Yıl 1958, toprak ana kat kat mahsul verecek, çanak çömlek çeliğe dönüşecektir. Birkaç sıfır eklemekten, mutluluktan başka ne çıkacaktır… Yıl 1961, milyonlarca insan, ölmüştür, açlıktan! Çünkü, insanoğlu bilime karşı gelememiştir… 1.300.000.000 ile neyi çarparsanız çarpın, dikkate değerdir. İstatistikler, önemlidir. Hatta, ölümcül olabilir:

Gölge ekonomi nedir? Bazen kara ya da gri ekonomi denir. Bazen gizli ekonomi, bazense yeraltı ekonomisi ya da kayıtdışı ekonomi diye adlandırılır.
Sun Zi’nin dediği gibi, kendini ve düşmanı bilen kaybetmez. Düşmanı bilmek, gerçek durumu kavramaktır.
“Zhongguo yinxing jingji you duo da”, Nanfang Zhoumo, Çeviren: Sadi Kaymaz
Bilimsel karar, bilgiye her bakımdan sahip olmaya bağlıdır. Ne yazık ki, karar vericiler ekonominin pek çok alanında etraflı bilgiden yoksun. Örneğin, gölge ekonomiye dair veri ya da göstergeler; ne ekonomi kitaplarında ne politika kararlarında ne de resmi veri ya da raporlarda görünür. Neredeyse kimse aldırmaz. Ama, gölge ekonominin boyutlarını görmezden gelerek ya da hafife alarak bilimsel politika belirlemek zordur.
Gölge ekonomi nedir? Bazen kara ya da gri ekonomi denir. Bazen gizli ekonomi, görünmez ekonomi, düzensiz ekonomi, yeraltı ekonomisi, saklı ekonomi, kayıtdışı ekonomi diye adlandırılır. Sağlıksız, tapon ya da zehirli ürünler haricinde; gölge ekonomi tamamen kayıt dışıdır. Mesela; korsan taksiler, kumarhaneler, komisyoncular, işportacılar, izinsiz kreşler, seyyar tamirciler, hamallar, sözleşmesiz temizlikçiler, kaçakçılar, hurdacılar, fahişeler, kontratsız ev kiralayanlar, organ tüccarları ya da özel anketörler gölge ekonomide yer alır.
Çoğu ülke, gölge ekonomiyi ulusal ekonomiden hariç tutar. Bazı gelişmiş ülkeler gölge ekonominin büyüklüğünü resmi olarak tahmin eder. Örneğin, İngiltere, kayıtlı ve kayıtdışı alanlarda vergi kaçakçılığı ile vergiden kaçınma ölçeğini tespiti için görevlendirme yapar.
Dünyada kara ekonominin ağırlığı nedir? Avusturyalı bir profesörün 76 sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkenin kayıt dışı ekonomileri üzerinde yaptığı araştırmaya göre, kayıtdışı ekonominin gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranı gelişmiş ülkelerde yüzde 15 dolayında, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 30 üstünde. Ayrıca, oranlar, kayıtdışılığın en çok olduğu ülkelerde yüzde 70′i aşarken, en az olduğu ülkelerde yüzde 10 civarında kalıyor. Amerikalı ve Avrupalı akademisyenlerin tahminlerine göre, küresel ekonominin yüzde 20′lik kısmı kayıtdışı.
Çin’de ekonomik dönüşümü takiben, gölge ekonomi adım adım genişledi. Bîr akademisyenin araştırmasına göre, gölge ekonominin payı, 1978′den önce yüzde 5′in altındaydı, 90′lı yıllarda yüzde 20′ye kadar tırmandı, 2000′li yıllarda azalarak yüzde 10 civarına indi, hatta altına düşmüş olabilir, bugün ise yüzde 10-20 arasında tahmin ediliyor. 2010 yılı GSYİH’sı 40 trilyon yuan (~6 trilyon dolar), dolayısıyla gölge ekonominin hacmi 6 trilyon yuan civarında.
Akademisyenin bazı istatistikleri inceleyerek ya da taksicilerle konuşarak elde ettiği bilgiler çerçevesinde, etraftan somut örnekler vermek gerekirse. Pekin’de yaklaşık 70 bin kayıtlı taksi var. Ama korsan taksilerin sayısı 150 bin. Oran 1′e 2. Her korsan taksinin yılda 50 bin yuan topladığını varsayarsak, Pekin’de korsan taksicilik gelirleri 8 milyar yuan civarında. Üstelik, buna 3 tekerlekli motorlar dahil değil. Pekin’de seyyar fırında tatlı papates satan 10 bin, tapon mal satan 10 binlerce kişi var. Kiralama ya da alım-satım yoluyla kayıtdışı el değiştiren mülkiyet akıl almaz ölçekte: Bazı verilere göre 6 milyar metrekare, yani geçen 10 yılda inşa edilen gayri menkul miktarına eşdeğer. (Akademisyen) “Birkaç gün önce Changsha 3 günlüğüne Changsha (Çin’in iç kesiminde) kentindeydim. 3′ü korsan olmak üzere toplam 6 kez taksiye bindim. Taksicilere göre, kentte 7 bin 500 kayıtlı taksi var. Korsan taksi sayısı ise 10 bin. Yalnızca küçücük Juzi adacığında bile 7 koran taksi bulunuyor. (Nehir ortasında küçücük bir toprak parçası)
Çin kayıtlı ekonomi sistemi içinde dalgalanma çok değil. Oysa, gölge ekonomi inişli çıkışlı. Örneğin, Pekin’de ne zaman bir ahlak ve asayiş operasyonu olsa, yalnızca gizli eğlence mekanları ya da güzellik salonlarını değil, korsan taksileri de ciddi biçimde etkiliyor.
