Çin şekeri zirveye taşıyabilir

Sadi KAYMAZ ·  31 August 2010

Dünyanın üçüncü büyük üreticisi olmasına rağmen iç talebi nedeniyle en büyük ithalatçı konumunda da olan Çin’in bu sene alımlarını geçen seneye göre yüzde 42 oranında artıracağı yönündeki araştırma piyasalarda heyecan yarattı.

Kaynak: Referans gazetesi

Ülkede bu yıl, geçen sene olduğu gibi üretimin düşeceği öngörülüyor. ABD Tarım Bakanlığı (USDA) verisine göre Çin’deki ham şeker üretimi 2008-2009 yılında yüzde 16 oranında 13.3 milyon tona, 2009-2010′da ise 11.6 milyona tona gerilemişti. Yine USDA’ya göre bu sene ülkenin talebi 14.9 milyon tona çıkabilir. Ülke 30 Eylül’de bitecek yıl için şimdiden yedi defa stok ihalesi yapmış durumda. İhalelerde satılan toplam şeker stoku böylece 1.47 milyon tona ulaştı.

Pekin yönetiminin ham şeker alımlarını bu sene geçen seneki rakam olan 1.06 milyon tondan 1.5 milyon tona çıkarabileceği ifade ediliyor. Eğer tahminler gerçekleşirse bu rakam son beş yılın da zirvesine işaret ediyor.

Arz sıkıntıları artışı destekliyor

New York’taki Kıtalararası Borsa’da (ICE) ham şeker fiyatları son günde 20.32 cent/pound düzeyini görmüş fakat kâr satışları ile haftayı 19.96 centten kapatmıştı. Artışa gerekçe olarak ise dünyanın en büyük üreticisi konumunda olan Brezilya’daki kuru havanın hasada zarar vereceği düşüncesi gösterilmişti. Zhengzhou Borsası’nda ise vadeli rafine şeker kontratları 18 Mayıs’taki dip fiyatından bugüne yüzde 17 oranında değer kazandı ve 802 dolar/ton düzeyine çıktı.

Artan satın almalar ile birlikte ICE’de şeker fiyatları son üç ayda yüzde 28 oranında artış gösterdi. Son gelişme ile birlikte bu artışın bir ralli havasına gidebileceği uzmanların beklentisi. Öngörüyü destekleyen arz verileri de mevcut. Şekerkamışı üretiminin önemli ülkeleri Endonezya ve Pakistan’da hasadın zarar görmesi pozitif baskılanmayı artırıyor.

Türkiye’ye giren yeni markaların işi kolay değil

Haber ·  24 August 2010

Türkiye’ye giren yeni markaların işi kolay değil

Ufuk Sandık / SABAH

Bin kişiye düşen otomobil sayısı her ne kadar dünya ortalamalarının altında da olsa, Türklerin otomobile olan ilgisi her geçen gün artıyor. Bu ilgi, Türk otomotiv pazarına her geçen gün yeni markaların girmesine neden oluyor. 70 milyon nüfuslu Türkiye, sahip olduğu pazar potansiyeliyle otomotiv üreticilerinin iştahını kabartıyor. Bugün distribütörleri tek bir çatı altına toplayan Otomotiv Distribütörleri Derneği’ne üye 55 marka bulunuyor. Marka sayısı her geçen gün artıyor.

Ancak, Türkiye pazarına giren her marka başarılı sonuçlar alamıyor. Son dönemde Türkiye pazarına giriş yapan Çinli Chery, DFM, Geely, İranlı Samand, Hintli Mahindra ve Güney Koreli Ssangyong’ın satış rakamları da bunu ortaya koyuyor. Bu 6 yeni markanın 2010 Ocak-Temmuz döneminde toplam pazardan aldığı pay ancak yüzde 1.3′ü buluyor. Toplam 340 bin adet aracın satıldığı 7 aylık dönemde, bu 6 markanın toplam satışı 4 bin 462 adet. Ancak, kısa sürede 4×4 pick-up pazarının lideri olan Ssangyong’un başarısının da altını çizmek lazım.

