Kredi Hacminde Nispi Canlılık Beklentisi
Sadi KAYMAZ · 3 September 2010
Çin’de yeni krediler daralıyor. Buna rağmen, nispi canlılık beklentisi hakim. Senelik hedefin tutturulmasında sorun görünmüyor
China Communications Bank’ın tahminine göre, Ağustos ayında açılan yeni kredilerin tutarı 500 milyar yüeni bulabilir. Bankanın raporuna göre, hükümetin emlak piyasası önlemlerinin yanı sıra, yerel finansman platformları üzerindeki sıkı denetimler kredi talebinin başlıca kaynaklarını frenledi.
Dolayısıyla hükümet tedbirleri, son aylarda daralan kredi hacminin arkasındaki ana neden. Öte yandan, Çin’de kredilerin 3:3:2:2 oranları ile piyasaya sürüldüğünü not düşelim. Yani, geleneksel olarak bankalar kredilerin yüzde 60′ını yılın ilk yarısında dağıtıyor.
Piyasa öngörüsü, potitika tedbirlerinin yıl sonuna kadar devam edeceği yönünde. Borsada kaydedilen yükseliş hareketlerinde finans ve inşaat hisseleri bu yüzden cılız kalıyor.
Merkez Bankasının 2010 kredi hacmi hedefi 7,5 trilyon yüen. Uygulamaya konulan dev toplu konut projeleri, doğal afetleri takip eden yeniden inşa faaliyetleri ve iç batı kesimlerindeki yatırım hamlesi yılın geri kalan kısmında kredi talebi yaratması öngörülen faktörler.
Çinli banka yeşil ayakkabıya girdi, halka arz rekoru kırıldı
Haber · 16 August 2010
Geçen ay borsaya açılan Agricultural Bank, yeşil ayakkabı opsiyonunun kullanılması ile halka arz rekoru kırdı.
Çin’in en büyük devlet 4 devlet bankası arasında yer alan Agricultural Bank of China (ABC), hisse arzı tutarını 22,1 milyar dolara çıkararak dünyanın en büyük halka arzına imza attı. Banka hisselerinin yüzde 15′lik ek satış hakkının Cuma günü Şanghay borsasında kullanılması ile halka arz geliri ülkenin en büyük bankası ICBC’nin 2006′daki 21,9 milyar dolarlık rekorunu geride bıraktı. Büyük devlet bankalarının borsaya en son açılanı olan ABC, geçen ay Şanghay ve Hong Kong borsasında işlem görmeye başlamıştı. Bankanın 2,68 yuanden işlem görmeye başlayan hisseleri ise, aradan geçen bir aylık süreçte benzeri banka arzlarının aksine yatay seyir izledi. ABC, günü keskin yükselişle kapatan Şanghay borsasında yüzde 0,74 yükselerek 2,72 yuane çıktı.
(Yeşil ayakkabı opsiyonu, hisselerini halka arz edecek şirketin aracı kurum ile yaptığı yüklenim sözleşmesine koyduğu bir hak. Yüklenici, böyle bir hakka sahipse oluşan talebe göre ek satış yapma opsiyonunu kullanır)
Çin’in döviz rezervleri yeşil sahaya çıkıyor
Blog · 8 August 2010
Liverpool’u satın alma girişiminde bulunan Çinli işadamı, Çin’in döviz rezervlerini kullanacak…
Çin’in yurtdışı yatırımlarından sorumlu kolu olan CIC’nin Liverpool’a milyonlarca sterlin akıtmaya hazırlandığı ortaya çıktı. Borç batağına giren ünlü İngiliz kulübünü satın alma teklifinde bulunan Çinli işadamı Kenny Huang, CIC’nin finansman sağlayacağını açıkladı.
Çin’in 2,4 trilyon dolarlık devasa döviz rezervlerinin 200 milyar dolarlık kısmını elinde tutan CIC’nin 477 milyon dolarlık bir finansmana hazır olduğu ifade ediliyor.
Liverpool’un sahipleri Amerikalı Tom Hicks ve George Gillett, Liverpool’u üç yıl önce satın almıştı. Ancak Hicks ve Gillett, Liverpool’u Nisan’da satışa çıkarmış ve British Airways Yönetim Kurulu Başkanı Martin Broughton’ı bu konuyla ilgilenmesi için görevlendirmişti.