Gölge ekonominin bir de gizli işşizlik ve gizli istihdam yanı var. Makro ekonomi hedeflerinin başında gelir, enflasyon, istihdam geliyor. Bunların merkezinde özellikle istihdam yer alıyor. Ne yazık ki, ülke çapında bir işsizlik endeksi ya da istatistiği tutulmuyor. Kentsel bazda işsizlik kayıtları var. Ama, şehir ya da kasaba kütüğüne kayıtlı (hukou) işsizlerin gönüllük esasıyla sınırlı. Ayrıca, hızlı ekonomik dönüşüm ve kentleşme evresindeki ülkede göç boyutları büyük. Üstelik, geleneksel ve kültürel faktörlerin etkisi var. Dolayısıyla, kentsel işsizlik oranları ülke çapındaki reel işsizliği göstermiyor. 2008 yılı sonunda Sosyal Bilimler Akademisi tarafından yayınlanan Mavi Kitap’a göre, kentsel işsizlik oranı yüzde 9′a vardı ve yüzde 7′lik kırmızı hattı aştı. Bazı tahminlere göre reel işsizlik yüzde 20′yi buldu ve hatta geçti. Fakat, İnsan Kaynakları ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın güncel verilerine göre, kayıtlı kentsel işsizlik oranı yüzde 4-5 arasında. Geçtiğimiz 30 yılda oran yüzde 2.5 ile 5 arasında oynadı. Bu oranların reel durumu yansıtmadığını belirtmeye gerek yok.
Halbuki, reel işsizliği yansıtan çekirdek bir gösterge olmadan, bilimsel ekonomik araştırma ve politika üretmek mümkün mü?
Gölge ekonomi örtülü bütçeye benzer. Mesela, 2010 yılı bütçe gelirleri toplamı 8.3 trilyon yuan (~1.3 trilyon dolar). Bunun 7.3 trilyonu vergi gelirleri ve yalnızca 1 trilyonu vergi harici gelirler. Buna ek olarak, sigorta fonu, arsa satışı, madencilik ruhsatı ve tahvil ihracı gibi bütçe dışı maliye gelirleri GSYİH’nın yüzde 10′una yakın. Fakat bu kalemler maliye bütçesi haricinde ve yerel bütçe gelirleri kesin değil. Dolasıyla, geniş bağlamda maliye gelirleri ekonominin yüzde 30′unu oluşturuyor. Yani, mevcudun yaklaşık yarısı kadar daha fazla.
Buna paralel olarak, maliye giderleri de yeterince yansımıyor. Örneğin, yeni yayınlanan doğrudan ve dolaylı yerel hükümet borçları stoku 10 trilyon yuan (1.4 trilyon dolar). 7 trilyonluk merkezi borç stokundan ve 2010 yılı maliye gelirlerinden fazla. Bu yüzden, sistemin tamamını yansıtan göstergeye ivedi biçimde ihtiyaç var. Yani, istatistik birimleri ekonominin türlü gerçeklerini istatistiğe dökebilmeli.
Misal, gizli sayıldığı için Çin’in tahıl stoku ya da rezervleri ne kadar bilinmiyor. Oysa, bir ülkenin rezervleri yalnızca tüketimi ve istikrarlı piyasa fiyatını garanti altına almakla kalmaz. Özellikle de büyük doğal afetler ve savaş gibi ani gelişen durumlarda ekonominin güvenliği ve toplumsal istikrarla ilindilidir. Devlet yönetimi altında bulunan tahıl sistemi merkezi ve yerel, geçici ve ticari KİT rezervlerini kapsar. Planlı ekonomi döneminde tahıl rezerv ya da stokları nispeten hassas veri kabul edilebilirdi. Halbuki, piyasa ekonomisi döneminde gizliliğin hukuki temeli yok. Üstelik, bu gizlilik gereksiz kuşku doğuruyor, piyasada aşırı hareketlere yol açıyor. Kamudan kopuk kalıyor ve akademik araştırmalara engel oluyor ya da analizlerin kalitesini düşürüyor. Neticede, şeffaflık ilkesi varsa bu istatiklerin istisnasız ilan edilmesi gerekiyor.
