Amerikan yüzyılından sonra Çin yüzyılı!
Yazan : Sadi KAYMAZ · 26 Subat 2010
İngiliz, Amerikan ve Çin yüzyılları! Öncesi de var, sonrası da olacağı gibi…
İmparatorluk ya da süper güçlerin en büyük dayanağı şüphesiz ekonomi. Avrupa ve Doğu Asya tarihin en büyük yıkımlarını yaşarken, dünyanın üretim üsleri haline gelen ABD ve Sovyetler geçen yüzyıla damga vurmuştu. Üretim, yani ekonomi, aynı zamanda ülkelerin askeri, siyasi, teknolojik ve kültürel güçlerinin çapını da çiziyor.
Nitekim, Çin’de de ekonomi önden giderken, Çin’in diplomasisini, ordusunu ve teknolojik kabiliyetlerini de yukarı doğru çekiyor.
Öte yandan, Çin elbette süper güç olmaktan şimdilik uzak. Ancak süper güç olma yolunda ilerlediği de şüphesiz. Bu noktada, ekonomileri 5 trilyon doları aşarak başa baş haline gelen Çin ile Japonya’ya biraz göz atmakta fayda var.
Son 40 yıldır ABD ekonomisini takip eden Japonya, Çin ekonomisi tökezlemediği takdirde bu yıl yerini Çin’e bırakacak.
Çin, Japonya’dan 20 kat daha fazla toprağa, 10 kat fazla nüfusa sahip. Sahip oldukları tabii kaynakların mukayesesi bile mümkün değil.
Japonlar kişi başı 40 bin dolardan fazla gelir seviyesine sahipken, Çinliler 4 bin doları yeni aşıyor.
Japonya mucizesinin arkasında ise verimlilik yatıyor. Japonlar 1 litre petrol ile 10 dolarlık değer yaratırken, Çinliler kullandıkları her 1 litre petrolden 2 dolarlık değer bile çıkartamıyor.
Buna karşın, tarihin en zor ekonomik mucizesini yaratan çalışkan insanların ülkesi Japonya artık limitlerine ulaşmış durumda. Buna karşın, Çin değişiyor. Daha doğru bir anlatımla, dünyanın en dinamik ülkesi olarak durmaksızın dönüşüyor. Çin’in dinamizmi, 10 yıl önce öbür süper güç adayı gösterilen Hindistan’ı cüce bırakacak kadar büyük. (Örneğin Çin’in bir kaç eyaleti bile Hindistan kadar üretiyor…)
Türkiye bu dönüşümün yeni yeni farkına varırken, ülkelerinin küresel ekonomideki etkisinin azaldığına inanan ABD’liler, çoktandır 21’inci yüzyıla yön verecek ülkenin Çin olduğunu düşünüyor. Hürriyet gazetesinden:
Washington Post gazetesinin ABC News kanalıyla ortaklaşa gerçekleştirdiği bir ankete katılanların yarısına yakını, ekonomik açıdan ABD ile Çin’in başa baş yarışacağına inanırken, ülkelerinin dünya meselelerindeki etkinliğini kaybettiğini düşünüyor.
ABD ile Pekin arasındaki gerilimin had safhaya çıktığı bir dönemde açıklanan anket, ülkedeki diğer araştırma şirketleri Gallup, Pew Research Center’in son çalışmalarıyla paralellik gösterdi.
Bu anketlerinin sonucunda da, ABD’lilerin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olma yolunda önemli adımlar atan Çin’in bu yükselişinden büyük endişe duyduklarını ortaya çıkarmıştı.
Washington Post, anketin sonuçlarına yönelik hazırlanan bir haberde, ABD’lilerin dünyanın en güçlü ekonomisi olduğu yönündeki fikirlerini geçen on yıl içinde değiştirdiklerine dikkat çekildi.
ABD’liler 2000 yılında yine Gallup’ın yaptığı bir araştırmada dünyanın en güçlü ekonomisi olarak kendi ülkelerini gösteriyordu. Ancak son anketler Çin ile ABD’nin bu unvan için kıyasıya yarıştığını ortaya koydu.
