Çinliler, telekom piyasasını altüst etti
Yazan : Sadi KAYMAZ · 30 Kasim 2009
Çinli Huawei, İskandinavya’nın kalbinde Ericsson’a ait baz istasyonlarını kendi ekipmanları ile değiştirdi. Operasyon bir bakımdan Çin’in Nokia ve Erickson’un egemen olduğu İskandinavya topraklarına teknolojiyle girişini sembolize ediyor.
Aslına bakılırsa, 3-5 yılda küresel iletişim teknolojileri devi haline gelen Huawei’nin Türkiye dahil girmediği bir pazar yok gibi.
Huawei’nin hızlı yükselişinde maliyet faktörü elbette başta geliyor. Ancak, Çinlilerin sadece maliyet avantajıyla endüstri payı edindiğini söylemek haksızlık olur. Çünkü, Huawei’nin endüstride yarattığı etki, pazar payı elde etmenin fazlasıyla ötesine geçiyor. Şirketin maliyet avantajını araştırma geliştirme faaliyetleri ile birleştirmesi, iletişim teknolojileri endüstrisinde son derece büyük etkiler yarattı. Konu ile ilgili haber yazım, Hürriyet ve CNN Türk‘te yayımlandığı şekliyle şöyle:
Çinlilerin endüstride darbe yaptığı iddia edildi.
New York Times gazetesi, Norveçli cep telefonu operatörü Telanor’un cep telefonu ağını yenilemek için Çinlileri seçtiğine işaret ederek, sektörün yenisi Çinli Huawei’in dünyanın en büyük ikinci telekom ekipmanları üreticisi haline geldiğine dikkat çekti.
Gazeteye göre, Çinli şirket düşük maliyetinin yanı sıra, hızı ve çok fonksiyonlu kullanım avantajları sayesinde endüstrinin yükselen yıldızı olmayı başardı.
Telenor’un küresel iş geliştirmeden sorumlu müdürü Morten Karlsen Sorby, Huawei’in kısa zamanda rekabetçi ve yenilikçi bir konum alarak, endüstride önde gelen bir oyuncu haline geldiğini söyledi.
New York Times’a göre, geçen yıl endüstrinin en büyük dördüncü şirketi olan Huawei, 2009 satışlarında rakipleri Nokia-Siemens ve Alcatel’i gerisinde bıraktı.
Çinliler geliyor
Economist yayımlanan bir makalede ise, Huawei’in Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Avrupa’ya kadar dünyanın her yerinde ihale aldığı belirtildi. Dergiye göre, 2004 ve 2006 arasında Vodafon’dan ayrılarak medya sekröründe çalışan bir Vodafone yetkilisi, endüstrideki değişimi şöyle tarif etti: “Ayrılmadan önce Huawei adını birkaç kez duymuştum, döndüğümde ise Vodafon’un tedarikçisi haline gelmişlerdi”
Huawei’in rakiplerine oranla yüzde 50′ye varan oranlarda düşük fiyatlar önerdiği belirtiliyor. Vodafone, France Telecom, Telefonica ve Deutche Telekom gibi Avrupalı devlere ekipman sağlayan Çinli şirket, Türkiye pazarında da etkin rol oynuyor. Cep telefonu operatörlerinin hepsine ekipman sağlayan Huawei, yurtdışındaki 8′inci AR-GE merkezini de Türkiye’ye açıyor.
Avrupalılar sarsıldı
Economist’e göre, Çinli şirketlerin pazar paylarından çok, endüstride yarattıkları etki önem taşıyor. Avrupalı rakiplerinin milyarlarca dolar harcayarak geliştirdikleri GSM gibi iletişim teknojilerini kullanan Çinli şirketler, maliyet avantajlarını AR-GE etkinlikleri ile birleştirince endüstriyi alt üst etti. Alcatel ve Lucent’in 2006 yılında birleşmesiyle başlayan süreçte, Nokia ve Siemens’in mobil telekom kolları birleşirken, Nortel Ericsson’a satıldı.
