PMI Yükselişi Mevsimsel, Etkisi Sınırlı

Sadi KAYMAZ ·  2 September 2010

Ağustos ayı PMI yükselişinin esasen mevsimsel faktörlerden kaynaklandı.

Geçmiş yıllarla kıyaslandığında, yükseliş oranının 2008 hariç diğer dönemlerin gerisinde kalması, ekonomideki yavaşlama trendinin halen devam ettiğini gösteriyor. Buna karşın, yavaşlama ivmesi hafifledi. Yavaşlama ve enflasyon beklentisiyle borsada düzeltme hareketleri devam ediyor.

Öte yandan, PMI endeksinin satın alma fiyatları kaleminde kaydedilen belirgin artış, üretici fiyatları üzerindeki yükselişin habercisi olabilir.

Çin Lojistik ve Satınalma Federasyonu (CFLP) tarafından yayımlanan resmi verilere göre, Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ağustos ayında öncekine göre 0,5 yükselişle 51,7′e çıktı. Büyük ölçekli işletmelerin ağırlık taşıdığı resmi endekste önceki 3 ayda gerileme kaydedilmişti.

Resmi endeksin yanı sıra, küçük ve orta ölçekli işletmelerin öne çıktığı HSBC endeksi de imalatta genişlemeyi gösterdi. HSBC Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne göre, Çin’in ağustos ayı imalat endeksi 51,9′a yükseldi. HSBC verileri, üst üste iki aylık düşüşle Temmuz’da 49,4′e kadar gerileyerek yılın en düşük seviyesini görmüştü.

Çin’de Enflasyon Tedirginliği

Sadi KAYMAZ ·  14 July 2010

Çin’in güneyinde haftalardır etkisini sürdüren şiddetli yağışların neden olduğu sellerin, tarımsal üretime büyük darbe vurduğu bildiriliyor.

Analistler, sebze ve meyve fiyatlarındaki önemli artışlara işaret ederek, yarın açıklanacak enflasyon rakamlarının yılın en yüksek düzeyine çıkacağına kesin gözüyle bakıyor.

Çin’in en büyük ekonomi ve finans portalı Hexun.com’un piyasa analistleri ile yaptığı anket sonuçlarına göre, tüketici fiyatları endeksinin %3,2 ila %3,5 arasında arttığı tahmin ediliyor.

Çin’de en hassas göstergelerin başında gelen enflasyonun bu yıl yüzde 3 düzeyinde tutulması planlandı. Kırmızı çizgi olarak nitelenen eşik, ilk kez Mayıs ayında geçilmişti.

Öte yandan, Çin’in enerji tüketimi, haziran ayında bir önceki aya göre yavaşladı. Çin Enerji İdaresi (NEA), enerji tüketimin geçen ay yüzde 14,14 yükseldiğini açıkladı.

Çin’de enflasyon tırmanıyor

Sadi KAYMAZ ·  20 May 2010

Aşırı ısınma sinyalleri veren Çin’de enflasyon baskısı da artıyor.

Çin İstatistik Bürosu (NBS), tüketici fiyatları enflasyonunun Nisan ayında geçen yıla göre yüzde 2,8 yükseldiğini açıkladı. Açıklamaya göre, aynı dönemde üretici fiyatları endeksinde yüzde 6,8 artış kaydedildi.

Tüketici fiyatları enflasyonu, geçen yılın aynı ayında yüzde 1,5 düşüş göstermişti. Nisan ayı enflasyon artışının, bir önceki aya göre de yüzde 0,4 hızlanması, enflasyon baskının beklendiği gibi etkisini göstermeye başladığına işaret ediyor.

Çin Merkez Bankası’nın dün yayımladığı raporda, işçi ücretleri ile hammadde ve gıda fiyatları artışlarının enflasyon baskısı yarattığı belirtilmişti.

Bugün açıklanan NSB verilerine göre, gıda fiyatları artışı yüzde 5,9 olurken, gıda dışı enflasyon artışı yüzde 1,3 oldu. Son 3 ayda ise çoğunluğu endüstrileşmiş kıyı bölgelerinde bulunan 8 eyalet yönetimi, asgari işçi ücretlerini yüzde 5 ila 13 arasında değişen oranlarda artırdıklarını açıkladı.

Özellikle demir cevheri ve petrol fiyatları olmak üzere, ekonomiyi besleyen ithal hammadde fiyatlarında gerçekleşen küresel ölçekli artışlar da enflasyon ithali şeklinde etkisini gösteriyor.

FAİZ, ENFLASYONUN ALTINDA KALDI

Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden ardı ardına gelen faiz artırımı haberlerine karşın, Çin Merkez Bankası (PBOC) faiz silahını kullanmaktan kaçınıyor.

