Çin ABD tahvillerinden vazgeçmiyor
Yazan : Sadi KAYMAZ · 9 Mart 2010
Elinde bulundurduğu döviz rezervi bakımından dünyada ilk sırada yer alan Çin’in ABD tahvillerine ilgisi devam ediyor. Ancak, Asya devi altın rezervlerini artırmak konusunda o kadar istekli değil.
Çin Döviz İdaresi (SAFE) Başkanı Yi Gang, bu sabah yaptığı bir basın toplantısında, “ABD Hazine tahvili piyasası, bu alanda dünyanın en büyük piyasası konumunda. Bizim döviz rezervlerimiz de oldukça yüksek seviyede, bu durumu göz önünde bulundurduğunuzda ABD Hazine piyasasının bizim için önemini tahmin edebilirsiniz” dedi.
Çin ile ABD arasında gerginliğin tırmandığı bir dönemde, Pekin yönetimi elindeki ABD Hazine tahvillerini satmaya başlamıştı. Çin’den gelen satışlar sonrasında Japonya, ABD’ye en çok borç veren ülke haline gelmişti.
ABD Hazine Bakanlığı’nın verilerine göre, Çin’in elinde tuttuğu hazine tahvillerinin toplam değeri Aralık ayı itibariyle 757 milyar 300 milyon dolara gerilemişti.
Analistler, Çin’in ABD Hazine tahvili satışlarını bu ülkeye gönderilen ekonomik ve politik anlamda ince bir mesaj olarak değerlendirmişti. Uzmanlar, Çin’in elindeki rezervleri kullanarak, yuanın değeri, ticaret politikaları ve insan hakları konusunda kendisini eleştiren ABD’ye karşı ekonomik silahını çektiğini belirtmişti.
Yi bunun yanı sıra, Çin’in ABD Hazine tahvili piyasasındaki varlığının siyasi bir futbol maçı şeklini almayacağını da belitti ve ülkesinin bu anlamda kısa dönemli kur spekülasyonu peşinde olmadığını da sözlerine ekledi.
SAFE Başkanı, “Bu bir piyasa yatırımı olarak görülmeli ve bunun siyasi hal almasını istemiyorum… Biz sorumluluk sahibi bir yatırımcıyız ve yatırımlarımızı gerçekleştirirken kazan-kazan politikasına odaklanırız” dedi.
ALTINA TALEP YOK
Diğer taraftan Yi, sahip oldukları bin tondan fazla altın rezervini artırma konusuna ise pek istekli olmadıklarını sözlerine ekledi.
Geçen 30 yıllık sürecin, altının iyi bir yatırım aracı olmadığını gösterdiğini söyleyen Yi, bu metalde alım yapmalarının sadece fiyatları yukarı çekeceğini belirtti.
YUMURTALAR AYNI SEPETTE DEĞİL
Çin’in elinde bulundurduğu yüksek miktardaki yabancı rezerv kaynağı, ülkenin portföyünde gerçekleştireceği küçük bir politika değişikliğini dahi küresel yatırımcılar için önemli hale getiriyor.
Bankacılar, Çin’in elindeki rezervlerin üçte ikilik kısmını dolar cinsinden varlıklarda tuttuğunu tahmin ediyor. Ancak Yi, ülkenin tüm yumurtaları aynı sepete koymadığına vurgu yaparak, rezervlerini euro, yen ve gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinden oluşan geniş bir varlık yelpazesinde tuttuklarını belirtti.
Konuşmasında yuanın değerlendirilmesi konusundaki baskıya da değinen Yi, güçlü yuan baskısının, ülkedeki cazip faiz oranları ve yabancı sermaye girişindeki artış nedeniyle bu yıl da devam edeceğine dikkat çekti.
Çin, küresel krizin derinleştiği 2008 yılında ihracatta avantaj sağlamak için dolar/yuan paritesini 6.83 seviyesinde sabitlemişti. Pekin yönetimi, aldığı bu karar dolayısıyla başta ABD olmak üzere birçok ülke tarafından uluslararası ticarette dengesizliğe neden olduğu için eleştirilmişti.
