Çin ABD tahvillerinden vazgeçmiyor
Yazan : Sadi KAYMAZ · 9 Mart 2010
Elinde bulundurduğu döviz rezervi bakımından dünyada ilk sırada yer alan Çin’in ABD tahvillerine ilgisi devam ediyor. Ancak, Asya devi altın rezervlerini artırmak konusunda o kadar istekli değil.
Çin Döviz İdaresi (SAFE) Başkanı Yi Gang, bu sabah yaptığı bir basın toplantısında, “ABD Hazine tahvili piyasası, bu alanda dünyanın en büyük piyasası konumunda. Bizim döviz rezervlerimiz de oldukça yüksek seviyede, bu durumu göz önünde bulundurduğunuzda ABD Hazine piyasasının bizim için önemini tahmin edebilirsiniz” dedi.
Çin ile ABD arasında gerginliğin tırmandığı bir dönemde, Pekin yönetimi elindeki ABD Hazine tahvillerini satmaya başlamıştı. Çin’den gelen satışlar sonrasında Japonya, ABD’ye en çok borç veren ülke haline gelmişti.
ABD Hazine Bakanlığı’nın verilerine göre, Çin’in elinde tuttuğu hazine tahvillerinin toplam değeri Aralık ayı itibariyle 757 milyar 300 milyon dolara gerilemişti.
Analistler, Çin’in ABD Hazine tahvili satışlarını bu ülkeye gönderilen ekonomik ve politik anlamda ince bir mesaj olarak değerlendirmişti. Uzmanlar, Çin’in elindeki rezervleri kullanarak, yuanın değeri, ticaret politikaları ve insan hakları konusunda kendisini eleştiren ABD’ye karşı ekonomik silahını çektiğini belirtmişti.
Yi bunun yanı sıra, Çin’in ABD Hazine tahvili piyasasındaki varlığının siyasi bir futbol maçı şeklini almayacağını da belitti ve ülkesinin bu anlamda kısa dönemli kur spekülasyonu peşinde olmadığını da sözlerine ekledi.
SAFE Başkanı, “Bu bir piyasa yatırımı olarak görülmeli ve bunun siyasi hal almasını istemiyorum… Biz sorumluluk sahibi bir yatırımcıyız ve yatırımlarımızı gerçekleştirirken kazan-kazan politikasına odaklanırız” dedi.
ALTINA TALEP YOK
Diğer taraftan Yi, sahip oldukları bin tondan fazla altın rezervini artırma konusuna ise pek istekli olmadıklarını sözlerine ekledi.
Geçen 30 yıllık sürecin, altının iyi bir yatırım aracı olmadığını gösterdiğini söyleyen Yi, bu metalde alım yapmalarının sadece fiyatları yukarı çekeceğini belirtti.
YUMURTALAR AYNI SEPETTE DEĞİL
Çin’in elinde bulundurduğu yüksek miktardaki yabancı rezerv kaynağı, ülkenin portföyünde gerçekleştireceği küçük bir politika değişikliğini dahi küresel yatırımcılar için önemli hale getiriyor.
Bankacılar, Çin’in elindeki rezervlerin üçte ikilik kısmını dolar cinsinden varlıklarda tuttuğunu tahmin ediyor. Ancak Yi, ülkenin tüm yumurtaları aynı sepete koymadığına vurgu yaparak, rezervlerini euro, yen ve gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinden oluşan geniş bir varlık yelpazesinde tuttuklarını belirtti.
Konuşmasında yuanın değerlendirilmesi konusundaki baskıya da değinen Yi, güçlü yuan baskısının, ülkedeki cazip faiz oranları ve yabancı sermaye girişindeki artış nedeniyle bu yıl da devam edeceğine dikkat çekti.
Çin, küresel krizin derinleştiği 2008 yılında ihracatta avantaj sağlamak için dolar/yuan paritesini 6.83 seviyesinde sabitlemişti. Pekin yönetimi, aldığı bu karar dolayısıyla başta ABD olmak üzere birçok ülke tarafından uluslararası ticarette dengesizliğe neden olduğu için eleştirilmişti.
Dolaylı krediler Çin’de kriz riskini tetikliyor
Yazan : Sadi KAYMAZ · 4 Mart 2010
Çin’de dolaylı kredilerin miktarındaki artış, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisindeki finansal kriz tehlikesinin arttığına işaret ediyor.
Bloomberg’de yayımlanan bir haber analizde, ABD’nin Northwestern Üniversitesi’nde görevli Ekonomi Profesörü Victor Shih’in yaptığı araştırmalara yer verilerek, Çin’in kısa dönemde karşı karşıya kalabileceği risk mercek altına alındı.
Shih, Çin’de yerel yönetimler tarafından projelerine kaynak bulmak için kurulan yatırım şirketlerinin aldığı dolaylı kredilerin, 2011 yılında kamu borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranını yüzde 96 gibi yüksek bir seviyeye yükseltebileceğini uyarısında bulundu.
Yerel yönetimler tarafından kurulmuş yaklaşık 8 bin kuruluşun kredi işlemlerini inceleyen Shih borçlanmadaki bu artışı değerlendirirken, “En kötü senaryo, 2010 yılında büyük çaplı bir finansal krizin yaşanmasıdır” dedi.
