Ancak öncelikle Seyfettin hocanın köşe yazısının başı ve sonuna birer eleştiri getireceğim:
Dünya ekonomisinin temel sorunu olan ÇİN ile ABD arasındaki ekonomik dengesizliklere daha önce Hazine Bakanı Timothy Geithner pek çok kere, üstelik daha yemin edişinin arifesinde dahi açıklıkla değindi. Hazine Bakanlığı`nı Geithner’e devreden Henry Paulson’un da temel problemlerinden biri iki ülke arasındaki dış ticaret dengesizlikleriydi ve defalarca, son derece açık eleştiriler halinde bunları dile getirdi. Dolayısıyla köşe yazısının giriş kısmında belirtildiğinin aksine, dengesizliklere Hazine Bakanları defalarca değindiler. Dolayısıyla Pekin Üniversitesi’nde Geithner’i dinleyenler için konu hep duyula gelenlerdendi.
İkinci eleştirim, yazının sonuna olacak: Seyfettin hoca ÇİN’in iç talebe dayalı bir büyümeye “nasıl geçeceğini bilmediğini” belirtiyor ve “öğrenmesi de zaman alacak” diyor. ÇİN’e bakış açısı ile ilgili en temel sorunlardan birisi iç dinamikleri ya da uygulamaları görmezden gelerek, Amerikan ya da Batı gözlükleri ile ezberci değerlendirmeler yapmak. Bunun en temel yansımaları “ Çinliler bilmez, nerden bilsin” zihniyeti… Bu anlayış, Amerikalılar en yerinde kararları alır ve uygular fikrini de içinde barındırıyor. Nitekim Geithner beyefendi Pekin’de Çin’in en parlak gençlerine ülkelerinin ne yapmaları gerektiğini kendince ve ABD yaklaşımı ile öğütlüyor. Oysa “hırsızın hiç mi suçu yok” diyesi geliyor insanın, yani Dünya ekonomisini beceriksiz ekonomi politikaları ile krize sokanlar, sanki ABD’liler değil…
Bu arada, Çinliler iç talebe dayalı bir büyümeye geçmenin planlarını çoktan yapmakla kalmayıp, bu doğrultuda uygulamaya çoktan geçmiş durumdalar. Ancak 1,5 milyar nüfuslu ve Dünya’nın 3’üncü büyük ekonomisinin bu dönüşümü bir kaç yılda sonlandırmasının beklenmediğini düşünüyorum.
Sadi KAYMAZ
Dünya ekonomisi ABD ve Çin’in yeniden yapılanmasına bağlı
13.06.2009 | Seyfettin Gürsel Referans Gazetesi
ABD Hazine Bakanı Geithner’in 1 Haziran’da Pekin Üniversitesi’nde yaptığı konuşma Türkiye basınında hak ettiği yankıyı bulmadı. Oysa bu konuşmayla ilk kez ABD ekonomisinin bir numaralı sorumlusu (Başkan hariç) büyük bir açıklıkla dünya ekonomisinin temel sorunu olan Çin ile ABD arasındaki ekonomik dengesizliğe ve bu dengesizliği gidermenin yollarına değinmiş oldu. İktisatçılar uzun süredir mevcut krizin temel kaynağı olarak bu dengesizliğe işaret ediyorlardı. Ancak kriz, tartışmaların finansal sistemin kurtarılmasına ve talebin desteklenmesine odaklanmaya neden oldu. Krizden çıkış işaretlerinin görülmeye başladığı bu günlerde orta ve uzun dönemde dünya ekonomisinde kalıcı bir büyümenin nasıl sağlanacağının ekonomik gündemde hak ettiği yeri alması gerekiyor. Geithner’in Pekin konuşması bu açıdan aktarılmaya ve tartışılmaya değer.
ABD ve Çin’in dayanılmaz ağırlığı
Dünyanın bir ve üç numaralı ekonomileri bir arada dünya ekonomisinin neredeyse üçte birini oluşturuyorlar. Ama önemli olan bu iki ekonominin dinamik açıdan dünya ekonomisinin esas belirleyicileri olmaları. İki numaralı AB ve dört numaralı Japonya dinamizmlerini yitirmiş durumdalar ve gelecekleri ABD ile Çin ekonomilerinin yeniden yapılanmalarının başarısına bağlı. Geithner bu belirleyiciliği şöyle ifade ediyor:
“Daha dengeli ve istikrarlı bir küresel ekonomiye geçiş tüm dünyada iktisat politikalarında ve finansal düzenlemede çok esaslı değişiklikler gerektiriyor. Bu değişikliklerin en önemlileri ABD ve Çin’de gerçekleşmek zorunda. Washington’da ve Pekin’de bizler ne kadar başarılı olursak, dünyanın kalan kısmının esinliği de o kadar güvencede olacaktır. Amerikan politikalarının etkinliği kısmen Çin’in politikalarının etkinliğine, sizin politikalarınızın etkinliği de bizimkilere bağlıdır.”
