Çinliler Hummer’ı kaderiyle baş başa bıraktı

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  4 Mart 2010

hummer Çinliler Hummerı kaderiyle baş başa bıraktı Çin’de bile adı pek duyulmayan ağır iş ve yol makinaları üreticisi Tengzhong, GM ile Hummer’ın satışı konusunda anlaştığında, kaşlar da yukarı kaldırılmıştı!

Amerika’da satışları %85 düşen yakıt canavarının yaşam şansı sorgulanırken, bir taraftan da Çin’in giderek ağır basan temiz enerji politikaları duruyordu.

Nitekim, Amerikan General Motors ile Çinli Sichuan Tenghong arasındaki Hummer’ın satışı anlaşması çöktüğü haberleri geçen hafta yayıldı.

Tengzhong, GM’den Hummer’ı satın almak için yaptıkları teklifi geri çektiklerini açıkladı. Açıklamada, Çinli otoritelerin anlaşmanın onayını gerekli süre içinde gerçekleştirmemesi nedeniyle teklifin geri çekildiği ve anlaşmadan GM ile karşılıklı görüşmeler çerçevesinde vazgeçildiği belirtildi. Tengzhong, GM’ile Hummer’ın markası, yönetici kadrosu, lisans hakları, bayileri ve üretim anlaşmalarını kapsayan satışı konusunda anlaşmaya varmıştı.

Çin’in yeni gelişen çevre ve enerji hassasiyetlerinin Hummer’ın sonunu hazırladığı açık.

Yeniden yapılanma çabası içindeki General Motors (GM), elden çıkartma olasılığının düşük olması nedeniyle muhtemelen Hummer’ı kapatacak.

GM’den yapılan ilk açıklamada, şimdiye kadar satılmış olan araçların garantilerinin geçerli olduğu, kullanıcılara yedek parça ve servis hizmeti sağlanmaya devam edileceği belirtilmişti.

Amerikan yüzyılından sonra Çin yüzyılı!

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  26 Subat 2010

 Amerikan yüzyılından sonra Çin yüzyılı! İngiliz, Amerikan ve Çin yüzyılları!  Öncesi de var, sonrası da olacağı gibi…

İmparatorluk ya da süper güçlerin en büyük dayanağı şüphesiz ekonomi. Avrupa ve Doğu Asya tarihin en büyük yıkımlarını yaşarken, dünyanın üretim üsleri haline gelen ABD ve Sovyetler geçen yüzyıla damga vurmuştu. Üretim, yani ekonomi, aynı zamanda ülkelerin askeri, siyasi, teknolojik ve kültürel güçlerinin çapını da çiziyor.

Nitekim, Çin’de de ekonomi önden giderken, Çin’in diplomasisini, ordusunu ve teknolojik kabiliyetlerini de yukarı doğru çekiyor.

Öte yandan, Çin elbette süper güç olmaktan şimdilik uzak. Ancak süper güç olma yolunda ilerlediği de şüphesiz. Bu noktada, ekonomileri 5 trilyon doları aşarak  başa baş haline gelen Çin ile Japonya’ya biraz göz atmakta fayda var.

Son 40 yıldır ABD ekonomisini takip eden Japonya, Çin ekonomisi tökezlemediği takdirde bu yıl yerini Çin’e bırakacak.

Çin, Japonya’dan 20 kat daha fazla toprağa, 10 kat fazla nüfusa sahip. Sahip oldukları tabii kaynakların mukayesesi bile mümkün değil.

Japonlar kişi başı 40 bin dolardan fazla gelir seviyesine sahipken, Çinliler 4 bin doları yeni aşıyor.

Japonya mucizesinin arkasında ise verimlilik yatıyor. Japonlar 1 litre petrol ile 10 dolarlık değer yaratırken, Çinliler kullandıkları her 1 litre petrolden 2 dolarlık değer bile çıkartamıyor.

