Çin’in Demir Cevheri İthalatı Düşebilir
Haber · 19 July 2010
Dünyanın en büyük çelik üreticisi olan Çin’in üretimi son dört ayın en düşük düzeyine indi.
Ulusal İstatistik Bürosu’nun açıkladığı sektör verilerine göre, Çinli çelik fabrikaları haziran ayında 53,8 milyon ton çelik üretti. Üretim miktarı bir önceki aya oranla yüzde yüzde 4,1 düştü. İnşaat ve otomotiv sektörünün çelik talebinin yavaşlamasının yanı sıra, dönem itibariyle fabrikaların bakım faaliyetleri gerçekleştirmesi üretimde düşüşe yol açtı. Çelik talebinin düşmesine paralel olarak geçen yıl yüzde 42 yükselişle 628 milyona çıkan demir cevheri ithalatı, 1998′den beri ilk kez bu yıl düşüş gösterebilir.
Öte yandan, demir cevheri piyasasında uzun yıllardan beri ilk kez ciddi arz fazlası riski belirdi. Çin ile fiyat kavgasına tutuşan cevher tekellerinin canı yanacak gibi duruyor. Fiyatlar aşağı yönlü.
Çin’de kötü haber enflasyon, iyi haber konut fiyatları
Blog · 11 May 2010
Çin’de uzunca zamandır geliyorum diyen enflasyon, Nisan ayında kendini iyice gösterdi. Bırakın gösterge faizlerini, iki yıllık tasarruf faizi oranı bile enflasyonun altında kaldı.
Çin İstatistik Bürosu (NBS), tüketici fiyatları enflasyonunun Nisan ayında geçen yıla göre yüzde 2,8 yükseldiğini açıkladı. Açıklamaya göre, aynı dönemde toptan eşya fiyatlarında yüzde 6,8 artış kaydedildi.
Enflasyon önceki ay 2,4 düzeyindeydi. Geçen yılın aynı döneminde ise eksi 1,5. Enflasyon beklenti anketlerinde ise, tahminler 2,5-2,8 arasında yoğunlaşıyordu. Dolayısıyla, enflasyon beklentiler dahilinde, ama üst sınırda gerçekleşti.
Aslında, dün açıklanan Merkez Bankası (PBOC) raporu, enflasyonu deşifre etmişti. PBOC, işçi ücretleri ile hammadde ve gıda fiyatları artışlarının enflasyon baskısı yaratan başlıca etkenler olduğunu vurgulamıştı. Dolayısıyla, iki yapısal ve bir dönemsel etken öne çıkıyor.
Bugün açıklanan NSB verilerine göre, gıda fiyatları artışı yüzde 5,9 olurken, gıda dışı enflasyon artışı yüzde 1,3 oldu. Son 3 ayda ise çoğunluğu endüstrileşmiş kıyı bölgelerinde bulunan 8 eyalet yönetimi, asgari işçi ücretlerini yüzde 5 ila 13 arasında değişen oranlarda artırdıklarını açıkladı. Asgari ücretlerden çok, işçi arzındaki yapısal problemler ücretleri artıyor. Özellikle, köylü işçilerin iç bölgelerin kalkınmaya başlamasıyla birlikte kıyıdan çekilmeye başlamaları. Bunun yanı sıra, 80 sonrası yeni nesil işçilerin, daha fazla hak ve sosyal imkan talep etmesi gibi nedenler de, Çinli fabrikaları asıl zora sokan nedenlerin başında geliyor.
Diğer taraftan, enflasyon ithal ediliyor. Özellikle demir cevheri ve petrol fiyatları olmak üzere, ekonomiyi besleyen ithal hammadde fiyatlarında gerçekleşen küresel ölçekli artışlar da enflasyon ithali şeklinde etkisini gösteriyor.
Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden ardı ardına gelen faiz artırımı haberlerine karşın, Çin Merkez Bankası (PBOC) faiz silahını kullanmaktan kaçınıyor.
Enflasyon rakamlarının son iki aydır yüzde 2,25 düzeyindeki yıllık tasarruf faizlerinin üstüne seyretmesi, faiz artırımı beklentilerine yol açan en önemli etken durumunda bulunuyor. Güçlü artırım beklentilerine rağmen, PBOC’un birkaç ay daha artırımdan kaçınabileceği görüşü yavaş yavaş ağır basıyor.
