Amerikan yüzyılından sonra Çin yüzyılı!
Blog · 26 February 2010
İngiliz, Amerikan ve Çin yüzyılları! Öncesi de var, sonrası da olacağı gibi…
İmparatorluk ya da süper güçlerin en büyük dayanağı şüphesiz ekonomi. Avrupa ve Doğu Asya tarihin en büyük yıkımlarını yaşarken, dünyanın üretim üsleri haline gelen ABD ve Sovyetler geçen yüzyıla damga vurmuştu. Üretim, yani ekonomi, aynı zamanda ülkelerin askeri, siyasi, teknolojik ve kültürel güçlerinin çapını da çiziyor.
Nitekim, Çin’de de ekonomi önden giderken, Çin’in diplomasisini, ordusunu ve teknolojik kabiliyetlerini de yukarı doğru çekiyor.
Öte yandan, Çin elbette süper güç olmaktan şimdilik uzak. Ancak süper güç olma yolunda ilerlediği de şüphesiz. Bu noktada, ekonomileri 5 trilyon doları aşarak başa baş haline gelen Çin ile Japonya’ya biraz göz atmakta fayda var.
Son 40 yıldır ABD ekonomisini takip eden Japonya, Çin ekonomisi tökezlemediği takdirde bu yıl yerini Çin’e bırakacak.
Çin, Japonya’dan 20 kat daha fazla toprağa, 10 kat fazla nüfusa sahip. Sahip oldukları tabii kaynakların mukayesesi bile mümkün değil.
Japonlar kişi başı 40 bin dolardan fazla gelir seviyesine sahipken, Çinliler 4 bin doları yeni aşıyor.
Japonya mucizesinin arkasında ise verimlilik yatıyor. Japonlar 1 litre petrol ile 10 dolarlık değer yaratırken, Çinliler kullandıkları her 1 litre petrolden 2 dolarlık değer bile çıkartamıyor.
Buna karşın, tarihin en zor ekonomik mucizesini yaratan çalışkan insanların ülkesi Japonya artık limitlerine ulaşmış durumda. Buna karşın, Çin değişiyor. Daha doğru bir anlatımla, dünyanın en dinamik ülkesi olarak durmaksızın dönüşüyor. Çin’in dinamizmi, 10 yıl önce öbür süper güç adayı gösterilen Hindistan’ı cüce bırakacak kadar büyük. (Örneğin Çin’in bir kaç eyaleti bile Hindistan kadar üretiyor…)
Türkiye bu dönüşümün yeni yeni farkına varırken, ülkelerinin küresel ekonomideki etkisinin azaldığına inanan ABD’liler, çoktandır 21’inci yüzyıla yön verecek ülkenin Çin olduğunu düşünüyor. Hürriyet gazetesinden:
Washington Post gazetesinin ABC News kanalıyla ortaklaşa gerçekleştirdiği bir ankete katılanların yarısına yakını, ekonomik açıdan ABD ile Çin’in başa baş yarışacağına inanırken, ülkelerinin dünya meselelerindeki etkinliğini kaybettiğini düşünüyor.
ABD ile Pekin arasındaki gerilimin had safhaya çıktığı bir dönemde açıklanan anket, ülkedeki diğer araştırma şirketleri Gallup, Pew Research Center’in son çalışmalarıyla paralellik gösterdi.
Bu anketlerinin sonucunda da, ABD’lilerin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olma yolunda önemli adımlar atan Çin’in bu yükselişinden büyük endişe duyduklarını ortaya çıkarmıştı.
Washington Post, anketin sonuçlarına yönelik hazırlanan bir haberde, ABD’lilerin dünyanın en güçlü ekonomisi olduğu yönündeki fikirlerini geçen on yıl içinde değiştirdiklerine dikkat çekildi.
ABD’liler 2000 yılında yine Gallup’ın yaptığı bir araştırmada dünyanın en güçlü ekonomisi olarak kendi ülkelerini gösteriyordu. Ancak son anketler Çin ile ABD’nin bu unvan için kıyasıya yarıştığını ortaya koydu.
KORUMACILIĞI DESTEKLİYORLAR
Analistler ise ABD’lilerin Çin’in yükselişinden pek memnun olmamalarının iki ülke arasındaki ilişkilere etki edebileceğini düşünüyor. Anket sonuçları ise vatandaşların ticari korumacılığı desteklediğini gösteriyor.
ABD’liler aynı zamanda ülkelerindeki Çinli çalışan sayısının artmasından da şikâyetçi. Washington Post’un çalışmasına katılanlardan biri olan Annetta Jordan, ekonomik gücün ülkesinden Çin’e geçişine kendi gözleriyle şahit olduğunu söylüyor.