KORUMACILIĞI DESTEKLİYORLAR
Analistler ise ABD’lilerin Çin’in yükselişinden pek memnun olmamalarının iki ülke arasındaki ilişkilere etki edebileceğini düşünüyor. Anket sonuçları ise vatandaşların ticari korumacılığı desteklediğini gösteriyor.
ABD’liler aynı zamanda ülkelerindeki Çinli çalışan sayısının artmasından da şikâyetçi. Washington Post’un çalışmasına katılanlardan biri olan Annetta Jordan, ekonomik gücün ülkesinden Çin’e geçişine kendi gözleriyle şahit olduğunu söylüyor.
Jordan, 1990’lı yılların başında çalıştığı cep telefonu fabrikasına Çinli çalışan akını yaşandığını ve bir noktadan sonra kendilerini bu kişileri eğitirken bulduklarını söylüyor.
Jordan aynı zamanda “Bütün zenginliğimizi Çin’e aktarıyoruz. Bu bizim için hiç de iyi bir şey değil” diyor.
JAPONYA’DAN SONRA ÇİN
Pew Araştırma Merkezi Başkanı Andrew Kohut, şu anda Çin için endişeli olan ABD’lilerin bundan 30 yıl önce de benzer endişeleri Japonya için benimsediklerine dikkat çekiyor. Kohut, “Japon bir şirket Rockefeller Center’i satın aldığında, bütün ABD’liler çılgına dönmüştü. O zaman yaptığımız anketlerde, Japonya’nın dünyanın en büyük ekonomisi olup olmayacağını sorduğumuzda, katılımcıların hemen hemen hepsi “evet” cevabını vermişti” diyor.
Johns Hopkings Uluslararası İlişkiler Okulu öğretim üyesi profesörü Davd M. Lampton, ABD’lilerin kendi ülkelerinden memnun olmadığı zamanlarda diğer ülkelerden de tedirgin olduğuna dikkat çekiyor ve “Böyle zamanlarda korumacılık baskılarını artırırlar. Bu gelişmeler ABD ile Çin arasındaki ilişkiye zarar verir. ABD’liler her zaman ülkelerine zarar verecek büyük, hızlı değişen ve sonunu tam olarak kestiremedikleri şeylerden tedirgin olmuşlardır. Çin de bütün bu tanımlamalara uyuyor” diyor. … >>>!
Google’ın tehdidi Baidu’ya yaradı
Yazan : Sadi KAYMAZ · 12 Subat 2010
Google’ın en büyük rakibi Baidu’nun yüzü gülüyor. Çinli şirketin net karı yarıya yakın artarken, hisse senetlerinde belirgin artışlar gözleniyor.
Ülkede en popüler arama motoru olan Baidu’dan yapılan açıklamada, Google’ın ülkedeki operasyonlarını sona erdirebileceğini duyurmasından sonra müşterilerin şirkete olan güveninin arttığı kaydedildi. Baidu’nun kurucusu ve CEO’su Robin Li (Çin’in harika çocuğu ya da Sergey Brin’i olarak adlandırılıyor), Google’ın ülkeyi terketmesinin şirketi nasıl etkileyeceğine ilişkin bir soruya, “Bundan faydalanmayı bekliyoruz. Müşterilerimizin güveni belirgin biçimde arttı.” diye cevap verdi.
Baidu’nun geçen yılın son çeyreğinde elde ettiği net karın ise yüzde 48 arttığı bildirildi. Son çeyrek karını ek olarak, ilk çeyrek karının beklentilerin çok üstünde gerçekleşeceğine dair beklentilerin etkisiyle Nasdaq borsasında işlem gören şirket hisseleri çıkışa geçti.