Aynı zamanda “Çin’deki hizipler ve finansman” adlı kitabın da yazarı olan Shih, böyle bir durumda ekonomideki gerilemenin en az iki yıl süreceğini uyarısında da bulundu.
KÖTÜ TAHMİNLER ARTTI
Çin’in geleceğiyle ilgili yapılan bu kötümser tahminin, son dönemde artan benzer öngörülerden sonra gelmesiyle de dikkat çekici bulunuyor.
Harvard Üniversitesi’nde görevli Ekonomi Profesörü Kenneth Rogoff, bundan kısa bir süre önce borçlanmayla şişen varlık balonlarının Çin için tehlike sinyali olduğunu söylemişti. Rogoff, bu durumun önümüzdeki on yıl içinde bölgede bir resesyon yaşanmasına neden olabileceği uyarısında bulunmuştu.
Benzer şekilde varlık balonlarının tehlikesine işaret eden hedge fon yöneticisi James Chanos da, konut piyasasında yapılan aşırı yatırımların sonrasında çöküş yaşanacağını tahmininde bulunmuştu.
Shih tarafından yapılan hesaplamaya göre, Çin’in borç yükünün 2011 yılında 5.8 trilyon dolara yükselme olasılığı bulunuyor.
Çin, küresel krizin etkilerini hafifletmek için 2008 yılının sonunda kredi kullanımının artması için önlemler almıştı. Kredi talebi, beklenenden yüksek gerçekleşmiş ve 2009 yılında rekor kırarak 1.4 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşmişti.
Pekin yönetimi, enflasyondaki artış ve varlık balonu riskiyle son dönemde kredi kullanımını kısıtlamak için çeşitli önlemler almıştı. Bazı büyük bankaların, rezerv karşılık oranların artırması bunlardan başlıcası olmuştu.
Bununla birlikte konuya yakın kaynakların verdiği bilgiye göre, Çin Bankacılık Düzenleme Kurumu da, yerel yönetimlere dolaylı yoldan aktarılan kredilerin geri ödeme riski taşıyıp, taşımadığının incelenmesini istedi.
Çin bu kez geçildi!
Yazan : Sadi KAYMAZ · 18 Subat 2010
Çin – ABD gerginliği artarken, Pekin yönetimi Amerikan hazine tahvillerini 34,2 milyar dolar azalttı. Japonya Amerika’nın en büyük kreditörü oldu.
ABD Hazine Bakanlığı’nın yayımladığı raporuna göre, Çin’in elinde tuttuğu hazine tahvillerinin toplam değeri Aralık ayı itibariyle 757 milyar 300 milyon dolara indi. Çin’in tahvil stoklarında bir önceki aya göre kaydedilen 34,2 milyar dolarlık düşüş, son 10 yılın en büyük azalışı oldu.
Çin’in aksine hazine senetleri almaya devam eden Japonya’nın toplam tahvil stoku ise 11,5 milyar dolarlık artışla toplam 768 milyar 800 milyon dolara çıktı. Japonya, böylece 15 ay önce kaybettiği Amerikan hükümetine en çok borç veren ülke olma ünvanını geri aldı.
Çin’in büyük çaplı tahvil satışı, son aylarda Pekin – Washington ilişkilerinde görülen kötüleşme döneminde gerçekleşti. Pekin yönetimi, ABD’nin artan bütçe açığına ilişkin endişelerini de dile getiriyordu.
WASHİNGTON’A İNCE MESAJ
Bazı analistler, Çin’in Obama yönetimine karşı kredi kozunu oynamaya başlamış olabileceğine işaret ediyor.
Cornell Üniversitesi profesörlerinden ve IMF’nin eski Çin şefi Eswar Prasad, Çin’in Obama’ya politik mesaj göndermek istemiş olabileceğine ilişkin değerlendirmesinde, Çin’in son aylardaki belirgin hazine tahvilleri satışları ABD’ye gönderilen ince bir ekonomik ve politik bir mesaj da olabilir. Çinli liderler, rezervlerini kullanarak döviz kuru ve ticaret politikaları ile insan hakları konusunda söylevler veren ABD’ye baskı uygulamaya çalışıyor diye konuştu. (Milliyet,Hürriyet)
Yazan: Sadi Kaymaz
Çin bankalarına ‘Merkez’ sopası!
Yazan : Sadi KAYMAZ · 16 Subat 2010
Tabiri caizse, söz dinlemeyen Çin bankalarına yine sopa gösterildi: 2009 yılında zorunlu karşılıklara hiç dokunmayan Merkez, yeni yılın ilk iki ayı dolmadan ikinci artırıma gitti. Geçen ayki karşılık ve tahvil faizi artırımları, piyasaya kredi döken bankaları (1 haftada 100 milyar dolar) ay sonuna kadar durdurabildi. Şubat ayıyla birlikte, bankalar gaza yine yüklendi… Dampinge dur demek de Merkez Bankası’na (PBOC) düştü.
PBoC’nin internet sayfasından yapılan açıklamada, bankaların mevduatlar karşılığında merkez bankası nezdinde tutmak zorunda oldukları rezervlerin 50 baz puan artırıldığını bildirdi. Buna göre, büyük bankaların zorunlu rezerv oranları yüzde 16′dan 16,5′a, küçük bankalarınki ise yüzde 14′ten 14,5′e yükseltildi. Kararın 25 Şubat’tan itibaren geçerli olacağı belirtildi.