Jordan, 1990’lı yılların başında çalıştığı cep telefonu fabrikasına Çinli çalışan akını yaşandığını ve bir noktadan sonra kendilerini bu kişileri eğitirken bulduklarını söylüyor.
Jordan aynı zamanda “Bütün zenginliğimizi Çin’e aktarıyoruz. Bu bizim için hiç de iyi bir şey değil” diyor.
JAPONYA’DAN SONRA ÇİN
Pew Araştırma Merkezi Başkanı Andrew Kohut, şu anda Çin için endişeli olan ABD’lilerin bundan 30 yıl önce de benzer endişeleri Japonya için benimsediklerine dikkat çekiyor. Kohut, “Japon bir şirket Rockefeller Center’i satın aldığında, bütün ABD’liler çılgına dönmüştü. O zaman yaptığımız anketlerde, Japonya’nın dünyanın en büyük ekonomisi olup olmayacağını sorduğumuzda, katılımcıların hemen hemen hepsi “evet” cevabını vermişti” diyor.
Johns Hopkings Uluslararası İlişkiler Okulu öğretim üyesi profesörü Davd M. Lampton, ABD’lilerin kendi ülkelerinden memnun olmadığı zamanlarda diğer ülkelerden de tedirgin olduğuna dikkat çekiyor ve “Böyle zamanlarda korumacılık baskılarını artırırlar. Bu gelişmeler ABD ile Çin arasındaki ilişkiye zarar verir. ABD’liler her zaman ülkelerine zarar verecek büyük, hızlı değişen ve sonunu tam olarak kestiremedikleri şeylerden tedirgin olmuşlardır. Çin de bütün bu tanımlamalara uyuyor” diyor. … >>>!
Çin’de günün endüstri ve finans gelişmeleri:2010-02-25
Sadi KAYMAZ · 25 February 2010
- GM ile Tengzhong arasında Hummer'ın Çinlilere satışını öngören anlaşma çöktü. #
- Dünyanın tersine, Çinli tüketicilerin altın iştahı geçen yılın son çeyreğinde yüzde 3 arttı. #
- Çin'de kırsal nüfusun 15 yıl içinde 400 milyon azalması bekleniyor. #
Çin’de günün endüstri ve finans gelişmeleri:2010-02-24
Sadi KAYMAZ · 24 February 2010
- Çin'in üretim merkezi Guangdong eyaletinde kişi başı gelir 10 bin dolara dayandı. #
- Dünya'nın en çok kömür üreten ülkesi Çin, geçen yıl ilk kez 'net' kömür ithalatçısı haline geldi. #
- Şanghay borsası 3 günlük düşüşün ardından toparlanarak yüzde 2,34 yükseldi. #
Çin’de yabancı yatırımlar 6 aydır çıkışta
Haber · 24 February 2010
Çin’e giren doğrudan yabancı yatırımlar üst üste altıncı ay artış gösterdi.
Çin Ticaret Bakanlığı (MOFCOM), doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının geçen ay yüzde 7,8 artarak 8,13 milyar dolara çıktığını açıkladı. Geçen yılın ikinci yarısında toparlanan yabancı yatırımlar, böylece üst üste 6′ıncı aylık yükselişi kaydetti.
MOFCOM’un internet sayfasından yaptığı açıklamada, geçen yıl kuruluşu onaylanan yabancı sermayeli şirketlerin sayısının yüzde 24,7 artarak 1866′ya çıktığı belirtildi. Yabancı yatırımların yüzde 48,7′sinin ise imalat sektörüne aktığı bildirildi.
Çin, son otuz yılda 852,6 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımı çekti. Ulusal İstatistik Bürosunun yayınladığı verilere göre, 1979 yılında Çin’e giren Amerikan sermayesinin tutarı sadece 80 bin dolardı. Amerikan yatırımları, 2000 yılında 40,7 milyar dolara, 2008 yılında ise 92,4 milyar dolara ulaştı.
Çin’de geçen haftanın ekonomik gelişmeleri 2010-02-22
Sadi KAYMAZ · 22 February 2010
- 2008'de net doğal gaz ithalatçısı haline gelen Çin'in doğal gaz üretimi geçen yıl 83 milyar metreküpü aştı. #
- Çin'de içhatlarda uçan yolcu sayısı 10 yıl içinde 700 milyona, 20 yıl içinde 1,5 milyara çıkacak. #
- Çin'in ikinci büyük filosuna sahip Air China 5-6 yıl içinde uçak sayısını 243'ten 400'e çıkaracak. #
- Çin'e giren doğrudan yatırımlar üst üste 6'ıncı ay da çıkış göstererek geçen ay 8,1 milyar doları aştı. #
- Çin'de 350 km seyir hızı sağlayan tren hatlarının uzunluğu 3,300 kilometreye çıktı. #
- Şanghay borsası tatilin ardından yüzde 0,5'lik düşüşle açıldı. #
Çin’de günün endüstri ve finans gelişmeleri:2010-02-22
Sadi KAYMAZ · 22 February 2010
- Çin'e giren doğrudan yatırımlar üst üste 6'ıncı ay da çıkış göstererek geçen ay 8,1 milyar doları aştı. #
- Çin'de 350 km seyir hızı sağlayan tren hatlarının uzunluğu 3,300 kilometreye çıktı. #
- Şanghay borsası tatilin ardından yüzde 0,5'lik düşüşle açıldı. #
Çin’in dövizleri Amerikan hisselerinde
Blog · 20 February 2010
Amerikan hazinesinin en büyük 2′inci kreditörü Çin, ABD’de listelenen dev şirketlere de ortak oldu.