Mevcut durumu en iyi açıklayan değerlendirme Hong Kong merkezli yatırım kuruluşu CLSA analisti Elinor Leung’dan: “Google’ın geleceği üzerindeki belirsizlikler, reklam verenleri seçenekler aramaya itiyor. Baidu ise seçenekler arasında en başta yer alıyor” …
Çinli internet şirketlerinin hisselerine görülen genel düşüş eğilimine karşın, Google’ın tehdinden bu yana Baidu’nun Nasdaq borsasında işlem gören hisseleri yüzde 15′e yakın değer kazandı. Çin’in piyasa değeri en büyük internet şirketi Tencent’in hisseleri Hong Kong borsasında yüzde 20′den fazla düşüş kaydederken, e-ticaret devi Alibaba hisselerinde yeni yılda yüzde 13′lük düşüş gözlendi.
Altı çizilmesi gereken noktalardan biri, Google’ın olası çıkışından kısa vadede nemalanan Baidu’nun uzun vadede kaybeden olacağı… Zira, Baidu’nun bu noktaya gelmesinde en büyük pay Google ve Yahoo ile girilen rekabet oldu. Rekabet ortamının yokluğunda, Baidu’nun teknolojik yenilikler konusunda uzun vadede ivme kaybetmesi kaçınılmaz.
Çin’de tüketimin yeni kaynağı ‘kaygısız nesil’
Yazan : Sadi KAYMAZ · 4 Subat 2010
Çinli aileler malum olduğu üzere son derece tasarrufçu. Buna karşın, yeni nesil, ailelerinin ertelediği harcama güçlerini de arkasına almış durumda…
Çin’de ekonominin dışa açıldığı 1980′de uygulanmaya başlayan tek çocuk politikası, sayıları 200 milyonu aşan ve ailelerinin tersine tüketimde sınır tanımayan yeni nesil gençleri ekonominin itici gücü haline getirdi.
Çin’in en büyük yatırım kuruluşlarından China Capital’in şef ekonomisti Ha Jiming, hükümetin iç tüketimi canlandırmak suretiyle büyüme modelini değiştirmeye yönelik adımlarına dikkat çekerek, ‘kaygısız nesil’ olarak nitelediği 30 yaş altı gençlerin tüketimin gerçek itici gücü olduğunu iddia etti. Fudan Üniversitesi’nde düzenlenen bir panelde konuşan Ha, tek çocuk neslinin ailelerinden de destek aldıklarını belirterek, “Bu nesil ebeveynlerinin aksine tüketim kaygıları taşımıyor. Pek çoğu henüz çocuk sahibi olmamış ve yaşlılık zamanlarını düşünmenin erken olduğuna inanıyor. Tüketime çok yatkınlar” diye konuştu.
Yeni nesil genç tüketicilerin özellikle turizm, beyaz eşya ve elektronik gibi sektörlerde büyümenin ana kaynağını oluşturacağı öngörülüyor.
Çin ekonomisinde yeni yıl, yeni dertler
Yazan : Sadi KAYMAZ · 1 Subat 2010
Çin’de yeni yılın ilk ayında açıklanan ekonomik veriler alarm verdi. Alarm zilleri ise son yıllarda yer kürenin neredeyse her yerinde kol gezen ’resesyon’ tehlikesi yerine, ‘aşırı ısınma ve enflasyon’ için çaldı.
Çin ekonomisinin 2009 yılında yüzde 8,7 büyüdüğü açıklandı. Böylece, Çin’in gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 33,54 trilyon yuane (4,91 trilyon dolar) çıktı. Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,1′e kadar yavaşlayan büyüme, hızlanarak son çeyrekte yüzde 10,7′e çıktı ve hükümetin yüzde 8′lik yılsonu hedefini de aşmasını sağladı. Çin hükümetinin, yeterli istihdam yaratabilmek amacıyla en az yüzde 8′lik büyümeyi elzem gördüğünü hatırlatalım.
Krize karşı uygulamaya konulan 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketine ek olarak, devlet bankaları öncülüğünde piyasaya sürülen 1,4 trilyon dolarlık banka kredisinin büyümeyi fonladı.
