Kredi Hacminde Nispi Canlılık Beklentisi
Sadi KAYMAZ · 3 September 2010
Çin’de yeni krediler daralıyor. Buna rağmen, nispi canlılık beklentisi hakim. Senelik hedefin tutturulmasında sorun görünmüyor
China Communications Bank’ın tahminine göre, Ağustos ayında açılan yeni kredilerin tutarı 500 milyar yüeni bulabilir. Bankanın raporuna göre, hükümetin emlak piyasası önlemlerinin yanı sıra, yerel finansman platformları üzerindeki sıkı denetimler kredi talebinin başlıca kaynaklarını frenledi.
Dolayısıyla hükümet tedbirleri, son aylarda daralan kredi hacminin arkasındaki ana neden. Öte yandan, Çin’de kredilerin 3:3:2:2 oranları ile piyasaya sürüldüğünü not düşelim. Yani, geleneksel olarak bankalar kredilerin yüzde 60′ını yılın ilk yarısında dağıtıyor.
Piyasa öngörüsü, potitika tedbirlerinin yıl sonuna kadar devam edeceği yönünde. Borsada kaydedilen yükseliş hareketlerinde finans ve inşaat hisseleri bu yüzden cılız kalıyor.
Merkez Bankasının 2010 kredi hacmi hedefi 7,5 trilyon yüen. Uygulamaya konulan dev toplu konut projeleri, doğal afetleri takip eden yeniden inşa faaliyetleri ve iç batı kesimlerindeki yatırım hamlesi yılın geri kalan kısmında kredi talebi yaratması öngörülen faktörler.
PMI Yükselişi Mevsimsel, Etkisi Sınırlı
Sadi KAYMAZ · 2 September 2010
Ağustos ayı PMI yükselişinin esasen mevsimsel faktörlerden kaynaklandı.
Geçmiş yıllarla kıyaslandığında, yükseliş oranının 2008 hariç diğer dönemlerin gerisinde kalması, ekonomideki yavaşlama trendinin halen devam ettiğini gösteriyor. Buna karşın, yavaşlama ivmesi hafifledi. Yavaşlama ve enflasyon beklentisiyle borsada düzeltme hareketleri devam ediyor.
Öte yandan, PMI endeksinin satın alma fiyatları kaleminde kaydedilen belirgin artış, üretici fiyatları üzerindeki yükselişin habercisi olabilir.
Çin Lojistik ve Satınalma Federasyonu (CFLP) tarafından yayımlanan resmi verilere göre, Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ağustos ayında öncekine göre 0,5 yükselişle 51,7′e çıktı. Büyük ölçekli işletmelerin ağırlık taşıdığı resmi endekste önceki 3 ayda gerileme kaydedilmişti.
Resmi endeksin yanı sıra, küçük ve orta ölçekli işletmelerin öne çıktığı HSBC endeksi de imalatta genişlemeyi gösterdi. HSBC Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne göre, Çin’in ağustos ayı imalat endeksi 51,9′a yükseldi. HSBC verileri, üst üste iki aylık düşüşle Temmuz’da 49,4′e kadar gerileyerek yılın en düşük seviyesini görmüştü.
Çin ekonomisinin kader düğümleri
Sadi KAYMAZ · 27 August 2010
Çin’in iki asırlık makus talihi, 32 yıl önce başlayan dışa açılma ve reformlar (gaigekaifang – 改革开放) ile değişti. Gaigekaifang’ın sembollerinden küçük balıkçı kasabası Shenzhen, özel ekonomik bölge ilan edilişinin 30′uncu yıldönümünü, kalkınan Çin’in parlayan aynası olarak dün kutladı. Eskinin bu balıkçı kasabası, 14 milyonu aşan nüfusu ve 11 bin dolarlık kişi başı geliri ile bugünün en hızlı kalkınan ve zenginleşen kentlerinin başında geliyor.