Çin’in döviz rezervlerinin 300 milyar dolarlık kısmını yöneten Çin Yatırım Kurumu’nun (CIC) ABD borsalarında listelenen 84 şirketin hisse senetlerine geçen yıl yatırım yaptığı açıklandı. Egemen varlık fonu statüsünde bulunan CIC’nin ortak olduğu şirketler arasında Apple, Coca Cola, Motorola, Visa gibi sembol Amerikan şirketleri de bulunuyor. Amerikan Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun raporuna göre, CIC’nin elinde yatırım kuruluşu Morgan Stanley’ye ait 1,77 milyar dolarlık hisse senedi bulunuyor. CIC, Amerikan finansal yönetim kuruluşu Blackrock hisselerinin de 714 milyon dolarlık kısmını elinde tutuyor.
Çin Yatırım Fonu (CIC) Başkanı Lou Jiwei, geçen ay Asya Finans Forumu’nda yaptığı konuşmada, ABD’de yatırım yapan Çinli kurumlara yönelik incelemelerin gevşetilmesini istedi. Lou, Amerikan şirketlerinden biri ile yatırım anlaşmasına vardıklarını, buna karşın anlaşmanın çeşitli makamların onayını beklediğini belirterek, “ABD’nin dış yatırımlara yönelik bürokrasiyi azaltıp azaltamayacağını merak ediyoruz, sadece eşit muamele istiyoruz” diyerek ayrımcılıktan yakındı.
CIC, ABD’nin en büyük rüzgar enerjisi şirketlerinden AES Corporation ile yüzde 15′lik hissesinin 1,85 milyar dolara satışı konusunda anlaştığını duyurmuştu.
Çinliler ‘Kaplan’ yılından umutlu
Blog · 19 February 2010
Çin’de halkın çoğunluğu yeni girilen Kaplan yılında gelir artışı sağlayacağına inanıyor. En çok bilgisayar almayı istiyor, çıldıran ev fiyatlarından endişe ediyor.
Guangming Daily gazetesinde yayımlanan haberde, ülke çapında 100 bin aile ile yapılan dev ankette her 10 Çinli’den 6′sının 2010′da gelir artışı beklediği kaydedildi. Ulusal İstatistik Bürosu (NBS), devlet televizyonu CCTV ve Posta Kurumu’nun ortaklaşa gerçekleştirdiği ankete göre, gelir artış beklentileri en yüksek olanlar arasında turizm merkezi Hainan tepeye çıktı.
Öte yandan, ankete katılanların 2010′da satın almayı en çok istedikleri ürün ‘bilgisayar’ oldu. Bilgisayarı tatile çıkmak ve otomobil almak gibi istekler takip etti. Otomobil satın almak isteyenlerin yüzde 65′i ise, aracın maliyetinin 15′bin doları aşmaması gerektiğini belirtti.
Anket sonuçlarına göre, Çinlilerin en çok rahatsız olduğu konuların başında ise aşırı yükselen ev fiyatları yer alıyor.
NBS verilerine göre, Çin’de kentte yaşayanların kişi başı harcanabilir geliri geçen yıl yüzde 8,8 artarak, 17 bin yuane (2510 dolar) yükseldi. Kırsal kesimde yaşayanların harcanabilir geliri ise yüzde 8,2′lik artışla 5 bin 150 yuane (369 dolar) çıktı.
Yatırımcılar dikkatli olmalı
Hong Kong merkezli ünlü yatırım kuruluşu CLSA, geçen haftasonu ay takvimine göre yeni başlayan Kaplan Yılı’nın yatırımcıları nasıl etkileyeceğine ilişkin geleneksel raporunu yayımladı. Raporda, Kaplan Yılı’nın kazanç potansiyelinin yanında riskleri de beraberinde getirdiği belirtilerek, “Kaplan yılları köklü değişiklikler, hatta çalkantıları da simgeler. Tıpkı kaplanın kendisi gibi enerji dolu ve güçlüdür. Aynı zamanda da atılgan ve riskli!” denildi.