Hayal kırıklığı yarattı

Peki Türkiye pazarına giren özellikle Çinli markalar neden istenen başarıyı yakalayamadı. Bence iki nedeni var. Bundan birkaç yıl önce Çinli markalarla ilgili oldukça büyük bir yaygara koptu. Tüketiciler, ucuz otomobil beklentisine girdi. Ama Çinli markalar düşünüldüğü gibi ucuza Türkiye’ye gelmedi, hayal kırıklığı yarattı. Bir başka neden ise Çin pazarının büyüklüğü nedeniyle, Çinli markaların yurtdışına fazla konsantre olamaması ve bu yüzden Türkiye’deki distribütörlerine yeterli destek verememeleri. Ayrıca sadece otomobilde değil tüm Çin ürünlerinin kalitesiz olarak algılanması da etkili oluyor.

Ama Çin imajını silmek için 5 yıl 150 bin kilometre garanti vermeye başlayanlar da var. Bu tip uygulamaların artmasıyla birlikte satışlar önümüzdeki yıllarda daha farklı olabilir.

Sonuçta, Türkiye’ye giren yeni markaların işi kolay değil. Ama, Türkiye iştah kabartan bir pazara sahip. Sabırlı olan, marka imajını kuvvetlendiren Türkiye’de mutlaka yer edinir.

KAYNAK: Sabah

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/sandik/2010/08/23/turkiyeye_giren_yeni_markalarin_isi_kolay_degil

Anti-damping davalarının hedefinde Çin var

Haber ·  16 August 2010

Küresel çapta anti-damping davalarının yüzde 40′ı geçen yıl Çin’e karşı açıldı.

Çin Dış Ticaret Bakan Yardımcısı Zhong Shan, Qiushi dergisine yazdığı makalede, ülkesinin küresel ihracatın yüzde 9,6′sını gerçekleştirmesine rağmen, dünya çapındaki anti-damping davalarının geçen yıl yüzde 40′ına hedef olduğunu kaydetti. Çin’in uluslararası ticaret müzakerelerini yürüten temsilcisi konumundaki Zhong Shan, ülkesine karşı alınan telafi edici önlemler bakımından tablonun daha da ağırlaştığını belirterek, tüm telafi edici gümrük vergilerinin yüzde 70′ine Çin’in maruz kaldığını yazdı.

Çin’den ithal edilen lastiğe soruşturma

Haber ·  15 August 2010

Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM), Çin’den ithal edilen ‘ağır vasıta dış lastikleri, zirai araç dış lastikleri, iş makinesi dış lastikleri’ için halen uygulanmakta olan dampinge karşı önlemin yürürlükten kalkması halinde, dampingin ve zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesi ihtimaline karşı nihai gözden geçirme soruşturması açılmasına karar verdi.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğe göre, GTİP numaraları belirtilen Çin menşeli, bazı araçların dış lastikleri konusunda önlemin sona ermesinin damping ve zararın devamına veya yeniden meydana gelip gelmeyeceği konusunda inceleme yapıldı.

Nihai gözden geçirme soruşturmasının açılması için yeterli delillerin bulunduğunun anlaşıldığı belirtilen tebliğde, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu tarafından Çin menşeli, ağır vasıta dış lastikleri, zirai araç dış lastikleri, iş makinesi dış lastikleri için nihai gözden geçirme soruşturması açılmasına karar verildiği ifade edildi.

Tebliğe göre, ağır vasıta dış lastikleri, zirai araç dış lastikleri, iş makinesi dış lastiklerine uygulanan mevcut dampinge karşı önlem soruşturma sonuçlanıncaya kadar yürürlükte kalacak.

Otomobil dış lastikleri, hafif ticari araç lastiklerine uygulanan mevcut dampinge karşı önlem 20 Ağustos 2010 tarihinde yürürlükten kalkacak.

Tebliğ, bugün itibariyle yürürlüğe girerken, soruşturma da bugün itibariyle başlamış kabul edilecek.