Buna karşın, tarihin  en zor ekonomik mucizesini yaratan çalışkan insanların ülkesi Japonya artık limitlerine ulaşmış durumda.  Buna karşın, Çin  değişiyor. Daha doğru bir anlatımla, dünyanın en dinamik ülkesi olarak durmaksızın dönüşüyor. Çin’in dinamizmi, 10 yıl önce öbür süper güç adayı gösterilen Hindistan’ı cüce bırakacak kadar büyük. (Örneğin Çin’in bir kaç eyaleti bile Hindistan kadar üretiyor…)

Türkiye bu dönüşümün yeni yeni farkına varırken,  ülkelerinin küresel ekonomideki etkisinin azaldığına inanan ABD’liler, çoktandır 21’inci yüzyıla yön verecek ülkenin Çin olduğunu düşünüyor. Hürriyet gazetesinden:

Washington Post gazetesinin ABC News kanalıyla ortaklaşa gerçekleştirdiği bir ankete katılanların yarısına yakını, ekonomik açıdan ABD ile Çin’in başa baş yarışacağına inanırken, ülkelerinin dünya meselelerindeki etkinliğini kaybettiğini düşünüyor.

ABD ile Pekin arasındaki gerilimin had safhaya çıktığı bir dönemde açıklanan anket, ülkedeki diğer araştırma şirketleri Gallup, Pew Research Center’in son çalışmalarıyla paralellik gösterdi.

Bu anketlerinin sonucunda da, ABD’lilerin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olma yolunda önemli adımlar atan Çin’in bu yükselişinden büyük endişe duyduklarını ortaya çıkarmıştı.

Washington Post, anketin sonuçlarına yönelik hazırlanan bir haberde, ABD’lilerin dünyanın en güçlü ekonomisi olduğu yönündeki fikirlerini geçen on yıl içinde değiştirdiklerine dikkat çekildi.

ABD’liler 2000 yılında yine Gallup’ın yaptığı bir araştırmada dünyanın en güçlü ekonomisi olarak kendi ülkelerini gösteriyordu. Ancak son anketler Çin ile ABD’nin bu unvan için kıyasıya yarıştığını ortaya koydu.

KORUMACILIĞI DESTEKLİYORLAR

Analistler ise ABD’lilerin Çin’in yükselişinden pek memnun olmamalarının iki ülke arasındaki ilişkilere etki edebileceğini düşünüyor. Anket sonuçları ise vatandaşların ticari korumacılığı desteklediğini gösteriyor.

ABD’liler aynı zamanda ülkelerindeki Çinli çalışan sayısının artmasından da şikâyetçi. Washington Post’un çalışmasına katılanlardan biri olan Annetta Jordan, ekonomik gücün ülkesinden Çin’e geçişine kendi gözleriyle şahit olduğunu söylüyor.

Jordan, 1990’lı yılların başında çalıştığı cep telefonu fabrikasına Çinli çalışan akını yaşandığını ve bir noktadan sonra kendilerini bu kişileri eğitirken bulduklarını söylüyor.

Jordan aynı zamanda “Bütün zenginliğimizi Çin’e aktarıyoruz. Bu bizim için hiç de iyi bir şey değil” diyor.

JAPONYA’DAN SONRA ÇİN

Pew Araştırma Merkezi Başkanı Andrew Kohut, şu anda Çin için endişeli olan ABD’lilerin bundan 30 yıl önce de benzer endişeleri Japonya için benimsediklerine dikkat çekiyor. Kohut, “Japon bir şirket Rockefeller Center’i satın aldığında, bütün ABD’liler çılgına dönmüştü. O zaman yaptığımız anketlerde, Japonya’nın dünyanın en büyük ekonomisi olup olmayacağını sorduğumuzda, katılımcıların hemen hemen hepsi “evet” cevabını vermişti” diyor.

Johns Hopkings Uluslararası İlişkiler Okulu öğretim üyesi profesörü Davd M. Lampton, ABD’lilerin kendi ülkelerinden memnun olmadığı zamanlarda diğer ülkelerden de tedirgin olduğuna dikkat çekiyor ve “Böyle zamanlarda korumacılık baskılarını artırırlar. Bu gelişmeler ABD ile Çin arasındaki ilişkiye zarar verir. ABD’liler her zaman ülkelerine zarar verecek büyük, hızlı değişen ve sonunu tam olarak kestiremedikleri şeylerden tedirgin olmuşlardır. Çin de bütün bu tanımlamalara uyuyor” diyor. … >>>!

Çinliler ‘Kaplan’ yılından umutlu

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  19 Subat 2010

kaplan yili cin Çinliler Kaplan yılından umutlu  Çin’de halkın çoğunluğu yeni girilen Kaplan yılında gelir artışı sağlayacağına inanıyor. En çok bilgisayar almayı istiyor, çıldıran ev fiyatlarından endişe ediyor.

