PMI Yetersiz, Asıl Gösterge Enerji Üretimi
Sadi KAYMAZ · 2 September 2010
PMI verileri yanıltıcı olabilirdi. Buna karşın, canlanmayı gösteren asıl veri elektrik üretimi oldu.
Çin’in elektrik üretiminde Ağustos ayında önemli artış gerçekleşti. China Securities Journal’ın bugün edindiği bilgiye göre, elektrik üretiminin geçen ay yıllık bazda yüzde 18′den fazla arttığı sanılıyor. Temmuz ayında artış yüzde 11,5 düzeyindeydi.
Artışın iki kaynağı var. 2009′da Temmuz ayına rastlayan aşırı sıcaklar, bu sene Ağustos’ta kendini gösterdi. Artışın asıl kaynağı ise, endüstriyel kullanımda kaydedilen yükseliş. Özellikle, ülkenin ana sanayi ve imalat merkezlerinde tüketimin keskin artışlar gösterdiği belirtiliyor.
Enerji üretiminde böylesi keskin bir artışın gerçekleşmesi, büyüme hızında yavaşlamanın ivme kaybettiğinin asıl işareti olur. Zira, dün açıklanan PMI verileri genişleme göstermesine rağmen, yükseliş mevsimsel etkilerden kaynaklandı. Olağan dönemsel artışların da gerisinde kaldı. Daha net ifadeyle, yükseliş oranı yalnızca 2008′in Ağustos ayına kıyasla yüksek.
Öte yandan, üretimdeki keskin yükseliş kömür talebine yansıyacaktır. Çin’de kömür fiyatları Haziran’dan bu yana küçük ölçekli düşüşler göstermişti.
PMI Yükselişi Mevsimsel, Etkisi Sınırlı
Sadi KAYMAZ · 2 September 2010
Ağustos ayı PMI yükselişinin esasen mevsimsel faktörlerden kaynaklandı.
Geçmiş yıllarla kıyaslandığında, yükseliş oranının 2008 hariç diğer dönemlerin gerisinde kalması, ekonomideki yavaşlama trendinin halen devam ettiğini gösteriyor. Buna karşın, yavaşlama ivmesi hafifledi. Yavaşlama ve enflasyon beklentisiyle borsada düzeltme hareketleri devam ediyor.
Öte yandan, PMI endeksinin satın alma fiyatları kaleminde kaydedilen belirgin artış, üretici fiyatları üzerindeki yükselişin habercisi olabilir.
Çin Lojistik ve Satınalma Federasyonu (CFLP) tarafından yayımlanan resmi verilere göre, Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ağustos ayında öncekine göre 0,5 yükselişle 51,7′e çıktı. Büyük ölçekli işletmelerin ağırlık taşıdığı resmi endekste önceki 3 ayda gerileme kaydedilmişti.
Resmi endeksin yanı sıra, küçük ve orta ölçekli işletmelerin öne çıktığı HSBC endeksi de imalatta genişlemeyi gösterdi. HSBC Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne göre, Çin’in ağustos ayı imalat endeksi 51,9′a yükseldi. HSBC verileri, üst üste iki aylık düşüşle Temmuz’da 49,4′e kadar gerileyerek yılın en düşük seviyesini görmüştü.
Çin verisi aşırı ısınma korkularını dindirdi
Blog · 8 August 2010
ABD’deki büyüme verisinin hayal kırıklığı yaratmasından sonra, Çin’den gelen imalat sektörüne yönelik haberler dış dünyada endişeleri artırdı. Buna karşın, yavaşlamanın hükümet politikaları doğrultusunda gerçekleştiği göz önüne alınırsa, son verilerin sağlıklı bir seyir çizdiği söylenebilir. Nitekim, tamamen iç piyasa beklentileri ile uyumlu gelen veriler, finans piyasalarında olağan karşılandı.