Merkezi Çin’in güneyinde yer alan Shenzhen’de bulunan Huawei’in aynı şehirdeki yerel rakibi de çoktan küreselleşmiş durumda bulunuyor. Yerli rakibi Huawei’in izinden giden ZTE, 2008 yılı satışlarıyla dünyanın en büyük 8′inci iletişim teknolojileri şirketi haline geldi. ZTE’nin Türkiye’yi Avrupa operasyonlarında lojistik merkezi haline getirmeyi ve Türkiye’de AR-GE merkezi kurmayı planladığı belirtiliyor.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, Hürriyet, CNN Türk ve Ekolay’da yayımlanmıştır.
Çin altın stoklarını arttıracak mı ?
Yazan : Sadi KAYMAZ · 29 Kasim 2009
Çin “altın almaya devam edecek”, ya da “stoklarını arttıracak” gibi haberler arasında, Çin’de böyle bir kararı alma ve uygulama kudreti olan hangi yetkilinin böyle bir politikayı “açık ettiğini” merak ediyorum.
Çin’in ekonomi politikalarının tartışıldığı en önemli platformlardan biri olan yıllık workshop toplantısı başladı. Altın meselesinin gündemin üst sıralarında yer aldığını tahmin etmek güç degil.@dragonomi.com
Altın stokları artar mı, ne kadar artar sorusundan önce ise tartışmalara kıyısından bir göz atmakta fayda var.
Altının ons fiyatı rekor üstüne rekor kırarken, Çin’de altının rezervler içindeki payı tartışılıyor.
Hong Kong’da yayımlanan Apple Daily gazetesinde yer alan habere göre, Çin’in merkez bankası vekili Hu Xiaolian, altın fiyatlarının çok yükseldiğini savunarak, varlık balonlarından sakınılacağını söyledi.
Apple Daily, başkan vekilinin konu ile ilgili değerlendirmesini, merkez bankasının altın stoklarının geleceğine ilişkin soruya karşı yaptığını iddia etti.
China Youth gazetesine göre ise, Çin’in varlık gözetim komisyonu başkanı Ji Xiaonan, Çin hükümetinin altın rezervlerini önümüzdeki üç ya da beş yıl içinde 6.000 tona çıkarmayı hedeflediği açıkladı.
Çin’in 2 trilyon 300 milyar dolara ulaşan döviz rezervlerinin yüzde 2′isini altına yatırdığı belirtiliyor. Resmi verilere göre, Çin’in altın rezervleri 2003 yılından bu yana yüzde 76 artarak, 1054 tona çıktı.
Dünya Altın Konseyi’nin yatırım araştırmacısı Rozanna Wozniak, Çin’in döviz rezervleri içinde altının payının “aşırı düşük” olduğunu ileri sürerek, mevcut orantının sürdürülmesi için altın alımının gerekli olduğunu söyledi.
Henan Eyaleti’nin altın üreticileri birliği başkanı Cui Jianguo, hükümete altın stoklarının arttırma çağrıları yapmalarına rağmen, “hükümetin yatırımların güvenliği ve getirisine ilişkin endişeleri var” dedi.
Bence, altın konusunda herkesten daha ihtiyatlı tutum alacak olanlar Çinliler. Dolayısıyla, stok arttırmak ya da azaltmak gibi peşin kararlar almadıklarına inandığım politika yapıcılar, her zaman inandığım gibi, “ırmağı taşları hissederek geçecek…” , küresel piyasanın seyri ve onu etkileme kapasitesine göre oluşacak değişken koşullara pragmatik tepkiler verecektir.@dragonomi.com
Sadi KAYMAZ
Dubai krizi Çin’i korkuttu
Yazan : Sadi KAYMAZ · 29 Kasim 2009
Çin’in en yüksek karar alma organı Politbüro’nun toplantısından para ve maliye politikalarının devam ettirilmesi kararı çıktı.
Politbüro, uygulanan makro ekonomik politikaların istikrar ve devamlılığının sürdürüleceğini açıkladı. Politbüro’nun makro politikalara ilişkin olarak resmi haber ajansı Xinhua’ya yansıyan ifadesinde, “aktif mali politikalar ve görece gevşek para politikası düzenlemeleri” denildi.