Çin’de piyasaların yeni yıl nedeniyle bir haftalık tatile girecek olmasının hemen öncesinde gelen açıklama sürpriz olarak algılansa da, PBOC’nin geçen ay para tabanın aşırı büyümesinin ardından geç kalmak istememesi doğal.
Çin hükümeti, 2010 yılında para tabanında yüzde 17 genişleme öngörüyor. Ocak ayına ait resmi verilere göre ise, para tabanında yüzde 26 artış kaydedildi.
Merkez bankasının Ocak ayında aldığı sıkılaştırıcı tedbirlere rağmen, bankaların geçen ay verdiği kredilerin hacmi 204 milyar dolara ulaştığı açıklandı.
Çin Merkez Bankası (PBoC), yılın ilk haftasında verilen kredilerin 100 milyar doları aştığına yönelik haberlerin ardından üst üste önlemler açıklamıştı. PBoC, sürpriz bir kararla 3 aylık tahvil faizlerini artırmasını takip eden birkaç günde, önce senelik gösterge faizlerinde artışa gitmiş, ardından da bankaların tutmak zorunda oldukları karşılık oranlarını yarım puan yükselttiğini açıklamış ve bazı devlet bankalarına kredileri durdurma talimatı vermişti.
Ocak ayının sonunda PBoC tarafından frenlenen bankaların 1 Şubat’tan itibaren kredi musluklarını yeniden gevşettikleri kaydediliyor. Geçen hafta Çin basınına yansıyan haberlerde, bankaların kendi aralarında aldıkları kararla daha önce onaylanan kredileri serbest bıraktıkları belirtilirken, yeni kredi başvurularının da hızla sonuçlandırılacağı iddia edilmişti.
Bir konuya daha değinmeden geçmemek gerekir. … >>>!
Çin’de krediler tam gaz
Yazan : Sadi KAYMAZ · 2 Subat 2010
Çin bankalarının geçen yıl verdikleri 1,4 trilyon dolarlık kredi, son çeyrekte %10,7′ye kadar çıkan büyümeyi fonlayan kaynak oldu.
Nakit denizi içinde yüzen Çin bankaları, geçen yıl gevşek para politikası ikliminde topladıkları tasarrufları piyasaya sürdü. Sonuçta, emisyon hacmi yüzde 30′dan fazla artarken, M2 tabanı yüzde 26 büyüdü. Yani, piyasada dolaşan para hacimleri anormal şekilde şişti.
Piyasaya pompalanan krediler, Çin’in en büyük 70 şehrini kapsayan konut fiyatlarında 2007′den bu yana kaydedilen %120′lik artışın da kaynağını oluşturdu. Kredilerin 200-300 milyar dolarlık kısmının da Şanghay borsasına aktığı tahmin ediliyor. Aşırı likidite, borsanın 2007 yılında yaşadığı büyük çöküşten çıkmasını sağladı.
Emlak piyasasındaki etkisi ise çok daha sağlıksız ve tehlikili boyutlarda. Kredi selinin önüne düşürdüğü konut fiyatları, başta Şanghay, Pekin ve Guangzhou gibi büyük metropoller olmak üzere, ev fiyatlarını akıl almaz boyutlara taşıdı. Örneğin Şanghay’da sonuçlanan bazı arazi tahsislerinde, inşaat firmalarının sadece ve sadece ihale bedellerini ödeyebilmesi için tamamlayacağı konutların metrekaresini en azından 6 bin dolara satması gerekiyor. Yani 100 metrekarelik bir evi 600 bin dolara…
Öte yandan, Çin Merkez Bankası aşırı likiditeyi önlemek için harekete geçti bile. Merkez Bankası tahvil faizleri, açık piyasa işlemleri ve zorunlu rezerv oranları gibi araçları kullanarak bankacılık sektörüne göz dağı verir gibi oldu.
Buna karşın, Ocak ayına ilişkin kredi verilerine bakılırsa, bankalar pek de söz dinler gibi görünmüyor. Konuya ilişkin yazdığım, Hürriyet , Milliyet ve Bigpara’da yayımlanan haber:
“Çin’de bankalar yeni yıla hızlı girdi. Merkez bankasının aldığı sıkılaştırıcı tedbirlere rağmen, bankaların geçen ay verdiği kredilerin hacmi 234 milyar dolara ulaştı.
Ekonomi Günlüğü gazetesi, Çin bankalarının 2010′un ilk ayında verdiği kredilerin toplamının 1,6 trilyon yuane (234 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Gazetenin haberinde, kredi hacminin geçen yıl ilk ayındaki rekor düzeye yaklaşmasına rağmen, yeni bir faiz artışının beklenmediği kaydedildi.
Çin Merkez Bankası (PBoC), yılın ilk haftasında verilen kredilerin 100 milyar doları aştığına yönelik haberlerin ardından üst üste önlemler açıklamıştı. PBoC, sürpriz bir kararla 3 aylık tahvil faizlerini artırmasını takip eden birkaç günde, önce senelik gösterge faizlerinde artışa gitmiş, ardından da bankaların tutmak zorunda oldukları karşılık oranlarını yarım puan yükselttiğini açıklamış ve bazı devlet bankalarına kredileri durdurma talimatı vermişti.
