Dünyaca ünlü Çin uzmanı Nicholas Lardy Çin’in dünyanın geri kalanına ciddi bir enflasyon ihracatı etkisi yapacağını düşünmediğini söylüyor. Lardy’ye göre Çin ekonomisi 2-3 yıl içinde yavaşlayacak.
Küresel ticarette son bir kaç yıldır ucuz para birimi sayesinde kimilerine göre haksız rekabet avantajı üzerinden her yıl 80 milyar dolar artan ve 2007′de 262 milyar dolara ulaşan dış ticaret fazlası sağlayan Çin, şimdi ABD’den Avrupa’ya kadar bir çok ekonominin yaşadığı sıkıntının aynısı ile karşı karşıya: Enflasyon. Bank of China şubat ayı enflasyon tahminini yüzde 8,3′e çıkardı. Çin Merkez Bankası’nın bundan sonraki para politikasında önemli etkisi olması beklenen resmi enflasyon rakamı ise yarın açıklanıyor. Enflasyon oranı ocak ayında yüzde 7,1 ile 1996′nın eylül ayından bu yanaki en yüksek seviyesini görmüştü. Şimdi şubat ayında yüzde 8,3 seviyesine çıkarak son 11 yılın en yüksek seviyesine ulaşması beklenen enflasyon oranı ise sadece Çin’i değil, dünyanın en büyük ihracatçısı ile iş yapan bir çok ekonomiyi de alarma geçirmiş durumda. En büyük endişe ise Çin’in yüksek enflasyonunu mallar yoluyla ticaret ortaklarına da bulaştırması. Yani “enflasyon ithalatı”.
Ancak dünyanın en ünlü Çin uzmanlarından Nicholas Lardy'ye göre Çin'deki enflasyon diğer ekonomiler için gerçek bir fırsata dönüşebilir. Referans'a özel olarak konuşan düşünce kuruluşu Peterson Institute'ün yöneticilerinden Uluslararası Finans profesörü Lardy'e göre Çin'in enflasyon sorunu önümüzdeki dönemde küresel ticarette tam anlamıyla bir "dengeleyici unsur" etkisi yaratacak. Tüketici fiyatlarındaki aşırı yükselişlerin yuanın değerlendirilmesini zorunlu kılacağını söyleyen Lardy, böylece şu ana kadar uluslararası ticaret arenasında düşük yuan yüzünden rekabet avantajını kaybeden ekonomiler için yeni bir fırsat doğabileceğini söylüyor.
ABD’nin yapamadığını enflasyon canavarı yapıyor
“Ekonomisindeki aşırı hızlı büyüme Çin için büyük bir risk. Üretici fiyat endeksi de son 8 ayda tüketici fiyatlarından da hızlı arttı. Gıda fiyatlarındaki artış enflasyonu körüklüyor. Enflasyonun yüksek olması ise kurun hızla değer kazanmasını beraberinde getirir. Bu nedenle Çin’in dış ticaret fazlasında düşüş yaşamasını bekliyorum” diyen Lardy, “Bu da aslında Çin’deki enflasyonun dünya ekonomisi için olumlu bir gelişme olmasını sağlayacak. Bu sene Çin’in dış ticaretinde gözle görülür bir yavaşlama bekliyorum. Bunun da küresel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratacağına inanıyorum. Dış ticaret dengesizlikleri azalacak” şeklinde konuştu. 5 yıl süren küresel likidite bolluğu döneminde düşük kuru sayesinde uluslararası ticaretin efendisi olan Çin, bu yaz patlak veren mortgage krizi sonrası resesyonda olup olmadığını tartışan ABD’nin de en büyük belalısı olmuştu. FED Başkanı Ben Bernanke’den ABD Hazine Bakanı Henry Paulson’a kadar bir grup guvernör Pekin yollarını arşınlamış, yuanın değerlendirilmesi için uzaktan telefonlar yetmeyince Çinli yetkililerle görüşmek için bir kaç kere bizzat Çin’e gitmişlerdi. ABD’nin tüm bu baskılarına rağmen Çin yuan konusunda yine taviz vermemişti. Ancak bu kez ABD’nin yapamadığını enflasyon canavarı yapıyor. Ülkede hükümetin ekonomiyi soğutmak için yaptığı bir çok uygulamaya rağmen yüzde 8′in üzerine çıkması beklenen enflasyon Pekin’in en zayıf halkası.