PBOC, yeni yılda 3 kez zorunlu rezerv oranlarını yükselmenin yanı sıra, bankaların kredi verme politikalarını da kısıtladı. PBOC, ayrıca, son haftalarda yoğunlaşan tahvil ihaleleri aracılığıyla piyasadan yüklü miktarlarda likidite çekiyor.
PBOC, bugün yaptığı açıklamada, M2 para tabanında geçen ay yüzde 22,5 genişleme kaydedildiğini bildirdi. Genişleme, geçen yılın aynı ayında yüzde 25 düzeyinde gerçekleşmişti. Yıllık hedef ise yüzde 18 dolaylarında.
En kritik konu ise, Çin hükümetinin konut fiyatları spekülasyonunu önlemek için uyguladığı tedbirlere piyasanın çok hızlı tedbir vermiş olması. Geçen ay konut fiyatlarının rekor düzeyde artış gösterdiğinin açıklanması, aslında hükümetin son derece doğru bir zamanlamayla, oldukça kararlı ve sert önlemler aldığını ortaya koyuyor. En önemlisi, konut piyasası, hükümetin ciddiyetine tartışmasız biçimde inanıyor.
Nitekim, büyük şehirlerde emlak piyasasında son iki haftadır yaptak kıpırdamıyor. Örneğin, Pekin’de işçi bayramı tatili konut satışlarının altın dönemidir. Oysa, Pekin belediyesinin geçen ayın son günü açıkladığı aşırı sert tedbirlerin etkisiyle, 4 günde yalnızca “bir” konut satışı gerçekleşti.
Ülke genelinde, son iki haftada alım-satım hacimlerinde en az yüzde 50′lik dramatik düşüşler yaşandığı haberleri geliyor.
Çin Devlet Konseyi, geçen ay bankaların birden fazla evi olan vatandaşlara konut kredisi vermesini yasaklamıştı. Pekin Belediyesi ise, önlemleri daha da sıkılaştırarak, her ailenin peşin ödeme vasıtasıyla birden fazla ‘yeni ev’ almasının önünü tıkamıştı.
Çin’de 90′ların sonundan bu yana, istatistiklere göre alım-satım hacimlerindeki düşüşler, yaklaşık 6 ay sonra fiyatlara yansıyor. Buna göre, sektör analistleri özellikle son çeyrekte konut fiyatlarında yüzde 30′u aşan düşüşler görülebileceğinden söz ediyor.
Bir de, çok söz edilen emlak balonu riski. Evet, ciddi bir balon var. Ancak, Çin ekonomisinde yatırım olanakları sınırlı olduğu müddetçe, varlık balonlarının mevcudiyeti kaçınılmaz. Nitekim, parasını konut piyasasına aktaran Çinliler’e “neden” sorusunu yönelttiğinizde, alacağınız cevap, hiç şüphesiz, “Peki nereye koyayım” olur… Dolayısıyla, bizdeki gibi, paranın emlak piyasasından alternatif araçlara ya da yurtdışına kaçması mümkün değil. Likiditenin, fizik teorilerine aykırı olarak buharlaşmasını da bekleyemeyeceğimize göre, balon nasıl sönecek.
Son olarak, geçen hafta katıldığım bir seminerde konuşan, Çin’in en prestijli ekonomistlerinden Fan Gang, şöyle diyordu: “Evet, balon var. Peki siz, Çinlilerin aptal olduklarını mı düşünüyorsunuz. Çin, aptal olduğu için, balonun şiştikçe şişmesi bekleyecek, en sonunda patlamasını mı izleyecek.”
Hükümetin bankalara kredileri durdurun emri verebildiği topraklara uzaktan bakıp, “faiz artımı gecikti, hükümet emlak balonuna seyirci kalıyor” demek, Çinli liderlerin en sevdiği “Çin’e özgü…” nitelemesinin unutuluyor olduğu izlenimi veriyor.
(Konu ile ilgili olarak, Çinli uzmanların yarınki değerlendirmelerinden bazılarını Türkçe’ye çevireceğim)
Batılı iktisadi tezlerle, Çin’e reçete yazmak
Blog · 10 May 2010
Çin’de ekonomi aşırı ısınma sinyalleri veriyor. Başını alıp giden inşaat sektörü; bankacılıktan çeliğe kadar uzanan, en uzun endüstri zincirinin, en kritik halkasını oluşturuyor. Bunun yanı sıra, kilit sanayilerden otomotivde aşırı ısınma tehlikeli. Oto satışları, baz verilerin yüksekliğine rağmen, yıllık yüzde 40 dolayında artış gösterebiliyor. Özellikle, yolcu ve yük taşıtları satışlarında patlama var.