Kamu harcamaları ve banka kredileri böylece sabit yatırımları tetikleyerek, büyümenin motoru yeni motoru haline getirdi. İstatistik kurumu NBS verilerine göre, sabit yatırımlarda geçen yıl yüzde 30,5′lik artış kaydedildi.
İç tüketim canlandı
Çin, Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük ihracatçısı unvanını almasına rağmen, ihracat hacminde 200 milyar dolar düşüş yaşadı. Buna karşın, iç tüketimi artırıcı önlem ve teşviklere bağlı olarak tüketici harcamalarında büyümeye pozitif etki eden artışlar kaydedildi.
NBS verilerine göre, perakende satışları geçen yıl yüzde 15,5 artış göstererek 12,5 trilyon yuane (1,8 trilyon dolar) çıktı. Aylık perakende rakamlarında gözlenen büyüme hızlarının, Aralık’ta en yüksek düzeyine çıkarak yüzde 17,5 seviyesine yükselmesi de ayrıca pozitif değer taşıyor.
Çin’in otomobil alımlarında uyguladığı sübvansiyon ve teşvikler ise, özellikle kırsal kesim kaynaklı otomobil satışları sayesinde, ülkeyi dünyanın en büyük otomobil pazarı haline getirdi. Çin Otomobil Üretici Birliği, yurtiçinde 13 milyon 634 bin araç satıldığını açıklamıştı. ABD’de satılan araç sayısı ise 11 milyonun altında kaldı.
Sanayi üretimi, özellikle otomobil satışları, beyaz eşya ve inşaat sektöründe görülen genişlemeye rağmen, ihracattaki düşüşe bağlı olarak hız kaybetti. 2008′de yüzde 12,9 büyüyen sanayi üretimi, geçen yıl yavaşladı ve yüzde 11 genişledi. Buna karşın, sanayi üretimindeki genişleme hızı Aralık’ta tavan yaparak yüzde 19′a yükseldi.
Çin’in, yakaladığı büyüme ivmesini devam ettirmesi halinde, 2010′da Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük 2′inci ekonomisi olmasına kesin gözüyle bakıyor.
Enflasyon korkuları
Geçen yıla ait tüketici fiyatları endeksindeki yüzde 0,7 düşüşe rağmen, enflasyonun Aralık’ta yüzde 1,9 çıkması, enflasyon korkularının gerçeğe dönüşmekte olduğunu gösteriyor. Çin’de nüfusun çoğunluğunu oluşturan dar gelirli aileleri en çok etkileyen veri olması nedeniyle, enflasyon Çinli liderlerin en çok çekindiği risklerin başında geliyor.
Çin’de aşırı ısınma belirtileri ve enflasyonist baskılar en çok konut piyasasında hissediliyor. PBoC’tan dün yayımlanan raporda, geçen yıl bireysel konut kredilerinin yüzde 47,9 artış göstererek, 204 milyar dolara ulaştığı bildirildi. Çin’de kabine olarak nitelenen Devlet Konseyi’nin de ana gündem maddelerinden birini aşırı artan konut fiyatları oluşturuyor.
Merkez sopayı çıkardı
Çin bankalarının yeni yılın ilk haftasında 100 milyar dolara yakın yeni kredi açmasının ardından alarma geçen Merkez Bankası (PBoC), son iki haftada ardı ardına aldığı kararlarla aşırı likiditeyi kısmaya yönelik tedbirler alıyor. Zorunlu rezerv oranlarını artıran, tahvil faizlerinde 3 kez artırıma giden ve bazı bankalara doğrudan uyarılar yapan PBoC’dan, aşırı ısınma sinyallerini güçlendiren NBS verilerini takiben yeni hamleler bekleniyor.
Çin model mi ?
Çin’de son 30 yıldır sürüp gittiği üzere, ”yine yeni yıl, yine yeni dertler” … Bu noktada bir dipnot düşmek istiyorum. … >>>!