Çin’in imalat sektörü, Pekin hükümetinin kredileri kısma ve konut sektöründe bir balon oluşmasını engelleme çabalarını sürdürmesinden dolayı, Temmuz ayında üst üste 3′üncü ay yavaşladı. Açıklanan resmi satın alma yöneticileri imalat endeksi (PMI), Temmuz ayında, Haziran’da bulunduğu 52.1 seviyesinden 51.2’e gerileyerek, son 17 ayın en düşüğüne geldi.
Çin Merkez Bankası, Pazar günü yaptığı açıklamada bu yıl 1.1 trilyon dolarlık kredi dağıtma sözüne sadık kalacaklarını ancak kredi politikalarını sıkılaştırmaya devam edeceklerini ifade etti. Merkez Bankası’nın çeyreksel bazda 3:3:2:2 kredi orantısını hedeflediğini düşünürsek, yılın ikinci yarısında kredi hacminin yarıya düşmesi beklenebilir.
Dünyanın en çok enerji harcayan ülkesi: Çin
Haber · 30 July 2010
Yıllardır hızlı ekonomik büyüme performansı gösteren Çin, 100 yıldan fazladır en çok enerji tüketen ülke sıralamasında lider olan ABD’yi geride bıraktı. Çin ise yapılan tahminin çok yüksek olduğunu belirtti.
Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Enerji Ajansı (IAE) tarafından yayımlanan bir raporda, Çin’in 2009 yılındaki toplam enerji tüketiminin 2.25 milyar ton petrole denk geldiğini açıkladı. Bu miktar, aynı dönemde 2.17 milyar tonluk enerji tükettiği belirtilen ABD’den yüzde 4 daha fazla.
Petrol cinsinden kullanılan bu ölçüm birimi, ham petrol, nükleer, kömür, doğal gaz ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilen tüm enerjinin toplamını kapsıyor.
Elde edilen bu sonuç, son küresel krizin ABD’deki endüstri faaliyetlerine verdiği zararı göstermesi açısından da önemli bulunuyor. Çin ise aynı dönemde krizden daha az etkilenmeyi başararak, enerji tüketimin önceki yıllarda olduğu gibi iki haneli oranlarda yükseltmeye devam etti.
Ancak Çin’den gelen açıklamada yapılan tahminin çok yüksek olduğu kaydedildi. Çin Ulusal Enerji İdarasi Sözcüsü, Zhou Xian tarafından yapılan bu açıklamaya rağmen, Pekin enerji tüketiminin ne kadar olduğu ile ilgili kendi tahminini açıklamaktan kaçındı.
Bundan 10 yıl önce ABD’nin yarısı kadar olan Çin’deki enerji tüketiminin, şimdi ABD’yi geçmiş olması bu ülkedeki yüksek enerji talebini göstermesi açısından çarpıcı bir örnek oluşturuyor.
Çin’de enerji talebinin bu kadar çok olması diğer taraftan, 2007 yılında karbon salınımı konusunda ABD’yi geride bırakmasını da açıklıyor. Çin’de ihtiyaç duyulan elektrik enerjisinin büyük bölümü kömürden elde ediliyor. Kömür ise fosil yakıtları arasında doğaya en çok zarar veren maden olarak biliniyor.
Ancak kişi başına enerji tüketimi sıralamasında ise ABD liderliği bırakmıyor.
ABD petrol üretiminde de yine günlük 19 milyon varille, Çin’in uzak ara önünde yer alıyor. Çin’de günlük petrol tüketimi 9.2 milyon varil seviyesinde bulunuyor. Ancak birçok analist artan enerji verimliliği ve motorlu taşıtlar için getirilen yakıt düzenlemeleri nedeniyle, ABD’de petrol tüketiminin önümüzdeki yıllarda çok artmayacağını tahmin ediyor.
Çin’in Demir Cevheri İthalatı Düşebilir
Haber · 19 July 2010
Dünyanın en büyük çelik üreticisi olan Çin’in üretimi son dört ayın en düşük düzeyine indi.