Enflasyon geçen ay beklentilerin altında geldi. Buna karşın, enflasyon artışının hızlanması kaçınılmaz. Öncelikle, yükselen hammadde fiyatları ile enflasyon ithal ediliyor. Artan işçi ücretleri ciddi enflasyon baskısı yaratıyor.Kuzeyi aylar boyu saran aşırı soğuk ve güneyini kavuran kuraklık gıda ürünleri kalemini şişiriyor. Para tabanında yüzde 20′ler ile ölçülen genişlemelerin yarattığı aşırı likidite, enflasyona davetiye çıkarıyor. Son olarak, geçen sene gerçekleşen negatif enflasyon rakamlarının düşük baz etkisiyle, enflasyonun tırmanması kaçınılmaz görünüyor. Hükümetin hedefi yüzde 3 dolaylarında. Buna karşın, pek çok kuruluş yüzde 4′ü aşabileceğini raporluyor.
Aşırı ısınma ve enflasyon beklentilerine karşı, sıkılaştırıcı politikalara kademeli olarak geçildi. Kredilerde sıkılaştırma var. Merkez, durmadan tahvil ihraç ederek, piyasadan likidite çekiyor. Zorunlu karşılıklarda 4 ayda 3′üncü artış gerçekleşti.
Bu şartlar altında, Çin’den beklenen faiz artırımı.
Çin’de Batı iktisadı bakımından gayri nizami olarak nitelenebilecek politika araçları aktif olarak kullanıyor.Örneğin, hükümet bankalara “kredileri 10 gün durdurun” diyebiliyor. Sektörün devlete ait 4 büyük dev bankası, salt finansal saiklerle hareket etmiyor. Bankalar, aynı zamanda politikası aracı. Öte yandan, faiz artırımı yerine, mikro düzeyde frene basılıyor. Örneğin, bankalara 3′üncü ev için “konut kredisi” vermeyin denebiliyor. Ya da, ikinci ev alıcıları %10 faizler mortgage almak zorunda kalabiliyor.
Ekonominin pek çok kesiminde, çeşitli bakanlık ve diğer yetkili organlar tarafından mikro ölçekli soğutma operasyonları yapılıyor.
Dolayısıyla, Batılı iktisadi gözlüklerle, “Çin’in hemen yarın faiz artırması lazım” diye uzunca zamandır teorik çıkarımlar yapan ekonomistler, ekonominin sosyalist mahiyetini unutuyor gibi görünüyor. Fakat, sosyalist piyasa ekonomisi hükümetlerinin elinde, Batılı karşıtlarından daha fazla para ve maliye politikası aracı bulunuyor. Çin, Amerikan ekonomisinin işlediği gibi işlemiyor.
Gelelim, dışardan bakınca, ziyadesiyle gecikmiş gibi görünen faiz artırımının zamanlamasına.
Herşeyden önce, mikro düzeyde alınnan kısmi soğutma tedbirlerinin işe yaradığı görülüyor (Örneğin, Konut fiyatları artışı durdu). Buna karşın, enflasyon baskısı ağırlığını giderek artıyor. En önemlisi, varlık balonları tehlikesi sürüyor. Aşırı ısınma dinamikleri altan alta işliyor.
Bu şartlar altında, Merkez Bankası en fazla iki ay daha enflasyon verilerini bekleyebilir. Çünkü, enflasyonun gerisinde kalan 2.25 düzeyindeki tasarruf faizleri, reel faizleri eksiye çevirmiş durumda.
Bugünlerde yayımlanacak Nisan verilerinin beklenenden önemli oranda sapması ise, faiz artırımını ivedi hale getirebilir. Son olarak, komünist parti yayın organı Halkın Günlüğü’nde çıkan bir köşeyasında, faiz artırımına işaret edildiğini de belirtmeden geçmemek gerekir.
Çin borsası hem içerden, hem dışardan darbe yedi
Haber · 7 May 2010
Çin borsası son 8 ayın dibinde
ABD’de dün yaşanan şokun etkisiyle açılan Şanghay borsası, günü yüzde 1,87 düşüşle kapadı.