Çin, Türkiye’nin 22 katı çelik üretti
Yazan : Sadi KAYMAZ · 26 Ocak 2010
Küresel çelik üretimindeki düşüşe rağmen, Çin dünya çelik üretiminin neredeyse yarısını tek başına yaptı.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu, geçen yıl 568 milyon ton çelik üretildiğini açıkladı. Dünyanın en çok çelik üreten ülkesi olan Çin, böylece küresel çelik üretiminin yüzde 46’sını gerçekleştirdi. Dünya çelik üretimi ise geçen yıl yüzde 8 gerileyerek, 1 milyar 220 milyon tona indi. Küresel çapta çelik üretimi genişleyen ülkeler sadece Hindistan ve Çin oldu. Çin’in üretimi yüzde 14 artarken, Hindistan’ınki yüzde 2,7 arttı.
Küresel krize rağmen yüzde 8,7 büyüyen Çin ekonomisinde, özellikle inşaat ve otomotiv sektörleri çelik üretimini artıran başlıca endüstriler oldu. Çin’de otomotiv üretimi geçen yıl yüzde 46 genişlerken, sabit yatırımlar yüzde 30,5 artmıştı.
Aşırı kapasite tehdidi
Çelik üretimindeki artışa karşın, endüstride oluşan aşırı kapasite fazlasının toparlanan ekonomiyi tehdit ettiğine yönelik uyarılar seslendiriliyor. Çin’in 200 milyon tona yakın aşırı kapasite fazlası olduğuna işaret edilirken, konuyu öncelikleri arasında ele alan Çin hükümeti ise, Kasım ayından itibaren arka arkaya sektörün kapasite fazlasını frenleyici sıkı önlemler aldı.
Japonya, 87 milyon ton çelik üretimiyle Çin’in ardından ikinci sırada yer alırken, Rusya 60 milyon ton üreterek üçüncü sırada yer aldı. Çelik üretimi genişleyen Hindistan, yüzde 36′lık kayıp yaşayan ABD’yi yakalayarak 57 milyon ton çelik üretimi gerçekleştirdi. Türkiye’nin üretimi ise geçen yıl yüzde 5,6 düşerek 25,3 milyon tona indi.
General Motors’u asıl kurtaran Çin oldu!
Yazan : Sadi KAYMAZ · 25 Ocak 2010
Çin, batmaktan dönen General Motors’a ilaç gibi geldi
Krizde batmaktan zor kurtulan Amerikan otomotiv devi General Motors, Çin’de daha önce 2014′e kadar ulaşmayı hedeflediği satış düzeyine bu yıl ulaşacağını açıkladı.
General Motors (GM) Çin CEO’su Kevin Wale, Çin’de bu yıl 2 milyon araç satışı gerçekleştirmeyi planladıklarını açıkladı. Daha önce bu rakama en az iki sene daha erişemeyeceklerini düşündüğünü belirten Wale, yıl içinde 10 yeni modeli piyasaya süreceklerini söyledi. GM, geçen yılın Nisan ayında yaptığı açıklamada, gelecek 5 yıl içinde 2 milyon hedefini aşmayı hedeflediğini bildirmişti.
Amerikan endüstrisinin temel taşlarından biri olan Detroit merkezli otomotiv devi, iflasın eşiğine gelerek ABD hükümeti tarafından kurtarılmıştı. ABD’de iflastan kurtarılan GM, Çin’de geçen yılın her ayında yeni bir rekor kırarak satışlarını yüzde 67 artırdı ve 1.83 milyon rakamına ulaştı. Aynı zamanda, Çin’deki en büyük yabancı otomobil üreticisi haline gelen GM, ABD’de ise gerileyen talep yüzünden bazı fabrika ve üretim hatlarını kapatmak zorunda kalmıştı.
Çin’de geçen yıl 13 milyon 630 bin araç satıldı. Çin hükümeti, geçen yıl taşıt alım vergisini yarıya indirdi ve eski araçlarını değiştirenlere toplam 732 milyon dolarlık nakit teşvik dağıttı. Bunun yanı sıra, kırsal kesimdeki otomobil alımlarını sübvanse eden hükümet, küçük motorlu ve çevre dostu araç alımlarına da çeşitli teşvikler getirmişti. Uygulanan teşvik ve destek politikaları, ülkedeki otomobil satışlarının yüzde 46 artmasını sağladı. Amerika’yı geçerek dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin’de bu yıl 15 milyona yakın aracın satılması bekleniyor.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, Milliyet’te yayımlanmıştır.