Çin’de işgücü maliyetleri artışı tehdit mi, fırsat mı?

Blog ·  13 July 2010

Çin’in resmi haber ajansı Xinhua’da yer alan bir değerlendirme yazısında, artan işgücü maliyetlerinin tehdit mi yoksa fırsat mı olduğu tartışıldı.

Değerlendirmede, artan ücretlerin işletmeleri zora sokması nedeniyle istihdam sorununu ağırlaştırdığı belirtildi. Buna karşın, ucuz işgücüne dayalı kalkınma modelinin terk edilmesi açısından önemli bir fırsat oluşturduğunun altı çizildi. Ayrıca, işgücü maliyetleri artışının işletmeleri verimlilik artışına zorladığı ifade edildi.

İnsan Kaynakları ve Sosyal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Mo Rongshui, ülke çapında ortalama işçi ücretlerinin 600 yuan civarında olduğunu, bu yıl gerçekleşen son ücret artışlarından sonra ise 1500 yuane çıktığını söyledi.

Asgari ücretlerdeki keskin artışlara ilişkin görüşü de alınan Mo, ekonominin 2000 – 2009 arasında ortalama yüzde 10,3 büyüdüğü belirterek, işçi ücretlerindeki ortalama artışın ise bunun çok altında kaldığını vurguladı. Resmi verilere göre, Çin’in çeşitli bölgelerindeki asgari ücretler son 3 ayda yüzde 16 ila 31 arasında yükseltildi. Çin, küresel finans krizi nedeniyle son 2 yılda asgari ücret artışlarını dondurmuştu.

Bu noktada, son hafalarda gündemde öne çıkan işgücü maliyet artışlarının altında grevler gibi yan fakrötlerden ziyade, işgücünün niteliği ve ekonomindeki yapısal değişimlerin etkin rol oynadığını belirtmek gerekir.

YUAN KARARI İHRACATÇIMIZA UMUT OLDU, AMA…

Sadi KAYMAZ ·  23 June 2010

Çin Merkez Bankası, dolar karşısında dün yuanın değerini yükseltirken, bugün düşürdü.

Çin Merkez Bankası (PBOC), bu sabah referans yuan-dolar paritesini 6,8102′ye yükseltti. Pazartesi günü 6,8275 olarak ilan edilen resmi parite, dün 6,7980′e düşmüştü.

PBOC, belirlediği referans yuan-dolar paritesini günlük bazda işlem seansları açılmadan ilan ediyor. PBOC’un belirlediği parite, bankalararası döviz piyasasında yüzde 0,5′le sınırlı olmak kaydıyla dalgalanabiliyor.

ÇİN BANKALARI DOLAR TOPLADI

Çin’de bankalararası piyasada dün dolara yaşan hücum, Merkez Bankası’nın belirlediği referans paritenin tersine kaymasına yol açtı.

Çin Merkez Bankası (PBOC), Pazartesi günü değiştirmediği referans yuan-dolar paritesini dün 6,7980′e indirdi. Buna karşın, bankalararası piyasada dolara yoğunlaşan talep, dar bantta paritenin 6,8136 düzeyine çıkmasına yol açtı.

Analistler, dolar talebinin devlet bankalarından geldiğine işaret ederek, Pekin hükümetinin paritede iki yönlü hareket stratejisi benimsemiş olabileceğini belirtiyor. Pazartesi günü 6,8275 olarak belirlenen referans parite, bankalararası piyasada 8,7981′e kadar ilerlemişti. Dün ise, döviz kurunun ters yöne kayması ile dolara karşı yuan değer kaybetti.

PBOC, 2005-2008 yılları arasında yaşanan revalüasyon sürecinde de aynı stratejiyi benimseyerek, spot piyasanın kapanış verileri ile referans parite arasında yakın korelasyon kurmuş ve iki yönlü hareket stretejisini benimsemişti.