Ulusal İstatistik Bürosu’nun açıkladığı sektör verilerine göre, Çinli çelik fabrikaları haziran ayında 53,8 milyon ton çelik üretti. Üretim miktarı bir önceki aya oranla yüzde yüzde 4,1 düştü. İnşaat ve otomotiv sektörünün çelik talebinin yavaşlamasının yanı sıra, dönem itibariyle fabrikaların bakım faaliyetleri gerçekleştirmesi üretimde düşüşe yol açtı. Çelik talebinin düşmesine paralel olarak geçen yıl yüzde 42 yükselişle 628 milyona çıkan demir cevheri ithalatı, 1998′den beri ilk kez bu yıl düşüş gösterebilir.
Öte yandan, demir cevheri piyasasında uzun yıllardan beri ilk kez ciddi arz fazlası riski belirdi. Çin ile fiyat kavgasına tutuşan cevher tekellerinin canı yanacak gibi duruyor. Fiyatlar aşağı yönlü.
Çin’de işgücü maliyetleri artışı tehdit mi, fırsat mı?
Blog · 13 July 2010
Çin’in resmi haber ajansı Xinhua’da yer alan bir değerlendirme yazısında, artan işgücü maliyetlerinin tehdit mi yoksa fırsat mı olduğu tartışıldı.
Değerlendirmede, artan ücretlerin işletmeleri zora sokması nedeniyle istihdam sorununu ağırlaştırdığı belirtildi. Buna karşın, ucuz işgücüne dayalı kalkınma modelinin terk edilmesi açısından önemli bir fırsat oluşturduğunun altı çizildi. Ayrıca, işgücü maliyetleri artışının işletmeleri verimlilik artışına zorladığı ifade edildi.
İnsan Kaynakları ve Sosyal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Mo Rongshui, ülke çapında ortalama işçi ücretlerinin 600 yuan civarında olduğunu, bu yıl gerçekleşen son ücret artışlarından sonra ise 1500 yuane çıktığını söyledi.
Asgari ücretlerdeki keskin artışlara ilişkin görüşü de alınan Mo, ekonominin 2000 – 2009 arasında ortalama yüzde 10,3 büyüdüğü belirterek, işçi ücretlerindeki ortalama artışın ise bunun çok altında kaldığını vurguladı. Resmi verilere göre, Çin’in çeşitli bölgelerindeki asgari ücretler son 3 ayda yüzde 16 ila 31 arasında yükseltildi. Çin, küresel finans krizi nedeniyle son 2 yılda asgari ücret artışlarını dondurmuştu.
Bu noktada, son hafalarda gündemde öne çıkan işgücü maliyet artışlarının altında grevler gibi yan fakrötlerden ziyade, işgücünün niteliği ve ekonomindeki yapısal değişimlerin etkin rol oynadığını belirtmek gerekir.
YUAN ESNEDİ, BORSA GÖÇTÜ
Haber · 2 July 2010
Yuanın esnemeye bırakıldığı tarihten bu yana kan kaybeden Çin borsası, gün içinde dip noktasını gördükten sonra toparlandı.
Şanghay Bileşik Endeksi, günü yüzde 0,38 çıkışla 2382,90 puandan kapadı. Son 8 işlem gününü de düşüşle kapatan Şanghay Bileşik Endeksi, seans içinde 2320,65 puana kadar inerek son 20 ayın en düşük seviyesini gördü. Kapanışa doğru gelen alımlarla toparlanan borsa, haftayı çıkışla tamamladı. Buna rağmen, endeksin haftalık kaybı ise yüzde 9′a yaklaştı. Küresel finans krizinin derinleştiği 2008′de bir haftada en fazla yüzde 13 değer kaybı yaşanmıştı.
Değer kaybının bu yıl yüzde 28′i bulduğu Şanghay borsası, mali kriz ile boğuşan Yunanistan’ın ardından yılın en çok kaybettiren endeksi konumunda bulunuyor.
Çin’in 19 Haziran’da kontrollü dalgalanmaya bıraktığı yuan, piyasaların açık olduğu son 9 günde yüzde 0,61 değer kazandı.
Dolar karşısında bugün binde 5 değerlenerek en güçlü seviyesine çıkan yuan, döviz kuru reformunun başlatıldığı 2005′ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Çin Döviz Alım Satım Sistemi verilerine göre, yuan/dolar kuru paritesi 6,7752′ye çıktı.
