Çin Merkez Bankası (PBoC), döviz rezervlerinin geçen yıl 452 milyar dolar artarak 2,4 trilyon dolara ulaştığını açıkladı. Buna göre, Çin’in döviz rezervleri geçen yıl 2008′e göre yüzde 24 artış gösterdi. Yani, Çin döviz rezervlerine geçen yıl 453 milyar dolar daha ekledi.
Hemen belirtelim, Çin tarihte hiçbir devletin biriktiremediği kadar döviz rezervine sahip. Diğer taraftan, rezervlerin bu hacimlere ulaşması Çin’in lehine bir durum olmaktan çıkıyor. Sanıldığının aksine, rezervler ülkenin sırtında her geçen gün büyüyen bir yük durumunda. Çünkü, rezervler büyüdükçe Çin’in üzerindeki döviz kuru baskıları artıyor ve rezervlerin yönetim riskleri ortaya çıkıyor.
Rezervlerin büyümesi ticaret fazlaları ya da sermaye akımları ile ülkeye giren dövizlerin, belirlenen sabit kur üzerinden satın alınması yüzünden birikiyor. Yani, devlet taahhüt ettiği sabit kur düzeyini korumak için, ülkeye giren fazlaları satın alıyor.
Bu da, Renminbi’nin değerinin olması gerekenden düşük olduğunu gösteren amprik bir kanıt oluşturuyor. Dolayısıyla, rezervlerdeki her yeni hacimsel artış, Çin’e karşı dış açık veren (neredeyse tüm dünya) ülkelerin canının daha çok acıdığını gösteriyor. Başta Avrupa Birliği ve ABD, döviz rezervleri konusunu kanıt olarak masaya getiriyor.
Çin’in için döviz rezervlerinin nereye demirleneceği de büyük bir sorun. Çünkü, rezervler merkez bankasının kasasında beklemiyor. Çin, muhtemel aşınmaları önlemek ve değer artışı sağlamak amacıyla, rezervleri işletiyor, yani yatırım amaçlı kullanıyor.
Bu bağlamda, rezervlerin en büyük parçasıyla ABD hazine tahvili satın alınıyor. Amerikan tahvileri, geri ödenme güvencesi açısından mevcut düzende en güvenli liman durumunda. Buna karşın, tahvillerin net getirisi faizler, enflasyon ve döviz kuru gibi dışşal parametrelerden de etkileniyor. Çin, bu yüzden ABD’nin doların değerini düşürmesinden rahatsızlık duyuyor. Keza, doların değeri düşünce, Çin’in elindeki varlıkların değeri de aşınıyor. ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre, Çin’in elinde Ekim ayı itibariyle 798,9 milyar dolarlık Amerikan hazine tahvili bulunuyordu.
Doların değeri sorunu, Çin’i alternatifler aramaya itiyor. Bunlardan birisi altın. Döviz rezervlerinin yüzde 2 ila 3′lik bir kısmının altında tutulduğu biliniyor. Ancak, altın fiyatlarının aşırı değerlenmesi ve altının talebe duyarlılık katsayısının yüksekliği nedeniyle, altın stokları çeşitlendirme seçeneği olmaktan öte gidemiyor.
Döviz rezervlerinin işletilmesinde kullanılan 3′üncü yol ise, egemen varlık fonu eliyle yapılan yatırımlar. CIC olarak bilinen, Çin Yatırım Fonu, döviz rezervlerinden 200 milyar dolarlık bir kaynak aktarılarak kuruldu. 2009 başında, 297 milyar dolarlık bir varlığı yöneten CIC’nin geçen yıl yatırımlarından yüzde 10 dolayında kar ettiği bildiriliyor.
Küresel krizin CIC için fırsata dönüştüğünün de altı çizilmeli. Çünkü, krizden önce finansal araçlara yatırım yapan kurum, krizin ardından düşen reel varlıklara yöneldi. Endonezya’daki kömür yataklarından, Avustralya’daki bakır madenlerine, Kanadalı emtia şirketlerinden Hong Kong’daki madencilik firmalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede yatırımlar arka arkaya geldi. Emtia fiyalarının 2010′da güçlü toparlanma göstereceğine yönelik beklentiler gerçekleşirse, ülkenin en etkili maliye isimlerinin yönettiği CIC’nin yüzü de fazlasıyla gülecek.
* Sadi KAYMAZ tarafından yazılmıştır. Kopyalanamaz ve referans gostermeksizin alıntı yapılamaz.Yazının fikri mülkiyet hakları digital imza ve fingerprint ile korunmaktatır. Aksi hallerde her türlü hukuki yola doğrudan başvurulmaktadır.