TÜRK İHRACATÇI KARLI ÇIKAR MI

Uluslararası piyasalarda euronun yaşadığı değer kaybı nedeniyle, dolara sabitlenen yuan yılbaşından bu yana euroya karşı yüzde 20 dolaylarında değerlendi.

Çin’in en büyük ihraç pazarının Avrupa Birliği olduğuna işaret eden analistler, esneklik kararına müteakip yuanın değerini döviz sepetine bağlamak suretiyle, Pekin yönetiminin euroda yaşanan düşüşe müdahale etmeyi de amaçladığını belirtiyor. Çünkü, Avrupa Birliği pazarına satış yapan Çinli ihracatçılar, euro karşısında yuanın değerlenmesi sürecinde ciddi rekabet kaybı yaşadı.

Bu açıdan, esneklik kararı Türkiye ile rekabetin yoğunlaştığı Avrupa Birliği pazarında Çin’in lehine sonuçlar doğurabilir.

GEİTHNER SIKINTISI

ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, Çin’in döviz kuru manipülatörü olup olmadığına ilişkin 15 Nisan’a kadar yayımlaması gereken Hazine raporunu, 12 Nisan tarihinde ertelediğini duyurmuştu. Konuyu diyalog yoluyla çözümleme yanlısı olduğunu belirten Geithner, Çin ile ABD arasında gerçekleşecek üst düzey ikili görüşmelerin yanı sıra, Toronto’da yapılacak G-20 Zirvesi’ni ertelemenin gerekçeleri olarak göstermişti.

Çin Merkez Bankası’nın kararında, döviz kurunda adım atılmaması halinde, ertelenen raporun Çin’in aleyhine çıkabileceği endişesinin de yattığı ifade ediliyor.

TİCARET BAKANLIĞI MEMNUN

Daha önce revalüasyona karşı tutumuyla bilinen Çin Ticaret Bakanlığı (MOFCOM), esneklik kararını olumlu karşıladığını bildirdi. MOFCOM Sözcüsü Yao Jian, döviz kuru reformunun orta ve uzun vadede işletmelerin rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlayacağını söyledi.

MOFCOM, olası bir kur dalgalanmasının ihracat sektörü üzerindeki etkilerini tespit etmek için geçtiğimiz aylarda stres terstleri gerçekleştirmişti.

ESNEK DÖVİZ GAZI KISA SÜRDÜ, PİYASANIN AYAĞI YERE BASTI

Blog ·  22 June 2010

Çin’in döviz kuru açıklaması ile Doğu Asya piyasalarında oluşan heyecan dalgası duruluyor.

Şanghay Bileşik Endeksi, günü yüzde 0,10 artışla 2588,70 puandan kapadı. Endeks, Merkez Bankası’nın Cumartesi günü yaptığı döviz kurunda esneklik açıklamasının yarattığı heyecan ile dün yüzde 2,90 yükselmişti. Daha küçük şirketlerin listelendiği Shenzhen borsası ise günü yüzde 0,35 yükselişle 10345,55 puandan kapadı.

Uzmanlara göre, dün piyasaları saran yuan heyacanı, Çin’in dolar kurundaki değişimi küçük çaplı hareketlerle uzun vadeye yayacağının anlaşılmasıyla kaybolmaya başladı.

Son 10 işlem gününü yükselişle kapatan Hong Kong borsası, bugün gerileyerek yüzde 0,45 düşüş gösterdi. Japon borsası da günü düşüşle tamamlayarak yüzde 1,22 geriledi.

DÖVİZ SÖZÜNDE İLK ADIM

Çin Merkez Bankası (PBOC) tarafından sabah yayımlanan verilere göre, dolar paritesi 6,7980 yuene tırmandı. Resmi dolar kuru böylece son 5 yılın en yüksek düzeyini gördü. PBOC verilerine göre, kur seviyesi dün sabah 8,8275 olarak ilan edilmişti.