Politbüro, finansal kriz önlemleri çerçevesinde, geçen yıl “büyümeye dönük genişletici para ve maliye politikaları” uygulanmasını kararlaştırmıştı. Karar doğrultusunda, yürütme organı Devlet Konseyi 586 milyar dolarlık ekonomik destek paketini açıklamıştı. Öte yandan, gevşek para politikası ortamında 1,3 trilyon dolarlık banka kredileri de piyasaya sürüldü. Çin ekonomisinin kaydettiği yüzde 8 dolayındaki büyüme, destek paketi ve kredilerin meyvesi olarak nitelendiriliyor.
TOPLANTI DUBAİ KRİZİNE RASTLADI
Genel Sekreter sıfatıyla Devlet Başkanı Hu Jintao’nun başkanlığında yapılan Politbüro toplantısının Dubai’nin borç krizinin ertesine rast gelmesinin önemine işaret ediliyor. Ekonomi politikalarının yürüten Başbakan Wen Jiabao, konuşmalarında sıklıkla küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğüne dikkat çekerek, makro ekonomi politikalarında değişikliğe gidemeyeceklerini vurguluyordu.
Morgan Stanley’nin analistlerinden Wang Qing, düzelmenin yeni başladığını ve belirsizliklerin sürdüğünü belirterek, makro politikalarda sıkılaşmanın erken olacağını ifade etti. Wang, “Dubai krizinin ardından borsada bir çöküşten korktum” dedi.
BÜYÜMENİN KALİTESİ
China Daily gazetesi, Politbüro toplantısında büyümenin kalitesinin gündeme geldiğini ifade etti. Ekonomistler, sanayi ve ihracata yoğunlaşan yatırımlara dayalı büyümenin istikrar ve sürdürülebilirliğine yönelik eleştirilerini dile getiriyor.
Mali Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Jia Kang, kararın makro ekonomik politikalarda bir çıkış stratejisinin ‘benimsenmeyeceğini’ gösterdiğini belirterek, farklı sektörlerin taleplerine göre ayarlamalar yapılabileceğine işaret etti.
Sadi Kaymaz tarafından yayımlanmış, TimeTürk’te yayımlanmıştır.
Çin, tek çocuk politikasını tartışıyor
Yazan : Sadi KAYMAZ · 29 Kasim 2009
Çinli uzmanlar, kadın ve erkek nüfusları arasında oluşan dengesizliğin ağırlaştığına ve genç nüfusun azaldığına dikkat çekerek, yeni bir politikanın gerekliliğini tartışıyor.
Nüfus ve Kalkınma Enstitüsü’nün profesörlerinden Yuan Xin, 2011-2015 arasında uygulanacak 20′inci beş yıllık planın, tek çocuk politikasında ayarlamalar içermesi gerektiğini söyleyerek, “tarihte kalabalık ülkelerin hiç birinde bu kadar ciddi bir dengesizlik oluşmadı” dedi.
China Daily gazetesi, ülkede her 100 kız çocuğa karşılık, 120.5 erkek çocuğun doğduğunu bildirdi. Gazeteye göre, 1980 ve 2000 arasında, kız çocuklara göre 33.3 milyon daha fazla erkek çocuk dünyaya geldi.
Uzmanlar, 1980′de uygulanmaya başlanan tek çocuk politikasının dengesizliğe yol açtığını belirterek, kadın ve erkek nüfus arasındaki farkın açılmaya devam ettiğini kaydediyor. Çin’in tüm bölgelerinde geçerli olan dengesizlik, kıyı eyaletlerine göre geri kalmış Anhui, Jiangxi ve Shaanxi gibi iç eyaletlerde daha da keskinleşiyor.