Shenzhen’in ayna tuttuğu ülke ekonomisi, 2009 yılında 34 trilyon yüeni aşan hasıla yarattı. Küresel ekonomi pastasının kabaca yüzde 9′lik dilimini oluşturdu. İkiz fazlalarla kabardıkça kabaran döviz rezervleri 2 trilyon 500 milyon dolara dayandı. Borç içinde yüzen Amerikan ekonomisinin en büyük kreditörü oldu. Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük ihracat ülkesi haline geldi. Küresel krizin ardından yüzde 2,2 daralan küresel ekonomiye, yüzde 9,1 genişleme ile katkıda bulundu. Japonya’yı geçerek ABD ekonomisinin arkasındaki yeni konumuna oturdu.
Geride kalan 30 yılda daha nice göz kamaştırıcı başarıya imza atan ülke, bugün tehlikeli belirsizlik ve risklerin girdabına girdi. Kişi başı milli gelirinin Japonya’nın 10′da 1′i bile olmayışı gerçekliğinin mutlak bilincine sahip. Kalkınma yolunda edinilen kazanımların bu belirsizlik ve risk ortamında kaybedilme korkusu açıkça dillendiriliyor.
Bu koşullar altında, “taşları hissederek nehri geçmekte olan” (摸着石头过河) Çin ekonomisinin akıntıya sürüklenmesi işten bile değil. Bu yüzden Çin’in ayaklarına dolanan düğümleri çözebilme yeteneği, ülkenin karşı kıyıya varmasında hayati rol oynayacak.
PARA POLİTİKASI DÜĞÜMÜ
Çinli karar vericiler, öncelikle gevşek para politikasının nasıl terk edileceği noktasında düğümleniyor.
2010′un ilk yarısında finans ve ekonomi dünyası ile Merkez Bankası (央行) koridorlarında en çok kafa yorulan konuların başında faiz artırımı ikilemi geliyor.
Hindistan, Brezilya, Avustralya, Kanada ve Güney Kore gibi ekonomiler 2010 yılında faiz artırımına gitti. ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’dan ise şimdilik faiz artırımı çıkmadı.
Faiz artırımını er ya da geç kaçınılmaz kılan etkenler ise ülke içi koşullardan kaynaklanıyor. Büyüme hızı yavaşlıyor. Küresel krizde devre dışı kalan ihracat motorunu ikame eden inşaat sektörü, emlak balonu tehlikesi yüzünden uygulamaya konulan sert önlemlerin ağır darbesini yedi. 2010′un ilk çeyreğinde kaydedilen yüzde 11,9 büyümenin, son çeyrekte 8′e düşmesi bekleniyor. Dıştan ihracatı, içten sabit yatırımları zayıflatan koşullar, ekonominin devinimsiz kalma ihtimalini giderek arttırıyor.
Gevşek para politikasının yol açtığı enflasyon baskısı ise, ekonomistlerin uykularını kaçıracak kadar ağırlaştı. “İstikrar” sözcüğünün ülkedeki hayati anlamı düşünüldüğünde, sosyo-politik istikrarsızlık unsurlarını beraberinde getiren enflasyon tehlikesi, geçen ay kapıyı çaldı bile. Temmuz ayı enflasyonu, yüzde 3 olarak belirlenen kırmızı çizgiyi geçerek yılın en yüksek düzeyine, yüzde 3,3′e çıktı. Rusya krizi ile aşırı yağış ve sellerin tarımsal ürün fiyatlarında yarattığı patlamanın etkisiyle, enflasyonun ağustos ayında yüzde 4′e kadar çıkabileceğinden endişe ediliyor.
Bu noktada faiz artırımının zamanlaması kritik öneme sahip: erken faiz artırımı büyümeye zarar verebilir. Geç kalınması ise, ekonominin kendisini enflasyon çıkmazında bulması ile sonuçlanabilir.