Özellikle Hong Kong’lı yatırımcıların büyük ilgiyle takip ettiği geleneksel raporda, kaplan yılının beş geleneksel elementten biri olan “metaller” ile özdeşleştiği belirtilerek, 2010′da altın fiyatlarının 2 bin doların üstüne çıkabileceği iddia edildi. Buna karşın, geleneksel elementlerden “su” ile uyuşmadığı hatırlatılarak, gemicilik gibi su ile ilintili sektörleri zor bir yılın beklediği ileri sürüldü.
Rapor, kaplan yılının At Yılı’nda doğanlara “uğur” getirdiğini kaydederek, Çin’in en zengin adamı Wang Chuanfu’nun talihinin daha da açılacağını iddia etti.
Kuruluşun 16 yıldır yayımladığı raporun geçen yılki sayısında, altın fiyatlarının bin doları aşacağı doğru tahmin edilmişti. Raporları merakla takip eden yatırımcılar, geçen yıl ekonomik krizle boğuşan Barrack Obama’nın geride kalan Boğa Yılı’nın azizliğine uğradığını iddia etmişti.
Yazan: Sadi Kaymaz
Çin bu kez geçildi!
Haber · 18 February 2010
Çin – ABD gerginliği artarken, Pekin yönetimi Amerikan hazine tahvillerini 34,2 milyar dolar azalttı. Japonya Amerika’nın en büyük kreditörü oldu.
ABD Hazine Bakanlığı’nın yayımladığı raporuna göre, Çin’in elinde tuttuğu hazine tahvillerinin toplam değeri Aralık ayı itibariyle 757 milyar 300 milyon dolara indi. Çin’in tahvil stoklarında bir önceki aya göre kaydedilen 34,2 milyar dolarlık düşüş, son 10 yılın en büyük azalışı oldu.
Çin’in aksine hazine senetleri almaya devam eden Japonya’nın toplam tahvil stoku ise 11,5 milyar dolarlık artışla toplam 768 milyar 800 milyon dolara çıktı. Japonya, böylece 15 ay önce kaybettiği Amerikan hükümetine en çok borç veren ülke olma ünvanını geri aldı.
Çin’in büyük çaplı tahvil satışı, son aylarda Pekin – Washington ilişkilerinde görülen kötüleşme döneminde gerçekleşti. Pekin yönetimi, ABD’nin artan bütçe açığına ilişkin endişelerini de dile getiriyordu.
WASHİNGTON’A İNCE MESAJ
Bazı analistler, Çin’in Obama yönetimine karşı kredi kozunu oynamaya başlamış olabileceğine işaret ediyor.
Cornell Üniversitesi profesörlerinden ve IMF’nin eski Çin şefi Eswar Prasad, Çin’in Obama’ya politik mesaj göndermek istemiş olabileceğine ilişkin değerlendirmesinde, Çin’in son aylardaki belirgin hazine tahvilleri satışları ABD’ye gönderilen ince bir ekonomik ve politik bir mesaj da olabilir. Çinli liderler, rezervlerini kullanarak döviz kuru ve ticaret politikaları ile insan hakları konusunda söylevler veren ABD’ye baskı uygulamaya çalışıyor diye konuştu. (Milliyet,Hürriyet)
Yazan: Sadi Kaymaz
Çin ile Avustralya serbest ticareti konuşacak
Haber · 18 February 2010
Çin ile Avustralya daha önce askıya alınan serbest ticaret görüşmelerine geri dönme kararı aldı.
China Daily gazetesinin Avustralya Ticaret Bakanı Simon Crean’e dayandırdığı habere göre, iki ülke 1,5 yıl önce askıya aldıkları serbest ticaret görüşmelerini bu ay yeniden başlatacak. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Crean, “Siyasi iradenin mevcut olduğuna inanıyorum. Buna karşın müzakerelerin önündeki en zorlu konu tarım” diye konuştu.
Avustralya, Çin’in Yeni Zelanda ile gerçekleştirdiği serbest ticaret anlaşmasının tarımla ilgili düzenlemelerinden daha azına razı olmayacağını belirtiyor. Çin ise, tarımsal ithalatta olası bir patlamanın çiftçilere vereceği zarardan endişe ediyor.
İki ülkenin 2005′te başladıkları serbest ticaret görüşmeleri 2008 sonunda askıya alınmıştı.
Çin, Avustralya’nın en büyük ticari ortağı konumunda bulunuyor. İki ülkenin dış ticareti geçen yıl 68 milyar doları aştı. Çin, ekonomisi için hayati öneme sahip demir cevheri ve kömür ithalatı için ise 20 milyar doların üstünde harcama yaptı.