ÇİFT ÇOCUK POLİTİKASI
Çin, 1970′lerin sonunda tek çocuk politikasını uygulamaya başladı. Dünyanın en kalabalık ülkesi, tek çocuk politikasıyla nüfusun hızlı artışını önlerken, uzun vadede yeni problemler ortaya çıktı. Erkek çoçuk patlamasının yanı sıra, yaşlanan nüfusun getirdiği sosyo-ekonomik problemler de derinleşiyor.
Ekonomik Enformasyon Dergisi’ne göre, önde gelen politika uzmanlarından Hu Angang, tek çocuk politikasının hızlı nufus artışını engellemekte başarılı olduğunu söyleyerek, “nüfusun hızla yaşlanmasını önlemek amacıyla artık yeni bir politika benimsemeli, ailelerin iki çocuk sahibi olmasına izin vermeliyiz” dedi.
Renmin Üniversite’nin Sosyolojik Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Zhai Zhenwu, “30 yıllık politikanın ayarlanmaya ihtiyacı var” diyerek, merkezi hükümetin yeni bir çocuk politikası konusunda araştırma ve hazırlıklarını yaptığını söyledi.
Çin’de 60 yaşını aşanların 2050 yılında nüfusun yüzde 31.1′ini oluşturacağı tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler, 2050′de Hindistan’ın çalışma yaşındaki nüfusunun, Çin’inkinden 244 milyon daha fazla olacağını öngörüyor.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, CNN Türk’te yayımlanmıştır.
Sıcak para Çin’e akıyor
Yazan : Sadi KAYMAZ · 27 Kasim 2009
ABD’den düşük faizle çıkan dolarlar, Yuan’in değerleneceği beklentisiyle Çin’e giriyor.
Akademisyenler, spekülatif amaçla Çin’e akan toplam sıcak para tutarının 200 ila 300 milyar dolar arasında olduğunu belirtiyor. Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nin ekonomisti Li Youhuan, yaz aylarında başlayan sıcak para akışının, son aylarda giderek hızlandığını söyledi. Ticaret fazlası ve doğrudan yatırımların etkisi çıkarıldığında, Çin’in döviz rezervleri üçüncü çeyrekte hızlı bir yükseliş gösterdi. Uzmanlar, aradaki farkın sıcak para akışından kaynaklandığına dikkat çekiyor.
Çin’in döviz rezervleri önceki 3 ayda 140 milyar dolar artarak, Ekim ayında 2 trilyon 172 milyar dolara çıktı. Buna karşın, döviz rezervlerinin yılın ilk çeyreğinde 35 milyar dolar artış gösterdiği belirtiliyor.
Çinli yetkililer, ABD’nin düşük faiz politikasıyla borçlanan yatırımcıların, hisse senetleri ve gayrimenkul piyasasında spekülasyona neden olduğunu ileri sürüyor. Çin’e karşı artan uluslararası baskılar, para biriminin değerleneceği yönündeki beklentileri de güçlendiriyor. Uluslararası sermayenin, düşük faizle ABD’den borçlandıkları fonlarla Yuan’e geçerek, Çin’de borsa ve gayrimenkule piyasasına girdiğine inanılıyor.
Sadi Kaymaz tarafından yazılmış, Hürriyet, Ekolay , Milliyet ve CNN Türk’te yayımlanmıştır.
Çin’de nüfus kadar maden işçisi
Yazan : Sadi KAYMAZ · 25 Kasim 2009
Enerji ihtiyacının yüzde 70′ini kömürden karşılayan Çin’de 7 milyon kömür madeni işçisi ülkenin ekonomisini besliyor.
Çin’in artan enerji açlığı, 104 kişinin öldüğü grizu patlamasında can kaybını arttıran önemli bir faktör olarak gösterildi. Aylık ücretleri 120 dolara yakın olan Çinli kömür işçileri, ekonominin toparlanması ve erken gelen aşırı kar yağışlarının artırdığı kömür ihtiyacını karşılamak için son haftalarda daha çok çalışmak zorunda kalıyor.
Çinli yetkililer, yoğun kömür ihtiyacı nedeniyle grizu patlaması sırasında madende çalışan iççilerin sayısının olması gerekenin çok üstünde olduğunu açıkladı.