Enflasyon rakamlarının son iki aydır yüzde 2,25 düzeyindeki yıllık tasarruf faizlerinin üstüne seyretmesi, faiz artırımı beklentilerine yol açan en önemli etken durumunda bulunuyor. Uzmanlar ise, güçlü artırım beklentilerine rağmen, PBOC’un birkaç ay daha artırımdan kaçınabileceğini vurguluyor.

Çinli ekonomistlere göre, PBOC, yeni yılda 3 kez zorunlu rezerv oranlarını yükselmenin yanı sıra, bankaların kredi verme politikalarını da kısıtlıyor. PBOC, ayrıca, son haftalarda yoğunlaşan tahvil ihaleleri aracılığıyla piyasadan yüklü miktarlarda likidite çekiyor.

PBOC, bugün yaptığı açıklamada, M2 para tabanında geçen ay yüzde 22,5 genişleme kaydedildiğini bildirdi. Genişleme, geçen yılın aynı ayında yüzde 25 düzeyinde gerçekleşmişti.

Çin hükümetinin, emlak piyasasında spekülasyonu önleyici tedbirlerin ise etkisini gösterdiği gözleniyor. Ülkenin en büyük 70 kentini kapsayan konut fiyatları artışının Nisan ayında yüzde 12′nin üstüne çıkarak rekor kırmasına rağmen, emlak piyasası analistleri, konut alım-satım hacminde yüzde 60′lara varan olağan üstü düşüşler yaşandığını ifade ediyor.

Çin Devlet Konseyi, geçen ay bankaların birden fazla evi olan vatandaşlara konut kredisi vermesini yasaklamıştı. Pekin Belediyesi ise, önlemleri daha da sıkılaştırarak, her ailenin peşin ödeme vasıtasıyla birden fazla ‘yeni ev’ almasının önünü tıkamıştı.

Çin’de kötü haber enflasyon, iyi haber konut fiyatları

Blog ·  11 May 2010

Çin’de uzunca zamandır geliyorum diyen enflasyon, Nisan ayında kendini iyice gösterdi. Bırakın gösterge faizlerini, iki yıllık tasarruf faizi oranı bile enflasyonun altında kaldı.

Çin İstatistik Bürosu (NBS), tüketici fiyatları enflasyonunun Nisan ayında geçen yıla göre yüzde 2,8 yükseldiğini açıkladı. Açıklamaya göre, aynı dönemde toptan eşya fiyatlarında yüzde 6,8 artış kaydedildi.

Enflasyon önceki ay 2,4 düzeyindeydi. Geçen yılın aynı döneminde ise eksi 1,5.  Enflasyon beklenti anketlerinde ise, tahminler 2,5-2,8 arasında yoğunlaşıyordu. Dolayısıyla, enflasyon beklentiler dahilinde, ama üst sınırda gerçekleşti.

Aslında, dün açıklanan Merkez Bankası (PBOC) raporu, enflasyonu deşifre etmişti. PBOC, işçi ücretleri ile hammadde ve gıda fiyatları artışlarının enflasyon  baskısı yaratan başlıca etkenler olduğunu vurgulamıştı. Dolayısıyla, iki yapısal ve bir dönemsel etken öne çıkıyor.

Bugün açıklanan NSB verilerine göre, gıda fiyatları artışı yüzde 5,9 olurken, gıda dışı enflasyon artışı yüzde 1,3 oldu. Son 3 ayda ise çoğunluğu endüstrileşmiş kıyı bölgelerinde bulunan 8 eyalet yönetimi, asgari işçi ücretlerini yüzde 5 ila 13 arasında değişen oranlarda artırdıklarını açıkladı. Asgari ücretlerden çok, işçi arzındaki yapısal problemler ücretleri artıyor. Özellikle, köylü işçilerin iç bölgelerin kalkınmaya başlamasıyla birlikte kıyıdan çekilmeye başlamaları. Bunun yanı sıra, 80 sonrası yeni nesil işçilerin, daha fazla hak ve sosyal imkan talep etmesi gibi nedenler de, Çinli fabrikaları asıl zora sokan nedenlerin başında geliyor.

Diğer taraftan, enflasyon ithal ediliyor. Özellikle demir cevheri ve petrol fiyatları olmak üzere, ekonomiyi besleyen ithal hammadde fiyatlarında gerçekleşen küresel ölçekli artışlar da enflasyon ithali şeklinde etkisini gösteriyor.

Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden ardı ardına gelen faiz artırımı haberlerine karşın, Çin Merkez Bankası (PBOC) faiz silahını kullanmaktan kaçınıyor.