Guangming Daily gazetesinde yayımlanan haberde, ülke çapında 100 bin aile ile yapılan dev ankette her 10 Çinli’den 6’sının 2010′da gelir artışı beklediği kaydedildi. Ulusal İstatistik Bürosu (NBS), devlet televizyonu CCTV ve Posta Kurumu’nun ortaklaşa gerçekleştirdiği ankete göre, gelir artış beklentileri en yüksek olanlar arasında turizm merkezi Hainan tepeye çıktı.

Öte yandan, ankete katılanların 2010′da satın almayı en çok istedikleri ürün ‘bilgisayar’ oldu. Bilgisayarı tatile çıkmak ve otomobil almak gibi istekler takip etti. Otomobil satın almak isteyenlerin yüzde 65′i ise, aracın maliyetinin 15′bin doları aşmaması gerektiğini belirtti.

Anket sonuçlarına göre, Çinlilerin en çok rahatsız olduğu konuların başında ise aşırı yükselen ev fiyatları yer alıyor.

NBS verilerine göre, Çin’de kentte yaşayanların kişi başı harcanabilir geliri geçen yıl yüzde 8,8 artarak, 17 bin yuane (2510 dolar) yükseldi. Kırsal kesimde yaşayanların harcanabilir geliri ise yüzde 8,2′lik artışla 5 bin 150 yuane (369 dolar) çıktı.

Yatırımcılar dikkatli olmalı

Hong Kong merkezli ünlü yatırım kuruluşu CLSA, geçen haftasonu ay takvimine göre yeni başlayan Kaplan Yılı’nın yatırımcıları nasıl etkileyeceğine ilişkin geleneksel raporunu yayımladı. Raporda, Kaplan Yılı’nın kazanç potansiyelinin yanında riskleri de beraberinde getirdiği belirtilerek, “Kaplan yılları köklü değişiklikler, hatta çalkantıları da simgeler. Tıpkı kaplanın kendisi gibi enerji dolu ve güçlüdür. Aynı zamanda da atılgan ve riskli!” denildi.

Özellikle Hong Kong’lı yatırımcıların büyük ilgiyle takip ettiği geleneksel raporda, kaplan yılının beş geleneksel elementten biri olan “metaller” ile özdeşleştiği belirtilerek, 2010′da altın fiyatlarının 2 bin doların üstüne çıkabileceği iddia edildi. Buna karşın, geleneksel elementlerden “su” ile uyuşmadığı hatırlatılarak, gemicilik gibi su ile ilintili sektörleri zor bir yılın beklediği ileri sürüldü.

Rapor, kaplan yılının At Yılı’nda doğanlara “uğur” getirdiğini kaydederek, Çin’in en zengin adamı Wang Chuanfu’nun talihinin daha da açılacağını iddia etti.

Kuruluşun 16 yıldır yayımladığı raporun geçen yılki sayısında, altın fiyatlarının bin doları aşacağı doğru tahmin edilmişti. Raporları merakla takip eden yatırımcılar, geçen yıl ekonomik krizle boğuşan Barrack Obama’nın geride kalan Boğa Yılı’nın azizliğine uğradığını iddia etmişti.

Yazan: Sadi Kaymaz

Radikal

Çin’in süper trenleri havayollarını vurdu

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  17 Subat 2010

super trenler cin Çinin süper trenleri havayollarını vurdu Çin’in 394 kilometre hıza çıkabilen trenleri havayollarını korkutuyor. Hızla müşteri kaybeden havayolları bilet fiyatlarında yüzde 80′e varan indirimlere gitti.

Çin’in en büyük havayolu şirketi China Southern, yeni hızlı trenlerle girdiği rekabet sonucu bazı hatlarda bilet fiyatlarını yüzde 80 düşürdü. Son yıllarda finansal kriz ve kötü yönetim gibi etkenlerle büyük zararlar açıklayan havayolları yeni yeni toparlanırken, 2014 yılına kadar ülkenin büyük şehirlerinin modern tren hatlarıyla birbirine bağlanacak olması Boeing ve Airbus gibi dev uçak üreticilerini de zora sokuyor.

Citigroup analistlerinden Ally Ma, “Yolcular hızlı trenleri seçiyor. Bu da Boeing ve Airbus’ın pazar potansiyelini aşındırıyor. Kısa ve orta mesafede hızlı trenlerin uçakları mağlup etmesi kaçınılmaz” diyerek, havayolu şirketlerinin rekabete hazırlanması ve karlılıklarını artırması gerektiğini vurguladı.