Dolaylı krediler Çin’de kriz riskini tetikliyor
Yazan : Sadi KAYMAZ · 4 Mart 2010
Çin’de dolaylı kredilerin miktarındaki artış, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisindeki finansal kriz tehlikesinin arttığına işaret ediyor.
Bloomberg’de yayımlanan bir haber analizde, ABD’nin Northwestern Üniversitesi’nde görevli Ekonomi Profesörü Victor Shih’in yaptığı araştırmalara yer verilerek, Çin’in kısa dönemde karşı karşıya kalabileceği risk mercek altına alındı.
Shih, Çin’de yerel yönetimler tarafından projelerine kaynak bulmak için kurulan yatırım şirketlerinin aldığı dolaylı kredilerin, 2011 yılında kamu borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranını yüzde 96 gibi yüksek bir seviyeye yükseltebileceğini uyarısında bulundu.
Yerel yönetimler tarafından kurulmuş yaklaşık 8 bin kuruluşun kredi işlemlerini inceleyen Shih borçlanmadaki bu artışı değerlendirirken, “En kötü senaryo, 2010 yılında büyük çaplı bir finansal krizin yaşanmasıdır” dedi.
Aynı zamanda “Çin’deki hizipler ve finansman” adlı kitabın da yazarı olan Shih, böyle bir durumda ekonomideki gerilemenin en az iki yıl süreceğini uyarısında da bulundu.
KÖTÜ TAHMİNLER ARTTI
Çin’in geleceğiyle ilgili yapılan bu kötümser tahminin, son dönemde artan benzer öngörülerden sonra gelmesiyle de dikkat çekici bulunuyor.
Harvard Üniversitesi’nde görevli Ekonomi Profesörü Kenneth Rogoff, bundan kısa bir süre önce borçlanmayla şişen varlık balonlarının Çin için tehlike sinyali olduğunu söylemişti. Rogoff, bu durumun önümüzdeki on yıl içinde bölgede bir resesyon yaşanmasına neden olabileceği uyarısında bulunmuştu.
Benzer şekilde varlık balonlarının tehlikesine işaret eden hedge fon yöneticisi James Chanos da, konut piyasasında yapılan aşırı yatırımların sonrasında çöküş yaşanacağını tahmininde bulunmuştu.
Shih tarafından yapılan hesaplamaya göre, Çin’in borç yükünün 2011 yılında 5.8 trilyon dolara yükselme olasılığı bulunuyor.
Çin, küresel krizin etkilerini hafifletmek için 2008 yılının sonunda kredi kullanımının artması için önlemler almıştı. Kredi talebi, beklenenden yüksek gerçekleşmiş ve 2009 yılında rekor kırarak 1.4 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşmişti.
Pekin yönetimi, enflasyondaki artış ve varlık balonu riskiyle son dönemde kredi kullanımını kısıtlamak için çeşitli önlemler almıştı. Bazı büyük bankaların, rezerv karşılık oranların artırması bunlardan başlıcası olmuştu.
Bununla birlikte konuya yakın kaynakların verdiği bilgiye göre, Çin Bankacılık Düzenleme Kurumu da, yerel yönetimlere dolaylı yoldan aktarılan kredilerin geri ödeme riski taşıyıp, taşımadığının incelenmesini istedi.
Çin’in dövizleri Amerikan hisselerinde
Yazan : Sadi KAYMAZ · 20 Subat 2010
Amerikan hazinesinin en büyük 2′inci kreditörü Çin, ABD’de listelenen dev şirketlere de ortak oldu.
Çin’in döviz rezervlerinin 300 milyar dolarlık kısmını yöneten Çin Yatırım Kurumu’nun (CIC) ABD borsalarında listelenen 84 şirketin hisse senetlerine geçen yıl yatırım yaptığı açıklandı. Egemen varlık fonu statüsünde bulunan CIC’nin ortak olduğu şirketler arasında Apple, Coca Cola, Motorola, Visa gibi sembol Amerikan şirketleri de bulunuyor. Amerikan Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun raporuna göre, CIC’nin elinde yatırım kuruluşu Morgan Stanley’ye ait 1,77 milyar dolarlık hisse senedi bulunuyor. CIC, Amerikan finansal yönetim kuruluşu Blackrock hisselerinin de 714 milyon dolarlık kısmını elinde tutuyor.