Enflasyon rakamlarının son iki aydır yüzde 2,25 düzeyindeki yıllık tasarruf faizlerinin üstüne seyretmesi, faiz artırımı beklentilerine yol açan en önemli etken durumunda bulunuyor. Güçlü artırım beklentilerine rağmen, PBOC’un birkaç ay daha artırımdan kaçınabileceği görüşü yavaş yavaş ağır basıyor.

PBOC, yeni yılda 3 kez zorunlu rezerv oranlarını yükselmenin yanı sıra, bankaların kredi verme politikalarını da kısıtladı. PBOC, ayrıca, son haftalarda yoğunlaşan tahvil ihaleleri aracılığıyla piyasadan yüklü miktarlarda likidite çekiyor.

PBOC, bugün yaptığı açıklamada, M2 para tabanında geçen ay yüzde 22,5 genişleme kaydedildiğini bildirdi. Genişleme, geçen yılın aynı ayında yüzde 25 düzeyinde gerçekleşmişti. Yıllık hedef ise yüzde 18 dolaylarında.

En kritik konu ise, Çin hükümetinin konut fiyatları spekülasyonunu önlemek için uyguladığı tedbirlere piyasanın çok hızlı tedbir vermiş olması. Geçen ay konut fiyatlarının rekor düzeyde artış gösterdiğinin açıklanması, aslında hükümetin son derece doğru bir zamanlamayla, oldukça kararlı ve sert önlemler aldığını ortaya koyuyor. En önemlisi, konut piyasası, hükümetin ciddiyetine tartışmasız biçimde inanıyor.

Nitekim, büyük şehirlerde emlak piyasasında son iki haftadır yaptak kıpırdamıyor. Örneğin, Pekin’de işçi bayramı tatili konut satışlarının altın dönemidir. Oysa, Pekin belediyesinin geçen ayın son günü açıkladığı aşırı sert tedbirlerin etkisiyle, 4 günde yalnızca “bir” konut satışı gerçekleşti.

Ülke genelinde, son iki haftada alım-satım hacimlerinde en az yüzde 50′lik dramatik düşüşler yaşandığı haberleri geliyor.

Çin Devlet Konseyi, geçen ay bankaların birden fazla evi olan vatandaşlara konut kredisi vermesini yasaklamıştı. Pekin Belediyesi ise, önlemleri daha da sıkılaştırarak, her ailenin peşin ödeme vasıtasıyla birden fazla ‘yeni ev’ almasının önünü tıkamıştı.

Çin’de 90′ların sonundan bu yana, istatistiklere göre alım-satım hacimlerindeki düşüşler, yaklaşık 6 ay sonra fiyatlara yansıyor. Buna göre, sektör analistleri özellikle son çeyrekte konut fiyatlarında yüzde 30′u aşan düşüşler görülebileceğinden söz ediyor.

Bir de, çok söz edilen emlak balonu riski. Evet, ciddi bir balon var. Ancak, Çin ekonomisinde yatırım olanakları sınırlı olduğu müddetçe, varlık balonlarının mevcudiyeti kaçınılmaz. Nitekim, parasını konut piyasasına aktaran Çinliler’e “neden” sorusunu yönelttiğinizde, alacağınız cevap, hiç şüphesiz, “Peki nereye koyayım” olur… Dolayısıyla, bizdeki gibi, paranın emlak piyasasından alternatif araçlara ya da yurtdışına kaçması mümkün değil. Likiditenin, fizik teorilerine aykırı olarak buharlaşmasını da bekleyemeyeceğimize göre, balon nasıl sönecek.

Son olarak, geçen hafta katıldığım bir seminerde konuşan, Çin’in en prestijli ekonomistlerinden Fan Gang, şöyle diyordu: “Evet, balon var. Peki siz, Çinlilerin aptal olduklarını mı düşünüyorsunuz. Çin, aptal olduğu için, balonun şiştikçe şişmesi bekleyecek, en sonunda patlamasını mı izleyecek.”

Hükümetin bankalara kredileri durdurun emri verebildiği topraklara uzaktan bakıp,   “faiz artımı gecikti, hükümet emlak balonuna seyirci kalıyor” demek,  Çinli liderlerin en sevdiği “Çin’e özgü…” nitelemesinin unutuluyor olduğu izlenimi veriyor.

(Konu ile ilgili olarak, Çinli uzmanların yarınki değerlendirmelerinden bazılarını Türkçe’ye çevireceğim)

Batılı iktisadi tezlerle, Çin’e reçete yazmak

Blog ·  10 May 2010

Çin’de ekonomi aşırı ısınma sinyalleri veriyor. Başını alıp giden inşaat sektörü; bankacılıktan çeliğe kadar uzanan, en uzun endüstri zincirinin, en kritik halkasını oluşturuyor. Bunun yanı sıra, kilit sanayilerden otomotivde aşırı ısınma tehlikeli. Oto satışları, baz verilerin yüksekliğine rağmen, yıllık yüzde 40 dolayında artış gösterebiliyor. Özellikle, yolcu ve yük taşıtları satışlarında patlama var.