Egemen varlık fonu statüsündeki CIC, Çin’in 2,4 trilyon dolarlık döviz rezervlerinin kendisine ayrılan 200 milyar dolarlık kısmını yönetiyor. Küresel krizde finansal varlık yatırımlarından zarar ettiği belirtilen CIC, son dönemde enerji ve madencilik hisselerine yoğunlaşan ilgisi ile dikkat çekiyordu.
Varlık fonunun Nijerya petrollerinden, Şili madenlerine kadar uzanan yatırımlarına bir de futbol takımı eklenecek gibi görünüyor.
Amerikan dolarının küresel finans piyasalarında değer yitirmesi, döviz rezervlerinin yaklaşık üçte ikisini Amerikan hazine bonosu gibi dolar varlıklarında tutan Çin’i yeni alternatiflere yöneltti. Bu doğrultuda Çin hükümeti 2007′de Çin Yatırım Kurumu’nu (CIC) kurdu. İsviçre merkezli Credit Suisse’ye göre, CIC yatırım yaptığı şirketlerde yüzde 5-10 civarı hisseye sahip olarak, uluslararası dalgalanmalara karşı riskleri minimize etme amacı güdüyor. CIC, ABD’nin yatırım şirketlerinden Blackstone’da 3 milyar dolarlık hisse satın almıştı. Analistlere göre Blackstone’un yatırım stratejisine etki etmekten kaçınan CIC, denizaşırı finans piyasalarında karma yatırımlara girişiyor. Bazı uzmanlar, varlık fonunun Batı hükümetleri üzerinde politik ağırlığa sahip ya da Çin’de yoğun yatırımı bulunan yabancı şirketlere yöneldiğini savunuyor.
Dev varlık fonu CIC, finansal krizden evvel yatırım şirketi Morgan Stanley’nin yüzde 9,9 hissesini satın almıştı. Ancak, finansal kriz ile Blackstone ve Morgan Stanley hisselerinden ağzı yanan kurum, krizin derinleştiği son bir yılda daha ihtiyatlı bir tutum izlemeye başladı. Mart ayında Çin basınında çıkan haberlere göre, CIC yüzünü finansal varlıklardan reel ekonomiye çeviriyor.
Başbakan Wen Jiabao’nun otoritesi altında yer alan CIC’in başkanlığını Lou Jiwei yürütüyor. Lou Jiwei’nin pozisyonu, bakan düzeyine denk düşüyor. Çin’de mali sistemin yeniden yapılandırılmasında çok önemli rol oynayan Lou, Çin finans piyasalarında son derece etkili bir isim. 2,1 trilyon dolarlık döviz rezervlerinin bir kısmının yönetiminden sorumlu Lou, Time dergisi tarafından 2008 yılında dünyanın en etkili 100 kişisi arasında gösterilmişti.
Arjantin demiryolları Çin’e emanet
Haber · 19 July 2010
Çin’e beş günlük resmi ziyaret gerçekleştiren Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez De Kirchners, bugün milyarlarca dolarlık demiryolu sözleşmelerine imza attı.
Anlaşmalar uyarınca, Çin’in Arjantin’de 10 ayrı demiryolu projesini 2 ila 5 yıl arasında inşa etmesi öngörülüyor. Teknoloji transferini de kapsayan projelerin finansmanı da büyük ölçüde Çin tarafının üstlendiği belirtiliyor.
Küresel pazarlarda etkinliğini giderek artıran Çinli demiryolu şirketlerinden en büyüğü olan CSR, yalnızca geçen yıl 1,2 milyar dolarlık yurtdışı sözleşmeye imza attı. Şirketin 2001 yılı ihracat tutarı ise, tamamına yakını geri kalmış ülkelere olmak üzere yalnızca 59 milyon dolardı.
CSR’ın önümüzdeki yıllarda hızlanacak ihracatı göz önüne alındığında büyüme potansiyeli çok yüksek. Bu yüzden Nomura tarafından borsada “al” moduna alındı. Bir diğer dev lokomotif şirketi CNR’ın da TCDD’nın açtığı 80 lokomotiflik ihaleye en düşük teklifi verdiğini not düşelim.
Çin, kendi kredi derecelendirme devrimini yaptı!
Blog · 13 July 2010
Çin basını, küresel kredi derecelendirme kuruluşlarına kafa tutacak şirketi selamladı: Dagong Global Credit Rating Co. !