Dongfang Daily gazetesinde yer alan değerlendirmede, döviz kuru reformu ile dolara karşında yuanın değerlenmeye başlamasına rağmen, ABD Başkanı Barrack Obama’nın baskılarını sürdürdüğü vurgulandı. Değerlendirmede, yılın en düşük seviyesine inen imalat artış seviyesine dikkat çekilerek, üretimin yavaşlamasının döviz kurunun esneklik payını daralttığı da belirtildi.
Çin’de dün açıklanan imalat endeksleri, Haziran ayında üretim artış hızında yavaşlama olduğunu gösterdi. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 11,9 büyüyen ekonomi, Çin hükümetini özellikle inşaat sektöründe soğutucu önlemler almaya itmişti. … >>>!
YUAN KARARI İHRACATÇIMIZA UMUT OLDU, AMA…
Sadi KAYMAZ · 23 June 2010
Çin Merkez Bankası, dolar karşısında dün yuanın değerini yükseltirken, bugün düşürdü.
Çin Merkez Bankası (PBOC), bu sabah referans yuan-dolar paritesini 6,8102′ye yükseltti. Pazartesi günü 6,8275 olarak ilan edilen resmi parite, dün 6,7980′e düşmüştü.
PBOC, belirlediği referans yuan-dolar paritesini günlük bazda işlem seansları açılmadan ilan ediyor. PBOC’un belirlediği parite, bankalararası döviz piyasasında yüzde 0,5′le sınırlı olmak kaydıyla dalgalanabiliyor.
ÇİN BANKALARI DOLAR TOPLADI
Çin’de bankalararası piyasada dün dolara yaşan hücum, Merkez Bankası’nın belirlediği referans paritenin tersine kaymasına yol açtı.
Çin Merkez Bankası (PBOC), Pazartesi günü değiştirmediği referans yuan-dolar paritesini dün 6,7980′e indirdi. Buna karşın, bankalararası piyasada dolara yoğunlaşan talep, dar bantta paritenin 6,8136 düzeyine çıkmasına yol açtı.
Analistler, dolar talebinin devlet bankalarından geldiğine işaret ederek, Pekin hükümetinin paritede iki yönlü hareket stratejisi benimsemiş olabileceğini belirtiyor. Pazartesi günü 6,8275 olarak belirlenen referans parite, bankalararası piyasada 8,7981′e kadar ilerlemişti. Dün ise, döviz kurunun ters yöne kayması ile dolara karşı yuan değer kaybetti.
PBOC, 2005-2008 yılları arasında yaşanan revalüasyon sürecinde de aynı stratejiyi benimseyerek, spot piyasanın kapanış verileri ile referans parite arasında yakın korelasyon kurmuş ve iki yönlü hareket stretejisini benimsemişti.
TÜRK İHRACATÇI KARLI ÇIKAR MI
Uluslararası piyasalarda euronun yaşadığı değer kaybı nedeniyle, dolara sabitlenen yuan yılbaşından bu yana euroya karşı yüzde 20 dolaylarında değerlendi.
Çin’in en büyük ihraç pazarının Avrupa Birliği olduğuna işaret eden analistler, esneklik kararına müteakip yuanın değerini döviz sepetine bağlamak suretiyle, Pekin yönetiminin euroda yaşanan düşüşe müdahale etmeyi de amaçladığını belirtiyor. Çünkü, Avrupa Birliği pazarına satış yapan Çinli ihracatçılar, euro karşısında yuanın değerlenmesi sürecinde ciddi rekabet kaybı yaşadı.
Bu açıdan, esneklik kararı Türkiye ile rekabetin yoğunlaştığı Avrupa Birliği pazarında Çin’in lehine sonuçlar doğurabilir.