Enflasyon geçen ay beklentilerin altında geldi. Buna karşın, enflasyon artışının hızlanması kaçınılmaz. Öncelikle, yükselen hammadde fiyatları ile enflasyon ithal ediliyor. Artan işçi ücretleri ciddi enflasyon baskısı yaratıyor.Kuzeyi aylar boyu saran aşırı soğuk ve güneyini kavuran kuraklık gıda ürünleri kalemini şişiriyor. Para tabanında yüzde 20′ler ile ölçülen genişlemelerin yarattığı aşırı likidite, enflasyona davetiye çıkarıyor. Son olarak, geçen sene gerçekleşen negatif enflasyon rakamlarının düşük baz etkisiyle, enflasyonun tırmanması kaçınılmaz görünüyor. Hükümetin hedefi yüzde 3 dolaylarında. Buna karşın, pek çok kuruluş yüzde 4′ü aşabileceğini raporluyor.

Aşırı ısınma ve enflasyon beklentilerine karşı, sıkılaştırıcı politikalara kademeli olarak geçildi. Kredilerde sıkılaştırma var. Merkez, durmadan tahvil ihraç ederek, piyasadan likidite çekiyor. Zorunlu karşılıklarda 4 ayda 3′üncü artış gerçekleşti.

Bu şartlar altında, Çin’den beklenen faiz artırımı.

Çin’de Batı iktisadı bakımından gayri nizami olarak nitelenebilecek politika araçları aktif olarak kullanıyor.Örneğin, hükümet bankalara “kredileri 10 gün durdurun” diyebiliyor. Sektörün devlete ait 4 büyük dev bankası, salt finansal saiklerle hareket etmiyor. Bankalar, aynı zamanda politikası aracı. Öte yandan, faiz artırımı yerine, mikro düzeyde frene basılıyor. Örneğin, bankalara 3′üncü ev için “konut kredisi” vermeyin denebiliyor. Ya da, ikinci ev alıcıları %10 faizler mortgage almak zorunda kalabiliyor.

Ekonominin pek çok kesiminde, çeşitli bakanlık ve diğer yetkili organlar tarafından mikro ölçekli soğutma operasyonları yapılıyor.

Dolayısıyla, Batılı iktisadi gözlüklerle, “Çin’in hemen yarın faiz artırması lazım” diye uzunca zamandır teorik çıkarımlar yapan ekonomistler,  ekonominin sosyalist mahiyetini unutuyor gibi görünüyor. Fakat, sosyalist piyasa ekonomisi hükümetlerinin elinde, Batılı karşıtlarından daha fazla para ve maliye politikası aracı bulunuyor. Çin, Amerikan ekonomisinin işlediği gibi işlemiyor.

Gelelim, dışardan bakınca, ziyadesiyle gecikmiş gibi görünen faiz artırımının zamanlamasına.

Herşeyden önce, mikro düzeyde alınnan kısmi soğutma tedbirlerinin işe yaradığı görülüyor (Örneğin, Konut fiyatları artışı durdu). Buna karşın, enflasyon baskısı ağırlığını giderek artıyor. En önemlisi, varlık balonları tehlikesi sürüyor. Aşırı ısınma dinamikleri altan alta işliyor.

Bu şartlar altında, Merkez Bankası en fazla iki ay daha enflasyon verilerini bekleyebilir. Çünkü, enflasyonun gerisinde kalan 2.25 düzeyindeki tasarruf faizleri, reel faizleri eksiye çevirmiş durumda.

Bugünlerde yayımlanacak Nisan verilerinin beklenenden önemli oranda sapması ise, faiz artırımını ivedi hale getirebilir.  Son olarak, komünist parti yayın organı Halkın Günlüğü’nde çıkan bir köşeyasında, faiz artırımına işaret edildiğini de belirtmeden geçmemek gerekir.

Çin zorunlu karşılıkları artırdı, faiz rafa mı kalktı ?

Sadi KAYMAZ ·  4 May 2010

Zorunlu karşılık düzenlemesi, faiz artırımının yerini tutmaz

Kaynak: Zhongzheng Wang Çeviri: Sadi Kaymaz

SWS Araştırma Enstitüsüne göre, gerçekleştirilen 3′üncü zorunlu karşılık oranı artışının 2 temel nedeni var: Birincisi aşırı likiditenin emilmesi. İkincisi, aşırı ısınan ekonominin engellenmesi.