Çin’de süper trenlerin hizmete girdiği 3 farklı demiryolu hattı bulunuyor. Ülkenin en büyük kentlerinden 8′ini kapsayan hatların uzunluğunun 5 yıl içinde 10 katına çıkarılması planlanıyor. Pekin ile Şanghay arasında inşaatı devam eden süper tren hattı ise tarihin en pahalı altyapı projelerinden biri olarak niteleniyor. Maliyetin 40 milyar doları aşan hat, toplam 40 milyon kişinin yaşadığı iki şehir arasındaki uzaklığı 11 saatten 4 saate düşürecek.

Çin, otomotivde yine rekor kırdı

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  15 Subat 2010

audi Çin, otomotivde yine rekor kırdı Çin’de hem otomobil üretimi ve hem de satışları ikiye katlanarak yeni bir rekor kırdı.

Çin Otomobil Üreticileri Birliği (CAAM), geçen ay 1 milyon 660 bin araç satıldığını açıkladı. Geçen ay gerçekleşen araç üretiminin de 1 milyon 610 bine ulaştığını belirtildi. CAAM’dan yapılan açıklamada, büyük çaplı genişlemede geçen yılın düşük tabanlı verilerinin yanı sıra, hükümet politikalarının desteğiyle süren büyümenin istikrar kazanmasının da altı çizildi. Birlik verilerine göre, bir önceki aya göre oto üretimi yüzde 5 artarken, satışlardaki artış yüzde 17′ye yaklaştı. ABD’yi geçerek dünyanın en büyük oto üreticisi haline gelen Çin’de geçen yıl 13 milyon 634 bin araç üretilmişti.

Çin, İran’dan fazla petrol üretti

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  14 Subat 2010

petrol cin iran rusya Çin, İrandan fazla petrol ürettiDünyanın en çok petrol tüketen ikinci ülkesi Çin, petrol üretiminde İran’ı geçti.

Çin Toprak ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çin’in 2009′da Rusya, Suudi Arabistan ve ABD’nin ardından dünyanın en büyük 4′üncü büyük petrol üreticisi haline geldiğini açıkladı. Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu verilerine göre, geçen yıl 189,4 milyon ton ham petrol çıkartıldı. Dünya petrol üretiminin yüzde 5,4′üne tekabül eden üretimine rağmen, ülkenin petrol ihtiyacının yüzde 52’si geçen yıl ithalat aracılığıyla karşılandı.

Çin’in ham petrol üretimi son 3-4 yıldır petrol üretimi 180 ila 190 milyon ton arasında gerçekleşiyor. Yıllık üretimi artışı yüzde 1-2 düzeyinde. Diğer taraftan,  mevcut yatırım ve rezervler göz önüne alındığında, 2015 yılına kadar üretimin 200 milyon tona ulaşması zor görünüyor.  Bu da 250 milyon tonun üstünde petrol üreten ABD’yi yakalamanın mümkün olmayacağı anlamına geliyor.

Öte yandan, ham petrol üretim hızı talep artışının çok gerisinde kalıyor. Çin’in petrol ithalatı  yüzde 50′yi ilk kez 2009 yılında aştı. Uluslararası kabullere göre, petrolde dışa bağımlılık oranının yüzde 50′yi aşması ulusal güvenlik riski olarak algılanıyor. Bağımlılığın 2020′den sonra yüzde 70′e yaklaşması bekleniyor. (Japonya ve Kore ekonomilerinin petrolde dışa bağımlılıkları çok daha ciddi boyutlarda. Bu yüzden, Uzakdoğu’nun 3 güçlü ekonomisi Nijerya’dan Angola’ya pek çok ülkede petrol havzaları peşinde koşuyor.)

ABD merkezli Petrol ve Gaz Dergisi verilerine göre, Rusya 476 milyon ton ham petrol üretimi ile dünyanın en büyük üreticisi konumunda bulunuyor. Rusya’yı 410 milyon ton ile Suudi Arabistan ve 267 milyon ton ile ABD takip ediyor.

Google’ın tehdidi Baidu’ya yaradı

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  12 Subat 2010

baidu google yahoo Googleın tehdidi Baiduya yaradı Google’ın en büyük rakibi Baidu’nun yüzü gülüyor. Çinli şirketin net karı yarıya yakın artarken, hisse senetlerinde belirgin artışlar gözleniyor.