Çin’in dünyanın geri kalanına ciddi bir enflasyon ihracatı etkisi yapacağını düşünmediğini söyleyen Lardy’ye göre, önümüzdeki dönemde Çin’den yapılan ihracatlar biraz pahalanabilir. Buna karşılık Çin’in yarattığı asıl enflasyon riski kendi içindeki enflasyondan değil petrol ve demir cevheri gibi emtia ürünlerine olan yüksek talebinden kaynaklanıyor. “Ancak önümüzdeki 2-3 yıl içinde Çin ekonomisinde gözle görülür bir yavaşlama bekliyorum, dolayısıyla ülkenin emtiaya olan talebinde de bir azalma söz konusu olacak. Bu da Çin’in emtia fiyatları üzerindeki yukarı yönlü etkisini azaltacak.” diyen Lardy, Çin’in ithalatındaki düşüşün küresel ekonomi içinde yavaşlama etkisi yaratacağı yönünde uyarıda bulunmadan edemiyor.
Çin finans sektörü 2009′da zora girebilir
Bir çok uzmana göre ABD’deki subprime krizinin Çin ekonomisi üzerindeki etkisi sınırlı oldu. Zaten Wall Street bankalarının can çekiştiği bir dönemde Çinli devlet fonlarının bu bankalardan yaptıkları hisse alımları Çin’in krizi kendi lehine çevirdiğinin en iyi işareti oldu. Çinli bankaların ABD subprime piyasasında çok az pozisyon aldığını, bu sayede de krizden çok etkilenmediğini söyleyen Lardy, Bank of China’nın bu piyasada sadece 10 milyar dolarlık sınırlı bir pozisyon tutmuş olduğuna dikkat çekti. “Ancak buradaki asıl endişe konusu Çinli bankaların doğrudan değil dolaylı yollardan subprime krizinden nasıl etkileneceği olmalı” diyen Lardy’e göre 2009 Çin finans sektörü için zor bir dönemin başlangıcı olabilir. Lardy bununla ilgili şöyle konuşuyor: “Bankacılık sektörü tarafından sanayi kesimine verilen kredilerde ciddi artışlar var, Çin ihracatında ise sert bir yavaşlama bekliyoruz. Son yıllarda roket hızıyla giden sanayi sektörünün önünde kârında düşüşler yaşayacağı bir dönem var. Kâr kayıpları, borçluların aldıkları kredilerin geri ödemelerinde sorunlar yaşamalarına neden olabilir. Bu da özellikle 2009′an sonra Çin finans sektörü üzerinden “dolaylı” yoldan baskı yaratabilir. Öte yandan Lardy’ye göre önümüzdeki dönemde yabancı piyasalarda Çinli devlet fonları tarafından yapılan satın almaların çoğu büyük yatırım bankaları tarafından aracılık edilen portföy yatırımları olacak. Lardy, önümüzdeki dönemde Çinli devlet fonları tarafından belli başlı bir kaç alım görülebileceğin ancak asıl yatırımın portföy yatırımları şeklinde olmaya devam edeceğini, yani yatırım bankaları gibi üçüncü kişilerin aracılık ettiği yatırımların daha fazla ön plana geçeceğini savunuyor.
Yuan’ın ticaret tabanlı kurunu takip edin
Son 2 buçuk yıldır, yuanın dolar karşısında değerlenmesi oldukça yavaşlamıştı ama özellikle son 10 haftadır yuanda hızlı bir değerlenme sürecine girildi. Son iki ayda yuan dolar karşısında yüzde 1,8 pahalandı. Şu anda yuan dolar karşısında 2006 ya da 2007′de görülenden çok daha hızlı bir şekilde değerleniyor. Buna rağmen asıl dikkate alınması gereken yuanın ticaret tabanlı kur değeridir. Çünkü yuanın dolar karşısındaki ticaret tabanlı değerinde serbest piyasadaki gibi hızlı bir değerlenme görülmüyor. 2005 yılının temmuz ayından bu yana serbest piyasada yuan dolar karşısında yüzde 15,5 civarında değer kazandı. Ancak bu oran aynı zaman diliminde ticaret tabanlı kur değerinden bakıldığında sadece yüzde 9 olarak görünüyor. Çin’de zaten ücretler reel bazda uzun yıllardır artış gösteriyor. Son bir kaç yıldır enflasyondaki artışla birlikte ücretlerdeki artış da biraz hızlanmış durumda. Ancak unutulmaması gerekiyor ki ücretler artarken Çin’de verimlilik artışı da bir o kadar hızlı artıyor. Üstelik ABD’ye giren Çin mallarının fiyatları, ücretlerdeki artış ya da yuanın değerindeki artışa oranla çok daha küçük ölçüde artış gösteriyor.



