İngiltere Kralı III. George, 1772 yılının Eylül ayında Çin’e bir ticaret heyeti gönderir. İşadamları, diplomatlar, askerler, ressam ve bilim adamlarından oluşan 700 kişilik heyet, deniz yoluyla Pekin’in çok uzağındaki, güney kenti Kanton’a gelir. Tam 4 aylık bir seyahatle karadan kuzeye doğru ilerleyerek Pekin’e varır.
Lord Macartney başkanlığındaki heyetin, bugün Guangzhou olarak adlandırılan Kanton’a gelip, oradan binlerce kilometre yolu aşarak Pekin’e ulaşmasının nedeni yabancıların sadece Kanton’da ticaret yapabilmeleriydi. Pekin’e ulaşmaları dört ay süren İngilizlerin amacı ise, Çin imparatorunu Britanya’nın gelişen sanayi ve teknolojik gücüyle etkileyerek, Çin’i serbest ticarete açmaktı.
Nitekim Lord Macartney, imparatordan gümrükleri indirmesini, yeni limanları dış ticarete açmasını ve başkentte elçilik açılmasına izin vermesini ister. İmparator Qianlong, cevabını önünde Britanya kralı adına üç kez secde etmesinin istediği Lord’a vermez, doğrudan Britanya Kralına gönderir. Der ki:
“İmal ettiğiniz ürünlere zerre kadar ihtiyacımız yoktur.”
Lord Macartney, geldiği rota üzerinden Kanton’a geri döner. Fakat endüstri devrimiyle güçlenen İngilizler, dünyanın bir çok yeri gibi Çin’i de sömürmeye kararlıdır. Bunu da önce uyuşturucu, ardından silah gücüyle yaparlar.
Hindistan’ı sömürgeleştiren İngilizler, daha İngiliz heyetinin Pekin seyahati sırasında bile Hindistan’daki afyon tarlalarından Çin pazarına uyuşturucu sokmaya başlamıştı bile… 1829 yılında afyon ithalatını yasaklayan imparator, İngilizlerin başlattığı Afyon Savaşı’nın getirdiği yenilginin ardından, 1842 yılında Nanjing Anlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Nanjing Antlaşması, aslında Çinlilerin “utanç yüzyılı” ya da “aşağılanma yüzyılı” dedikleri dönemin de başlangıcını oluşturuyor. Keza ülke, yüzyılı aşkın bir süre yabancılardan alınan yenilgilere, ağır savaş tazminatlarına, başkentte gezen yabancı ordulara, sayısı giderek artan liman ve ticaret ayrıcalıklarına şahit olacaktı.
ÇİN’İN BALTA LİMANI …
İngilizler Nanjing Anlaşmasıyla beş limanda ayrıcalık sahibi olurken, Hong Kong’u da ele geçirdiler. Nanjing Anlaşması, bizim sanayimize de büyük darbe vuran ve Osmanlının borçlanmasına yol açarak mali çöküşünü hazırlayan Balta Limanı anlaşmasıyla da büyük benzerlik taşıyor. Çünkü, nasıl biz Balta Limanı Anlaşmasıyla gümrükleri indirdiysek, ertesi yıl başlayan Afyon Savaşı sonunda da Çinliler gümrükleri indirerek Shanghay, Ningbo, Xiamen, Fuzhou ve Kanton limanlarını serbest ticarete açmak zorunda kaldılar.
Diğer taraftan, Osmanlı gibi kendisini Batı’nın üstünde gören Çin de endüstri devrimini ıskaladı. Biz Kurtuluş Savaşı’ndan Marshall yardımlarına kadar süren dönemde göreceli ekonomik bağımsızlığımızı yakaladık. Çin’in ekonomik bağımsızlığını elde etmesi ise çok daha geç ve zor oldu.
Çin’de Yangze ve Sarı Irmak arasında yer alan verimli toprakların getirdiği tarımsal üretim artışı, 1400′den 1800′e kadar geçen 400 yılda Çin’in nüfusunun 5 kat artmasını sağladı. Ancak, 1850′den sonraki yüz yıllık süreçte tarımsal üretim artmadığı gibi, kuraklık, savaş, hastalık, enflasyon, sel ve kıtlık gibi nedenlerle geriledi.
AVRUPA VE ASYA’NIN HASTA ADAMLARI
Yüzyıllardır aşağı görülen Japonya, Meiji Restorasyonu ile kendi sanayi atılımını yaparak, 1895′te Çin’i büyük bir yenilgiye uğrattı. Bütçe gelirlerini üç kat aşan savaş tazminatını yıllarca ödemek zorunda kalan Çin, ekonomik olarak da iflas noktasına geldi. Geçtiğimiz yüzyılın başı, yine bu açıdan hem bizim hem de Çin’in hasta yatağına düştüğü döneme rastlıyor.
Bundan sonra, Batılılar yatağa düşen Çin’den ayrıcalık üstüne ayrıcalık koparttı. Kiralanan toprak ve limanlarla, ekonomik etki derinleştikçe derinleşti. Çin’e akın eden yabancı şirketler, haberleşmeden ulaşıma kadar pek çok temel hizmeti devlet adına gerçekleştirir oldu. Yangze ırmağıyla Çin’in kalbine kadar inen yabancı savaş gemileri alışılageldi. Binlerce yıldır ticaret yapan Çinli tüccarlar, bankacılığı ele geçiren yabancıların eline kaldı. Shanghay, Hong Kong, Wuhan ve Qingdao yabancı finans merkezleri olarak ortaya çıktı. (Bugün HSBC olarak bildiğimiz Hong Kong and Shanghai Banking Coorporation 1865′te Hong Kong’da kuruldu, Şanghay’da da bir şubesini bulunuyordu)
Çin’in utanç yüzyılı, kişi başı milli gelir rakamları ile daha iyi anlaşılacaktır. İngiliz ekonomi tarihçisi Angus Maddison’a göre,
1820 yılında 600 dolar olan kişi başı milli gelir, 1913′te 552 dolara düştü. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949 yılında ise Çin’in kişi başına düşen milli geliri 439 dolara inmişti.
* Mao döneminde ekonomisi 3 kat büyüyen Çin, Deng Şiaoping’in başlattığı reform ve dışa açılma sayesinde geride kalan 30 senede ortalama yüzde 9,2′lik bir büyüme hızı elde etti.
* Çin’in bu yıl Japonya’nın ekonomisini ve Almanya’nın ihracatını geride bırakması bekleniyor.
* Kişi başı milli geliri 4 bin dolar seviyelerine doğru ilerliyor.
* Çeşitli projeksiyonlara göre, 2025 ile 2040 arasında ABD ekonomisini geçmesi öngörülüyor.
Sadi KAYMAZ
* Sadi KAYMAZ tarafından yazılmıştır. Kopyalanamaz ve referans gostermeksizin alıntı yapılamaz.Yazının fikri mülkiyet hakları digital imza ve fingerprint ile korunmaktatır. Aksi hallerde her türlü hukuki yola doğrudan başvurulmaktadır.



