Çin dış açık verdi, peki yuan…

Güçlü yuan yönündeki dış baskıların tavan yaptığı dönemde ortaya çıkan dış ticaret açığı, Çin’de sabit taraftarlarının elini güçlendirdi.

Döviz kuru politikaları dolayısıyla aşırı dış fazla vermekle suçlanan Çin, 70 ay sonra ilk kez dış açık açıkladı. Çin Gümrük İdaresi (GAC) verilerine göre, geçen ay 112 milyar dolar tutarında ihracat gerçekleşti. Keskin artış gösteren ithalat tutarı ise 119 milyar dolara çıktı. Çin’in ihracatında %24 artış kaydedilmesine rağmen, ithalattaki %66 artış dış açığa yol açtı.

Dış ticaret açığını değerlendirirken, öncelikle dengesizliğin dış ticarette iki yönlü genişlemeye dayandığını belirtmek gerekir. Çünkü, ihracattaki genişlemeye karşın, ithalatta ihracatı aşan bir artış meydana geldi.

İthalat, iç yatırımlardaki artıştan kaynaklanan reel talebe bağlı olarak genişlemekle birlikte, küresel hammadde fiyatları artışından da doğrudan etkilendi.

Sadece petrol ve  fiyatlarının yükselmesinden kaynaklanan ithalat tutarı artışı %12′i aştı. Reel talep tarafına baktığımızda, Çin’in geçen ay gerçekleştirdiği otomobil ithalatı %240′tan fazla arttı. Otomobil ithalatının tutarı 3 milyar doları aştı.

İhracat tarafına baktığımızda, ilk olarak mevsimsel etkenler dikkat çekiyor. Geçmişte de, Çin Yeni Yılı’nın etkisi işçilerin tatil süreci ile sınırlı kalmıyor. Tatile çıkan işçiler, aynı zamanda işgücü piyasasında hareket dönemini başlatıyor. Kimi çalıştığı fabrikayı, kimi yaptığı işi, kimisi yaşadığı şehri değiştiriyor. Dolayısıyla, Şubat-Mart aylarında tarihsel olarak özellikle emek yoğun endüstrilerde ihracat eğrisi alçalıyor. Yeni yıl etkisi diyebileceğimiz faktör, bu yıl yeni bir fenomen ile şiddetlendi.

Yeni jenerasyon işçiler

Başka bir yazıda daha geniş yazacağım fenomen, Çinlilerin 80/90 kuşağı işçiler dediği, tamamıyla yepyeni bir işçi jenerasyonun ağırlık kazanmasından kaynaklanıyor. Fenomen, son dönemde  Çin’deki iş ve ekonomi dergilerinin kapak ya da odak konuları arasında sıkça boy gösteriyor.

Yeni işçilerin dünyaya gözlerini açtıkları ülke ile alın terleriyle Çin’in kendi endüstri devrimi gerçekleştirmesini sağlayan anne ve babaları arasında en hafif deyişle, “uçurum” bulunuyor. Kısaca geçmek gerekirse, yeni jenerasyon kendisi için yaşıyor, tüketmek, şehirli olmak, yükselmek ya da köşeyi dönmek istiyor… En önemlisi ise,  anne ve babalarının en büyük özellikleri olan, Çince’de ·chiku· dedikleri, Türkçe’ye “her türlü zorluğa göğüs germek” olarak çevrilebilecek karakteristikten yoksun olmaları!

İşte bu yeni jenerasyon işçiler, işgücü piyasasını bu yıl alt üst etti.

Emek yoğun imalat sanayilerinden ihracatı %20′ye yakın düştü. Çanta ihracatında daralma %16.7, ayakkabı ihracatında %6.5 oldu. Oyun makineleri ihracatında ise düşüş yüzde 50′ye yaklaştı.

Bu 4 kalemin dış ticaret açığındaki payı ise tam %29.4!

Ticaret Bakanlığı

Dolara sabitlenen yuanın değeri konusunda, özellikle ABD’nin uyguladığı baskıların zirveye çıktığı bir dönemde ortaya çıkan dış ticaret açığı, döviz kurunun gevşetilmesine şiddetle karşı çıkan Ticaret Bakanlığı’nın (MOFCOM) elini güçlendirdiği şeklinde yorumlanıyor.

MOFCOM Sözcüsü Yao Jian, “Dış ticaret bilançosundaki iyileşme yuan için istikrar ortamı yarattı” diye konuşarak, döviz kuru konusunda süregelen tutumunu devam ettireceklerinin sinyalini verdi.

Çin Merkez Bankası yetkililerinden güçlü yuan yönünde gelen sinyaller ise basında yer buluyor. Döviz kuru politikalarında önemli ölçüde söz sahibi olan Para Politikası Kurulu’nda ise yuanın değerlenmesine sıcak bakan üyelerin sayısı ağır basıyor.

Ülkenin en güçlü kurumlarından biri olarak bilinen Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu’nun (NDRC) geçen hafta ihracatçıları döviz kuru dalgalanmalarına karşı uyarması ise, yuanın değerinde bir artış gerçekleşebileceği yorumlarına yol açmıştı. Buna karşın, NDRC’nin uyarısı, zaman zaman yapılan olağan uyarılardan biri olarak da algılanabilir.  Örneğin, ticaret bakanlığının önceki ay yaptırdığı stres testleri de buna benzer yorumlanmıştı. Oysa, Ticaret Bakanlığı geçen 30 yılda faklı çaplarda 240 stres testi gerçekleştirmişti.