Çin Yatırım Fonu (CIC) Başkanı Lou Jiwei, geçen ay Asya Finans Forumu’nda yaptığı konuşmada, ABD’de yatırım yapan Çinli kurumlara yönelik incelemelerin gevşetilmesini istedi. Lou, Amerikan şirketlerinden biri ile yatırım anlaşmasına vardıklarını, buna karşın anlaşmanın çeşitli makamların onayını beklediğini belirterek, “ABD’nin dış yatırımlara yönelik bürokrasiyi azaltıp azaltamayacağını merak ediyoruz, sadece eşit muamele istiyoruz” diyerek ayrımcılıktan yakındı.
CIC, ABD’nin en büyük rüzgar enerjisi şirketlerinden AES Corporation ile yüzde 15′lik hissesinin 1,85 milyar dolara satışı konusunda anlaştığını duyurmuştu.
Çinliler ‘Kaplan’ yılından umutlu
Yazan : Sadi KAYMAZ · 19 Subat 2010
Çin’de halkın çoğunluğu yeni girilen Kaplan yılında gelir artışı sağlayacağına inanıyor. En çok bilgisayar almayı istiyor, çıldıran ev fiyatlarından endişe ediyor.
Guangming Daily gazetesinde yayımlanan haberde, ülke çapında 100 bin aile ile yapılan dev ankette her 10 Çinli’den 6’sının 2010′da gelir artışı beklediği kaydedildi. Ulusal İstatistik Bürosu (NBS), devlet televizyonu CCTV ve Posta Kurumu’nun ortaklaşa gerçekleştirdiği ankete göre, gelir artış beklentileri en yüksek olanlar arasında turizm merkezi Hainan tepeye çıktı.
Öte yandan, ankete katılanların 2010′da satın almayı en çok istedikleri ürün ‘bilgisayar’ oldu. Bilgisayarı tatile çıkmak ve otomobil almak gibi istekler takip etti. Otomobil satın almak isteyenlerin yüzde 65′i ise, aracın maliyetinin 15′bin doları aşmaması gerektiğini belirtti.
Anket sonuçlarına göre, Çinlilerin en çok rahatsız olduğu konuların başında ise aşırı yükselen ev fiyatları yer alıyor.
NBS verilerine göre, Çin’de kentte yaşayanların kişi başı harcanabilir geliri geçen yıl yüzde 8,8 artarak, 17 bin yuane (2510 dolar) yükseldi. Kırsal kesimde yaşayanların harcanabilir geliri ise yüzde 8,2′lik artışla 5 bin 150 yuane (369 dolar) çıktı.
Yatırımcılar dikkatli olmalı
Hong Kong merkezli ünlü yatırım kuruluşu CLSA, geçen haftasonu ay takvimine göre yeni başlayan Kaplan Yılı’nın yatırımcıları nasıl etkileyeceğine ilişkin geleneksel raporunu yayımladı. Raporda, Kaplan Yılı’nın kazanç potansiyelinin yanında riskleri de beraberinde getirdiği belirtilerek, “Kaplan yılları köklü değişiklikler, hatta çalkantıları da simgeler. Tıpkı kaplanın kendisi gibi enerji dolu ve güçlüdür. Aynı zamanda da atılgan ve riskli!” denildi.
Özellikle Hong Kong’lı yatırımcıların büyük ilgiyle takip ettiği geleneksel raporda, kaplan yılının beş geleneksel elementten biri olan “metaller” ile özdeşleştiği belirtilerek, 2010′da altın fiyatlarının 2 bin doların üstüne çıkabileceği iddia edildi. Buna karşın, geleneksel elementlerden “su” ile uyuşmadığı hatırlatılarak, gemicilik gibi su ile ilintili sektörleri zor bir yılın beklediği ileri sürüldü.
Rapor, kaplan yılının At Yılı’nda doğanlara “uğur” getirdiğini kaydederek, Çin’in en zengin adamı Wang Chuanfu’nun talihinin daha da açılacağını iddia etti.