Mercedes’in Çin’deki altın yılı ‘2009′ oldu
Yazan : Sadi KAYMAZ · 21 Ocak 2010
Mercedes’in Çin’deki satışları yüzde 77 arttı. Çin’de krize rağmen satışları patlayan Mercedes, ülkedeki en iyi yılını geçirdi.
Alman otomotiv devi Mercedes-Benz, Çin’deki satışlarının geçen yıl yüzde 77 artarak 68,500′e ulaştığını açıkladı. Açıklamaya göre, şirketin en çok popüler modeli satışları yüzde 156 artarak 16 bine çıkan ‘C’ serisi oldu.
Mercedes-Benz’in ülke müdürü Klaus Maier, Çin’in en büyük 4′üncü pazarları haline geldiğini ifade ederek, lüks sınıfın ana modeli ‘S’ serisi satışlarında ise Çin’in en üst sırada yer aldığını vurguladı. Maier, ülkeye girdiği 1990 yılından bu yana Mercedes’in en iyi yılını geçirdiğinin de altını çizdi.
Alman otomotiv üreticileri arasında Çin’de en iyi performans gösteren marka ise Volkswagen oldu. Şirketin satışları geçen yıl yüzde 36,7 artışla 1 milyon 400 bine erişti.
Çin’de geçen yıl toplam 13 milyon 630 bin araç satıldı. ABD’yi geçerek dünyanın en büyük otomobil pazarı haline gelen Çin’deki otomobil satışlarının 2010′da 15 milyona ulaşması bekleniyor.
Şanghay borsası Tokyo’yu geçti, Asya’nın en büyüğü oldu
Yazan : Sadi KAYMAZ · 20 Ocak 2010
Şanghay, işlem hacmi bakımından Tokyo’yu geride bırakarak Asya’nın en büyük borsası haline geldi.
Şanghay Menkul Kıymetler Borsası’nda geçen yıl 5.01 trilyon dolarlık işlem hacmi oluştu. Bloomberg’e göre, Tokyo Borsası 4.07 trilyon dolarda kalarak, Asya’nın en büyük borsası olma ünvanını Şanghay’a kaptırdı. Dünya Borsalar Federasyonu verilerine göre ise, Şanghay borsası New York ve Nasdaq’ın arkasına yerleşerek dünyanın en büyük 3′üncü borsası haline geldi.
Analistler, yükselen borsa olarak nitelenen Şanghay’da hisse senetlerinin el değiştirme sıklığının son derece yüksek olduğuna dikkat çekerken, yeni halka arzlarla borsaya ihraç edilen hisselerin de işlem hacimlerinde büyüme yarattığını belirtiyor.
Yüzde 80 yükseldi
Şanghay Bileşik Endeksi geçen yıl yüzde 80 değer kazandı. 2008′de yüzde 65 düşüşün yaşandığı borsada, hükümetin 586 milyar dolarlık destek paketinin yanı sıra, 1.4 trilyon doları aşan banka kredileri endeksi yukarı taşıyan başlıca faktörler oldu.
Küresel kriz dolayısıyla yeni hisse arzlarının askıya alındığı ilk yarının ardından, Çinli şirketler 2009′un ikinci yarısında 207 milyar dolarlık halka arz gerçekleştirmişti.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, Radikal’de yayımlanmıştır.
Çin kredi rekoru kırdı, enflasyona davetiye çıktı
Yazan : Sadi KAYMAZ · 19 Ocak 2010
Çin’de geçen yıl verilen rekor banka kredileri borsa ve emlak balonları yaratırken, enflasyona da davetiye çıkardı.