Mart ayı dış ticaretine ilişkin Gümrük İdaresi raporunda da, ithalatın artırılması çabalarına vurgu yapılarak, “Küresel ekonominin zayıfladığı bir dönemde Çin’in ithalatı güçlendirme çabalarının etkisiyle gerçekleşen hızlı ithalat artışı, dış açığın ana kaynağını oluşturdu” denildi.

Çin’de pek çok ekonomist, orta ve uzun vadede yuanın değerlenmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtse de, döviz kuru politikasının son dönemde Amerikan kongresi tarafından iç politika malzemesi olarak kullanıldığını savunuyor. Çinli analistler, yuanın değerinde keskin artışa gidilmesinin olanaksız olduğunu, sınırlı değerlenmenin ise ABD’nin dertlerine deva olmayacağını iddia ediyor.

Gümrük Birliği ASEAN’a yaradı

Çin’in yılın ilk çeyreğindeki toplam dış ticaret fazlası ise, geçen yılın aynı döneminde göre yüzde 76 azalarak 14,5 milyar dolara indi.

GAC verilerine göre, Çin’in ABD’ye karşı verdiği ticaret fazlası yüzde 3,5 azalırken, ’ne karşı verilen dış fazla yüzde 13,1 azaldı. Buna karşın, Japonya’ya karşı verilen dış fazla 3 kattan fazla arttı.

Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ise, yılbaşında yürürlüğe giren serbest ticaret anlaşmasının sayesinde Çin’e gerçekleştirdiği ithalatta patlama yaşadı. Çin’in ASEAN’a karşı verdiği dış ticaret açığı geçen ay önceki yıla göre 10 kat artarak 2,7 milyar dolara fırladı.

Geithner Sessiz

Geçen hafta Çin’in uluslararası finans konularından sorumlu Başbakan Yardımcısı Wang Qishan ile sürpriz şekilde görüşme gerçekleştiren Geithner ise konuya ilişkin düşük profilini koruyor.

Geçen hafta başında, Çin’in para manipülatörü olup olmadığı konusundaki Hazine Bakanlığı raporunu ertelediğini açıklayan Geithner’ın sessizliği , Çinli liderlere daha fazla manevra alanı vermeyi amaçladığı şeklinde yorumlanıyor.

Çin’de ağırlığı giderek artan kamuoyu tepkisi, özellikle liderlerin ABD’nin taleplerine boyun eğdiği algısına karşı en üst düzeye çıkıyor.

Son olarak, ticaret açığının kalıcı olmadığını savunanların yanında, bir süre daha devam edeceğini iddia edenler de var. Küresel hammadde fiyatlarında ve reel talepte bir artışın devam edeceğini göz önüne alırsak, ithalat tutarlarında artış eğiliminin süreceği  açık.

Buna karşın, konunun ihracat tarafı halen muğlak. Herşeyden önce, küresel talepteki toparlanmanın reel ya da kalıcı olup olmadığı henüz anlaşılmış değil. Öte yandan, Çin’de üretim maliyetleri giderek artıyor. Düşük kar marjı ile çalışan emek yoğun endüstrilerin ihracat kayıpları yaşaması olağan olur.

Dolayısıyla, her ne kadar yuanın gevşetileceği beklentileri yüksek olsa da, dış  ticarette denge ya da açık eğiliminin sürdürülebilir olacağı öngörüsü, Çin’in döviz kurunda hareket etmemesine ya da geç hareket etmesine, veya baskıları azaltmak amacıyla cüz’i bir değerlenmeye gitmesine neden olabilir. %5′in üstünde bir artışın, neredeyse olanaksız olduğu, küçük gevşemelerin ise sıcak para seli yaratabileceği göz önüne alınırsa, denklem iyice karmaşıklaşıyor.

NOT: Dış dünyada artışı beklentileri “bugün, yarın geliyor” diyecek kadar güçlü. Oysa, Çin’de artımının gerekliliği konusunda bile tartışmalar bulunuyor. Kamuoyu anketlerinde, 3 ay içinde artışı bekleyenlerin oranı yüzde 30 dolaylarında. Bu sene hiç artış olmayacağına inanların oranının da %20′ye yakın olduğunu vurgulamadan geçmemek gerekir.  Konunun en kilit ismi, Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan’ın kendisini Asya’nın Davos’u olarak nitelenebilecek Boao Forumu’nda sıkıştıran bir gazeteciye, “2′inci çeyrekte artışının gerekli olduğunu kim söyledi!” demesine de parantez açmalı. Neticede, Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerinin oldukça “iyimser olduğunu” düşünürsek ,  yazıyı “Cateris Paribus” ekleyerek kapatmalı…

Sadi Kaymaz

Page copy protected against web site content infringement by Copyscape

* Sadi KAYMAZ tarafından yazılmıştır. Kopyalanamaz ve referans gostermeksizin alıntı yapılamaz.Yazının fikri mülkiyet hakları digital imza ve fingerprint ile korunmaktadır. Aksi hallerde  her türlü hukuki yola doğrudan başvurulmaktadır.

Paylaş:
Copy Guarded by IamShekhar's WP-CopyGuard.