Yılın ilk çeyreğinde verilen kredilerin, öngörülen miktarı 300 milyar yuan aşarak 2,6 trilyon yuane ulaştığını belirten SWS Research, ikinci çeyrekteki sıkılaştırmanın, yılın geri kalan yarısındaki kredilerin %60 düzeyinde tutulmasına katkı sağlayacağını sağlayacağını kaydetti.

Öte yandan, doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve dış ticaret fazlası miktarı düşülünce boyutları 70 milyar dolara ulaşan sıcak para hacmi, likidite baskısını ağırlaştırıyor. Açık piyasa araçlarından biri olan zorunlu karşılık oranları, banka fonlarının bir kısmını alıkoyabilir ve yeni kredi verme kapasitesini sınırlayabilir. 50 baz puanlık artış, 300 milyar yuanlik banka fonunu zapt edebilir.

Yılın ilk çeyreğinde GSYİH artış hızı %11,9′a çıktı. Merkez Bankasının mevsimsel etkilerden arındırılmış tahminine göre, büyüme hızı %12,2′yi buldu ve potansiyel büyüme oranını geçti. Kömür, elektrik, petrol ve taşımacılık boyutunda henüz bir arz yetersizliği ortaya çıkmasa da, çıktı miktarı potansiyel üretimi eğrisinin üzerine çıktı. Tüfe artışı beklenenin altında gerçekleşti. Buna karşın, özellikle hammadde ve yakıt fiyatlarındaki artışlar, TEFE’nin hızlanma ivmesini kuvvetlendiriyor. Enflasyon baskısındaki artış açıkça görülüyor.

Bu şartlar altında, zorunlu karşılıklar ayarlaması likiditeyi sınırlayarak, ekonomide ortaya çıkan aşırı ısınma engelleme amacını taşıyor.

SWS Research’e göre, yıl sonuna kadar zorunlu karşılık oranlarında bir puanlık artış alanı daha bulunuyor. Niceliksel bir düzenleme aracı olan zorunlu karşılıklar ile niteliksel düzenleme enstrümanı faiz oranları birbirinin yerini tutamaz.

GSYİH, yatırım, Tüfe, krediler ve para arzını kapsayan 5 temel faktör göz önüne alındığında, faiz artırımının kaçınılmaz olduğu bir sürece girildiğini kaydeden SWS Research, buna rağmen artırımın Temmuz’dan önce gerçekleşmeyeceğini savundu.

Faiz artırımının ideal zamanlamasını değerlendiren enstitü; ilk çeyrekteki %11,9′luk büyüme hızı ve %26′lık sabit sermaye yatırımlarının yüksekliği, öngörülen miktarı 300 milyar yuan aşan kredileri, %17 olarak planlanan M2 artışının %22′yi bulmasını, beklentilerin altında gerçekleşse de güçlenen enflasyon baskısını gibi faktörleri önceleyecek 2′inci çeyrek verilerinin açıklanmasının ardından, faiz artırımı için en uygun zeminin oluşacağını kaydetti.


Page copy protected against web site content infringement by Copyscape

Sadi Kaymaz tarafından Çince orjinalinden çevrilmiştir. Link vermek kaydıyla referans gösterilebilir.


Çin’de kritik gösterge: “Çıktı açığı”

Sadi KAYMAZ ·  30 April 2010

Ekonomide aşırı ısınma riskinin habercisi: “Çıktı açığı, Mart ayında son 12 yılın en üst düzeyine çıktı”

Kaynak: Huanqiu Shibao Çeviren: Sadi Kaymaz

“… Merkez Bankası verilerine göre; son 7 aydır genişleyen endüstriyel “çıktı açığı”, 1998 yılından beri en yüksek düzeye çıktı.

İlk çeyrekteki %11,9′luk GSYİH artışına rağmen, aşırı ısınma kaygıları hafifledi. Analistler ise, Merkez Bankası’nın (PBoC) hesapladığı çıktı açığının 12 yılın zirvesine çıkışını, aşırı ısınma semptomlarının habercisi olarak değerlendiriyor. Buna ek olarak, imalat dışı ticaret açığının bir önceki aya oranla 3′e katlanarak Mart’ta 30 milyar dolar gibi tarihi bir seviyeye çıkması, iç yatırımların daha da hızlanabileceğini gösteriyor. Bunlar da ekonominin aşırı ısınma riski ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