EMLAK DÜĞÜMÜ
Emlak balonunun yarattığı patlama tehlikesi, bahar aylarına kadar “çöküş” (崩溃) teorisyenlerinin ekmeği oldu. Tehlikenin tüm çıplaklığıyla belirmesinin artından, nisan ayında Kabine’den (国务院) son derece sert tedbir paketi çıktı. Geride kalan aylarda, konut fiyatlarında beklenen düşüş gerçekleşmese de, konut balonu büyümeyi durdurdu. Yüzde 12′ye dayanan konut fiyatları artışı, son olarak geçen ay yüzde 10,3′e yavaşladı.
Bu koşullar altında, konut balonu sönmüş değil. Buna karşın, inşaat piyasasının yavaşlaması ekonominin yeni dinamosu sabit yatırımlara büyük darbe vuruyor. İnşaat sektörünün odağında yer aldığı sayısız sanayi dalı da bu darbeden payını alıyor. Haliyle ülkenin en büyük önceliklerinden istihdam da yara alıyor.
Arazilerin tümünün devlet mülkiyetinde bulunduğu sosyalist rejimde, yerel hükümetlerin en büyük gelir kapısını inşaat şirketlerine toprak transferi (土地出让) oluşturuyor. Sektör, böylece yerel yönetimleri de besliyor. Toprağın geçici mülkiyetini 70 yıl gibi sürelere devralan dev müteahhitlik firmaları, ekonominin kalbinin atmasını sağlıyor.
Dolayısıyla, emlak tedbirlerinin uzun süre yürürlükte kalması ya da daha sıkılaştırılması ekonominin kalbinin durmasına yol açabilir. İnşaat sektörün çökmesi, finanstan çelik piyasasına kadar sayısız endüstride domino etkisi yaratacak ve hiç şüphesiz sonunda ekonomi yere çakılacaktır. Aksi durumda ise, inşaat sektörünün emlak balonunu patlatması ile ekonomi büyük çöküş (崩溃) teorileri gerçeğe dönüşecektir.
YATIRIM ODAKLI EKONOMİDEN TÜKETİM ODAKLI EKONOMİYE GEÇİŞ
(Güncellemeler devam edecektir…)
Sadi Kaymaz tarafından yazılmıştır. Yazar ve site adı belirtilerek, etkin link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.
Çinli banka yeşil ayakkabıya girdi, halka arz rekoru kırıldı
Haber · 16 August 2010
Geçen ay borsaya açılan Agricultural Bank, yeşil ayakkabı opsiyonunun kullanılması ile halka arz rekoru kırdı.
Çin’in en büyük devlet 4 devlet bankası arasında yer alan Agricultural Bank of China (ABC), hisse arzı tutarını 22,1 milyar dolara çıkararak dünyanın en büyük halka arzına imza attı. Banka hisselerinin yüzde 15′lik ek satış hakkının Cuma günü Şanghay borsasında kullanılması ile halka arz geliri ülkenin en büyük bankası ICBC’nin 2006′daki 21,9 milyar dolarlık rekorunu geride bıraktı. Büyük devlet bankalarının borsaya en son açılanı olan ABC, geçen ay Şanghay ve Hong Kong borsasında işlem görmeye başlamıştı. Bankanın 2,68 yuanden işlem görmeye başlayan hisseleri ise, aradan geçen bir aylık süreçte benzeri banka arzlarının aksine yatay seyir izledi. ABC, günü keskin yükselişle kapatan Şanghay borsasında yüzde 0,74 yükselerek 2,72 yuane çıktı.
(Yeşil ayakkabı opsiyonu, hisselerini halka arz edecek şirketin aracı kurum ile yaptığı yüklenim sözleşmesine koyduğu bir hak. Yüklenici, böyle bir hakka sahipse oluşan talebe göre ek satış yapma opsiyonunu kullanır)
Anti-damping davalarının hedefinde Çin var
Haber · 16 August 2010
Küresel çapta anti-damping davalarının yüzde 40′ı geçen yıl Çin’e karşı açıldı.