Ülkede en popüler arama motoru olan Baidu’dan yapılan açıklamada, Google’ın ülkedeki operasyonlarını sona erdirebileceğini duyurmasından sonra müşterilerin şirkete olan güveninin arttığı kaydedildi. Baidu’nun kurucusu ve CEO’su Robin Li (Çin’in harika çocuğu ya da Sergey Brin’i olarak adlandırılıyor), Google’ın ülkeyi terketmesinin şirketi nasıl etkileyeceğine ilişkin bir soruya, “Bundan faydalanmayı bekliyoruz. Müşterilerimizin güveni belirgin biçimde arttı.” diye cevap verdi.

Baidu’nun geçen yılın son çeyreğinde elde ettiği net karın ise yüzde 48 arttığı bildirildi. Son çeyrek karını ek olarak, ilk çeyrek karının beklentilerin çok üstünde gerçekleşeceğine dair beklentilerin etkisiyle Nasdaq borsasında işlem gören şirket hisseleri çıkışa geçti.

Mevcut durumu en iyi açıklayan değerlendirme Hong Kong merkezli yatırım kuruluşu CLSA analisti Elinor Leung’dan: “Google’ın geleceği üzerindeki belirsizlikler, reklam verenleri seçenekler aramaya itiyor. Baidu ise seçenekler arasında en başta yer alıyor” …

Çinli internet şirketlerinin hisselerine görülen genel düşüş eğilimine karşın, Google’ın tehdinden bu yana Baidu’nun Nasdaq borsasında işlem gören hisseleri yüzde 15′e yakın değer kazandı. Çin’in piyasa değeri en büyük internet şirketi Tencent’in hisseleri Hong Kong borsasında yüzde 20′den fazla düşüş kaydederken, e-ticaret devi Alibaba hisselerinde yeni yılda yüzde 13′lük düşüş gözlendi.

Altı çizilmesi gereken noktalardan biri, Google’ın olası çıkışından kısa vadede nemalanan Baidu’nun uzun vadede kaybeden olacağı…  Zira, Baidu’nun bu noktaya gelmesinde en büyük pay Google ve Yahoo ile girilen rekabet oldu. Rekabet ortamının yokluğunda, Baidu’nun teknolojik yenilikler konusunda uzun vadede ivme kaybetmesi kaçınılmaz.

Kömür zengini Çin, Avustralya’dan 20 yıl kömür ithal edecek

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  8 Subat 2010

kömür Kömür zengini Çin, Avustralyadan 20 yıl kömür ithal edecekÇin  finansmanı sağlayacak, altyapıyı kuracak, üstüne ihraç demiryolunu bile inşa edecek…  Avustralya ise  karşılığında Çin’e 20 yıl boyunca kömür ihraç edecek.

Avustralyalı madencilik şirketi Resourcehouse, Çinli enerji santrallerine 20 yıl boyunca kömür sağlanmasını öngören 60 milyar dolarlık anlaşmaya imza attığını duyurdu. Sözleşme uyarınca, 2014′ten itibaren Çin’e yılda 3 milyar dolar tutarında 30 milyon ton kömür ihracatı gerçekleştirilecek.

Queensland eyaletinde bulunan büyük bir havzadan çıkarılan kömür, Çin Enerji Yatırım Kurumu’na (CPI) satılacak. Anlaşma, aynı zamanda Avustralya’lı bir şirketin bugüne kadar yaptığı en büyük ihracat sözleşmesi olarak da niteleniyor.

Finansman ve altyapı Çin’den

Anlaşma kapsamında işletilmesi öngörülen Galilee kömür havzasında gerçekleştirilecek altyapı yatırımrımları finansmanının büyük kısmı Çin’den sağlanacak. Resourcehouse, Çin Eximbank’ının proje için gerekli 8 milyar dolarlık yatırımın 5,6 milyar dolarlık kısmını finanse edeceğini bildirirken, projenin 6 bin kişiye iş olanağı sağlayacağını belirtti. Altyapı ve 500 km’lik demiryolu inşasını öngören ihaleyi de Çinli bir şirketin aldığını belirtelim.

Çin basınına göre, ithal edilen kömür Çin’in doğu, kuzey ve orta bölgelerinde bulunan pek çok termik enerji santralinde elektrik üretimi için kullanılacak.

Çin’in kömür yatakları bakımından zengin bir coğrafya olduğu hatırlatmadan geçmeyelim. Ancak sert kış koşulları, kömür üretiminin sosyo-ekonomik ve çevresel maliyetleri ile kömür kalitesi gibi faktörler Çin’i kömür ithalatına da yöneltiyor.