GEİTHNER SIKINTISI
ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, Çin’in döviz kuru manipülatörü olup olmadığına ilişkin 15 Nisan’a kadar yayımlaması gereken Hazine raporunu, 12 Nisan tarihinde ertelediğini duyurmuştu. Konuyu diyalog yoluyla çözümleme yanlısı olduğunu belirten Geithner, Çin ile ABD arasında gerçekleşecek üst düzey ikili görüşmelerin yanı sıra, Toronto’da yapılacak G-20 Zirvesi’ni ertelemenin gerekçeleri olarak göstermişti.
Çin Merkez Bankası’nın kararında, döviz kurunda adım atılmaması halinde, ertelenen raporun Çin’in aleyhine çıkabileceği endişesinin de yattığı ifade ediliyor.
TİCARET BAKANLIĞI MEMNUN
Daha önce revalüasyona karşı tutumuyla bilinen Çin Ticaret Bakanlığı (MOFCOM), esneklik kararını olumlu karşıladığını bildirdi. MOFCOM Sözcüsü Yao Jian, döviz kuru reformunun orta ve uzun vadede işletmelerin rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlayacağını söyledi.
MOFCOM, olası bir kur dalgalanmasının ihracat sektörü üzerindeki etkilerini tespit etmek için geçtiğimiz aylarda stres terstleri gerçekleştirmişti.
Kayıp Kuşağın İşçi Çocukları; Çin’de İşgücü Başkalaşımı
Blog · 22 June 2010
Çin’de kayıp kuşakların işçi çocukları, “yaşamak” istiyor
Çin tarihinin en türbülanslı ve trajik dönemlerinden biri olan Kültür Devrimi’nden sonra başlayan dışa açılma ve reform sürecinde, Çin ekonomisi hızla kalkınmaya başladı. Kalkınmanın arkasında ise, köylerinden endüstrileşen kıyı eyaletlerine göç eden on milyonlarca işçi bulunuyordu.
Son derece ağır çalışma koşullarında, tabiri caizse gece gündüz alın teri döken işçilerin ortak amacı, köylerinde bıraktıkları aileleriydi.
Bu amaç uğruna yaptıkları, aslında kendi yaşamlarını feda etmekten başka bir şey değildi.
Bebekleri aç kalmasın, ana-babaları hekim görsün, kardeşleri okusun diye; kimi zaman inşaat işçisi, kimi zaman üretim bandında robot oldular… Yatakhanelerde yatıp, bir tas pilavla doydular…
Aklıselimini kaybeden komünist Kültür Devrimi’nin yarattığı kayıp kuşağa, bu kez vahşi kapitalist endüstriyel devrimin yarattığı kayıp kuşak eklendi.
Bu kuşaklar, “her türlü zorluğa göğüs gerebilen” insanlar oldular. Bu anlama gelen, Çince’de “acıyı yiyebilmek” denen “chiku”, işte bu yüzden kayıp kuşakların en büyük hazinesi oldu.
Dünyanın fabrikasında bugün ter dökenler ise, işte kayıp kuşakların çocukları…
Çince’de “80 sonrası” denen bu kuşak, şimdilerde “yaşamak istiyorum” diye haykırıyor.
İşgücünün artık çoğunluğunu oluşturan yeni kuşak göçmen işçilerin kendilerine özgü karakterleri, özgürlük anlayışları ve bağımsız ruhları var.
Ana-babalarının aksine, sorumlulukları kendilerinden ibaret. Her birinin farklı saç kesimleri, giyim tarzları, renkleri var. Amaçları kentli yaşıtları gibi giyinmek, eğlenmek, cep telefonu kullanmak, aşık olmak…
Çinli patronlar, işte bu kuşağın ağırlığını her geçen gün omuzlarında daha fazla hissediyor. Çünkü, bu işçiler dinlenmek, tatil yapmak, fazla mesaiden kaçınmak, gezmek… yani insan olmak, “yaşamak” istiyor.
İşte bu yüzdendir ki, bu kuşak, sanıldığının aksine ücretleri hayli yüksek olan, kapısında binlerce işsizin kuyruk olduğu İphone üreticisi Foxconn’un yatakhane binalarından kendini ölüme atıyor.