Çin Dış Ticaret Bakan Yardımcısı Zhong Shan, Qiushi dergisine yazdığı makalede, ülkesinin küresel ihracatın yüzde 9,6′sını gerçekleştirmesine rağmen, dünya çapındaki anti-damping davalarının geçen yıl yüzde 40′ına hedef olduğunu kaydetti. Çin’in uluslararası ticaret müzakerelerini yürüten temsilcisi konumundaki Zhong Shan, ülkesine karşı alınan telafi edici önlemler bakımından tablonun daha da ağırlaştığını belirterek, tüm telafi edici gümrük vergilerinin yüzde 70′ine Çin’in maruz kaldığını yazdı.
Çin’in döviz rezervleri yeşil sahaya çıkıyor
Blog · 8 August 2010
Liverpool’u satın alma girişiminde bulunan Çinli işadamı, Çin’in döviz rezervlerini kullanacak…
Çin’in yurtdışı yatırımlarından sorumlu kolu olan CIC’nin Liverpool’a milyonlarca sterlin akıtmaya hazırlandığı ortaya çıktı. Borç batağına giren ünlü İngiliz kulübünü satın alma teklifinde bulunan Çinli işadamı Kenny Huang, CIC’nin finansman sağlayacağını açıkladı.
Çin’in 2,4 trilyon dolarlık devasa döviz rezervlerinin 200 milyar dolarlık kısmını elinde tutan CIC’nin 477 milyon dolarlık bir finansmana hazır olduğu ifade ediliyor.
Liverpool’un sahipleri Amerikalı Tom Hicks ve George Gillett, Liverpool’u üç yıl önce satın almıştı. Ancak Hicks ve Gillett, Liverpool’u Nisan’da satışa çıkarmış ve British Airways Yönetim Kurulu Başkanı Martin Broughton’ı bu konuyla ilgilenmesi için görevlendirmişti.
Egemen varlık fonu statüsündeki CIC, Çin’in 2,4 trilyon dolarlık döviz rezervlerinin kendisine ayrılan 200 milyar dolarlık kısmını yönetiyor. Küresel krizde finansal varlık yatırımlarından zarar ettiği belirtilen CIC, son dönemde enerji ve madencilik hisselerine yoğunlaşan ilgisi ile dikkat çekiyordu.
Varlık fonunun Nijerya petrollerinden, Şili madenlerine kadar uzanan yatırımlarına bir de futbol takımı eklenecek gibi görünüyor.
Amerikan dolarının küresel finans piyasalarında değer yitirmesi, döviz rezervlerinin yaklaşık üçte ikisini Amerikan hazine bonosu gibi dolar varlıklarında tutan Çin’i yeni alternatiflere yöneltti. Bu doğrultuda Çin hükümeti 2007′de Çin Yatırım Kurumu’nu (CIC) kurdu. İsviçre merkezli Credit Suisse’ye göre, CIC yatırım yaptığı şirketlerde yüzde 5-10 civarı hisseye sahip olarak, uluslararası dalgalanmalara karşı riskleri minimize etme amacı güdüyor. CIC, ABD’nin yatırım şirketlerinden Blackstone’da 3 milyar dolarlık hisse satın almıştı. Analistlere göre Blackstone’un yatırım stratejisine etki etmekten kaçınan CIC, denizaşırı finans piyasalarında karma yatırımlara girişiyor. Bazı uzmanlar, varlık fonunun Batı hükümetleri üzerinde politik ağırlığa sahip ya da Çin’de yoğun yatırımı bulunan yabancı şirketlere yöneldiğini savunuyor.
Dev varlık fonu CIC, finansal krizden evvel yatırım şirketi Morgan Stanley’nin yüzde 9,9 hissesini satın almıştı. Ancak, finansal kriz ile Blackstone ve Morgan Stanley hisselerinden ağzı yanan kurum, krizin derinleştiği son bir yılda daha ihtiyatlı bir tutum izlemeye başladı. Mart ayında Çin basınında çıkan haberlere göre, CIC yüzünü finansal varlıklardan reel ekonomiye çeviriyor.