Şanghay Bileşik Endeksi, günü yüzde 1,87 düşüşle 2688,28 puandan kapadı. Endeks, 1 Eylül 2009′dan bu yana en düşük seviyesini gördü. Borsada işlem hacmi 204 milyar yuan (29,9 milyar dolar) olurk, 673 hisse değer kaybetti. Başta tarım ve hayvancılık hisseleri ile ilaç hisseleri olmak üzere, 192 şirket değer kazandı.
Amerikan borsasında dün yaşanan tarihi şok ve Yunanistan krizinin Avrupa’ya yayılabileceği endişelerinin yanı sıra, emlak piyasasında alınan tedbirler borsadaki düşüş trendinde etkili oluyor. Çin’de büyümenin ana motoru haline gelen inşaat sektörüne yönelik endişeler giderek artıyor. Merkezi hükümetin geçen ay açıkladığı tedbirlere ek olarak, Pekin’den sonra Hong Kong sınırında yer alan Shenzhen belediyesinin dün açıkladığı sıkılaştırıcı önlemler, sektöre yönelik kaygıları derinleştiriyor. Pekin, Şanghay ve Shenzhen gibi şehirler, emlak spekülasyonun tavan yaptığı merkezler olarak biliniyor.
Emlak hisseleri, son iki haftada yaşanan yüzde 15′lik düşüşün başını çekiyor. Çinli analistlerin lokomotif olarak nitelendirdiği inşaat hisseleri, endeksi en çok etkileyen endüstri olma özelliğini taşıyor.
Çin borsası kaybettirmeye devam edecek mi?
Sadi KAYMAZ · 1 May 2010
Borsanın mayısta düşmeye devam etme ihtimali az değil, 3 önemli faktöre dikkat:
Kaynak: Xinxi Shibao Çeviren: Sadi Kaymaz
Uzmanların büyük çoğunluğu, borsanın geçen ay dünya piyasalarından bağımsız hareket etmesinin temel nedeni olarak, emlak piyasası önemlerinin dozunun tahmin edilenin ötesine geçmesi olduğuna inanıyor. Geçen yıl ve bu yılın ilk çeyreğine dair yeni yayımlanan raporlar, Çin ekonomisinin küresel finans krizinin etkisini atlattığını gösteriyor. Borsada listelenen şirketler, ortalama %25 net kar elde etti. Hiç durmadan düşen bankacılık ve emlak hisselerinin dengeye oturması, borsanın daha fazla düşmesine yol açacak zemini de ortadan kaldıracak. Buna karşın, endeksin ne zaman dip noktasını göreceği önümüzdeki dönemin getireceklerine bağlı. Pek çok analist, borsanın bu ay da düşmeye devam etme ihtimalini oldukça yüksek görüyor. Dolayısıyla, mayıs ayında dikkat gösterilmesi gereken 3 temel faktör var.
Mart ayı ekonomi verilerinin yönü
China Securities Araştırma Departmanı, dün Mart ayı ekonomi verilerine ilişkin tahmin raporunu yayımladı: Enflasyonda yıllık bazda artış öngörüsü %2,8. M2 para arzında yıllık bazda %22,3 genişleme, önceki aya göre ise %0,2′lik daralma tahmin edildi. Bunlar, geniş kabul görür hale gelen enflasyon baskısı ve likiditenin kısılması olgularına işaret ediyor.
Merkez Bankası (PBoC) Para Politikası Komitesi Üyesi ve Tsinghua Üniversitesi Profesörü Daokui Li, önceki gün yaptığı konuşmada: “Ekonomi ısınma eğilimine girdi. Bu sadece tek veriye dayalı bir çıkarım değil. Pek çok verinin sentezlenerek değerlendirilmesiyle ortaya çıkan bir sonuç. Bu şartlar altında, tüketici fiyatlarının kontrol altına alınması baskısı çok büyük. Ayrıca, uzun vadeli enflasyon faktörlerinden biri, Amerikan doları bazındaki hammadde fiyatları artışı. Reel faizler birkaç ay daha eksi seyrederse, faiz oranlarında ayarlama gerekli olacak.
PBoC Araştırma Bürosu Başkan Yardımcısı De Li’ye göre de PBoC’ın faiz artımına ihtimali yüksek. Enflasyon seviyesi yıllık tasarruf faizlerini aştı. Reel faiz oranı negatif. Bu sebeble PBoC’un artırıma gitme ihtimali oldukça fazla. Buna karşın, muhtemel artırım miktarı sınırlı.