Kuruluşun 16 yıldır yayımladığı raporun geçen yılki sayısında, altın fiyatlarının bin doları aşacağı doğru tahmin edilmişti. Raporları merakla takip eden yatırımcılar, geçen yıl ekonomik krizle boğuşan Barrack Obama’nın geride kalan Boğa Yılı’nın azizliğine uğradığını iddia etmişti.
Yazan: Sadi Kaymaz
Çin bu kez geçildi!
Yazan : Sadi KAYMAZ · 18 Subat 2010
Çin – ABD gerginliği artarken, Pekin yönetimi Amerikan hazine tahvillerini 34,2 milyar dolar azalttı. Japonya Amerika’nın en büyük kreditörü oldu.
ABD Hazine Bakanlığı’nın yayımladığı raporuna göre, Çin’in elinde tuttuğu hazine tahvillerinin toplam değeri Aralık ayı itibariyle 757 milyar 300 milyon dolara indi. Çin’in tahvil stoklarında bir önceki aya göre kaydedilen 34,2 milyar dolarlık düşüş, son 10 yılın en büyük azalışı oldu.
Çin’in aksine hazine senetleri almaya devam eden Japonya’nın toplam tahvil stoku ise 11,5 milyar dolarlık artışla toplam 768 milyar 800 milyon dolara çıktı. Japonya, böylece 15 ay önce kaybettiği Amerikan hükümetine en çok borç veren ülke olma ünvanını geri aldı.
Çin’in büyük çaplı tahvil satışı, son aylarda Pekin – Washington ilişkilerinde görülen kötüleşme döneminde gerçekleşti. Pekin yönetimi, ABD’nin artan bütçe açığına ilişkin endişelerini de dile getiriyordu.
WASHİNGTON’A İNCE MESAJ
Bazı analistler, Çin’in Obama yönetimine karşı kredi kozunu oynamaya başlamış olabileceğine işaret ediyor.
Cornell Üniversitesi profesörlerinden ve IMF’nin eski Çin şefi Eswar Prasad, Çin’in Obama’ya politik mesaj göndermek istemiş olabileceğine ilişkin değerlendirmesinde, Çin’in son aylardaki belirgin hazine tahvilleri satışları ABD’ye gönderilen ince bir ekonomik ve politik bir mesaj da olabilir. Çinli liderler, rezervlerini kullanarak döviz kuru ve ticaret politikaları ile insan hakları konusunda söylevler veren ABD’ye baskı uygulamaya çalışıyor diye konuştu. (Milliyet,Hürriyet)
Yazan: Sadi Kaymaz
Çin bankalarına ‘Merkez’ sopası!
Yazan : Sadi KAYMAZ · 16 Subat 2010
Tabiri caizse, söz dinlemeyen Çin bankalarına yine sopa gösterildi: 2009 yılında zorunlu karşılıklara hiç dokunmayan Merkez, yeni yılın ilk iki ayı dolmadan ikinci artırıma gitti. Geçen ayki karşılık ve tahvil faizi artırımları, piyasaya kredi döken bankaları (1 haftada 100 milyar dolar) ay sonuna kadar durdurabildi. Şubat ayıyla birlikte, bankalar gaza yine yüklendi… Dampinge dur demek de Merkez Bankası’na (PBOC) düştü.
PBoC’nin internet sayfasından yapılan açıklamada, bankaların mevduatlar karşılığında merkez bankası nezdinde tutmak zorunda oldukları rezervlerin 50 baz puan artırıldığını bildirdi. Buna göre, büyük bankaların zorunlu rezerv oranları yüzde 16′dan 16,5′a, küçük bankalarınki ise yüzde 14′ten 14,5′e yükseltildi. Kararın 25 Şubat’tan itibaren geçerli olacağı belirtildi.
Çin’de piyasaların yeni yıl nedeniyle bir haftalık tatile girecek olmasının hemen öncesinde gelen açıklama sürpriz olarak algılansa da, PBOC’nin geçen ay para tabanın aşırı büyümesinin ardından geç kalmak istememesi doğal.