Yurtdışı maden alımlarına 32 milyar dolar

Çin, geçen yıl yurtdışında satın aldığı petrol, bakır, demir cevheri madenleri için 32 milyar dolar harcadı.

Çin’in enerji ve hammadde ihtiyacının altını çizmeye gerek yok. Ülkenin yeraltı kaynaklarına olan ilgisi kaçınılmaz şekilde artarak devam edecek. Çinli şirketlerin geçen yıl Avustralya’daki çinko madenlerinden Nijerya’daki petrol kaynaklarına, Şili’deki bakır yataklarından Moğolistan’daki kömür madenlerine kadar uzanan yelpazede fiyatı düşen pek çok madeni satın almıştı. … >>>!

Güney Kore’nin ihracatı rekor kırdı

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  5 Subat 2010

ihracat Güney Korenin ihracatı rekor kırdı Güney Kore’nin ihracatı geçen ay son 20 yılın en büyük çıkışını yaptı.

Güney Kore Ekonomi Bakanlığı, ihracatın Ocak’ta yüzde 47.1 genişleyerek 31,08 milyar dolara çıktığını açıkladı. Bakanlık yetkilisi So Myoung-Hee, 1988 yılında kaydedilen yüzde 52,6 artışın ardından, ihracat büyüme hızının son 20 yıldaki en büyük yükselişi gerçekleştirdiğini vurguladı.

Bakanlık verilerine göre, oto parçaları ihracatı yüzde 158 artış gösterirken, yarı iletkenlerde yüzde 121 ve LCD ürünlerde yüzde 103 ihracat artışları kaydedildi. Elektronik ürünleri, petro-kimya ve otomobil ihracatları çift haneli büyümeler gösterdi. Güney Kore’nin cep telefonu ve gemi ihracatlarında ise düşüşler bildirildi.

Bakanlık sözcüsü, küresel ekonomideki toparlanmanın yanı sıra, Çin yeni yılının yaklaşmasının da ihracat artışlarında önemli rol oynadığını söyledi. 14 Şubat’ta başlayacak Çin yeni yılı öncesinde, Çin’e yapılan ihracatın Ocak ayının ilk 20 gününde yüzde 88,5 yükseldiği bildirildi. Buna göre, Güney Kore’nin ihracatında Çin’in payının geçen ay yüzde 30′u aştığı tahmin ediliyor.

Güney Kore’nin en büyük otomotiv üreticisi Hyundai Motor, otomobil ihracatının Ocak ayında yüzde 27,8 arttığını açıklamıştı. Ülkenin 2 numaralı üreticisi Kia Motor’un ihracatının ise yüzde 71,2 artış kaydettiği bildirildi.

Çin’de tüketimin yeni kaynağı ‘kaygısız nesil’

Yazan : Sadi KAYMAZ ·  4 Subat 2010

alisveris Çinde tüketimin yeni kaynağı kaygısız nesilÇinli aileler malum olduğu üzere son derece tasarrufçu. Buna karşın, yeni nesil, ailelerinin ertelediği harcama güçlerini de arkasına almış durumda…

Çin’de ekonominin dışa açıldığı 1980′de uygulanmaya başlayan tek çocuk politikası, sayıları 200 milyonu aşan ve ailelerinin tersine tüketimde sınır tanımayan yeni nesil gençleri ekonominin itici gücü haline getirdi.

Çin’in en büyük yatırım kuruluşlarından China Capital’in şef ekonomisti Ha Jiming, hükümetin iç tüketimi canlandırmak suretiyle büyüme modelini değiştirmeye yönelik adımlarına dikkat çekerek, ‘kaygısız nesil’ olarak nitelediği 30 yaş altı gençlerin tüketimin gerçek itici gücü olduğunu iddia etti. Fudan Üniversitesi’nde düzenlenen bir panelde konuşan Ha, tek çocuk neslinin ailelerinden de destek aldıklarını belirterek, “Bu nesil ebeveynlerinin aksine tüketim kaygıları taşımıyor. Pek çoğu henüz çocuk sahibi olmamış ve yaşlılık zamanlarını düşünmenin erken olduğuna inanıyor. Tüketime çok yatkınlar” diye konuştu.

Yeni nesil genç tüketicilerin özellikle turizm, beyaz eşya ve elektronik gibi sektörlerde büyümenin ana kaynağını oluşturacağı öngörülüyor.

Sonraki Sayfa »

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes
Copy Guarded by IamShekhar's WP-CopyGuard.