Çinli kredi derecelendirme kuruluşu Dagong Global Credit Rating Co., 50 ülkenin kredi derecelendirme değerlerinin yer aldığı raporu yayımladı. Şirket, ABD’nin kredi notunu negatif görünümlü AA olarak derecelendirirken, Çin’in notunu pozitif görünümlü AA olarak derecelendirdi. Çin’in not, Japonya ve İngiltere’den de yüksek belirlendi.
Derecelendirme taplosuna bakıldığında, 27 ülkenin reytinglerinin Fitch, Moody’s ve S&P ortalamalarından önemli ölçüde saptığı görülüyor.
Reytinglerde en önemli rolü ise, kısa dönemli risk değerlendirmeleri oynuyor. Dünyanın en dinamik ekonomisini yönetenlerin, karşı karşıya oldukları kısa dönemli risklerin bolluğu da dikkate alınırsa, yürürken kafalarını kaldırıp ufka bakacak lükse sahip olmadıklarını söylemek yanlış olmaz.
Bu doğrultuda, Çin’in kredi notunun ABD’den daha yüksek olması, kamu borç yükünün ağırlıklarından kaynaklanıyor.
Konunun arkasında, Çinli liderlerin uzun zamandır küresel kredi derecelendirme sisteminden yakınıyor olması yatıyor. Küresel kriz ile birlikte, mesele dış piyasalarda yatırıma açılan Çinliler için doğal olarak büyük önem arzediyor. Dolayısıyla, Çin, kendi risk değerlendirmesini yaparak yatırımlarına yol göstermiş oluyor.
ÇİNLİ BORSACI HAZIR KITA!
Blog · 30 June 2010
Derdi başından aşkın Helen topraklarını saymazsak, Şanghay, yer kürenin bu yıl en çok kaybettiren borsası olma özelliğini taşıyor.
Çin ekonomisi duyulunca akla gelen büyüme sözcüğü, anlaşıldığı gibi borsa yatırımcılarının kulaklarında pek de yankılanmıyor.
Ekonominin dümenindeki adam Wen Jiabao’ya kulak vermek yeterli, toparlanma istikrar kazanmadı, belirsizlik ve riskler (ezelden beri olduğu gibi) devam ediyor.
Dün yaşanan %4,3′lük düşüşle Shanghai endeksinin son altı aydaki kaybı %26′yı aştı. Olağanüstü şartların hüküm sürdüğü Atina’da bile %35 kayıp olduğu göz önüne alındığında, durum pek de iç açıcı gibi görünmüyor.
Öte yandan, dibe gidiş, aynı zamanda fırsat penceresini de aralamaya başladı. Çinli yatırım kurumlarından alım pozisyonu raporları çıkmaya başladı. İşlem hacimleri Lehman krizi dönemlerine döndü.
“Al” pozisyonu gösteren kilit gösterge PE rasyosu. Dün 18′e kadar düşen PE ölçeği, MSCI Yükselen Piyasalar Endeksi’nin en cazibi haline geldi.
Dolayısıyla, endeksin değer kaybettiği her gün, Çin’de yatırımcıların iştahını daha da artıyor. “Askerlerini hazır tut, hareket etme” anlamındaki “Anbingbudong”, borsa yorumlarında boy göstermeye başladı.
Geçen haftanın en önemli gelişmesi, hiç şüphesiz borsacılar için de yuan açıklamasıydı. Keza, dolar çıpasının 2005 Temmuz ayında ilk kez çekildiği güne bir yıl sonra tekrar gelindiğinde, endeks %62 daha değerliydi! Yuan kararını yine katalizör haline getirecek şartlar da şekillenmek üzere.
Sonuç olarak, Çinli yatırımcılar halen egemen borç krizi ve sıkılaştırıcı politikalar nedeniyle temkinli pozisyonlarını korusa da, “al” komutu için mevziler tutuldu.
Dolayısıyla rebound sürecinde önce 3400 denenebilir, kırılırsa seneye 4000′e gidilir.
(Bu arada, piyasada dev Agricultural Bank arzı bekleniyor. 20 milyar doları aşacak rekor arz nedeniyle gerçekleşen sell-off dalgacıklarıyla fonlar da boşa çıkıyor)
Sadi KAYMAZ
YUAN KARARI İHRACATÇIMIZA UMUT OLDU, AMA…
Sadi KAYMAZ · 23 June 2010
Çin Merkez Bankası, dolar karşısında dün yuanın değerini yükseltirken, bugün düşürdü.