PBoC’un araştırma ve istatistik departmanı, Ulusal İstatistik Bürosu’nun (NBS) açıkladığı istatistiklerde bulunmayan bazı veriler yayımladı. İlk olarak, mevsimsel etkilerden arındırılmış ilk çeyrek hasılası geçen yıla göre %12,2 büyüdü. Bir önceki çeyreğe göre büyüme %0,9 hızlandı. İkincisi, potansiyel üretim ile gerçekleşen üretim arasında Mart ayında yüzde %3,06′lık pozitif fark oluştu. Potansiyel üretim ile gerçekleşen üretim arasındaki fark, son 7 aydır genişleyerek 1998′den bu yana en yüksek düzeye ulaştı. Üçüncüsü, ağır sanayinin yarattığı katma değer artışı, hafif sanayininkini 6,6 baz puan geçti. Ağır ve hafif sanayi arasındaki fark, ilk kez üst üste 5 ay boyunca açıldı. Dördüncüsü, elektrik üretimi Mart ayında bir öncekine göre %17,6, geçen yıla göre %18,9 arttı. İlk çeyrek elektrik üretimindeki artış ise yüzde 20,8′i buldu. PBoC’ın bu verileri, ilk çeyrek büyümesinin geçen yıla ait baz verilerin düşük olmasından kaynaklanmadığını gösteriyor olabilir. …”

Shenyin & Wangguo Securities baş analisti Huiyong Li’ye göre, geçmiş deneyimler ışığında, aşırı ısınma yargısı için 3 temel kriter bulunuyor: İlk olarak, çıktı açığının pozitif olması. Pozitif açık, ekonomik büyüme hızının potansiyel büyüme hızını geride bıraktığı anlamına geliyor. İkincisi, kömür, elektrik, petrol ve taşımacılık arzında yetersizlik ortaya çıkması. Üçüncüsü, ağır enflasyon baskısının ortaya çıkması. Li’ye göre, yalnızca birinci kriter aşırı ısınmaya işaret ediyor. %11,9′lık ilk çeyrek hasılası artışı verisi, mevsimsel düzeltme ile yüzde 12′yi geçtiği için potansiyel büyümeyi aştı. Kömür, elektrik, petrol ve ulaştırmada arz yetersizliği yok. Fakat, hammadde çıktısının keskin artış trendine geçmesi, yatırım talebinin son derece kuvvetli olduğunu gösteriyor. Fiyatlara gelince, bu kriterin etkisi gecikmeli olarak görülür. Yatırımlardaki aşırı artış, genellikle gecikmeli olarak enflasyon artışlarına yol açar. … >>>!

Çinli ekonomistlerin kafası karışık

Sadi KAYMAZ ·  28 April 2010

Analistlerin faiz artırımının zamanlaması konusunda oldukça farklı görüşleri var.

Kaynak: China Securities Journal (Çince) Çeviren: Sadi Kaymaz

Çin’in para politikasının yönüyle ilgili görüşlerin dillendirilmesine rağmen, 24 Nisan Cumartesi günü kafalar iyice karıştı. Merkez Bankası’nın 3 yetkilisinden aynı gün çıkan 3 farklı cümle:

Önce, Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan (Cou Şiaoçuan) Washington’da konuştu: “Çin, fiyatların gidişatı ve enflasyon beklentilerinin yönetimini yakından takip ediyor.” Sonra, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun yeni atanan üyesi Li Daokui Pekin’den konuştu: “Çin ekonomisinin en önemli problemi emlak fiyatlarında görülen hızlı artışlar”. Son olarak, Çin Halk Bankası (Merkez Bankası) Araştırma Komisyonu’nun teftiş turuna çıkan üyesi Li De, Şanghay’da konuştu: “Merkez Bankası’nın faiz artırımına gitme olasılığı oldukça yüksek”. 25 Nisan Pazar günü yayımlanan Pekin Üniversitesi Ulusal Kalkınma Araştırmaları Enstitüsü Langrun Raporu’nda ise, “Faiz artırımı beklentileri giderek kuvvetlenmeye başladı” denildi.

Zhou Xiaochuan, IMF Para ve Finans Komitesi’nin Washington’daki konferansında, “Çin para ve maliye politikası gibi araçları sentezleyerek, fiyatların gidişatı ve enflasyon beklentilerinin yönetimini yakından takip edecek ve her türlü potansiyel sistemik riski etkin biçimde önleyip çözecek” diye konuştu.

Son dönemde, Çin ekonomisinin karşı karşı bulunduğu oldukça ciddi enflasyon tehlikesinin farkına varanların sayısı gittikçe arttı. PBoC’un Bank of China müşterileri ile gerçekleştirdiği ankete göre, enflasyon artış beklentisine sahip tasarruf sahiplerinin oranı son 4 çeyrektir yükselerek yüzde 73,4′e çıktı. Sosyal Bilimler Akademisi’nin ekonomiye ilişkin yayımladığı “Mavi Kitap”, bu yıl tüketici fiyatlarında %3,5 artış öngörüyor. Enflasyon öngörüsü, %3′lük ılımlı artış seviyesini aşıyor. Jingji Cankao gazetesine konuşan Credit Suisse Yönetim Kurulu Üyesi ve Asya Şef Ekonomisti Dong Tao, yılın ikinci yarısında enflasyonun artış oranının mutlaka yükselmeye başlayacağını, tüm yıl boyunca ise artış oranının %4′ü geçebileceğini, hatta %5′e varabileceğini söyledi.

