Çin’de uzunca zamandır geliyorum diyen enflasyon, Nisan ayında kendini iyice gösterdi. Bırakın gösterge faizlerini, iki yıllık tasarruf faizi oranı bile enflasyonun altında kaldı.
Çin İstatistik Bürosu (NBS), tüketici fiyatları enflasyonunun Nisan ayında geçen yıla göre yüzde 2,8 yükseldiğini açıkladı. Açıklamaya göre, aynı dönemde toptan eşya fiyatlarında yüzde 6,8 artış kaydedildi.
Enflasyon önceki ay 2,4 düzeyindeydi. Geçen yılın aynı döneminde ise eksi 1,5. Enflasyon beklenti anketlerinde ise, tahminler 2,5-2,8 arasında yoğunlaşıyordu. Dolayısıyla, enflasyon beklentiler dahilinde, ama üst sınırda gerçekleşti.
Aslında, dün açıklanan Merkez Bankası (PBOC) raporu, enflasyonu deşifre etmişti. PBOC, işçi ücretleri ile hammadde ve gıda fiyatları artışlarının enflasyon baskısı yaratan başlıca etkenler olduğunu vurgulamıştı. Dolayısıyla, iki yapısal ve bir dönemsel etken öne çıkıyor.
Bugün açıklanan NSB verilerine göre, gıda fiyatları artışı yüzde 5,9 olurken, gıda dışı enflasyon artışı yüzde 1,3 oldu. Son 3 ayda ise çoğunluğu endüstrileşmiş kıyı bölgelerinde bulunan 8 eyalet yönetimi, asgari işçi ücretlerini yüzde 5 ila 13 arasında değişen oranlarda artırdıklarını açıkladı. Asgari ücretlerden çok, işçi arzındaki yapısal problemler ücretleri artıyor. Özellikle, köylü işçilerin iç bölgelerin kalkınmaya başlamasıyla birlikte kıyıdan çekilmeye başlamaları. Bunun yanı sıra, 80 sonrası yeni nesil işçilerin, daha fazla hak ve sosyal imkan talep etmesi gibi nedenler de, Çinli fabrikaları asıl zora sokan nedenlerin başında geliyor.
Diğer taraftan, enflasyon ithal ediliyor. Özellikle demir cevheri ve petrol fiyatları olmak üzere, ekonomiyi besleyen ithal hammadde fiyatlarında gerçekleşen küresel ölçekli artışlar da enflasyon ithali şeklinde etkisini gösteriyor.
Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden ardı ardına gelen faiz artırımı haberlerine karşın, Çin Merkez Bankası (PBOC) faiz silahını kullanmaktan kaçınıyor.
Enflasyon rakamlarının son iki aydır yüzde 2,25 düzeyindeki yıllık tasarruf faizlerinin üstüne seyretmesi, faiz artırımı beklentilerine yol açan en önemli etken durumunda bulunuyor. Güçlü artırım beklentilerine rağmen, PBOC’un birkaç ay daha artırımdan kaçınabileceği görüşü yavaş yavaş ağır basıyor.
PBOC, yeni yılda 3 kez zorunlu rezerv oranlarını yükselmenin yanı sıra, bankaların kredi verme politikalarını da kısıtladı. PBOC, ayrıca, son haftalarda yoğunlaşan tahvil ihaleleri aracılığıyla piyasadan yüklü miktarlarda likidite çekiyor.
PBOC, bugün yaptığı açıklamada, M2 para tabanında geçen ay yüzde 22,5 genişleme kaydedildiğini bildirdi. Genişleme, geçen yılın aynı ayında yüzde 25 düzeyinde gerçekleşmişti. Yıllık hedef ise yüzde 18 dolaylarında.
En kritik konu ise, Çin hükümetinin konut fiyatları spekülasyonunu önlemek için uyguladığı tedbirlere piyasanın çok hızlı tedbir vermiş olması. Geçen ay konut fiyatlarının rekor düzeyde artış gösterdiğinin açıklanması, aslında hükümetin son derece doğru bir zamanlamayla, oldukça kararlı ve sert önlemler aldığını ortaya koyuyor. En önemlisi, konut piyasası, hükümetin ciddiyetine tartışmasız biçimde inanıyor.
Nitekim, büyük şehirlerde emlak piyasasında son iki haftadır yaptak kıpırdamıyor. Örneğin, Pekin’de işçi bayramı tatili konut satışlarının altın dönemidir. Oysa, Pekin belediyesinin geçen ayın son günü açıkladığı aşırı sert tedbirlerin etkisiyle, 4 günde yalnızca “bir” konut satışı gerçekleşti.
Ülke genelinde, son iki haftada alım-satım hacimlerinde en az yüzde 50′lik dramatik düşüşler yaşandığı haberleri geliyor.
Çin Devlet Konseyi, geçen ay bankaların birden fazla evi olan vatandaşlara konut kredisi vermesini yasaklamıştı. Pekin Belediyesi ise, önlemleri daha da sıkılaştırarak, her ailenin peşin ödeme vasıtasıyla birden fazla ‘yeni ev’ almasının önünü tıkamıştı.
Çin’de 90′ların sonundan bu yana, istatistiklere göre alım-satım hacimlerindeki düşüşler, yaklaşık 6 ay sonra fiyatlara yansıyor. Buna göre, sektör analistleri özellikle son çeyrekte konut fiyatlarında yüzde 30′u aşan düşüşler görülebileceğinden söz ediyor.
Bir de, çok söz edilen emlak balonu riski. Evet, ciddi bir balon var. Ancak, Çin ekonomisinde yatırım olanakları sınırlı olduğu müddetçe, varlık balonlarının mevcudiyeti kaçınılmaz. Nitekim, parasını konut piyasasına aktaran Çinliler’e “neden” sorusunu yönelttiğinizde, alacağınız cevap, hiç şüphesiz, “Peki nereye koyayım” olur… Dolayısıyla, bizdeki gibi, paranın emlak piyasasından alternatif araçlara ya da yurtdışına kaçması mümkün değil. Likiditenin, fizik teorilerine aykırı olarak buharlaşmasını da bekleyemeyeceğimize göre, balon nasıl sönecek.
Son olarak, geçen hafta katıldığım bir seminerde konuşan, Çin’in en prestijli ekonomistlerinden Fan Gang, şöyle diyordu: “Evet, balon var. Peki siz, Çinlilerin aptal olduklarını mı düşünüyorsunuz. Çin, aptal olduğu için, balonun şiştikçe şişmesi bekleyecek, en sonunda patlamasını mı izleyecek.”
Hükümetin bankalara kredileri durdurun emri verebildiği topraklara uzaktan bakıp, “faiz artımı gecikti, hükümet emlak balonuna seyirci kalıyor” demek, Çinli liderlerin en sevdiği “Çin’e özgü…” nitelemesinin unutuluyor olduğu izlenimi veriyor.
(Konu ile ilgili olarak, Çinli uzmanların yarınki değerlendirmelerinden bazılarını Türkçe’ye çevireceğim)