Çin Merkez Bankası (PBOC), bu sabah referans yuan-dolar paritesini 6,8102′ye yükseltti. Pazartesi günü 6,8275 olarak ilan edilen resmi parite, dün 6,7980′e düşmüştü.
PBOC, belirlediği referans yuan-dolar paritesini günlük bazda işlem seansları açılmadan ilan ediyor. PBOC’un belirlediği parite, bankalararası döviz piyasasında yüzde 0,5′le sınırlı olmak kaydıyla dalgalanabiliyor.
ÇİN BANKALARI DOLAR TOPLADI
Çin’de bankalararası piyasada dün dolara yaşan hücum, Merkez Bankası’nın belirlediği referans paritenin tersine kaymasına yol açtı.
Çin Merkez Bankası (PBOC), Pazartesi günü değiştirmediği referans yuan-dolar paritesini dün 6,7980′e indirdi. Buna karşın, bankalararası piyasada dolara yoğunlaşan talep, dar bantta paritenin 6,8136 düzeyine çıkmasına yol açtı.
Analistler, dolar talebinin devlet bankalarından geldiğine işaret ederek, Pekin hükümetinin paritede iki yönlü hareket stratejisi benimsemiş olabileceğini belirtiyor. Pazartesi günü 6,8275 olarak belirlenen referans parite, bankalararası piyasada 8,7981′e kadar ilerlemişti. Dün ise, döviz kurunun ters yöne kayması ile dolara karşı yuan değer kaybetti.
PBOC, 2005-2008 yılları arasında yaşanan revalüasyon sürecinde de aynı stratejiyi benimseyerek, spot piyasanın kapanış verileri ile referans parite arasında yakın korelasyon kurmuş ve iki yönlü hareket stretejisini benimsemişti.
TÜRK İHRACATÇI KARLI ÇIKAR MI
Uluslararası piyasalarda euronun yaşadığı değer kaybı nedeniyle, dolara sabitlenen yuan yılbaşından bu yana euroya karşı yüzde 20 dolaylarında değerlendi.
Çin’in en büyük ihraç pazarının Avrupa Birliği olduğuna işaret eden analistler, esneklik kararına müteakip yuanın değerini döviz sepetine bağlamak suretiyle, Pekin yönetiminin euroda yaşanan düşüşe müdahale etmeyi de amaçladığını belirtiyor. Çünkü, Avrupa Birliği pazarına satış yapan Çinli ihracatçılar, euro karşısında yuanın değerlenmesi sürecinde ciddi rekabet kaybı yaşadı.
Bu açıdan, esneklik kararı Türkiye ile rekabetin yoğunlaştığı Avrupa Birliği pazarında Çin’in lehine sonuçlar doğurabilir.
GEİTHNER SIKINTISI
ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, Çin’in döviz kuru manipülatörü olup olmadığına ilişkin 15 Nisan’a kadar yayımlaması gereken Hazine raporunu, 12 Nisan tarihinde ertelediğini duyurmuştu. Konuyu diyalog yoluyla çözümleme yanlısı olduğunu belirten Geithner, Çin ile ABD arasında gerçekleşecek üst düzey ikili görüşmelerin yanı sıra, Toronto’da yapılacak G-20 Zirvesi’ni ertelemenin gerekçeleri olarak göstermişti.
Çin Merkez Bankası’nın kararında, döviz kurunda adım atılmaması halinde, ertelenen raporun Çin’in aleyhine çıkabileceği endişesinin de yattığı ifade ediliyor.
TİCARET BAKANLIĞI MEMNUN
Daha önce revalüasyona karşı tutumuyla bilinen Çin Ticaret Bakanlığı (MOFCOM), esneklik kararını olumlu karşıladığını bildirdi. MOFCOM Sözcüsü Yao Jian, döviz kuru reformunun orta ve uzun vadede işletmelerin rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlayacağını söyledi.
MOFCOM, olası bir kur dalgalanmasının ihracat sektörü üzerindeki etkilerini tespit etmek için geçtiğimiz aylarda stres terstleri gerçekleştirmişti.