Çin hükümeti, 2010 yılında para tabanında yüzde 17 genişleme öngörüyor. Ocak ayına ait resmi verilere göre ise, para tabanında yüzde 26 artış kaydedildi.
Merkez bankasının Ocak ayında aldığı sıkılaştırıcı tedbirlere rağmen, bankaların geçen ay verdiği kredilerin hacmi 204 milyar dolara ulaştığı açıklandı.
Çin Merkez Bankası (PBoC), yılın ilk haftasında verilen kredilerin 100 milyar doları aştığına yönelik haberlerin ardından üst üste önlemler açıklamıştı. PBoC, sürpriz bir kararla 3 aylık tahvil faizlerini artırmasını takip eden birkaç günde, önce senelik gösterge faizlerinde artışa gitmiş, ardından da bankaların tutmak zorunda oldukları karşılık oranlarını yarım puan yükselttiğini açıklamış ve bazı devlet bankalarına kredileri durdurma talimatı vermişti.
Ocak ayının sonunda PBoC tarafından frenlenen bankaların 1 Şubat’tan itibaren kredi musluklarını yeniden gevşettikleri kaydediliyor. Geçen hafta Çin basınına yansıyan haberlerde, bankaların kendi aralarında aldıkları kararla daha önce onaylanan kredileri serbest bıraktıkları belirtilirken, yeni kredi başvurularının da hızla sonuçlandırılacağı iddia edilmişti.
Bir konuya daha değinmeden geçmemek gerekir. … >>>!
Obama, ‘güçlü Yuan’ beklentilerine taş koydu!
Yazan : Sadi KAYMAZ · 9 Subat 2010
Çin parasının değeri sorunu, Pekin-Washington hattındaki en kritik konuların başında geliyor. Çünkü, Pekin’in parasını değerlendirmesi Çinli ihracatçıların, dolayısıyla da milyonlarca işçinin canını acıtacak. Sabit döviz kuru politikasının devamı ise, ABD ve Avrupa’daki üreticilerin, ve de işçilerin canını zaten acıtıyor…
ABD’nin öncelikleri arasında ‘istihdam’ konusunun zirveye çıkmasının etkisiyle Obama’nın geçen hafta Demokrat partili senatörlere yaptığı konuşma Çin’de yankılandı. Çünkü Obama, döviz kuru konusunda “Çin’e karşı sertleşeceğim” dedi. Konuşmasına konuştu ama, Çin’de güçlü yuan beklentilerinin iyice arttığı dönemde gelen “sert” konuşma ters tepebilir. Keza, Çin kamuoyu “küstah” bulduğu Amerikan dayatmalarına boyun eğilmesine ciddi tepkiler ortaya koyabiliyor. Dolayısıyla, Çin’de yuan ‘değerlendi değerlenecek’ seslerinin duyulmaya başladığı bir dönemde takınılan “sert abi” tutumu, ABD’de pek hoş karşılansa da, amaç gerçekten Yuan’in değerlenmesini sağlamak ise oldukça talihsiz sayılabilir. Özellikle de yeni yılın gelişiyle ilişkilerin politik zeminde gerildikçe gerildiği bir dönemde…
Çin’de krediler tam gaz
Yazan : Sadi KAYMAZ · 2 Subat 2010
Çin bankalarının geçen yıl verdikleri 1,4 trilyon dolarlık kredi, son çeyrekte %10,7′ye kadar çıkan büyümeyi fonlayan kaynak oldu.
Nakit denizi içinde yüzen Çin bankaları, geçen yıl gevşek para politikası ikliminde topladıkları tasarrufları piyasaya sürdü. Sonuçta, emisyon hacmi yüzde 30′dan fazla artarken, M2 tabanı yüzde 26 büyüdü. Yani, piyasada dolaşan para hacimleri anormal şekilde şişti.
Piyasaya pompalanan krediler, Çin’in en büyük 70 şehrini kapsayan konut fiyatlarında 2007′den bu yana kaydedilen %120′lik artışın da kaynağını oluşturdu. Kredilerin 200-300 milyar dolarlık kısmının da Şanghay borsasına aktığı tahmin ediliyor. Aşırı likidite, borsanın 2007 yılında yaşadığı büyük çöküşten çıkmasını sağladı.