PBOC, her sabah belirlediği günlük döviz paritesini ilan ediyor. PBOC’un belirlediği parite, spot piyasada gün içinde en fazla %0,5 dalgalanabiliyor. Dolar kuru, dün sabah 6,8275 olarak belirlenmiş ve spot piyasada sınıra yaklaşarak %0,44 kadar değerlenmişti. PBOC, bu sabah ise pariteyi 6,7980 olarak belirledi.

PBOC, Cumartesi günü 2008 yılından bu yana sabit tutulan dolar kurunu “esnetme” kararı aldığını duyurmuştu. Pazar günü yapılan açıklamada ise, dalgalanmanın ani ve büyük çaplı olmayacağı vurgulanmıştı.

Bu açıdan, Türk ihracatçılarımızın dün yaşadığı heyecanın da yerini aklıselime bıraktığını düşünüyorum. Çünkü, Çin’in hareketi ancak dar bantta ve kademeli olarak geçerli olacak. Keza, bir yıl içinde yuanın %5′ten fazla yükselmesi de başka köklü değişimler olmadıkça olanaksız görünüyor.

Öte yandan, yapılan stres testlerine göre, yalnızca düşük karj marjjıyla çalışan, rekabet gücünden neredeyse yoksun işletmeler olası bir değerlenmeden etkilenecek. Dolayısıyla, Türk şirketlerine rakip olan Çinli işletmelerin dalgalanmadan kısa vadede negatif etkilenmeyeceğini, orta ve uzun vadede ise pozitif etkileneceklerini düşünüyorum. Keza, Çinli uzmanlar, ucuz dövize dayanan şirketlerin sahneden çekilmesiyle, sağlam şirketlerin güçleneceğini belirtiyor.

2008 yılında Çin’i vuran küresel krizde, Çin’in güneyindeki 80 bin imalathane kapanmış, ancak ayakkabı ve tekstil ihracatında dramatik düşüşler meydana gelmediği gibi, ölçekli işletmeler daha da güçlenmişti.

Kayıp Kuşağın İşçi Çocukları; Çin’de İşgücü Başkalaşımı

Blog ·  22 June 2010

Çin’de kayıp kuşakların işçi çocukları, “yaşamak” istiyor

Çin tarihinin en türbülanslı ve trajik dönemlerinden biri olan Kültür Devrimi’nden sonra başlayan dışa açılma ve reform sürecinde, Çin ekonomisi hızla kalkınmaya başladı. Kalkınmanın arkasında ise, köylerinden endüstrileşen kıyı eyaletlerine göç eden on milyonlarca işçi bulunuyordu.

Son derece ağır çalışma koşullarında, tabiri caizse gece gündüz alın teri döken işçilerin ortak amacı, köylerinde bıraktıkları aileleriydi.

Bu amaç uğruna yaptıkları, aslında kendi yaşamlarını feda etmekten başka bir şey değildi.

Bebekleri aç kalmasın, ana-babaları hekim görsün, kardeşleri okusun diye; kimi zaman inşaat işçisi, kimi zaman üretim bandında robot oldular… Yatakhanelerde yatıp, bir tas pilavla doydular…

Aklıselimini kaybeden komünist Kültür Devrimi’nin yarattığı kayıp kuşağa, bu kez vahşi kapitalist endüstriyel devrimin yarattığı kayıp kuşak eklendi.

Bu kuşaklar, “her türlü zorluğa göğüs gerebilen” insanlar oldular. Bu anlama gelen, Çince’de “acıyı yiyebilmek” denen “chiku”, işte bu yüzden kayıp kuşakların en büyük hazinesi oldu.

Dünyanın fabrikasında bugün ter dökenler ise, işte kayıp kuşakların çocukları…

Çince’de “80 sonrası” denen bu kuşak, şimdilerde “yaşamak istiyorum” diye haykırıyor.

İşgücünün artık çoğunluğunu oluşturan yeni kuşak göçmen işçilerin kendilerine özgü karakterleri, özgürlük anlayışları ve bağımsız ruhları var.