Guangzhou Securities Analisti Guangwen Zhang’a göre, ülkede ılımlı enflasyon baskısı açıkça görülüyor. Faiz artırımı ikinci yarıda gelebilir. Büyük ihtimalle Mayıs ayında. Bu borsa için aslında kötü bir haber olmaz. Üstelik, piyasanın toparlanmasına zemin hazırlayabilir. Artırım doğrudan borsanın lehine olabilir. … >>>!
Çin borsası sakinleşti
Haber · 20 April 2010
Dün son 8 ayın en büyük düşüşün yaşayan Şanghay borsası sakinleşti. Emlak hisselerinde yaşanan kan kaybı ise devam etti.
Şanghay Bileşik Endeksi, günü binde 3 düşüşle 2,979,53 puandan kapadı. Sabah seansında iniş seyrine devam eden endeks, öğleden sonra toparlandı. Buna karşın, emlak hisselerindeki kan kaybı açıklanan yeni tedbirlerin etkisiyle devam etti.
Dünü yüzde 8,82 düşüşle kapatan en büyük inşaat şirketi Vanke hisseleri yüzde 3,61 değer kaybetti. Dünün en çok düşen emlak hisselerinden COFCO, yüzde 5′ten fazla değer yitirdi.
Çin hükümetinin hafta sonunda konut kredilerine ilişkin açıkladığı radikal kararlar, inşaat sektörü ve bu sektöre bağımlı çelik ve metal gibi diğer endüstrilerin hisse senetlerini çöküntüye uğratmıştı.
Ülkenin en büyük çelik üreticisi Baoshan hisseleri günü yüzde 2,24 inişle kapatırken, Wuhan Steel hisselerinde yüzde 1,94 düşüş kaydedildi.
Çin Konut Bakanlığı’nın emlak piyasasını düzenleyici yeni tedbirler açıklaması, inşaat hisselerinde bugün yaşanan kan kaybında etkili oldu. Bakanlığın internet sitesinden yapılan bildiriye göre, inşaat şirketleri alıcıların henüz tamamlanmamış konutlar için yaptıkları ödemeleri resmi makamların onayıyla kullanabilecek. Buna ek olarak, konut satışlarının başlamasına 10 gün kala, fiyat bilgilerini ilan edecek. İlan edilen fiyatlar değiştirilemeyecek.
Emlak spekülasyonunun ana aktörlerinden olan inşaat şirketlerinden bazılarının, kimi bölgelerde her gün yükselen konut fiyatlarından daha fazla istifade etmek amacıyla taahhütlerini yerine getirmemesi, kamuoyundan tepki topluyordu.
Çin basınının sık sık borsaya benzettiği konut piyasasında oluşan balon ekonomiyi tehdit ediyor. Çin hükümeti, emlak spekülasyonunu engellemek amacıyla 3′üncü ve üstündeki konut satın alımlarına sağlanan kredilerin durdurulduğunu açıklamıştı.
Çin borsası çöktü!
Haber · 19 April 2010
Şanghay Borsası, hükümetin konut fiyatlarını frenleyici önlemlerinin etkisiyle yüzde 4,8 değer kaybetti.
Şanghay Bileşik Endeksi, günü yüzde 4,8 düşüşle 2,980.30 puandan kapadı. Konut fiyatları balonunun söneceğine yönelik endişelerin getirdiği satış dalgası, özellikle inşaat hisselerinde çöküşe yol açtı.
Ülkenin ikinci büyük menkul kıymetler borsasındaki düşüş ise yüzde 6,22 oldu.
Çin hükümetinin aşırı artan konut fiyatlarına karşı açıkladığı önlemlerin borsadaki çöküşü tetiklediği belirtiliyor. Devlet Konseyi, hafta sonunda yaptığı açıklamada, ikinci evini satın almak isteyenlerin ön ödemelerini yüzde 50′ye yükseltirken, üçüncü veya daha fazlasını satın almak isteyen alıcılara yönelik banka kredilerinin durdurulduğunu bildirmişti.
Çin’de giderek büyüyen emlak balonu, ekonominin önündeki en ciddi tehdit olarak algılanıyor.
Hile yapma…
Blog · 19 April 2010
Karikatür: sağ taraftaki madencilik devleri, müzakerelerde “tekel ağırlığını” kullanıyor….