Çin’de kötü haber enflasyon, iyi haber konut fiyatları
Blog · 11 May 2010
Çin’de uzunca zamandır geliyorum diyen enflasyon, Nisan ayında kendini iyice gösterdi. Bırakın gösterge faizlerini, iki yıllık tasarruf faizi oranı bile enflasyonun altında kaldı.
Çin İstatistik Bürosu (NBS), tüketici fiyatları enflasyonunun Nisan ayında geçen yıla göre yüzde 2,8 yükseldiğini açıkladı. Açıklamaya göre, aynı dönemde toptan eşya fiyatlarında yüzde 6,8 artış kaydedildi.
Enflasyon önceki ay 2,4 düzeyindeydi. Geçen yılın aynı döneminde ise eksi 1,5. Enflasyon beklenti anketlerinde ise, tahminler 2,5-2,8 arasında yoğunlaşıyordu. Dolayısıyla, enflasyon beklentiler dahilinde, ama üst sınırda gerçekleşti.
Aslında, dün açıklanan Merkez Bankası (PBOC) raporu, enflasyonu deşifre etmişti. PBOC, işçi ücretleri ile hammadde ve gıda fiyatları artışlarının enflasyon baskısı yaratan başlıca etkenler olduğunu vurgulamıştı. Dolayısıyla, iki yapısal ve bir dönemsel etken öne çıkıyor.
Bugün açıklanan NSB verilerine göre, gıda fiyatları artışı yüzde 5,9 olurken, gıda dışı enflasyon artışı yüzde 1,3 oldu. Son 3 ayda ise çoğunluğu endüstrileşmiş kıyı bölgelerinde bulunan 8 eyalet yönetimi, asgari işçi ücretlerini yüzde 5 ila 13 arasında değişen oranlarda artırdıklarını açıkladı. Asgari ücretlerden çok, işçi arzındaki yapısal problemler ücretleri artıyor. Özellikle, köylü işçilerin iç bölgelerin kalkınmaya başlamasıyla birlikte kıyıdan çekilmeye başlamaları. Bunun yanı sıra, 80 sonrası yeni nesil işçilerin, daha fazla hak ve sosyal imkan talep etmesi gibi nedenler de, Çinli fabrikaları asıl zora sokan nedenlerin başında geliyor.
Diğer taraftan, enflasyon ithal ediliyor. Özellikle demir cevheri ve petrol fiyatları olmak üzere, ekonomiyi besleyen ithal hammadde fiyatlarında gerçekleşen küresel ölçekli artışlar da enflasyon ithali şeklinde etkisini gösteriyor.
Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden ardı ardına gelen faiz artırımı haberlerine karşın, Çin Merkez Bankası (PBOC) faiz silahını kullanmaktan kaçınıyor.
Enflasyon rakamlarının son iki aydır yüzde 2,25 düzeyindeki yıllık tasarruf faizlerinin üstüne seyretmesi, faiz artırımı beklentilerine yol açan en önemli etken durumunda bulunuyor. Güçlü artırım beklentilerine rağmen, PBOC’un birkaç ay daha artırımdan kaçınabileceği görüşü yavaş yavaş ağır basıyor.
PBOC, yeni yılda 3 kez zorunlu rezerv oranlarını yükselmenin yanı sıra, bankaların kredi verme politikalarını da kısıtladı. PBOC, ayrıca, son haftalarda yoğunlaşan tahvil ihaleleri aracılığıyla piyasadan yüklü miktarlarda likidite çekiyor.
PBOC, bugün yaptığı açıklamada, M2 para tabanında geçen ay yüzde 22,5 genişleme kaydedildiğini bildirdi. Genişleme, geçen yılın aynı ayında yüzde 25 düzeyinde gerçekleşmişti. Yıllık hedef ise yüzde 18 dolaylarında.
En kritik konu ise, Çin hükümetinin konut fiyatları spekülasyonunu önlemek için uyguladığı tedbirlere piyasanın çok hızlı tedbir vermiş olması. Geçen ay konut fiyatlarının rekor düzeyde artış gösterdiğinin açıklanması, aslında hükümetin son derece doğru bir zamanlamayla, oldukça kararlı ve sert önlemler aldığını ortaya koyuyor. En önemlisi, konut piyasası, hükümetin ciddiyetine tartışmasız biçimde inanıyor.
Nitekim, büyük şehirlerde emlak piyasasında son iki haftadır yaptak kıpırdamıyor. Örneğin, Pekin’de işçi bayramı tatili konut satışlarının altın dönemidir. Oysa, Pekin belediyesinin geçen ayın son günü açıkladığı aşırı sert tedbirlerin etkisiyle, 4 günde yalnızca “bir” konut satışı gerçekleşti.