Başbakan Wen Jiabao’nun otoritesi altında yer alan CIC’in başkanlığını Lou Jiwei yürütüyor. Lou Jiwei’nin pozisyonu, bakan düzeyine denk düşüyor. Çin’de mali sistemin yeniden yapılandırılmasında çok önemli rol oynayan Lou, Çin finans piyasalarında son derece etkili bir isim. 2,1 trilyon dolarlık döviz rezervlerinin bir kısmının yönetiminden sorumlu Lou, Time dergisi tarafından 2008 yılında dünyanın en etkili 100 kişisi arasında gösterilmişti.
Çin verisi aşırı ısınma korkularını dindirdi
Blog · 8 August 2010
ABD’deki büyüme verisinin hayal kırıklığı yaratmasından sonra, Çin’den gelen imalat sektörüne yönelik haberler dış dünyada endişeleri artırdı. Buna karşın, yavaşlamanın hükümet politikaları doğrultusunda gerçekleştiği göz önüne alınırsa, son verilerin sağlıklı bir seyir çizdiği söylenebilir. Nitekim, tamamen iç piyasa beklentileri ile uyumlu gelen veriler, finans piyasalarında olağan karşılandı.
Çin’in imalat sektörü, Pekin hükümetinin kredileri kısma ve konut sektöründe bir balon oluşmasını engelleme çabalarını sürdürmesinden dolayı, Temmuz ayında üst üste 3′üncü ay yavaşladı. Açıklanan resmi satın alma yöneticileri imalat endeksi (PMI), Temmuz ayında, Haziran’da bulunduğu 52.1 seviyesinden 51.2’e gerileyerek, son 17 ayın en düşüğüne geldi.
Çin Merkez Bankası, Pazar günü yaptığı açıklamada bu yıl 1.1 trilyon dolarlık kredi dağıtma sözüne sadık kalacaklarını ancak kredi politikalarını sıkılaştırmaya devam edeceklerini ifade etti. Merkez Bankası’nın çeyreksel bazda 3:3:2:2 kredi orantısını hedeflediğini düşünürsek, yılın ikinci yarısında kredi hacminin yarıya düşmesi beklenebilir.
Yuan’de iki yönlü hareket beklenmeli
Haber · 29 July 2010
Yuanın değer kazanmasına izin verileceğini taahhüt eden Çin şimdilik bu sözünü tutup, para biriminin biraz daha serbest hareket etmesine olanak sağlıyor. Ancak analistler ve yabancı yatırımcılar yuanda olası bir değer kaybına hazırlıksız yakalanabilir.
Çin daha önce sözünü verdiği, yuanın dolar karşısında yüzde 0.5′lik işlem bandı içerisinde piyasaya paralel biçimde daha dalgalı hareket etmesi taahhüdünü yerine getiriyor. Ancak Pekin’in bu sefer uyguladığı yöntem, bazılarının beklediği gibi 2005 ve 2008 yılları arasındaki yuan/dolar paritesinin istikrarlı biçimde arttığı dönemdekinden farklı yürüyor.
Bu da, yuanın dolar karşısında zaman içerisinde değer kazanacağının bir garantisi olmadığı anlamına geliyor. Çin yönetimi, başta ABD olmak üzere diğer ülkelerden gelecek eleştirilere rağmen yuanın esnekliği konusundaki duruşundan taviz vermeye niyetli görünmüyor.
Yuanda önemli oranda değer artışı gerektiğini öne sürenlerin görüşlerini dayandırdıkları temel ekonomik göstergeler, son yaşanan küresel krizden sonra değişiklik gösterdi. Örneğin Çin şimdi daha az ticaret fazlası verirken, ekonomistler azalma eğiliminde olan cari fazlanın önümüzdeki yıllarda açığa dönüşme olasılığından bahsediyor.