Çin’in Rusya sınırına komşu geleneksel ağır sanayi eyaleti Heilongjiang’ın kömür enerjisine bağımlılığının yüzde 90 düzeyinde oluşu da bölgenin enerji açlığını hat safhaya çıkarttı. Çinliler, maden işletmelerinin bu nedenle can güvenliğini ikinci plana attığına inanıyor.
Çin’de 2000 yılında 1 milyar ton kömür üretilirken, 2009 yılı sonunda miktarın 3 milyar tona yaklaşması bekleniyor. Öte yandan, 2000 yılında 5700 işçi maden patlamalarında hayatını kaybederken, rakam 2008 yılında 3200’e düştü.
Sadi Kaymaz tarafından yazılımış, Posta’da yayımlanmıştır.
Huawei, telekomünikasyon liginde ikinciliğe çıkıyor
Yazan : Sadi KAYMAZ · 25 Kasim 2009
Çin’in yurtdışındaki en başarılı şirketi olarak nitelenen Huawei, yılsonunda en yakın rakibi Nokia Siemens’i geride bırakacak.
China Daily gazetesine göre, yıl sonunda satış gelirlerini yüzde 21 artırarak 18,4 milyar dolara çıkarması beklenen Huawei, dünyanın en büyük ikinci telekomünikasyon ekipmanları şirketi Nokia Siemens’in yerini alacak. Telekomünikasyon devi Nokia Siemens, 2009′da 15,7 milyar dolar gelir elde etmeyi öngörmüştü. Nokia Siemens’in gelirlerinin yüzde 26 düşmesi beklenirken, Çinli şirketin sektör lideri Ericsson’u yakalaması şimdilik zor görünüyor. İsveçli Ericsson, 2009 yılında 26 milyar dolarlık gelir elde etmeyi planlıyor….. DHA
Çinli şirketler NASDAQ yolunda
Yazan : Sadi KAYMAZ · 25 Kasim 2009
Çinli şirketlerin Nasdaq borsasında 125 halka arz gerçekleştirmesi bekleniyor.
Nasdaq borsası, listelenen Çin şirketlerinin sayısının 2 yıl içinde 250′ye çıkabileceğini açıkladı. Borsanın küresel arzlardan sorumlu başkan yardımcısı Robert McCooey, Çinli şirketlerin bu yıl gerçekleşen yüksek profilli halka arzlarına dikkat çekerek, “özellikle Amerikalı kurumsal yatırımcılar Çinli şirketleri çok istekli karşıladı” dedi.
Çin şirketleri, ABD’de bu yılın en büyük 10 halka arzından 3′ünü gerçekleştirdiler. Öte yandan, bu yıl küresel halka arzların yüzde 60′a yakını Çinli şirketlerden geldi. Analistler, dünyanın önemli borsalarının Çin kaynaklı halka arzlar konusunda aktifleştiği belirtiyor.
YENİLENEBİLİR ENERJİDE 2,2 MİLYAR DOLARLIK ARZ
Asya’nın en büyük rüzgar enerjisi şirketi Longyuan, Hong Kong borsasında 2,2 milyar dolarlık halka arza çıkacak. Bloomberg’e göre, Çinli şirket alternatif enerji sektöründen son 10 yılda gelen en büyük üçüncü halka arza imza atacak. İspanyol yenilenebilir enerji şirketi İberdrola 2007′de 6,6 milyar dolarlık halka arz yaparken, Portekizli EDP şirketi 2008′de 2,4 milyar dolarlık halka arz yapmıştı.
Dünyanın en büyük beşinci rüzgar enerjisi şirketi olan Longyuan, 2,9 gigawatt kapasitesiyle Çin’in rüzgar enerjisinden elde ettiği elektriğin yüzde 24′ünü üretiyor.
Enerji elektrik ihtiyacının yüzde 80′ini kömürden elde eden Çin, 2020′ye kadar rüzgar enerjisinin payını yüzde 15′e çıkartmayı hedefliyor .