Jingji Cankao’ya konuşan Societe Generalle Şef Ekonomisti Lu Zhengwei, “Nisan ayı enflasyonu yüzde 2,5′i aşarsa, PBoC Mayıs ayında faiz artırabilir” dedi.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu üyeliğine atanması nedeniyle kimliği önem kazanan Tsinghua Üniversitesi Ekonomik Araştırmalar Merkezi Direktörü Li Daokui, araştırma merkezinin Jingji Cankao ile 24 Nisan’da üniversitede ortaklaşa düzenlediği forumda, “Hem bu yıl hem de gelecek yıl ekonomi çok sağlam işleyecek. Ekonomik büyümenin yanında enflasyon eğilimi sanıldığı kadar endişe verici değil. Ekonominin asıl sorunu, varlık fiyatları yükselişi. Daha aşık konuşmak gerekirse, konut fiyatlarında görülen aşırı artış.” diye konuştu.

Li’nin konuşmasından bir gün önce yayımlanan PBoC 1′inci Çeyrek Makro Ekonomik Durum Raporu’na göre, gelecek dönemde fon akışlarının daha sıkı izlenmesi, yeni kredilerde uygun artışların sürdürülmesi ve fiyat istikrarının sağlanması çabalarının yoğunlaştırılması hedefleniyor. Açıklanan hedefler, PBoC’un en büyük önceliğinin varlık fiyatlarında istikrar olduğu değerlendirmelerine yol açtı. … >>>!

Yuan değerlenirse…

Blog ·  4 April 2010

Çin, para birimindeki değerlenmenin ihracatçıları nasıl etkileyeceğini test etti.

Çin Ekonomik Enformasyon Gazetesi’nin Ticaret Bakanlığı’nca gerçekleştirilen stres testine dayanarak yayımladığı habere göre, para birimi yuanın dolar karşısında yüzde 3 değerlenmesi halinde beyaz eşya, otomobil ve cep telefonu imalatçılarının karlarında yüzde 30 ila 50 arasında düşüş kaydedileceği kaydedildi. Bazı küçük ve orta ölçekli işletmelerin karlarının ise tamamen eriyeceği belirtildi.

Ticaret Bakanlığı, mart ayında Guangdong, Zhejiang, Jiangsu ve Shanghay gibi ihracat merkezlerindeki imalatçıların doların değer kaybetmesinden nasıl etkileneceklerine yönelik kapsamlı bir stres testi gerçekleştirmişti.

PEKİN’DE ANLAŞMAZLIK

Pekin yönetiminin içinde ise yuanın dolara karşı değerlenmesine izin verilmesi konusunda farklı görüşler bulunduğu belirtiliyor.

Ticaret Bakanlığı yetkililerinin değerlenmeye son derece net biçimde karşı çıktığı bilinirken, Merkez Bankası yetkililerinden daha yumuşak sinyaller geliyor.

Çin’in döviz kuru politikalarında önemli ölçüde söz sahibi olan Para Politikası Kurulu’na ise yeni atamalar yapıldı.

Kurulun üye sayısı 11′den 13′e çıkarılırken, yeni atanan 3 ismin ülkenin en önemli üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerden seçilmesi Çin basınında önemli yer buldu. Öte yandan, yeni atanan akademisyenlerin kurun dalgalanmaya bırakılması yönündeki görüşlerine dikkat çekildi.

Kurulun görevden ayrılan ismi Fang Gang ise, Avustralya’da yayımlanan Age gazetesine geçen hafta yazdığı makalede, Çin’in döviz kurunu “kontrollü dalgalanmaya” bırakabileceğini kaydetmişti. Fang Gang, finans çevrelerinin en etkili isimlerinden biri olarak biliniyor.

Çin ekonomisinde yeni yıl, yeni dertler

Blog ·  1 February 2010

Çin’de yeni yılın ilk ayında açıklanan ekonomik veriler alarm verdi. Alarm zilleri ise son yıllarda yer kürenin neredeyse her yerinde kol gezen  ’resesyon’ tehlikesi yerine, ‘aşırı ısınma ve enflasyon’ için çaldı.