Çin Merkez Bankası (PBoC), 2009 yılında verilen banka kredileri toplamının 9,59 trilyon yuane (1.4 trilyon dolar) ulaştığını açıkladı. PBoC’den yapılan açıklamaya göre, Aralık ayında verilen banka kredileri hızlanarak 379,8 milyar yuan olarak gerçekleşti. Çin bankaları Kasım’da 294, Ekim’de ise 253 milyar yuan krediyi piyasaya sürmüştü.
Çin bankalarının gevşek para politikası ortamında verdiği krediler, hükümetin sene başında belirlediği 5 trilyon yuan hedefinin neredeyse iki katına ulaştı. Öte yandan, kredilerin toplam hacminin 2008 yılına göre de yüzde yüzden fazla artış gösterdiğine dikkat çekiliyor.
Borsa ve emlak balonları
Uzmanlar, kamu harcamalarındaki genişlemeye eşlik eden rekor banka kredilerinin emlak ve hisse senetleri piyasalarında yarattığı balonlar konusunda uyarılarda bulunuyor. Konut fiyatları artış hızının Aralık’ta yüzde 7,8′e fırlamasının ardından, Devlet Konseyi tarafından konut fiyatlarını frenleyici bir dizi önlem açıklanmıştı.
Çin borsası ise, 2009 yılında yüzde 80 değer kazandı. Çin’de rekor düzeydeki banka kredilerinin önemli bir kısmının borsa ve emlak piyasalarına aktığı belirtiliyor.
Business Daily gazetesinin geçen hafta yayımladığı haberde, Ocak ayının ilk haftasında 100 milyar dolar yeni banka kredisi verildiğini bildirmişti. Çin Merkez Bankası ise, haberi takip eden günlerde sürpriz kararlarla tahvil faizleri ve zorunlu rezerv oranlarını yükselttiğini açıkladı.
Enflasyon
Çin Devlet Enformasyon Merkezi yetkilisi Niu Li, ChinaNews dergisine yaptığı açıklamada, 2009′da uygulanan gevşek para politikalarına bağlı olarak olağanüstü düzeye çıkan banka kredilerinin enflasyon riski oluşturduğunu söyledi. Niu, geçen yıl eksi düzeyde seyreden tüketici fiyatları enflasyonunun yüzde 3′e çıkabileceği uyarısında bulundu.
Banka kredilerindeki olağanüstü genişlemeye paralel olarak, ‘M2′ olarak ifade edilen mevduatlar ve dolaşımdaki para miktarı 2009′da yüzde 27,6 büyüdü.
Çin’de enflasyon, 2007 yılı sonunda yüzde 8′i aşmıştı. Nüfusun büyük kısmını oluşturan dar gelirli aileleri doğrudan etkilemesi nedeniyle, enflasyon Çinli liderleri en çok korkutan riskler arasında yer alıyor.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, Hürriyet, Milliyet, Posta , Radikal ve Ekolay’da yayımlanmıştır.
Asya yüzde 6,6 büyüyecek
Yazan : Sadi KAYMAZ · 18 Ocak 2010
Asya Kalkınma Bankası (ADB), Asya’da ekonomik büyümenin 2010 yılında yüzde 6,6′ya çıkacağını açıkladı.
ADB Başkanı Harukido Kuroda, Asya ekonomisinin ‘V’ şeklinde bir ekonomik toparlanma gösterdiğini belirterek, geçen yıl yüzde 4.5 dolayındaki büyüme oranının, 2010′da yüzde 6,6′ya çıkmasını beklediklerini söyledi.
ADB’den yapılan açıklamada, yüksek büyüme öngörüsüne karşın, küresel toparlanmanın kırılgan olduğu ve hükümetlerin ekonomik destek paketlerinden çıkış zamanlamalarının kritik önem taşıdığı vurgulandı.
Manila merkezli kuruluş, zamanlı politika değişiklikleri ve yakın işbirliğinin büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yanı sıra, Asya’yı yeni şoklardan da koruyacağını belirtti.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, Milliyet’te yayımlanmıştır.