Ülke genelinde, son iki haftada alım-satım hacimlerinde en az yüzde 50′lik dramatik düşüşler yaşandığı haberleri geliyor.
Çin Devlet Konseyi, geçen ay bankaların birden fazla evi olan vatandaşlara konut kredisi vermesini yasaklamıştı. Pekin Belediyesi ise, önlemleri daha da sıkılaştırarak, her ailenin peşin ödeme vasıtasıyla birden fazla ‘yeni ev’ almasının önünü tıkamıştı.
Çin’de 90′ların sonundan bu yana, istatistiklere göre alım-satım hacimlerindeki düşüşler, yaklaşık 6 ay sonra fiyatlara yansıyor. Buna göre, sektör analistleri özellikle son çeyrekte konut fiyatlarında yüzde 30′u aşan düşüşler görülebileceğinden söz ediyor.
Bir de, çok söz edilen emlak balonu riski. Evet, ciddi bir balon var. Ancak, Çin ekonomisinde yatırım olanakları sınırlı olduğu müddetçe, varlık balonlarının mevcudiyeti kaçınılmaz. Nitekim, parasını konut piyasasına aktaran Çinliler’e “neden” sorusunu yönelttiğinizde, alacağınız cevap, hiç şüphesiz, “Peki nereye koyayım” olur… Dolayısıyla, bizdeki gibi, paranın emlak piyasasından alternatif araçlara ya da yurtdışına kaçması mümkün değil. Likiditenin, fizik teorilerine aykırı olarak buharlaşmasını da bekleyemeyeceğimize göre, balon nasıl sönecek.
Son olarak, geçen hafta katıldığım bir seminerde konuşan, Çin’in en prestijli ekonomistlerinden Fan Gang, şöyle diyordu: “Evet, balon var. Peki siz, Çinlilerin aptal olduklarını mı düşünüyorsunuz. Çin, aptal olduğu için, balonun şiştikçe şişmesi bekleyecek, en sonunda patlamasını mı izleyecek.”
Hükümetin bankalara kredileri durdurun emri verebildiği topraklara uzaktan bakıp, “faiz artımı gecikti, hükümet emlak balonuna seyirci kalıyor” demek, Çinli liderlerin en sevdiği “Çin’e özgü…” nitelemesinin unutuluyor olduğu izlenimi veriyor.
(Konu ile ilgili olarak, Çinli uzmanların yarınki değerlendirmelerinden bazılarını Türkçe’ye çevireceğim)
Boşanırsak kredi verir misiniz!
Haber · 4 May 2010
Çinlilerin en büyük önceği ne dersiniz; eş, iş, çocuk, araba, eğitim, seyahat…
Bilemediniz! Evsahibi olmak…
Hal böyle olunca, hükümet tedbirleri bile bazı potansiyel evsahiplerinin gözünü yıldıramayabiliyor. Haber şöyle:
Çin’de emlak balonunun yarattığı tehlike, merkezi hükümetin konut piyasasını kısıtlayıcı tedbirler almasına yol açtı. Geçen ay sonunda açıklanan tedbirler kapsamında, bankaların iki ya da daha fazla konut sahibi olan bireylere verdiği krediler durduruldu. Tek konut sahibi olan bireyler ise, kredi tutarının yarısını peşin ödemek ve daha fazla faize katlanmak kaydıyla kredi alabilecek.
Pekin belediyesi ise, ülke çapında alınan tedbirleri daha da sıkılaştıran düzenlemeler getirdi. Yerel bazda geçerli olan düzenlemeler uyarınca, eşlerden birinin konut mülkiyetine sahip olması durumunda, bankaların diğer eşe kredi vermesi yasaklandı. Pekin’in bazı bölgelerinde son aylarda aylık yüzde 50′ye varan artışlar kaydedilmişti. Özellikle, ülkenin başka bölgelerinden Pekin’e gelen yatırımcıların başkenti spekülasyon zeminine dönüştürmesi nedeniyle, son bir yılda vergi ve sigorta primlerini Pekin’de ödemeyenlere sağlanan krediler de durduruldu.