Bankacılık uzmanları, bankacılık sektörünün geçen yıl ertelediği kredileri yeni yılın ilk haftasında piyasaya sürdüğünü belirtirken, hükümetten beklenen sıkılaştırıcı tedbirlerinden kaçınmak için de aceleci davrandıklarına işaret ediyor.
Musluklar yine gevşedi
Ulusal İş Günlüğü (NBD) gazetesinin adı açıklanmayan bir bankacılık yetkilisine dayandırdığı habere göre ise, Ocak ayının sonunda PBoC tarafından frenlenen bankaların 1 Şubat’tan itibaren kredi musluklarını yeniden gevşettikleri iddia edildi. Haberde, bankaların kendi aralarında aldıkları kararla daha önce onaylanan kredileri serbest bıraktıkları belirtilirken, yeni kredi başvurularının da hızla sonuçlandırılacağı bildirildi.
Çin’de bankacılık sektörü geçen yıl 1 trilyon 400 milyar dolarlık kredi verdi. Çin Merkez Bankası’nın geçen ay yayımladığı raporda, 2010 yılında verilecek kredilerin toplamının 1 trilyon dolara ulaşmasının öngörüldüğü bildirilmişti.”
Çin’de bankalar yeni yıla hızlı girdi. Merkez bankasının aldığı sıkılaştırıcı tedbirlere rağmen, bankaların geçen ay verdiği kredilerin hacmi 234 milyar dolara ulaştı.
Ekonomi Günlüğü gazetesi, Çin bankalarının 2010′un ilk ayında verdiği kredilerin toplamının 1,6 trilyon yuane (234 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Gazetenin haberinde, kredi hacminin geçen yıl ilk ayındaki rekor düzeye yaklaşmasına rağmen, yeni bir faiz artışının beklenmediği kaydedildi.
Çin Merkez Bankası (PBoC), yılın ilk haftasında verilen kredilerin 100 milyar doları aştığına yönelik haberlerin ardından üst üste önlemler açıklamıştı. PBoC, sürpriz bir kararla 3 aylık tahvil faizlerini artırmasını takip eden birkaç günde, önce senelik gösterge faizlerinde artışa gitmiş, ardından da bankaların tutmak zorunda oldukları karşılık oranlarını yarım puan yükselttiğini açıklamış ve bazı devlet bankalarına kredileri durdurma talimatı vermişti.
Bankacılık uzmanları, bankacılık sektörünün geçen yıl ertelediği kredileri yeni yılın ilk haftasında piyasaya sürdüğünü belirtirken, hükümetten beklenen sıkılaştırıcı tedbirlerinden kaçınmak için de aceleci davrandıklarına işaret ediyor.
MUSLUKLAR YİNE GEVŞEDİ
Ulusal İş Günlüğü (NBD) gazetesinin adı açıklanmayan bir bankacılık yetkilisine dayandırdığı habere göre ise, Ocak ayının sonunda PBoC tarafından frenlenen bankaların 1 Şubat’tan itibaren kredi musluklarını yeniden gevşettikleri iddia edildi. Haberde, bankaların kendi aralarında aldıkları kararla daha önce onaylanan kredileri serbest bıraktıkları belirtilirken, yeni kredi başvurularının da hızla sonuçlandırılacağı bildirildi.
Çin’de bankacılık sektörü geçen yıl 1 trilyon 400 milyar dolarlık kredi verdi. Çin Merkez Bankası’nın geçen ay yayımladığı raporda, 2010 yılında verilecek kredilerin toplamının 1 trilyon dolara ulaşmasının öngörüldüğü bildirilmişti.
Hong Kong borsasında Çin korkuları
Yazan : Sadi KAYMAZ · 29 Ocak 2010
Çin’deki varlık balonlarından endişe eden yatırımcılar, Hong Kong borsasında listelenen gayrimenkul ve finans hisselerinden kaçıyor.
Hang Seng Borsası, Kasım’dan bu yana yüzde 14 değer kaybederken, son 11 işlem gününün 10′unda düşüşle kapandı.
Hong Kong borsasında işlem gören bankacılık ve finans hisselerinin ağırlığı son derece yüksek. Bu yüzden, Çin’in aşırı likiditeyi önlemek amacıyla üst üste aldığı sıkılaştırıcı tedbirler, yatırımcıların gayrimenkul ve finans hisselerinden çıkmasına ve endeksin aşağı sürüklenmesine neden oluyor.
Yeni yılın ilk ayında, Hong Kong borsasındaki düşüş hızının gelişmiş piyasalardan iki kat fazla oluşunun nedenini de, finans hisselerinin ağırlığı oluşturuyor.
Geçen yıl yüzde 52 değer kazanarak, son 10 yılın en iyi performansını gösteren Hong Kong borsası, Çin bankalarının verdiği 1,4 trilyon dolarlık rekor banka kredilerinden güç almıştı.
Çin kredi rekoru kırdı, enflasyona davetiye çıktı
Yazan : Sadi KAYMAZ · 19 Ocak 2010
Çin’de geçen yıl verilen rekor banka kredileri borsa ve emlak balonları yaratırken, enflasyona da davetiye çıkardı.