Emlak piyasasındaki etkisi ise çok daha sağlıksız ve tehlikili boyutlarda. Kredi selinin önüne düşürdüğü konut fiyatları, başta Şanghay, Pekin ve Guangzhou gibi büyük metropoller olmak üzere, ev fiyatlarını akıl almaz boyutlara taşıdı. Örneğin Şanghay’da sonuçlanan bazı arazi tahsislerinde, inşaat firmalarının sadece ve sadece ihale bedellerini ödeyebilmesi için tamamlayacağı konutların metrekaresini en azından 6 bin dolara satması gerekiyor. Yani 100 metrekarelik bir evi 600 bin dolara…
Öte yandan, Çin Merkez Bankası aşırı likiditeyi önlemek için harekete geçti bile. Merkez Bankası tahvil faizleri, açık piyasa işlemleri ve zorunlu rezerv oranları gibi araçları kullanarak bankacılık sektörüne göz dağı verir gibi oldu.
Buna karşın, Ocak ayına ilişkin kredi verilerine bakılırsa, bankalar pek de söz dinler gibi görünmüyor. Konuya ilişkin yazdığım, Hürriyet , Milliyet ve Bigpara’da yayımlanan haber:
“Çin’de bankalar yeni yıla hızlı girdi. Merkez bankasının aldığı sıkılaştırıcı tedbirlere rağmen, bankaların geçen ay verdiği kredilerin hacmi 234 milyar dolara ulaştı.
Ekonomi Günlüğü gazetesi, Çin bankalarının 2010′un ilk ayında verdiği kredilerin toplamının 1,6 trilyon yuane (234 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Gazetenin haberinde, kredi hacminin geçen yıl ilk ayındaki rekor düzeye yaklaşmasına rağmen, yeni bir faiz artışının beklenmediği kaydedildi.
Çin Merkez Bankası (PBoC), yılın ilk haftasında verilen kredilerin 100 milyar doları aştığına yönelik haberlerin ardından üst üste önlemler açıklamıştı. PBoC, sürpriz bir kararla 3 aylık tahvil faizlerini artırmasını takip eden birkaç günde, önce senelik gösterge faizlerinde artışa gitmiş, ardından da bankaların tutmak zorunda oldukları karşılık oranlarını yarım puan yükselttiğini açıklamış ve bazı devlet bankalarına kredileri durdurma talimatı vermişti.
Bankacılık uzmanları, bankacılık sektörünün geçen yıl ertelediği kredileri yeni yılın ilk haftasında piyasaya sürdüğünü belirtirken, hükümetten beklenen sıkılaştırıcı tedbirlerinden kaçınmak için de aceleci davrandıklarına işaret ediyor.
Musluklar yine gevşedi
Ulusal İş Günlüğü (NBD) gazetesinin adı açıklanmayan bir bankacılık yetkilisine dayandırdığı habere göre ise, Ocak ayının sonunda PBoC tarafından frenlenen bankaların 1 Şubat’tan itibaren kredi musluklarını yeniden gevşettikleri iddia edildi. Haberde, bankaların kendi aralarında aldıkları kararla daha önce onaylanan kredileri serbest bıraktıkları belirtilirken, yeni kredi başvurularının da hızla sonuçlandırılacağı bildirildi.
Çin’de bankacılık sektörü geçen yıl 1 trilyon 400 milyar dolarlık kredi verdi. Çin Merkez Bankası’nın geçen ay yayımladığı raporda, 2010 yılında verilecek kredilerin toplamının 1 trilyon dolara ulaşmasının öngörüldüğü bildirilmişti.”
Çin’de bankalar yeni yıla hızlı girdi. Merkez bankasının aldığı sıkılaştırıcı tedbirlere rağmen, bankaların geçen ay verdiği kredilerin hacmi 234 milyar dolara ulaştı.
Ekonomi Günlüğü gazetesi, Çin bankalarının 2010′un ilk ayında verdiği kredilerin toplamının 1,6 trilyon yuane (234 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Gazetenin haberinde, kredi hacminin geçen yıl ilk ayındaki rekor düzeye yaklaşmasına rağmen, yeni bir faiz artışının beklenmediği kaydedildi.
