Çin’de küresel krizin galibi “asansörcü”

7 Kasim 2009

Yazan: Sadi Kaymaz

insaat-yuruyen merviden-asansor-dÇin’de yükselen binalar, çoğalan alışveriş merkezleri, büyüyen havalimanları yüzünden,  dünyanın en büyük asansör ve yürüyen merdiven üreticisi Otis’in Çin’deki üç fabrikası yetersiz kaldı!

Küresel krizin vurduğu 2008′de Çin pazarında yüzde 30 büyüyen Otis, bu hafta başında ülkedeki dördüncü fabrikasını kuracağını açıkladı. Çin’in güneybatısındaki dev metropol Chongqing’de kurulacak fabrika, aynı zamanda ülkenin iç kesiminde kurulacak ilk fabrika  olacak. Otis’in başkanı, yeni fabrika “sadece başlangıç” diyor ve “müşterilerimize yakın olmak istedik” diye ekliyor. Haksız da değil; Chongqing, belediye sınırları 25 milyonu aşan Asya’nın en büyük şehirlerinden biri Seul’den daha kalabalık. 34 milyon nufuslu şehirde inşaat sektörünün büyüme hızı yüzde 30 cıvarında! Her yapılan inşaatta asansör ya da yürüyen merdiven bulunduğunu düşünülürse, Otis başkanının “sadece başlangıç” sözleri daha da somutlaşıyor.

Asıl önemli olan, Çin’deki inşaat sektörünün ülkenin her yerinde canlı oluşu… Nitekim asansör ve yürüyen merdiven pazarı geçen yıl yüzde 20 büyüyerek 50 milyar doları aştı. Sektör, her 3-5 senede bir pastasını ikiye katlıyor. Sektör araştırma kuruluşu Koncept’e göre, dünyada kurulu asansörlerin yüzde 50′ye yakını Avrupa’da bulunuyor. Buna karşın, yeni siparişlerde Çin açık ara önde gidiyor. Örneğin, Amerikan şirketi Otis’in yeni siparişlerinin üçte birinin kaynağını Çin oluşturuyor.

Otis’in yanı sıra, Japon Hitachi’nin de Çin’de halihazırda üç işleyen fabrikası var. İki şirketin toplam pazar payları yüzde 40′larda. İki yabancı işletme, Çin’de en “bereketli” piyasalardan birinin yarıya yakınını domine ediyor. İşte burada, endüstrinin en kilit unsuru inovasyon kendini gösteriyor.

Çinli rakipler, başarılı şirketlerin yönetim modellerinden dizaynlarına kadar her şeyi taklit etse ya da örnek alsa da, “inovasyon” denen şey, başarılı şirketlerin hep zirvede kalmalarını sağlayan “hayati faktör” oluyor. Burada Çinliler yabancılardan kopyalıyor demek aslında yetersiz kalır. Çünkü Çin’de özel girişime açık bütün sektörlerde vahşi bir rekabet yaşanıyor. Yani, Çinliler birbirini de kopyalıyor, taklit ediyor ya da örnek alıyor.

Bu süreç, yalnızca nihai ürün dizaynında yaşanmıyor. Başarılı olan, işletme olarak tepeden tırnağa kopyalanabiliyor ya da model alınıyor. Serbest piyasa teorilerinin “karlılık varsa endüstrinin yeni misafirleri kaçınılmaz” anlayışının da ötesine geçen bir durum söz konusu. Başarılı bir Çinli köy kooperatifi bile, hemen komşu köyler tarafından taklit ediliyor ki, aslında son 30 seneye sığan kalkınmanın bir unsurunu da bu içselleştirebilme kabiliyeti oluşturuyor. Diğer yandan, Çin’de hangi sektöre girerseniz girin, karşınızda en iyi ihtimalle düzinelerce rakip çıkacaktır. İşte, her alanda olduğu gibi, burada da “ölçek” farkı karşımıza çıkıyor: “1,3 milyar nüfus ve hızla büyüyen bir ekonomi”.

Böyle bir “ölçekte”, inovasyon kavramı küresel öneminin de ötesinde “hayatiyet” kazanıyor. (Otis geçen yıl yüzde 70 elektrik tasarrufu sağlayan yeni nesil panellerini devreye soktu… )

İnovasyonu bir kenara bırakıp, inşaat sektörüne canlılık veren makro ekonomik koşullara bir göz atmak gerekirse;

Küresel krizin yarattığı ekonomik iklimde Çin’in ihracat çarkları yavaşlayınca, hükümet 586 milyar dolarlık bir teşvik paketini devreye soktu. Doğrudan kamu harcamaları 2009′ın ilk 9 ayında yüzde 24 arttı. Ancak, altyapı projelerine odaklanan paket, diğer taraftan “katalizör” rolü oynadı.

Artan mali harcamalar, gevşek para politikalarıyla takviye edilince ortaya tarihi boyutlara varan banka kredileri döküldü. Çin bankaları, yılın ilk 9 ayında 1 trilyon 270 milyar dolar krediyi piyasaya sürdü. Borçlanan sektörlerin en başında ise açık farkla inşaat geldi. 2009′un ilk dokuz ayında inşaat sektörünün aldığı orta ve uzun vadeli krediler, toplam içinden yüzde 42′lik bir pay aldı. Özellikle son dönemde, Shenzen, Shanghai, Pekin gibi metropollerden ardı ardına rekor arazi ihaleleri haberleri gelmeye başladı.

Öte yandan, gevşek kredi ortamı mortgage kredilerini de canlandırdı. İnşaat sektöründe toparlanan talep, gerileyen emlak fiyatlarını arttırmaya başladı. 2009′un Haziran ayına kadar satılan gayrimenkullerin kullanılabilir yüzey toplamı azaldı. Buna karşın, Temmuz’dan bu yana metrekare bazında satışlar yüzde 27 genişledi.

Sadi KAYMAZ

Page copy protected against web site content infringement by Copyscape

* Sadi KAYMAZ tarafından yazılmıştır. Kopyalanamaz ve referans gostermeksizin alıntı yapılamaz.Yazının fikri mülkiyet hakları digital imza ve fingerprint ile korunmaktatır. Aksi hallerde her türlü hukuki yola doğrudan başvurulmaktadır.

  • email
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • Facebook
  • del.icio.us
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • TwitThis
  • Print

Son Eklenenler

Görüş Belirtin

Comments are closed.

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes
Copy Guarded by IamShekhar's WP-CopyGuard.