Çin ekonomisinin 2009 yılında yüzde 8,7 büyüdüğü açıklandı. Böylece, Çin’in gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 33,54 trilyon yuane (4,91 trilyon dolar) çıktı. Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,1′e kadar yavaşlayan büyüme, hızlanarak son çeyrekte yüzde 10,7′e çıktı ve hükümetin yüzde 8′lik yılsonu hedefini de aşmasını sağladı. Çin hükümetinin, yeterli istihdam yaratabilmek amacıyla en az yüzde 8′lik büyümeyi elzem gördüğünü hatırlatalım.

Krize karşı uygulamaya konulan 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketine ek olarak, devlet bankaları öncülüğünde piyasaya sürülen 1,4 trilyon dolarlık banka kredisinin büyümeyi fonladı.

Kamu harcamaları ve banka kredileri böylece sabit yatırımları tetikleyerek, büyümenin motoru yeni motoru haline getirdi. İstatistik kurumu NBS verilerine göre, sabit yatırımlarda geçen yıl yüzde 30,5′lik artış kaydedildi.

İç tüketim canlandı

Çin, Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük ihracatçısı unvanını almasına rağmen, ihracat hacminde 200 milyar dolar düşüş yaşadı. Buna karşın, iç tüketimi artırıcı önlem ve teşviklere bağlı olarak tüketici harcamalarında büyümeye pozitif etki eden artışlar kaydedildi.

NBS verilerine göre, perakende satışları geçen yıl yüzde 15,5 artış göstererek 12,5 trilyon yuane (1,8 trilyon dolar) çıktı. Aylık perakende rakamlarında gözlenen büyüme hızlarının, Aralık’ta en yüksek düzeyine çıkarak yüzde 17,5 seviyesine yükselmesi de ayrıca pozitif değer taşıyor.

Çin’in otomobil alımlarında uyguladığı sübvansiyon ve teşvikler ise, özellikle kırsal kesim kaynaklı otomobil satışları sayesinde, ülkeyi dünyanın en büyük otomobil pazarı haline getirdi. Çin Otomobil Üretici Birliği, yurtiçinde 13 milyon 634 bin araç satıldığını açıklamıştı. ABD’de satılan araç sayısı ise 11 milyonun altında kaldı.

Sanayi üretimi, özellikle otomobil satışları, beyaz eşya ve inşaat sektöründe görülen genişlemeye rağmen, ihracattaki düşüşe bağlı olarak hız kaybetti. 2008′de yüzde 12,9 büyüyen sanayi üretimi, geçen yıl yavaşladı ve yüzde 11 genişledi. Buna karşın, sanayi üretimindeki genişleme hızı Aralık’ta tavan yaparak yüzde 19′a yükseldi.

Çin’in, yakaladığı büyüme ivmesini devam ettirmesi halinde, 2010′da Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük 2′inci ekonomisi olmasına kesin gözüyle bakıyor.

Enflasyon korkuları

Geçen yıla ait tüketici fiyatları endeksindeki yüzde 0,7 düşüşe rağmen, enflasyonun Aralık’ta yüzde 1,9 çıkması, enflasyon korkularının gerçeğe dönüşmekte olduğunu gösteriyor. Çin’de nüfusun çoğunluğunu oluşturan dar gelirli aileleri en çok etkileyen veri olması nedeniyle, enflasyon Çinli liderlerin en çok çekindiği risklerin başında geliyor.

Çin’de aşırı ısınma belirtileri ve enflasyonist baskılar en çok konut piyasasında hissediliyor. PBoC’tan dün yayımlanan raporda, geçen yıl bireysel konut kredilerinin yüzde 47,9 artış göstererek, 204 milyar dolara ulaştığı bildirildi. Çin’de kabine olarak nitelenen Devlet Konseyi’nin de ana gündem maddelerinden birini aşırı artan konut fiyatları oluşturuyor.

Merkez sopayı çıkardı

Çin bankalarının yeni yılın ilk haftasında 100 milyar dolara yakın yeni kredi açmasının ardından alarma geçen Merkez Bankası (PBoC), son iki haftada ardı ardına aldığı kararlarla aşırı likiditeyi kısmaya yönelik tedbirler alıyor. Zorunlu rezerv oranlarını artıran, tahvil faizlerinde 3 kez artırıma giden ve bazı bankalara doğrudan uyarılar yapan PBoC’dan, aşırı ısınma sinyallerini güçlendiren NBS verilerini takiben yeni hamleler bekleniyor.

Çin model mi ?

Çin’de son 30 yıldır sürüp gittiği üzere,  ”yine yeni yıl, yine yeni dertler” … Bu noktada bir dipnot düşmek istiyorum. … >>>!

Sonraki Sayfa »

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes
Copy Guarded by IamShekhar's WP-CopyGuard.