Çin Merkez Bankası (PBoC), yılın ilk haftasında verilen kredilerin 100 milyar doları aştığına yönelik haberlerin ardından üst üste önlemler açıklamıştı. PBoC, sürpriz bir kararla 3 aylık tahvil faizlerini artırmasını takip eden birkaç günde, önce senelik gösterge faizlerinde artışa gitmiş, ardından da bankaların tutmak zorunda oldukları karşılık oranlarını yarım puan yükselttiğini açıklamış ve bazı devlet bankalarına kredileri durdurma talimatı vermişti.
Bankacılık uzmanları, bankacılık sektörünün geçen yıl ertelediği kredileri yeni yılın ilk haftasında piyasaya sürdüğünü belirtirken, hükümetten beklenen sıkılaştırıcı tedbirlerinden kaçınmak için de aceleci davrandıklarına işaret ediyor.
MUSLUKLAR YİNE GEVŞEDİ
Ulusal İş Günlüğü (NBD) gazetesinin adı açıklanmayan bir bankacılık yetkilisine dayandırdığı habere göre ise, Ocak ayının sonunda PBoC tarafından frenlenen bankaların 1 Şubat’tan itibaren kredi musluklarını yeniden gevşettikleri iddia edildi. Haberde, bankaların kendi aralarında aldıkları kararla daha önce onaylanan kredileri serbest bıraktıkları belirtilirken, yeni kredi başvurularının da hızla sonuçlandırılacağı bildirildi.
Çin’de bankacılık sektörü geçen yıl 1 trilyon 400 milyar dolarlık kredi verdi. Çin Merkez Bankası’nın geçen ay yayımladığı raporda, 2010 yılında verilecek kredilerin toplamının 1 trilyon dolara ulaşmasının öngörüldüğü bildirilmişti.
Çin ekonomisinde yeni yıl, yeni dertler
Yazan : Sadi KAYMAZ · 1 Subat 2010
Çin’de yeni yılın ilk ayında açıklanan ekonomik veriler alarm verdi. Alarm zilleri ise son yıllarda yer kürenin neredeyse her yerinde kol gezen ’resesyon’ tehlikesi yerine, ‘aşırı ısınma ve enflasyon’ için çaldı.
Çin ekonomisinin 2009 yılında yüzde 8,7 büyüdüğü açıklandı. Böylece, Çin’in gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 33,54 trilyon yuane (4,91 trilyon dolar) çıktı. Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,1′e kadar yavaşlayan büyüme, hızlanarak son çeyrekte yüzde 10,7′e çıktı ve hükümetin yüzde 8′lik yılsonu hedefini de aşmasını sağladı. Çin hükümetinin, yeterli istihdam yaratabilmek amacıyla en az yüzde 8′lik büyümeyi elzem gördüğünü hatırlatalım.
Krize karşı uygulamaya konulan 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketine ek olarak, devlet bankaları öncülüğünde piyasaya sürülen 1,4 trilyon dolarlık banka kredisinin büyümeyi fonladı.
Kamu harcamaları ve banka kredileri böylece sabit yatırımları tetikleyerek, büyümenin motoru yeni motoru haline getirdi. İstatistik kurumu NBS verilerine göre, sabit yatırımlarda geçen yıl yüzde 30,5′lik artış kaydedildi.
İç tüketim canlandı
Çin, Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük ihracatçısı unvanını almasına rağmen, ihracat hacminde 200 milyar dolar düşüş yaşadı. Buna karşın, iç tüketimi artırıcı önlem ve teşviklere bağlı olarak tüketici harcamalarında büyümeye pozitif etki eden artışlar kaydedildi.
NBS verilerine göre, perakende satışları geçen yıl yüzde 15,5 artış göstererek 12,5 trilyon yuane (1,8 trilyon dolar) çıktı. Aylık perakende rakamlarında gözlenen büyüme hızlarının, Aralık’ta en yüksek düzeyine çıkarak yüzde 17,5 seviyesine yükselmesi de ayrıca pozitif değer taşıyor.