Foxconn yönetimi, en düşük ücretimiz 131 dolar, konaklama ve yemeği üstleniyoruz… Psikologlarımız, spor sahalarımız var diyor… Ama, gencecik işçiler, yine de kendilerini ölüme bırakıyor!
Çünkü, genç işçiler üretim bandının yanında aynı hareketi soluksuzca binlerce kez yapmaya isyan ediyor… Gururları şefler tarafından azarlanmayı kaldırmıyor… Basketbol sahasında oynayabilecek zaman istiyor… Yorgunluğu kaldıramayan vücuduna isyan ediyor… Hayatın anlamının bittiği yerde, kendi yaşamları anlamsızlaşıyor.
GENÇLER NEDEN KENTİ SEÇİYOR
Çin’de yaşanan toplumsal başkalaşımı sayılı satırlara sığdırmak olanaksız. Bu açıdan, kitaplara konu olması gereken başka bir olgu da, 20-30 yıl önce göçmen işçilerin çaresizlikten terk ettiği toprakların da artık ekonomiye entegre olmaya başlaması.
80 Kuşağı işçiler, ülkenin iç kesimlerindeki kendi memleketlerinde de artık iş bulma ve para kazanma olanağına sahipler. Shenzhen, Pekin, Shanghay gibi metropollerdeki hayat pahalılığı göz önüne alındığında, taşrada yaşam daha cazip hale bile gelebiliyor.
Dolayısıyla, endüstriyel kıyı bölgelerine göç eden işçilerin sayısı da önemli ölçüde azalmış durumda. Hatta, küresel kriz nedeniyle işini kaybeden milyonlarca göçmen işçi, hayat pahalılığı nedeniyle kıyı bölgelerine geri dönmek istemiyor. Dönenler de, daha fazla sosyal hak, daha fazla ücret talep ediyor.
Çin İnsan Kaynakları Araştırma Merkezi’nin yayımladığı “İkinci Kuşak Göçmen İşçiler” raporunda, 80 Kuşağının kente göç arzularının arkasında yatan başlıca nedenler analiz edilmiş. Yapılan ankete göre, yeni kuşak işçilere neden kentli olmak istedikleri sorulmuş, cevaplar şöyle:
%59,8 – Kentlerde yaşam standartları daha yüksek
%36,4 – Taşrada sorumluluklar daha ağır
%36,3 – Çocuğum kentte daha iyi eğitim alabilir
%28,8 – Kentte emekli aylıkları daha yüksek
Genç köylü işçiler, Çin’in üretim topografyasında da köklü değişiklikler meydana getiriyor, istihdam ve yönetim modelleri değişiyor, sosyal hak ve özgürlük talepleri artıyor. İşgücü hareketliliği üst düzeye çıkıyor.
Dolayısıyla, ücret artışına dünden razı olan Çinli patronlar, işçi bulamamak, bulunca tutamamak, tutsa da köle gibi çalıştıramamak gibi dertlerle (!) boğuşuyor.
İşgücünde meydana gelen derin başkalaşım ile ilgili Çince’den bazı çeviriler yaparak yayımlayacağımı belirterek, sağlıcakla kalın.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmıştır. Yazar ve site adı belirtilerek, link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.
Çin malı oto satışları yüzde 40 arttı
Haber · 9 May 2010
Çin Otomobil ve Teknoloji Merkezi (CATRC), ülkede Nisan ayında 1 milyon 390 bin yerli üretim araç satıldığını bildirdi. Merkezin raporuna göre, yerli üretim araç satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 40 artış gösterdi. Çin’de üretim yapan otomotiv firmalarının üretimleri ise, geçen ay aylık bazda yüzde 9,82 gerileyerek 1 milyon 520 adede indi. Buna karşılık, araç üretiminde yıllık bazda yüzde 35,18 artış kaydedildi.
CATRC Direktörü Zhao Hang, otomotiv endüstrisinin hızla büyümeye devam edeceğini vurgulayarak, “Mayıs satışlarının olumlu geleceğini bekliyoruz. Tüketicilerin oto alım iştahı, indirim kampanyaları ve otomobil fuarının etkisiyle kabardı.” dedi.