Bu nedenle yuanın, beş yıl önce olduğu gibi dolar karşında yavaş ancak istikrarlı şekilde yükselmesi gereken güçlü ekonomik ortam bulunmuyor.
Şanghay merkezli Haitong Securities yatırım şirketinin baş ekonomisti olan Chen Lu konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Çin’in yeni yuan politikası ekonomide ve piyasada gerçekleşen değişikliklere daha hızlı tepki verilmesini öne çıkarıyor. Çin bunu yaparken kısa ya da uzun vadede yuanın ne kadar değer kazanacağıyla ilgili önceden ayarlama yapmıyor” dedi.
Çin Merkez Bankası (PBOC) şimdiye kadar ortaya koyduğu uygulamayla, 19 Haziran’da duyurduğu, yuanın daha geniş bantta ve esnekliğe rağmen kademeli ve kontrollü hareket edeceği açıklaması ile tutarlılık sergiliyor.
Arjantin demiryolları Çin’e emanet
Haber · 19 July 2010
Çin’e beş günlük resmi ziyaret gerçekleştiren Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez De Kirchners, bugün milyarlarca dolarlık demiryolu sözleşmelerine imza attı.
Anlaşmalar uyarınca, Çin’in Arjantin’de 10 ayrı demiryolu projesini 2 ila 5 yıl arasında inşa etmesi öngörülüyor. Teknoloji transferini de kapsayan projelerin finansmanı da büyük ölçüde Çin tarafının üstlendiği belirtiliyor.
Küresel pazarlarda etkinliğini giderek artıran Çinli demiryolu şirketlerinden en büyüğü olan CSR, yalnızca geçen yıl 1,2 milyar dolarlık yurtdışı sözleşmeye imza attı. Şirketin 2001 yılı ihracat tutarı ise, tamamına yakını geri kalmış ülkelere olmak üzere yalnızca 59 milyon dolardı.
CSR’ın önümüzdeki yıllarda hızlanacak ihracatı göz önüne alındığında büyüme potansiyeli çok yüksek. Bu yüzden Nomura tarafından borsada “al” moduna alındı. Bir diğer dev lokomotif şirketi CNR’ın da TCDD’nın açtığı 80 lokomotiflik ihaleye en düşük teklifi verdiğini not düşelim.
Çinli Yatırımcılar Dev Halka Arza Kilitlendi
Haber · 14 July 2010
Çin, borsa tarihinin en büyük halka arzlarından birine yarın ev sahipliği yapacak.
Çin’de borsaya açılmayan son büyük devlet bankası olan Agricultural Bank’ın (ABC) hisseleri yarın Şanghay borsasında işlem görmeye başlayacak. Halka arz öncesinde piyasa değeri 126 milyar dolar olarak belirlenen bankanın hisseleri 2.68 yüenden açılacak. Dev halka arza büyük ilgi gösteren yatırımcılar, geçen hafta hisse ihraç miktarını 10 kat aşan ön talepte bulunmuştu. İnternet üzerinden toplanan ön talepler sonucunda, başvuranların yalnızca yüzde 9′u çekilişle hisse edinen şanslı yatırımcılar arasında yer aldı.
Çin borsasının yılbaşından bu yana yüzde 25′e yakın değer kaybettiğine işaret eden analistler, ABC’nin bu çapta bir arz ile oldukça cesur bir adım attığını düşünüyor. Buna karşın, ABC arzının değeri aşırı düşen borsaya aradığı kanı sunabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, teknik analizler açısından benzer banka arzlarına oranla halka arz fiyatı düşük kalan ABC hisselerinin, gün sonunda %6 civarında artabileceği yorumları yapılıyor. ABC, piyasa değeri açısından Bank of China’yı geçerek dünyanın en büyük 7′inci bankası haline gelecek.