Çin Merkez Bankası (PBoC), 2009 yılında verilen banka kredileri toplamının 9,59 trilyon yuane (1.4 trilyon dolar) ulaştığını açıkladı. PBoC’den yapılan açıklamaya göre, Aralık ayında verilen banka kredileri hızlanarak 379,8 milyar yuan olarak gerçekleşti. Çin bankaları Kasım’da 294, Ekim’de ise 253 milyar yuan krediyi piyasaya sürmüştü.
Çin bankalarının gevşek para politikası ortamında verdiği krediler, hükümetin sene başında belirlediği 5 trilyon yuan hedefinin neredeyse iki katına ulaştı. Öte yandan, kredilerin toplam hacminin 2008 yılına göre de yüzde yüzden fazla artış gösterdiğine dikkat çekiliyor.
Borsa ve emlak balonları
Uzmanlar, kamu harcamalarındaki genişlemeye eşlik eden rekor banka kredilerinin emlak ve hisse senetleri piyasalarında yarattığı balonlar konusunda uyarılarda bulunuyor. Konut fiyatları artış hızının Aralık’ta yüzde 7,8′e fırlamasının ardından, Devlet Konseyi tarafından konut fiyatlarını frenleyici bir dizi önlem açıklanmıştı.
Çin borsası ise, 2009 yılında yüzde 80 değer kazandı. Çin’de rekor düzeydeki banka kredilerinin önemli bir kısmının borsa ve emlak piyasalarına aktığı belirtiliyor.
Business Daily gazetesinin geçen hafta yayımladığı haberde, Ocak ayının ilk haftasında 100 milyar dolar yeni banka kredisi verildiğini bildirmişti. Çin Merkez Bankası ise, haberi takip eden günlerde sürpriz kararlarla tahvil faizleri ve zorunlu rezerv oranlarını yükselttiğini açıkladı.
Enflasyon
Çin Devlet Enformasyon Merkezi yetkilisi Niu Li, ChinaNews dergisine yaptığı açıklamada, 2009′da uygulanan gevşek para politikalarına bağlı olarak olağanüstü düzeye çıkan banka kredilerinin enflasyon riski oluşturduğunu söyledi. Niu, geçen yıl eksi düzeyde seyreden tüketici fiyatları enflasyonunun yüzde 3′e çıkabileceği uyarısında bulundu.
Banka kredilerindeki olağanüstü genişlemeye paralel olarak, ‘M2′ olarak ifade edilen mevduatlar ve dolaşımdaki para miktarı 2009′da yüzde 27,6 büyüdü.
Çin’de enflasyon, 2007 yılı sonunda yüzde 8′i aşmıştı. Nüfusun büyük kısmını oluşturan dar gelirli aileleri doğrudan etkilemesi nedeniyle, enflasyon Çinli liderleri en çok korkutan riskler arasında yer alıyor.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, Hürriyet, Milliyet, Posta , Radikal ve Ekolay’da yayımlanmıştır.
Çin’in döviz rezervleri
Yazan : Sadi KAYMAZ · 18 Ocak 2010
Çin Merkez Bankası (PBoC), döviz rezervlerinin geçen yıl 452 milyar dolar artarak 2,4 trilyon dolara ulaştığını açıkladı. Buna göre, Çin’in döviz rezervleri geçen yıl 2008′e göre yüzde 24 artış gösterdi. Yani, Çin döviz rezervlerine geçen yıl 453 milyar dolar daha ekledi.
Hemen belirtelim, Çin tarihte hiçbir devletin biriktiremediği kadar döviz rezervine sahip. Diğer taraftan, rezervlerin bu hacimlere ulaşması Çin’in lehine bir durum olmaktan çıkıyor. Sanıldığının aksine, rezervler ülkenin sırtında her geçen gün büyüyen bir yük durumunda. Çünkü, rezervler büyüdükçe Çin’in üzerindeki döviz kuru baskıları artıyor ve rezervlerin yönetim riskleri ortaya çıkıyor.
Rezervlerin büyümesi ticaret fazlaları ya da sermaye akımları ile ülkeye giren dövizlerin, belirlenen sabit kur üzerinden satın alınması yüzünden birikiyor. Yani, devlet taahhüt ettiği sabit kur düzeyini korumak için, ülkeye giren fazlaları satın alıyor.
Bu da, Renminbi’nin değerinin olması gerekenden düşük olduğunu gösteren amprik bir kanıt oluşturuyor. Dolayısıyla, rezervlerdeki her yeni hacimsel artış, Çin’e karşı dış açık veren (neredeyse tüm dünya) ülkelerin canının daha çok acıdığını gösteriyor. Başta Avrupa Birliği ve ABD, döviz rezervleri konusunu kanıt olarak masaya getiriyor.
Çin’in için döviz rezervlerinin nereye demirleneceği de büyük bir sorun. Çünkü, rezervler merkez bankasının kasasında beklemiyor. Çin, muhtemel aşınmaları önlemek ve değer artışı sağlamak amacıyla, rezervleri işletiyor, yani yatırım amaçlı kullanıyor.
