalışını ve iç tüketimdeki hızlı farklılaşmayı gösteriyor.
Gençlik döneminde, Kültür Devrimi dolayısıyla 40 yıl önce taşraya giderken, Çinliler için radyo sahibi olmanın “lüks” sayıldığını hatırlatan ünlü ekonomist, doktora derecesini aldığı 20 yıl önceki dönemde tüketicilerin televizyon sahibi olmayı lüks saydığını söyledi. Buna karşın, şehirleşme ile büyüyen orta sınıfın 10 yıl önce cep telefonu ve bilgisayar almayı “ihtiyaç” gördüğüne, günümüzde ise 15 bin dolarlık otomobil ve 150 bin dolarlık ev satın almanın orta sınıf için “olağan” hale geldiğine dikkat çekti ve “Çinlilerin tüketmediği nasıl iddia edilebilir?” diye sordu.
(Örnekler çoğaltılabilir, ancak bence en sembolik olanı: Çin’in bir zamanlar Amerikan ekonomisinin gücünü yansıtan “dünyanın en büyük otomobil pazarı” ünvanını ele geçirişi oldu. ABD ekonomisinin dinamizmi ve yükselişine paralel olarak 20′inci yüzyılın başından beri elinde tuttuğu asırlık ünvanı, 21′inci yüzyılın en azından büyük bir kısmında Çin taşıyacak.)
Çin’de 2009′da bir önceki yıla göre yüzde 15′ten fazla azalması beklenen ihracatın, büyüme oranını yüzde 2 ila 3 eksiltmesi bekleniyor. Yani, ihracat genişleyerek büyümeye katkı sağlamak yerine, daralarak büyümeyi ters yönde etkiler hale geldi.
Ekonomik destek paketi ve 1.3 trilyon dolarlık banka kredilerinden beslenen iç tüketimin ise büyümeye yüzde 12 dolayında katkı yaptığı kaydediliyor. Analistler, Çin ekonomisinin 2009′da yüzde 8 ile 8.5 arasında büyüdüğünü tahmin ediyor.
Çin’de satılan otomobillerin sayısının ise Aralık ortasında 13 milyonu geçtiği bildiriliyordu. ABD 10 milyon seviyelerine gerilerken, Japonya’da 5 milyon dolaylarına kadar inecek.
Öte yandan, ABD’de iflastan dönen ve satışları yüzde 28 düşen General Motor ise, Çin’deki en büyük otomotiv üreticisi unvanına sahip olarak, 2009′da 2.4 milyondan fazla araç sattığını açıkladı. GM’e göre, şirketin 2009 satışları bir önceki yıla göre yüzde 64 arttı. ABD’li diğer otomotiv devi Ford’un yüzü de Çin’de gülerken, şirketin 2009 satışlarının bir önceki yıla oranla yüzde 66 arttığı açıklandı.
Dubai krizi Çin’i korkuttu
Yazan :Haber · · 29 November 2009
Çin’in en yüksek karar alma organı Politbüro’nun toplantısından para ve maliye politikalarının devam ettirilmesi kararı çıktı.
Politbüro, uygulanan makro ekonomik politikaların istikrar ve devamlılığının sürdürüleceğini açıkladı. Politbüro’nun makro politikalara ilişkin olarak resmi haber ajansı Xinhua’ya yansıyan ifadesinde, “aktif mali politikalar ve görece gevşek para politikası düzenlemeleri” denildi.
Politbüro, finansal kriz önlemleri çerçevesinde, geçen yıl “büyümeye dönük genişletici para ve maliye politikaları” uygulanmasını kararlaştırmıştı. Karar doğrultusunda, yürütme organı Devlet Konseyi 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketini açıklamıştı. Öte yandan, gevşek para politikası ortamında 1,3 trilyon dolarlık banka kredileri de piyasaya sürüldü. Çin ekonomisinin kaydettiği yüzde 8 dolayındaki büyüme, destek paketi ve kredilerin meyvesi olarak nitelendiriliyor.
TOPLANTI DUBAİ KRİZİNE RASTLADI
Genel Sekreter sıfatıyla Devlet Başkanı Hu Jintao’nun başkanlığında yapılan Politbüro toplantısının Dubai’nin borç krizinin ertesine rast gelmesinin önemine işaret ediliyor. Ekonomi politikalarının yürüten Başbakan Wen Jiabao, konuşmalarında sıklıkla küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğüne dikkat çekerek, makro ekonomi politikalarında değişikliğe gidemeyeceklerini vurguluyordu.
Morgan Stanley’nin analistlerinden Wang Qing, düzelmenin yeni başladığını ve belirsizliklerin sürdüğünü belirterek, makro politikalarda sıkılaşmanın erken olacağını ifade etti. Wang, “Dubai krizinin ardından borsada bir çöküşten korktum” dedi.
BÜYÜMENİN KALİTESİ
China Daily gazetesi, Politbüro toplantısında büyümenin kalitesinin gündeme geldiğini ifade etti. Ekonomistler, sanayi ve ihracata yoğunlaşan yatırımlara dayalı büyümenin istikrar ve sürdürülebilirliğine yönelik eleştirilerini dile getiriyor.
Mali Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Jia Kang, kararın makro ekonomik politikalarda bir çıkış stratejisinin ‘benimsenmeyeceğini’ gösterdiğini belirterek, farklı sektörlerin taleplerine göre ayarlamalar yapılabileceğine işaret etti.
Sadi Kaymaz tarafından yayımlanmış, TimeTürk’te yayımlanmıştır.
Makro Güncellemeler: Krediler, Agresif büyümede…
Yazan :Sadi KAYMAZ · · 22 June 2009
2009 yılının ortalarına yaklaşıyoruz. Aslına bakarsanız insanlar finansal krize alışmaya başladılar, ya da krizin getirdiği panik dalgaları yavaşça güç yitiriyor. Finansal piyasalar görece rahatlarken, borsalar toparlanıyor ve ABD dahil bazı kilit ekonomilerden olumlu veriler geliyor.
©dragonomi.com
Ancak, geçtiğimiz 5 aya bakanlar; ABD ekonomisinde %5,7; AB zonunda %9,7 ve Japon kuşağında %14,2’lik reel GDP (GSYH) düşüşlerini kucaklarında buluyorlar. Küresel düşüş trendlerinin şiddeti azalıyor, ancak neticede düşüş devam ediyor. İşte bu uluslararası ortam ÇİN ekonomisini başta ihracatı vurmak suretiyle doğal olarak etkiliyor.
Bu ortamda ÇİN ekonomisini en avantajlı kılan faktör hükümetin genişletici para ve maliye politika uygulamalarının getirdiği hayati destekler…
Kasım ayında açıklanan 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketi para ve maliye … devamını okuyun!