Ana-babalarının aksine, sorumlulukları kendilerinden ibaret. Her birinin farklı saç kesimleri, giyim tarzları, renkleri var. Amaçları kentli yaşıtları gibi giyinmek, eğlenmek, cep telefonu kullanmak, aşık olmak…

Çinli patronlar, işte bu kuşağın ağırlığını her geçen gün omuzlarında daha fazla hissediyor. Çünkü, bu işçiler dinlenmek, tatil yapmak, fazla mesaiden kaçınmak, gezmek… yani insan olmak, “yaşamak” istiyor.

İşte bu yüzdendir ki, bu kuşak, sanıldığının aksine ücretleri hayli yüksek olan, kapısında binlerce işsizin kuyruk olduğu İphone üreticisi Foxconn’un yatakhane binalarından kendini ölüme atıyor.

Foxconn yönetimi, en düşük ücretimiz 131 dolar, konaklama ve yemeği üstleniyoruz… Psikologlarımız, spor sahalarımız var diyor… Ama, gencecik işçiler, yine de kendilerini ölüme bırakıyor!

Çünkü, genç işçiler üretim bandının yanında aynı hareketi soluksuzca binlerce kez yapmaya isyan ediyor… Gururları şefler tarafından azarlanmayı kaldırmıyor… Basketbol sahasında oynayabilecek zaman istiyor… Yorgunluğu kaldıramayan vücuduna isyan ediyor… Hayatın anlamının bittiği yerde, kendi yaşamları anlamsızlaşıyor.

GENÇLER NEDEN KENTİ SEÇİYOR

Çin’de yaşanan toplumsal başkalaşımı sayılı satırlara sığdırmak olanaksız. Bu açıdan, kitaplara konu olması gereken başka bir olgu da, 20-30 yıl önce göçmen işçilerin çaresizlikten terk ettiği toprakların da artık ekonomiye entegre olmaya başlaması.

80 Kuşağı işçiler, ülkenin iç kesimlerindeki kendi memleketlerinde de artık iş bulma ve para kazanma olanağına sahipler. Shenzhen, Pekin, Shanghay gibi metropollerdeki hayat pahalılığı göz önüne alındığında, taşrada yaşam daha cazip hale bile gelebiliyor.

Dolayısıyla, endüstriyel kıyı bölgelerine göç eden işçilerin sayısı da önemli ölçüde azalmış durumda. Hatta, küresel kriz nedeniyle işini kaybeden milyonlarca göçmen işçi, hayat pahalılığı nedeniyle kıyı bölgelerine geri dönmek istemiyor. Dönenler de, daha fazla sosyal hak, daha fazla ücret talep ediyor.

Çin İnsan Kaynakları Araştırma Merkezi’nin yayımladığı “İkinci Kuşak Göçmen İşçiler” raporunda, 80 Kuşağının kente göç arzularının arkasında yatan başlıca nedenler analiz edilmiş. Yapılan ankete göre, yeni kuşak işçilere neden kentli olmak istedikleri sorulmuş, cevaplar şöyle:

%59,8 – Kentlerde yaşam standartları daha yüksek

%36,4 – Taşrada sorumluluklar daha ağır

%36,3 – Çocuğum kentte daha iyi eğitim alabilir

%28,8 – Kentte emekli aylıkları daha yüksek

Genç köylü işçiler, Çin’in üretim topografyasında da köklü değişiklikler meydana getiriyor, istihdam ve yönetim modelleri değişiyor, sosyal hak ve özgürlük talepleri artıyor. İşgücü hareketliliği üst düzeye çıkıyor.

Dolayısıyla, ücret artışına dünden razı olan Çinli patronlar, işçi bulamamak, bulunca tutamamak, tutsa da köle gibi çalıştıramamak gibi dertlerle (!) boğuşuyor.

İşgücünde meydana gelen derin başkalaşım ile ilgili Çince’den bazı çeviriler yaparak yayımlayacağımı belirterek, sağlıcakla kalın.

Sadi KAYMAZ

Page copy protected against web site content infringement by Copyscape

Sadi Kaymaz tarafından yazılmıştır. Yazar ve site adı belirtilerek, link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.