Bu bağlamda, rezervlerin en büyük parçasıyla ABD hazine tahvili satın alınıyor. Amerikan tahvileri, geri ödenme güvencesi açısından mevcut düzende en güvenli liman durumunda. Buna karşın, tahvillerin net getirisi faizler, enflasyon ve döviz kuru gibi dışşal parametrelerden de etkileniyor. Çin, bu yüzden ABD’nin doların değerini düşürmesinden rahatsızlık duyuyor. Keza, doların değeri düşünce, Çin’in elindeki varlıkların değeri de aşınıyor. ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre, Çin’in elinde Ekim ayı itibariyle 798,9 milyar dolarlık Amerikan hazine tahvili bulunuyordu.
Doların değeri sorunu, Çin’i alternatifler aramaya itiyor. Bunlardan birisi altın. Döviz rezervlerinin yüzde 2 ila 3′lik bir kısmının altında tutulduğu biliniyor. Ancak, altın fiyatlarının aşırı değerlenmesi ve altının talebe duyarlılık katsayısının yüksekliği nedeniyle, altın stokları çeşitlendirme seçeneği olmaktan öte gidemiyor.
Döviz rezervlerinin işletilmesinde kullanılan 3′üncü yol ise, egemen varlık fonu eliyle yapılan yatırımlar. CIC olarak bilinen, Çin Yatırım Fonu, döviz rezervlerinden 200 milyar dolarlık bir kaynak aktarılarak kuruldu. 2009 başında, 297 milyar dolarlık bir varlığı yöneten CIC’nin geçen yıl yatırımlarından yüzde 10 dolayında kar ettiği bildiriliyor.
Küresel krizin CIC için fırsata dönüştüğünün de altı çizilmeli. Çünkü, krizden önce finansal araçlara yatırım yapan kurum, krizin ardından düşen reel varlıklara yöneldi. Endonezya’daki kömür yataklarından, Avustralya’daki bakır madenlerine, Kanadalı emtia şirketlerinden Hong Kong’daki madencilik firmalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede yatırımlar arka arkaya geldi. Emtia fiyalarının 2010′da güçlü toparlanma göstereceğine yönelik beklentiler gerçekleşirse, ülkenin en etkili maliye isimlerinin yönettiği CIC’nin yüzü de fazlasıyla gülecek. … >>>!
Çin ekonomisi 2010′da yüzde 16 büyüyebilir!
Yazan : Sadi KAYMAZ · 13 Ocak 2010
Çin’de ekonomik veriler aşırı ısınmayı gösterirken, enflasyon da tabiri caizse “geliyorum” diyor.
İhracat rakamları açıklanınca, dünya borsaları coştu. %17,7 ihracat artışı, beklenti anketlerinden %4 çıktığı hatırlanırsa, ani bir çıkış hareketi oldu. Üstelik, ihracat önceki 13 ay boyunca eksi sularda seyretmişti. Dolayısıyla,%4 dolaylarından artıya geçmesi beklenen ihracat, %17,7 düzeyinden geri dönüş yaptı.
Öte yandan, kıyaslamanın 2008 Aralık’ı ile yapıldığını da gözden kaçırmamakta fayda var. Çünkü, 2008′in Aralık-Ocak ayları, küresel krizin Çin’e ulaşan ilk dalgasından en büyük darbeyi alan aylardı. Dolayısıyla, %17,7′lik artışın tabanının olağan olmadığını belirtmek gerekir.
Çin toparlandı ama, toparlanmanın hızı alarm veriyor. Tahmin ediyorum ki, Çin’de ekonomi kurmayları kendilerini “Kaplan’ın sırtındaymış gibi hissedip, nasıl ineceklerini bilemiyorlar.” Çünkü, 586 milyar dolarlık kamu harcamasını içeren destek paketi, ve daha da önemlisi 10 trilyon yuane (1.4 trilyon dolar) dayanan banka kredileri piyasayı likiditeye boğmuş durumda.
Diğer taraftan, yeni yılın en önemli gelişmelerinden biri bankacılık cephesinde yaşandı.
Çin bankalarının sadece ilk haftada 100 milyar dolara yakın krediyi piyasaya boşalttığı haberleri yayıldı. Geçen hafta kısa vadeli tahvil faizlerinde beklenmeyen artışa giden Merkez Bankası’nın, dün zorunlu rezerv oranlarını artırması ise kredi haberlerinin düşmesini takiben olağan karşılandı. Merkez Bankası, dizginleri sıkılaştırırken, bankalara açıkça sopa gösterdi.
Büyümenin kaynağı olan sabit yatırımlar ve iç tüketim kredilerden beslendiği için, para politikasında şiddetli bir daralma, toparlanan bir ekonomiye büyük darbe vurur. Para politikasının efektif biçimde sıkılaştırılamaması ise, enflasyon ve aşırı ısınmayı beraberinde getirir.
Nitekim, resmi Global Times gazetesinde, destek tedbirlerinin devam ettirilmesi halinde, ekonominin aşırı ısınabileceği baş sayfadan ile öne çıkarıldı. Üstelik, ekonomik büyüme raydan çıkarak yüzde 16′ya yükselebilir uyarısıyla birlikte!