统计太随意,不公开甚至造假
Resmi istatistiklerin güvenilirliği yüksek değil. Ülke yüzölçümünün genişliği ve sosyo-ekonomik karmaşıklıklar istatistiklerin keskinliğini bozuyor. Fakat, asıl sorun insan faktörü. Ulusal verilerin yüzde 30′unun reel, yüzde 70′inin tahmini olduğu sıkça söylenir. Kimileri istatistiklerin resmileştirilmediğini, resmiyetin istatikselleştirildiğini düşünüyor. Hakim zihniyet, “Tepeden baskı üstüne baskı başarı getirir, aşağıdan damla üstüne damla kanalı doldurur” 上压下,层层加码,马到成功;下骗上,层层加水,水到渠成。
Örneğin, 10 yıl önce, Shandong eyaletinde yer alan Taian kenti büyüme rakamlarını ikiye katlayacak kadar çok şişirdi. Kentin parti sekreterinin adı “鲁吹1号”e çıktı. Heilongjiang eyaletinde yer alan Zhaodongshi kentinin bir köyünde ise yalnızca 21 baş sığır vardı. ÇKP gazetesi Halkın Günlüğü, 2003 yılında köy yönetiminin rakamları şişirdikçe şişirdiğini, en sonunda sayının 2100′e çıktığını ortaya çıkardı. Ekonomi 2009 yılında yüzde 8.7 büyüdü. Oysa, yerel büyüme rakamları toplandığında, oran yüzde 10′u geçiverdi! Üstelik, yerel parti liderlerinin performansları kamuoyu memnuniyeti yerine istatistiklerle ölçülünce, şişirmeler kaçınılmaz hale geliyor.
İstatistiklerin ilginç bir özelliği de var. Gelişmiş bölgeler, aşırı gösterişten kaçınmak için ekonomi verilerini aşağıya çekiyor. Gelişmekte olan bölgelerse, verileri yukarı itmeyi seviyor…
Peki, itilip çekildikten sonra, istatistikler dengeye mi oturuyor?
Yangtze ve Pearl River deltaları gibi gelişmiş bölgeler incelendiğinde, son yıllarda büyüme oranlarının 2 puan civarında küçültüldüğü görülüyor. Gelişmekte olan bölgelerdeyse 3-4 puanlık bir şişirme var. Teraziye koyulduklarında, gelişmekte olan bölgeler ağır basıyor, istatistikler kabarıyor.
Bunun yanı sıra, bir de medya haberlerinde sapmalar söz konusu. Gazeteciler ekonomi uzmanlıkları sınırlı olduğu için veri ve endeksleri doğru okuyamıyor. Bu yüzden istatistikler sapma gösteriyor, ya da şirket çıkarları ekseninde şekilleniyor. Sonuçta, kamuoyuna hatalı bilgiler aktarılıyor.
Akademik çevrelerden bağımsız ses çıkması zor. Bilime dayalı politikaların gölge ekonomiyle yüzleşmesi, yaygın kabulleri cesaretle sorgulaması gerekiyor. Ne yazık ki, ülkede akademik faaliyetler gittikçe hakikatten kopuyor, akademik ruh daha fazla cesaret gerektiyor.
Akademik çalışmaların omurgasını üniversiteler ve araştırma enstitüler oluşturuyor. Oysa, bu kurumlar parti-hükümet (党政)önderliğinde kuruluyor. Öğretim ve araştırma fonları da yine buradan tahsis ediliyor. Bu kadarla kalmıyor. Bilim kuruluşlarının sorumluları (enstitü başkanı, fakülte komitesi sekreteri) de yine aynı kaynaktan atanıyor. Birinci sınıf bir profesör, bakan yardımcısı düzeyinde sayılabiliyor.
Özgürce bilimsel çalışma yapmak ve konuşmak, bu şartlar altında, zor! Resmi kurumsal yapı içinde, ileri sürülen savların “bilimsel” olarak sınanması gayet doğal. Oysa, ahengi bozan doğru ve gerçekleri seslendirme cüreti göstermek riskli. Özellikle de, idari koltukları olan akademistenler için. — 小则警示教育,大则“乌纱”难保!—
Hal böyleyken, akademisyenlerin bağımsız karakter sergilemesi ve özgür düşünebilmesi çok zor. Tabii, bilimsel çalışma yapması da…
Ne yapmalı? Bilim kurumları resmiyetten koparılmalı, bağımsızlaştırılmalı, böylece bu yapı dönüşebilir. Tıpkı, 30 yıl önce kamu işletmelerinde başlayan değişim gibi. Bu çerçevede, hükümet ve parti ekseni haricinde sivil bilim yapıları oraya çıkarılmalı.
Sonuç olarak, bilim hakim kılınmadıkça ve bilgi resmiyetten kurtarılmadıkça, gölge ekonomi karanlığa mahkum. Vurmaya, görmezden gelmeye, hafifsemeye gerek yok. Gölge ekonomi, belirli sınırlar içinde dalgalanabilir, ve bu istatistiksel olarak ölçülebilir. Güneş gibi, bilim de karanlığı aydınlatabilir.
© dragonomi.com