Yapısal düzeltmenin başlıca unsurları
Amerikan Hazine Bakanı heri iki ülkenin karşı karşıya olduğu meydan okumanın, her iki ekonominin büyümesinin bileşiminde gerçeklemesi gereken değişimler olduğunu belirtiyor. (Anlaşılan Geithner laikliği dert etmiyor.) Nedir bu değişiklikler? “ABD’de tasarruf oranının artması gerekiyor. Geçmişte olduğu gibi Amerikalı tüketicinin harcamaları büyümenin lokomotifi olmaya devam edemez. Çin’de ise yöneticilerinizin de vurguladığı gibi, sürdürülebilir bir büyüme dış talepten iç talebe doğru çok esaslı bir kayışı, yatırım ve ihracat yoğun bir büyümeden, tüketim çekişli bir büyüme geçişi gerektiriyor.”
“Eğer” diyor Geithner, “bu yolda başarılı olursak, krizden çıkışla birlikte ABD’de kamu ve özel tasarruflar artacak ve bu sayede cari açığımız azalacak. Çin’de ise, iç talep toplam büyümeden daha hızlı artacak”. Geithner eklememiş, biz ekleyelim: Bu yolla Çin’in devasa cari fazlası düşecek ve dolar rezervi biriktirme kâbusu bitecek. Ancak bu temel düzeltmede sorumluluğun büyük bölümü Çin’e düşüyor. Çünkü Amerikan tüketicisinin tüketimi aşırı kısması durumunda küresel ekonomi yeniden resesyona girecektir. Buna karşılık Çin’in iç talebinde gerçekleşecek güçlü artış ithalatı artırarak, başta ABD olmak üzere cari açık veren ekonomilerin daha fazla ihraca yönelik bir yapıya kavuşmalarını kolaylaştıracaktır.
ABD’nin yol haritası
Başkan Obama Kongre’ye bir söz verdi: Krizin etkisi geçer geçmez bütçe açığı orta vadede sürdürülebilir bir düzeye çekilecek. Geithner bu düzeyle ilgili bir rakam veriyor: GSYH’nin yüzde 3′ü. Ayrıca kamu borcu/GSYH oranı düşüş patikasına sokulacak. Meşhur Maastricht Kriterleri. 2009′da yüzde 12 gibi ürkütücü bir düzeye çıkması beklenen ABD bütçe açığı nasıl olacak da yüzde 3′e çekilecek?
İlk olarak resesyonun neden olduğu vergi kayıpları son bulacak. İkinci olarak iç talebi canlandırmak için açılan harcama ve destek paketleri sona erecek, yenileri çıkmayacak. Üçüncü olarak kamu harcamaları otomatik olmaktan çıkartılacak. Dördüncü olarak uzun vadede bütçe açığının en önemli kaynağı olan sağlık harcamaları kapsamlı bir sistem reformu ile azaltılacak. Beşinci olarak, özel tasarrufları artırmak amacıyla emeklilik fonlarına “otomatik” üyelik getirilecek. Geithner Çinli muhataplarını rahatlatmak için açıkça sorumluluk üstleniyor: “Enflasyonsuz, uzun soluklu bir büyüme için, bütçe açığını düşürmek, serbest ticareti korumak gibi gereken politikaları kararlılıkla uygulayacağız”.
Çinlilerin gerçekten rahatlatılmaya ihtiyaçları var. Çoğu Amerikan ekonomisinin riskini taşıyan 2 trilyon doları aşan rezervleri var. Ve bu rezervler halen artmaya devam ediyor, çünkü kriz temel dengesizlikleri değiştirmedi, boyutlarını küçülttü: Çin fazla, ABD açık vermeye devam ediyor. ABD’nin Geithner’ın dile getirdiği orta vadeli mali disiplini uygulamaması durumunda dünya muazzam bir dolar enflasyonu ile karşı karşıya kalacak. Çinlilerin yemeyip içmeyip biriktirdikleri dolarlar da badem olacak.