Demir cevheri devleri ile Çin arasında giderek şiddetlenen kritik bir savaş yaşandığını söylemek hatalı olmaz. Çin açısından, konu “stratejik” olarak tanımlanabilecek kadar mühim. Keza, çarkları ihracat yerine sabit yatırımlarla dönmeye başlayan ekonominin hayat damarlarından biri çeliğin ham maddesi olan demir cevheri. Stratejik önemi yanında, ithalat faturası da hayli kabarık. Basit bir anlatımla, demir cevheri fiyatlarının %90 artması halinde, ithalat faturası 100 milyar dolara dayanacak.
Demir cevheri ile ilgili haberler, hem Çin basınının hem de uluslararası ekonomi yayınlarının günlük vazgeçilmezi… Demir cevheri müzakerelerini vakit bulunca uzun uzun yazacağım. Bu arada, piyasa ile ilgili köklü bir değişikliğe ilişkin haberi de atlamak istemedim.
Çünkü dünyanın önde gelen madencilik şirketleri, çeliğin hammaddesi demir cevherinin fiyatlandırılma yöntemi konusunda istediklerini elde etti. Dev şirketlerin pazarlığının sonucunda 40 yıldır süren yıllık fiyat uygulaması sona erdirildi.
Aralarında Avustralyalı madencilik devleri BHP Billiton ve Rio Tinto’nun yanı sıra dünyanın en büyük demir cevheri üreticisi Brezilya merkezli Vale SA, fiyatlama sisteminde vadenin değiştirilmesini istiyordu. Daha önce yıllık yapılan sözleşmelerle belirlenen fiyatın, spot piyasadaki harekete daha uygun hale gelmesi için daha kısa vadeler için yapılması talep ediliyordu.
Demir cevheri madencilik şirketleri ile çelik üreticileri, yaklaşık 40 yıldırı bu ürünün fiyatının bir yıl boyunca ne olacağın belirleyen referans fiyat üzerinde anlaşıyordu. Ancak, özellikle Çin’deki büyüme nedeniyle yaşanan talep artışı bu piyasadaki fiyatların oynaklığını artırdığı için yıllık fiyatların spot piyasadan önemli ölçüde ayrışmasına neden oluyordu.
Vale SA ve BHP Billiton, çelik üreticileriyle son anlaşmalarında, süreyi kısaltarak 40 yıldır süren yıllık kontrat sözleşmesi uygulamasına da son vermiş oldu.
Vale SA’nın, Japonya’nın en büyük üçüncü çelik üreticisi Sumitomo Metal Industries ile yaptığı satış sözleşmesine göre, Nisan-Haziran arasındaki üç aylık dönemde sağladığı demir cevherinin tonu için 100 dolar ile 110 dolar arasında bir ücret alacak. Brezilyalı madencilik şirketinin anlaştığı fiyat geçen seneyle kıyaslandığında yüzde 90′lık bir artışa denk geliyor.
BHP Billiton ise üretiminin çoğunu Asyalı çelik üreticilerine kısa dönemli kontratlarla satacağını açıklamış ancak fiyat telaffuz etmemişti.
İngiltere merkezli yatırım şirketi IG Markets’in Melbourne’daki analistlerinden Ben Potter, bu gelişmenin uzun zamandır yıllık fiyatlandırmayı sonlandırmak için çaba sarfeden BHP Billiton’un, bu isteğe direnen Asyalı çelik üreticileri karşısında kazandığı önemli bir başarı olduğunu söyledi.
Diğer taraftan analistler, demir cevheri sözleşmelerindeki vadenin kısaltılmasının yapısal anlamda önemli etkilerinin olacağını da belirtiyor.
Avustralya merkezli yatırım şirketi Macquarie Group analistlerinden Brenadan Harris gönderdiği araştırma notunda, “Dünya ticaretinde önemli yer tutun bir emtianın fiyatlandırma kurallarında değişikliğe gidilmesi her gün görülebilecek bir gelişme değil” dedi.
Vale SA’nın Pazarlama Direktörü Pedro Gutemberg, yeni fiyatlandırma sisteminin esnekliği, öngörülebilirliği ve şeffaflığı artıracağını öngörürken, Rio Tinto yöneticileri ise piyasa mekanizmasını işlerlik kazanacağını belirtiyor.