Gazetede yer alan makalede, küresel kriz şartlarında agresif şekilde uygulanan genişletici maliye ve gevşek para politikalarının hızla toparlanan ekonomiye karşın devam ettirildiği vurgulanarak, 2009′un son çeyreğinde büyümenin yüzde 11′i aşmış olabileceği belirtildi. 2009′un ilk çeyreğinde yüzde 6.1 büyüyen Çin ekonomisi, toparlanarak ikinci çeyrekte yüzde 6.9 ve üçüncü çeyrekte yüzde 7.9 büyümüştü.
China Business Daily gazetesi ise, yılın ilk haftasında banka kredilerinde patlama yaşandığını iddia etti. Bankacılık kaynaklarına dayandırılan haberde, 2009′un yalnızca ilk haftasında verilen yeni banka kredilerinin 87 milyar doları aştığı bildirildi. Çin’de geçen yıl 1.5 trilyon dolara yaklaşan banka kredileri, 2009′un son aylarına doğru daralarak aylık bazda 50 milyar doların altına inmişti.
Kamu harcamaları ve banka kredilerine bağlı olarak aşırı artan likiditenin ise enflasyon korkularını canlandırdığı bildiriliyor. Para arzındaki genişlemeye ek olarak, emtia ve gıda fiyatlarının yukarı doğru hareketlenmesi de enflasyon endişelerini şiddetlendiren başlıca faktörler olarak gösteriliyor. … >>>!
Çin’in süper trenleri…
Yazan : Sadi KAYMAZ · 27 Aralik 2009
Çin, ülkenin büyük şehirlerini ortalama 350 kilometre servis hızına sahip trenlerle birbirine bağlayarak, ekonomik entegrasyonu sıkılaştırmak ve ülke içindeki kalkınma hızı farklılıklarını azaltmayı amaçlıyor.
Çin Demiryolları Bakanlığı, bu çerçevede ülkenin büyük şehirlerini 2012′ye kadar 350 kilometre hızla seyreden süper trenlerle birbirine bağlayacak tarihi projeleri yürütüyor.
Projeler tarihi kılan, zaman ve harcama rasyosu: Sürat trenlerinin işleyebileceği demiryolu hatlarına gelecek 3 yıl içinde 300 milyar dolara yakın yatırım planlanıyor. Yani her yıl ortalama 100 milyar dolar. Başka bir ifade ile, Türkiye’nin 2010 bütçesinin yarısı kadar!
Süper trenler için yapılan altyapı yatırımlarının ekonomiyi raydan çıkartacağını savunanlar bile var. Demiryolları Bakanlığı’nın projelerin finansmanı için yalnızca geçen yıl 60 milyara yakın borçlandığı biliniyor. Demiryolu yatırımları 2009′un ilk 11 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 80 artış gösterirken, 2010 yılında harcamaların 100 milyar doları aşacak.
Bütçe rakamlarını bir kenara bırakıp, hayata geçen projelere bakacak olursak, düne kadar Çin’in en hızlı treni 2008 Pekin Olimpiyatları öncesinde açılan 27 dakikalık Pekin-Tianjin hattıydı.
Çin’in 394 kilometre hıza çıkabilen süper treni, dün ise dünyanın en uzun hızlı tren hattında hizmete girdi. Ülkenin ortasındaki, benim Afyon’a benzettiğim kavşak noktası Wuhan şehri ile güneyindeki ihracat üssü Guangzhou arasındaki mesafe 10 saatten 3 saate indi.
Başka bir anlatımla, Türkiye’nin en sonunda hizmete soktuğu hızlı treni (saatte 90 kilometre), Ankara ve İstanbul arasındaki 500 kilometreyi 5 saatte alıyor. Wuhan hattı ise, 1000 kilometreden fazla.
İşin, bizim için en üzücü yanı ise, Çin’in artık kara tren sınıfına sokup servisten kaldırmaya başlayacağı trenlerin bile 500-600 kilometre mesafeyi 5-6 saatte alıyor oluşu… Nitekim, Wuhan ile Guangzhou arasındaki eski demiryolunda işleyen trenler, 1300 kilometreyi 10-11 saatte kat ediyordu. Süper trenin gelişiyle, demiryolları bakanlığı eski trenlerin önemli bir kısmını seferden kaldırdı bile!
Çin tarihinin en büyük altyapı projesi de, doğal olarak demiryolları bakanlığından çıktı.
127 bin işçi ter döküyor
Yapımı devam eden Şanghay-Pekin hızlı tren yolu projesi, Çin tarihinin en büyük altyapı projesi özelliğini taşıyor. 2012′de tamamlanacak projenin inşasında tam 127 bin işçi çalışıyor.Kimi kaynaklara göre, proje çerçevesinde dolaylı olarak seferber edilen işçilerin toplam sayısı 400 bini buluyor.
‘Jinghu’ adı verilen hat tamamlandığında, toplam 50 milyon kişinin yaşadığı Şanghay ve Pekin arasındaki 1203 kilometrelik mesafe 10 saatten 4 saatte inecek. Projenin finansmanı için ayrılan 32 milyar doların yetersiz kaldığı bildirilirken, ek maliyetler ile demiryolu hattının 40 milyar dolara mal olabileceği belirtiliyor. Tarihin en pahalı projelerinden biri olan demiryolu için 224 köprü ve 16 tünel de yapılıyor.