Skoda, üç modelle 100 bin otomobil sattı
Yazan : Sadi KAYMAZ · 25 Kasim 2009
Çek otomotiv markası Skoda, Çin’de yalnızca üç model ile 100 bin araç satışı gerçekleştirmeyi başardı.
Skoda, Çin’de piyasaya sürdüğü modelleriyle Ocak-Ekim döneminde 95 bin otomobil satışı gerçekleştirdiğini açıkladı. Kasım ayı satışlarının eklenmesiyle, şirketin satış rakamlarının 100 bini aştığı belirtiliyor. Skoda’nın 2007′de piyasaya sürdüğü Octavia, ülkedeki en popüler modellerden birisi haline gelerek, 71 bin adet sattı. Octavia, özellikle Eylül ayı performansıyla Çin’in en çok satan üçüncü modeli haline geldi. Octavia’nın yanı sıra, Skoda’nın Fabia modeli 24 bin, Superb modeli ise 8 bin araçlık satış rakamları kaydetti.
Alman otomotiv devi Volkswagen’in bünyesinde bulunan Skoda, başarısının pazarda doğru modellerle konumlanmasından kaynaklandığını belirtti.
Global sermaye canavarlarının yeni gözdesi Renminbi mi ?
Yazan : Sadi KAYMAZ · 22 Kasim 2009
Çin’de gelişen ekonomiye paralel olarak genişleyen sermaye, kısıtlı yatırım kanalları yüzünden gayrimenkul ve borsaya aktıkça, varlık balonları da kaçınılmaz hale geliyor. Bu bağlamda son dönemde küresel finans piyasalarında göze çarpan bir trend var: Batı’da finans krizinin sillesinin yiyen özel sermaye ortaklıkları ve girişim fonları Çin’e yelken açıyor.
Yüz milyarlarca doları işleten Blackstone, KKR, Carlyle gibi küresel devler bir taraftan büyüyen Çin sermayesinden fon toplarken, bir taraftan da dinamik Çin şirketlerine para yatırıyor. Aslında, süreç kaçınılmaz şekilde ilerliyor. Çünkü kar amacının en yüksek düzeye çıktığı girişim fonları ya da özel sermaye ortaklıklarının Çin’e yönelmeleri doğaldı ve özellikle offshore şirketler aracılığıyla uzun zamandır da devam ediyordu. İçerde fon toplamak isteyen, ancak borsaya açılamayacak Çinli şirketler, kurdukları offshore uzantıları aracılığıyla sermaye topluyorlardı.
Şimdi iki önemli değişim yaşanıyor.
İlk olarak, özel sektörün gelişiminin sağlıklı sermaye piyasalarının varlığına bağlı oluşundan hareketle, Çin hükümeti finans piyasalarının önünü kontrollü biçimde açıyor. Örneğin dünyanın en büyük özel sermaye ortaklığı Blackstone, Şanghay belediyesi ile 750 milyon dolarlık girişim anlaşması imzaladı. Şehri dünyanın finans merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlayan Şanghay belediyesi, gevşeyen düzenlemeler sayesinde girişim anlaşmasını Renminbi bazında gerçekleştirdi. Bu sermaye yatırımcılarının dolar yerine Renminbi talep etmesi anlamına geliyor ki, belki de konunun ikinci ve en kritik yanını oluşturuyor. Çünkü, küresel sermaye canavarlarının yeni gözdesi renminbi haline geliyor. Son aylarda uluslararası organizasyona sahip oldukları için döviz bazında fon toplayabilen Çin şirketlerinin bile ilk tercihi Renminbi haline geldiği söyleniyor.
Özel sermaye ortaklıklarının perspektifinden bakıldığında, bu girişimler nakit içinde yüzen Çinli kurumlar ve zenginleşen Çinlilerden fon toplama fırsatını yakalıyor. Parasal iklim açısından kuraklaşan Batı topraklarını düşününce, Çin, küresel fon yöneticilerinin gözü önünde bir nakit denizi gibi uzanıyor olsa gerek… … >>>!





