Çin ilacıyla tedaviye, Batı tıbbının koyduğu teşhis

Çin’in en ilginç yanlarından biri de, ekonomisine ilişkin tahminler arasındaki uçurum farklar: Çin ekonomisi kimilerine göre mucizeler yaratıyor, kimilerine  göre ise yıl içinde patlayacak bir balon!

Bu tespite binaen, kötümserlerin son 30 yılın her senesinde aynı çöküşü beklediklerinin altını çizmeden de geçmemek gerek. Bu açıdan bakıldığında, her yıl çökeceği tahmin edilen bir ekonominin, kısa bir tarih dilimi içinde dünyanın en hızlı ekonomik yükselişlerinden birini kaydetmiş olması,  konunun belki de başlı başına en enteresan yönü…

Değerlendirmeler arasındaki farklılıkların nasıl bu kadar ayrıştığına kafa yorarken; Hegelci felsefeyle tanıştığım Mülkiye yıllarımda, bir taraftan Karl Marx okurken, bir taraftan da Adam Simith ruhunu taşıyan modern ekonomi kitaplarının bıraktığı etkiyle,  kapitalist ABD ekonomisinin her yıl çökeceğini savunan görüşlere karşı çıkışımı hatırlıyorum.

Çin’de yaşamaya başlayıp, ekonomi dinamiklerine içerden bakınca, belki de aynı bakış açısını ters çerçeveden savunuyorum. Devlet eliyle kalkınan planlı bir ekonominin, “bıraksınız yapsınlar” felsefesi kokan değerlendirmelerle çökeceğini iddia etmek…   (Örneğin, Dubai’yi iflasa götüren dinamiklerin, tamamen farklı bir ekonomik felsefe ile işleyen  Şanghay’ı da çökerteceğine dair benzetmeler. )

Çin’in en tanınmış ekonomi uzmanlarından Lu Zhongyuan de, bu noktada Batılı ekonomistleri, “geleneksel Çin ilaçlarıyla tedavi edilen hastaya teşhis koyan Batılı doktorlara” benzetiyor.

Batılı ekonomistlerin Çin ekonomisindeki değişimi kavrayamadıklarını ileri süren Lu,  örnek olarak ‘ihracata dayalı büyüme modeli’ tanımlamasının geçersiz kalışını ve iç tüketimdeki hızlı farklılaşmayı gösteriyor.

Gençlik döneminde, Kültür Devrimi dolayısıyla 40 yıl önce taşraya giderken, Çinliler için radyo sahibi olmanın “lüks” sayıldığını hatırlatan ünlü ekonomist, doktora derecesini aldığı 20 yıl önceki dönemde tüketicilerin televizyon sahibi olmayı lüks saydığını söyledi. Buna karşın, şehirleşme ile büyüyen orta sınıfın 10 yıl önce ve almayı “ihtiyaç” gördüğüne, günümüzde ise 15 bin dolarlık otomobil ve 150 bin dolarlık ev satın almanın orta sınıf için “olağan” hale geldiğine dikkat çekti ve “Çinlilerin tüketmediği nasıl iddia edilebilir?” diye sordu.

(Örnekler çoğaltılabilir, ancak bence en sembolik olanı: Çin’in bir zamanlar Amerikan ekonomisinin gücünü yansıtan “dünyanın en büyük otomobil pazarı” ünvanını ele geçirişi oldu. ABD ekonomisinin dinamizmi ve yükselişine paralel olarak  20′inci yüzyılın başından beri elinde tuttuğu asırlık ünvanı, 21′inci yüzyılın en azından büyük bir kısmında Çin taşıyacak.)

Çin’de 2009′da bir önceki yıla göre yüzde 15′ten fazla azalması beklenen ihracatın, büyüme oranını yüzde 2 ila 3 eksiltmesi bekleniyor. Yani, ihracat genişleyerek büyümeye katkı sağlamak yerine, daralarak büyümeyi ters yönde etkiler hale geldi.

Ekonomik destek paketi ve 1.3 trilyon dolarlık banka kredilerinden beslenen iç tüketimin ise büyümeye yüzde 12 dolayında katkı yaptığı kaydediliyor. Analistler, Çin ekonomisinin 2009′da yüzde 8 ile 8.5 arasında büyüdüğünü tahmin ediyor.

Çin’de satılan otomobillerin sayısının ise Aralık ortasında 13 milyonu geçtiği bildiriliyordu. ABD 10 milyon seviyelerine gerilerken, ’da 5 milyon dolaylarına kadar inecek.

Öte yandan, ABD’de iflastan dönen ve satışları yüzde 28 düşen General Motor ise, Çin’deki en büyük otomotiv üreticisi unvanına sahip olarak, 2009′da 2.4 milyondan fazla araç sattığını açıkladı. ’e göre, şirketin 2009 satışları bir önceki yıla göre yüzde 64 arttı. ABD’li diğer otomotiv devi ’un yüzü de Çin’de gülerken, şirketin 2009 satışlarının bir önceki yıla oranla yüzde 66 arttığı açıklandı.

Sadi Kaymaz

Paylaş:

Pages: 1 2

Copy Guarded by IamShekhar's WP-CopyGuard.