Kanadalı Bombardier ve Alman Siemens ise, Çin’in süper tren ihalelerinden milyarlarca dolarlık sipariş almış durumda bulunuyor. Japon Hitachi demiryolu ekipmanları, Alston teknoloji, IBM sinyalizasyon…
Çin parayı verip, siparişleri almıyor! Neredeyse tüm siparişleri yerli şirketler ile ortaklık yaparak, Çin’de üretim yapan kuruluşlara veriyor. Örneğin, siperişlerin aslan payını alan uçak motoru üreticisi Bombardier, Qingdao Sifang ile ortak. Üretim Qingdao’da yapılıyor. Bu bakımdan, Çin yerli endüstrinin gelişimini de sağlıyor. Milyarlarca dolar, ülkeden uçup gitmiyor…
Nasıl…
Dünyayı sarsan tarihin en büyük ekonomik krizlerden biri, diğer taraftan Çin’in süper trenler devrine geçişini hızlandırdı.
2008 yılının Kasım ayında uygulamaya sokulan 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketi, öncelik olarak altyapı yatırımlarını aldı. Altyapı bütçesinin aslan payı ise süper trenlere düştü..
Öbür yandan, Çin bankaları piyasaya 1.5 trilyon dolara yakın kredi sürdü. Kredi selinden tüketiciler ya da Kobiler nasiplenebilmiş değil. Onlar, Türkiye’deki bankaların kapısındaki özel sektör gibi …
Kredilerden aslan payı alanlar ise, kamu ihalelerini alan inşaat şirketleri. Aslında, inşaat şirketlerinin de çoğu kamu şirketi…
Üstelik, krediler sudan ucuz olmasa da, projelerin finansman maliyetleri düşünüldüğünde, erişim kolaylığı açısından dünyanın en avantajlı kredileri. Böylece, Çin bankaları ülkede yol, liman, demiryolu, havaalanı, santral vs. ne varsa her projeyi kolaylıkla finanse edebiliyor. Hatırlatmadan geçmemeliyim, Çinliler üçüncü köprüye de talip… Dünyanın en yurtdışından en çok iş alan inşaat şirketleri Çinlilerin boğaz köprüsü işindeki en büyük avantajları da, arkalarındaki finansman desteği, yani Çin bankaları olacak!
Terminoloji sorununa da değinmeli: Hızlı tren deyince, Türkiye’de 90 kilometre hızla raydan çıkan trenler akla geliyor. Çin’de ise, “genel tren” denilen ve en yavaş olan trenlerin 90-100 kilometre seyir hızı var! Öte yandan, “bullet train” denilen ultra hızlı trenlerin karşılığı Türkçe’de yok. (varsa cehaletimi affedin)
350 kilometre hızla giden trenlere, yüksek hızlı tren de demek istemiyorum. Çünkü Çinlilerin “Dongche” adını verdikleri trenler 250 kilometre hızla seyrediyor!
Çin’in 2014′e kadar tam 42 yeni hızlı tren hattını hizmete açacağının altını çizerek bitirmek istiyorum. Bunlardan 12’sinde 350 kilometre hızla seyredebilen trenler yol alacak. Diğerlerinde ise 250 km.
Wuhan-Guangzhou hattı ile ilgili yazdığım haber : Hürriyet‘ten
Çin’in süper treni dünyanın en hızlısı oldu
Çin’in 394 kilometre hıza çıkabilen süper treni, dünyanın en uzun hızlı tren hattında hizmete girdi.
Çin’in milyarlarca dolar harcayarak inşa ettiği Wuhan-Guangzhou hattı bugün düzenlenen tören ile açıldı. Ülkenin ortasında bulunan Wuhan ile güneyinde yer alan ihracat üssü Guangzhou şehirlerini birbirine bağlayan süper trenin ortalama seyir hızının saatte 350 , maksimum hızının ise 394 kilometre olduğu bildirildi. CHR adını taşıyan süper treninin 1300 kilometrelik mesafeyi 10 saatten 3 saate düşürdüğü kaydedildi.
Çin, 2012 yılına kadar süper trenlerin işleyeceği 12 bin kilometrelik demiryolunu hizmete sokmayı planlıyor. Ülkenin kuzeyindeki ağır endüstri merkezleri Harbin ve Shenyang’dan güneyindeki imalat merkezi Guangzhou’ya, İpek yolunun başladığı tarihi Xian’dan modern ticaret merkezi Şanghay’a kadar uzanacak süper tren hatları, tarihin en büyük ulaşım devrimlerinden biri olarak da nitelendiriliyor.
Ülkenin en büyük havayolu şirketi Sourthern Airlines’ın Başkanı Si Xianmin, iç hatlardaki 160 uçuştan 38′inin yeni açılan süper hızlı tren hattından etkileneceğini söyledi. Öte yandan, yolcuların hızlı trenleri tercih edeceğinden endişe eden havayolu şirketlerinin büyük fiyat indirimlerine girmesi sonucunda, en ucuzu 71 dolardan başlayan süper tren biletleri dahi havayolundan daha pahalı hale geldi.
* Sadi KAYMAZ tarafından yazılmıştır. Kopyalanamaz ve referans gostermeksizin alıntı yapılamaz.Yazının fikri mülkiyet hakları digital imza ve fingerprint ile korunmaktatır. Aksi hallerde her türlü hukuki yola doğrudan başvurulmaktadır.