Çin’in otomobil alımlarında uyguladığı sübvansiyon ve teşvikler ise, özellikle kırsal kesim kaynaklı otomobil satışları sayesinde, ülkeyi dünyanın en büyük otomobil pazarı haline getirdi. Çin Otomobil Üretici Birliği, yurtiçinde 13 milyon 634 bin araç satıldığını açıklamıştı. ABD’de satılan araç sayısı ise 11 milyonun altında kaldı.
Sanayi üretimi, özellikle otomobil satışları, beyaz eşya ve inşaat sektöründe görülen genişlemeye rağmen, ihracattaki düşüşe bağlı olarak hız kaybetti. 2008′de yüzde 12,9 büyüyen sanayi üretimi, geçen yıl yavaşladı ve yüzde 11 genişledi. Buna karşın, sanayi üretimindeki genişleme hızı Aralık’ta tavan yaparak yüzde 19′a yükseldi.
Çin’in, yakaladığı büyüme ivmesini devam ettirmesi halinde, 2010′da Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük 2′inci ekonomisi olmasına kesin gözüyle bakıyor.
Enflasyon korkuları
Geçen yıla ait tüketici fiyatları endeksindeki yüzde 0,7 düşüşe rağmen, enflasyonun Aralık’ta yüzde 1,9 çıkması, enflasyon korkularının gerçeğe dönüşmekte olduğunu gösteriyor. Çin’de nüfusun çoğunluğunu oluşturan dar gelirli aileleri en çok etkileyen veri olması nedeniyle, enflasyon Çinli liderlerin en çok çekindiği risklerin başında geliyor.
Çin’de aşırı ısınma belirtileri ve enflasyonist baskılar en çok konut piyasasında hissediliyor. PBoC’tan dün yayımlanan raporda, geçen yıl bireysel konut kredilerinin yüzde 47,9 artış göstererek, 204 milyar dolara ulaştığı bildirildi. Çin’de kabine olarak nitelenen Devlet Konseyi’nin de ana gündem maddelerinden birini aşırı artan konut fiyatları oluşturuyor.
Merkez sopayı çıkardı
Çin bankalarının yeni yılın ilk haftasında 100 milyar dolara yakın yeni kredi açmasının ardından alarma geçen Merkez Bankası (PBoC), son iki haftada ardı ardına aldığı kararlarla aşırı likiditeyi kısmaya yönelik tedbirler alıyor. Zorunlu rezerv oranlarını artıran, tahvil faizlerinde 3 kez artırıma giden ve bazı bankalara doğrudan uyarılar yapan PBoC’dan, aşırı ısınma sinyallerini güçlendiren NBS verilerini takiben yeni hamleler bekleniyor.
Çin model mi ?
Çin’de son 30 yıldır sürüp gittiği üzere, ”yine yeni yıl, yine yeni dertler” … Bu noktada bir dipnot düşmek istiyorum. … >>>!
Dünya değişiyor…
Yazan : Sadi KAYMAZ · 30 Ocak 2010
ABD’de yatırımlarını artırmak isteyen “komünist” Çin, ayrımcılık ve bürokrasiden şikayetçi…
Çin Yatırım Fonu (CIC) Başkanı Lou Jiwei, Asya Finans Forumu’nda yaptığı konuşmada, ABD’de yatırım yapan Çinli kurumlara yönelik incelemelerin gevşetilmesini istedi.
Çin’in döviz rezervlerinin 300 milyar dolarlık kısmını yöneten varlık fonunun başkanı Lou, CIC’nin bir Amerikan şirketinin hisselerinin küçük bir kısmının satın almak istediklerini, buna karşın anlaşmanın ayrı Amerikan otoritesinin onayından geçmek zorunda olduğunu belirterek, “ABD’nin dış yatırımlara yönelik bürokrasiyi azaltıp azaltamayacağını merak ediyoruz, sadece eşit muamele istiyoruz” diyerek ayrımcılıktan yakındı.
CIC, geçen ay ABD’nin en büyük rüzgar enerjisi şirketlerinden AES Corporation ile yüzde 15′lik hissesinin 1,85 milyar dolara alımı konusunda anlaştığını duyurmuştu.