Çin’de en yüksek asgari ücret 164 dolar

Sadi KAYMAZ ·  20 May 2010

Ucuz işgücü cenneti olarak bilinen Çin’de asgari ücretler son beş yılda yarı yarıya yakın arttı.

Çin İnsan Kaynakları ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre, Şanghay kenti asgari işçi ücretinin en yüksek olduğu kent konumunda bulunuyor. Asgari ücret, ticaret ve finans merkezi Şanghay’da 1120 yuane (164 dolar) çıktı. Sanayi imalatının yoğunlaştığı Zhejiang eyaletinde 1100 yuan düzeyine yükseltilen asgari ücret, ülkenin güneyinde bulunan ihracat merkezi Guangdong’da 1030 yuane çıkarıldı.

Küresel kriz nedeniyle, geçen yıl ülkede asgari ücretler dondurulmuştu. Son 2 ayda ise, toplam 10 eyalet ve eyalet düzeyindeki yönetim birimi, yüzde 6 ila 22 arasında değişen oranlarda artışa gitti. Buna göre, asgari işçi ücreti ağır sanayi merkezi Jilin eyaletinde 820 yuan, ülkenin orta kesimindeki Hubei eyaletinde 900 yuan, yüz binlerce kömür işçisini barındıran Shanxi eyaletinde 850 yuan, zengin eyaletlerden Shandong’da 920 yuan düzeyine çıkarıldı. Eyalet düzeyinde bulunan merkeze bağlı şehir statüsündeki Shanghay’a ek olarak, Tianjin ve Pekin şehirlerinde sırasıyla 850 ve 920 yuan dolayında bulunuyor. Ülkenin en geri kalmış bölgelerinden Ningxia’da ise asgari ücretli işçiler yalnızca 490 yuan kazanıyor.

Asgari ücret, 2006 yılında Şanghay’da 750, Pekin’de 640, Guangdong’da 700, Shandong’da 620 yuan dolaylarındaydı.

Çin’in Döviz Kontrolü

admin ·  4 May 2010

Döviz ile Ödemeler ve Döviz ile Ödeme Kabul Etme Üzerinde Denetim

Çin Halk Cumhuriyeti’nde (ÇHC) döviz ile ödemeler, cari hesap veya sermaye hesapları üzerinden gerçekleştirilmektedir. Cari hesap, ticaret ve işgücüne ilişkin ödemelerin tek yönlü döviz transferleri ile yapılmasını kapsamaktadır. Cari hesaplar üzerinden yapılan uluslararası ödemeler ve transferler hakkında herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Sermaye hesabı, doğrudan yatırımlar, her türlü kredi, portföy yatırımı ve benzeri gerekçeler ile döviz ödemeleri ve ödeme alıntısını kapsamaktadır. Sermaye hesabı haraketleri üzerinde sıkı bir denetim mevcuttur.

Yabancı Sermayeli İşletmelerin Döviz Transferleri Üzerindeki Deneti

a) Cari Hesaplar

Cari Hesaplar Altında Alınan Döviz Transferleri

Yabancı sermayeli işletmeler (Foreign-invested enterprise, FIE), Devlet Döviz İdaresi’nin (the State Administration of Foreign Exchange – SAFE) ön onayını alarak, SAFE’den alınan “Döviz Tescil Sertifikası” ( Foreign Exchange Registration Certificate) ve diğer destekleyici belgeler ile birlikte ÇHC Hükümetince belirlenmiş bankalarda döviz hesabı açabilmektedir. Yabancı sermayeli işletmeler, banka cari hesablarına transfer edilen dövizin hepsini hesapda tutamamakta ve sadece SAFE’nin belirlediği miktar dövizi cari hesaplarında muhafaza edebilmektedir. Sözkonusu miktarı aşan döviz, ÇHC hükümetince belirlenmiş bankalara satılmak zorundadır. … >>>!

Sonraki Sayfa »

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes
Copy Guarded by IamShekhar's WP-CopyGuard.