Çin basınında yer alan haberlere göre, ikinci evlerini almak isteyen bazı çiftler, geçici olarak boşanıyor. Pek çok çiftin ise, bankaları arayarak, boşanmaları halinde ev kredisi alıp alamayacaklarını sordukları belirtiliyor. Çinde “sahte boşanma” olarak adlandırılan uygulama, komünist mülkiyet rejiminin gevşetildiği 90′lı yıllarda yaygınlaşmıştı. Kamu mülkiyetindeki konutların ailelere transfer edildiği dönemde, birden fazla konut edinmek isteyen çiftler “sahte boşanma” yolunu seçiyordu.
Çin’de kritik gösterge: “Çıktı açığı”
Sadi KAYMAZ · 30 April 2010
Ekonomide aşırı ısınma riskinin habercisi: “Çıktı açığı, Mart ayında son 12 yılın en üst düzeyine çıktı”
Kaynak: Huanqiu Shibao Çeviren: Sadi Kaymaz
“… Merkez Bankası verilerine göre; son 7 aydır genişleyen endüstriyel “çıktı açığı”, 1998 yılından beri en yüksek düzeye çıktı.
İlk çeyrekteki %11,9′luk GSYİH artışına rağmen, aşırı ısınma kaygıları hafifledi. Analistler ise, Merkez Bankası’nın (PBoC) hesapladığı çıktı açığının 12 yılın zirvesine çıkışını, aşırı ısınma semptomlarının habercisi olarak değerlendiriyor. Buna ek olarak, imalat dışı ticaret açığının bir önceki aya oranla 3′e katlanarak Mart’ta 30 milyar dolar gibi tarihi bir seviyeye çıkması, iç yatırımların daha da hızlanabileceğini gösteriyor. Bunlar da ekonominin aşırı ısınma riski ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
PBoC’un araştırma ve istatistik departmanı, Ulusal İstatistik Bürosu’nun (NBS) açıkladığı istatistiklerde bulunmayan bazı veriler yayımladı. İlk olarak, mevsimsel etkilerden arındırılmış ilk çeyrek hasılası geçen yıla göre %12,2 büyüdü. Bir önceki çeyreğe göre büyüme %0,9 hızlandı. İkincisi, potansiyel üretim ile gerçekleşen üretim arasında Mart ayında yüzde %3,06′lık pozitif fark oluştu. Potansiyel üretim ile gerçekleşen üretim arasındaki fark, son 7 aydır genişleyerek 1998′den bu yana en yüksek düzeye ulaştı. Üçüncüsü, ağır sanayinin yarattığı katma değer artışı, hafif sanayininkini 6,6 baz puan geçti. Ağır ve hafif sanayi arasındaki fark, ilk kez üst üste 5 ay boyunca açıldı. Dördüncüsü, elektrik üretimi Mart ayında bir öncekine göre %17,6, geçen yıla göre %18,9 arttı. İlk çeyrek elektrik üretimindeki artış ise yüzde 20,8′i buldu. PBoC’ın bu verileri, ilk çeyrek büyümesinin geçen yıla ait baz verilerin düşük olmasından kaynaklanmadığını gösteriyor olabilir. …”
Shenyin & Wangguo Securities baş analisti Huiyong Li’ye göre, geçmiş deneyimler ışığında, aşırı ısınma yargısı için 3 temel kriter bulunuyor: İlk olarak, çıktı açığının pozitif olması. Pozitif açık, ekonomik büyüme hızının potansiyel büyüme hızını geride bıraktığı anlamına geliyor. İkincisi, kömür, elektrik, petrol ve taşımacılık arzında yetersizlik ortaya çıkması. Üçüncüsü, ağır enflasyon baskısının ortaya çıkması. Li’ye göre, yalnızca birinci kriter aşırı ısınmaya işaret ediyor. %11,9′lık ilk çeyrek hasılası artışı verisi, mevsimsel düzeltme ile yüzde 12′yi geçtiği için potansiyel büyümeyi aştı. Kömür, elektrik, petrol ve ulaştırmada arz yetersizliği yok. Fakat, hammadde çıktısının keskin artış trendine geçmesi, yatırım talebinin son derece kuvvetli olduğunu gösteriyor. Fiyatlara gelince, bu kriterin etkisi gecikmeli olarak görülür. Yatırımlardaki aşırı artış, genellikle gecikmeli olarak enflasyon artışlarına yol açar. … >>>!