Çin’in izlemesi gereken politikalar
Geithner’a göre Çin’de yeniden yapılanma politikasının temel hedefleri, hane gelirlerini artırmak, tedbir amacıyla yapılan tasarrufların nedenlerini ortadan kaldırmak ve yüksek özel eğitim harcamalarını düşürmek. Bu hedeflere ulaşmak için izlenmesi gereken politikalar bellidir: Sağlık ve emeklilik sigorta sistemlerini esaslı ölçüde iyileştireceksiniz. Hanelerin krediye ulaşmasını kolaylaştıracaksınız. Amaç hanelerin daha az tasarruf yapıp daha çok tüketmelerini sağlamak. Geithner’e göre bu sosyal politikaların maliyeti devlet işletmelerince (Çin KİT’leri) karşılanmalıdır.
Çin’de özel tüketim arttıkça ekonominin ağırlığı, ihracata ve ithal ikamesine yönelik ağır sanayiden daha çok hizmetlere ve hafif sanayilere kayacak. Bu yeniden yapılanma daha istihdam dostu, aynı zamanda daha az enerji ve hammadde tüketen (göreli olarak) bir ekonomi demek. Bu yeniden yapılanmanın yolu da faiz gibi, kur gibi temel piyasa mekanizmalarına daha çok serbestlik tanımaktan geçiyor. Bu konuda en önemli araç kuşkusuz kur rejimi. ABD uzun süredir Çin’e serbest kur uygulaması için bastırıyor. Çin Yuan’ı dalgalanmaya bırakmayı reddetse de Yuan’ın son iki yılda yüzde 20 kadar değerlenmesine izin verdi. Ancak firmaların iç pazara yönelmeleri ve ithalatın artması için daha değerli bir Yuan gerekiyor. Ne kadar daha? İşte bu, büyük tartışma konusu.
Söylemesi kolay, yapması zor
Geithner’ın ABD ve Çin’e önerdiği yeniden yapılanma planı çok mantıklı. Dünya ekonomisinin dengeli bir şekilde gelişmesi için başka çare de yok. Aksi takdirde bu kez bir başka kriz dolar enflasyonu nedeniyle patlak verecek. Çin’in yemeyip ABD’ye satmaya, karşılığında da değeri sürekli düşen bir parayı biriktirmeye hiç niyeti yok. Çin Merkez Bankası Başkanı G-20 zirvesi öncesinde çok dikkat çeken bir makale yayımlayarak, dolar yerine tarafsız bir dünya parasına (Keynes’in Bancor’u) dayanan bir uluslararası para sistemini savunmuştu. Sonra Amerikalılar en üst düzeyde Çinlilere dolar enflasyonu yaratmayacaklarına dair söz verdiler.
Bu sözlerini tutabilecekler mi? ABD’nin kamu harcamalarını krizden sonra dizginlemesi çok zor. Bir kere krizden çıkışın güçlü olmayacağı biliniyor, çünkü finans sisteminin yakın geçmişteki çılgınlıklara dönmesine izin verilmeyecek. Özel tüketim düşük seyredecek. Devlet de olağandışı kriz harcamalarına son verecek. Düşük büyümeye, işsizliğe ve yoksulluğa Obama yönetimi ne kadar tahammül edebilir? ABD’nin mutlaka ihracatını artırması gerekiyor. Bunu ancak Asya’ya yapabilir.
İşte bu noktada Çin’in büyümesini yeniden yapılandırması gerekiyor. Geithner kritik rolün Çin’de olduğunu savunurken haklıdır. Çin bu rolü oynayabilir mi? İlk yaklaşımda sosyal refah devletini yaygınlaştıracak ve güçlendirecek politikaların sosyalist bir iktidar tarafından uygulanmaması için hiçbir neden yok gibi duruyor. Ancak yeniden yapılanma, Çin ekonomisinin ve kamu gelirlerinin köklü biçimde değişmesini gerektiriyor. Çin ekonomisi farklı mallar ve hizmetler üretecek, devlet de bütçe açığını artırmamak için kendine yeni gelir kaynakları yaratacak. Tüm bu değişimler de tarımdan büyük bir göç baskısının yaşandığı koşullarda işsizliği artırmamak için en az yüzde 7-8 büyüme ile yapılacak. Çin, ucuz emek ile geri sosyal hakları yabancı sermaye ile birleştirerek ihracata dayalı büyümeyi nasıl yapacağını biliyor ama bu büyümeyi iç talebe dayalı bir büyümeye nasıl dönüştüreceğini henüz bilmiyor. Öğrenmesi de zaman alacak.