Rio Tinto’nun demir cevheri operasyonlarının başına bulunan Sam Walsh daha önce yaptığı bir değerlendirmede, “Eğer sektör çeyrek dönemlik fiyatlandırma uygulamasına geçerse bu gerçek anlamda piyasa mekanizmasının işlemesini sağlayacaktır. Böylece, fiyatlar belirli kişilerce değil fakat piyasa güçleri tarafından belirlenecektir” demişti.
Çin’e giren dış yatırımlar arttı
Haber · 19 April 2010
Çin Ticaret Bakan Yardımcısı Ma Xiuhong, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yılın ilk çeyreğinde geçen yıla oranla yüzde 7,7 artarak, 23,44 milyar dolara çıktığını açıkladı. Aynı dönemde, ülkede kurulan yabancı sermayeli işletmelerin sayısı da yüzde 19,9 artarak 5459′a çıktı.
Öte yandan, ekonomiyi tehdit eder hale gelen aşırı konut fiyatları artışı hız kesmedi. Ulusal İstatistik Bürosu, ülkenin en büyük 70 şehrini baz alan konut fiyatlarının geçen ay yüzde 11,7 artış gösterdiğini bildirdi. Konut fiyatlarında şubat ayında yüzde 10,7 artış kaydedilmişti.
Kissinger, cevher savaşlarında arabulucu
Haber · 4 April 2010
1971 yılında Mao ile gizlice buluşarak ABD ile Çin arasında köprü kuran Henry Kissinger, bu kez maden savaşlarını bitirmek için devreye girdi.
Avustralyalı madencilik devi Rio Tinto’nun Çin ile bozulan ilişkileri onarmak amacıyla ünlü Amerikalı diplomat Henry Kissinger’ı araya soktuğu iddia edildi. Sidney Morning gazetesi, Kissenger’ın Rio Tinto adına Çin’in uluslararası sorunlarında en etkili isimlerinden olan Başbakan Yardımcısı ve Politburo üyesi Wang Qishan ile bir görüşme gerçekleştirdiğini bildirdi.
Avustralya ile Çin arasındaki ilişkiler, Çin’in en büyük alüminyum şirketi Chinalco’nun Rio Tinto’nun yüzde 14′lük hissesini 19,5 milyar dolara almasına ilişkin anlaşmaya Avustralya tarafından onay verilmemesiyle gerilmişti. Chinalco’nun demir cevheri kaynaklarını hedeflediğine inanan çevreler, alımın stratejik amaçlarla yapıldığını savunuyordu.
Demir Cevheri Savaşları
Çin ekonomisi için çeliğin ham maddesi demir cevherinin hayati önemi bulunuyor. Ülkenin gerçekleştirdiği endüstri devrimini besleyen çelik fabrikaları ise son 2 yıldır demir cevheri fiyatları konusunda 3 küresel madencilik devi ile soğuk savaş yürütüyor.
Madencilik devlerinin Japon çelik üreticileri ile yaptıkları yıllık kontratların eşik olarak kabul edildiği demir cevheri fiyat sistemini Çinliler kabul etmiyor. Dünya çelik üretiminin neredeyse yarısını gerçekleştiren Çinliler, değişen dengelere uygun olarak fiyatı kendilerinin belirlemesi gerektiğine inanıyor. Son 2 yıldır Çin ile madencilik devleri arasında anlaşma sağlanamıyor oluşu ise, Çinli fabrikaları spot piyasadan daha yüksek fiyata alım yapmak mecburiyetinde bırakıyor.
Görüşmeler Başlıyor
Analistler, Kissinger’ın yeni fiyat görüşmelerinin arifesinde sahneye çıktığına dikkat çekiyor. Zira, dünyanın en büyük demir cevheri üreticisi Brezilyalı Vale ile Japonya arasında geçen hafta anlaşma sağlandı. Önümüzdeki yıl demir cevheri fiyatının iki katına çıkaran anlaşma ise Çinlilerin canını sıkıyor.
Geçen yıl 630 milyon ton demir cevheri ithal eden Çinli çelik fabrikalarının bu yıl talebi daha da artırması bekleniyor. Uzmanlar, mevcut fiyatları kabul etmesi halinde Çin’e çıkacak ithalat faturasının ikiye katlanarak 100 milyar dolara yaklaşabileceğine işaret ediyor. Demir cevherinin stratejik önemi ve yüklü faturası ise Çin’i görüşmelerde agresif tutum almaya zorluyor.










