Çin ekonomisinin gerçek büyüklüğü ne?

Yıl 1958, toprak ana kat kat mahsul verecek, çanak çömlek çeliğe dönüşecektir. Birkaç sıfır eklemekten, mutluluktan başka ne çıkacaktır… Yıl 1961, milyonlarca insan, ölmüştür, açlıktan! Çünkü, insanoğlu bilime karşı gelememiştir… 1.300.000.000 ile neyi çarparsanız çarpın, dikkate değerdir. İstatistikler, önemlidir. Hatta, ölümcül olabilir:

Gölge ekonomi nedir? Bazen kara ya da gri ekonomi denir. Bazen gizli ekonomi, bazense yeraltı ekonomisi ya da kayıtdışı ekonomi diye adlandırılır.

Sun Zi’nin dediği gibi, kendini ve düşmanı bilen kaybetmez. Düşmanı bilmek, gerçek durumu kavramaktır.

“Zhongguo yinxing jingji you duo da”, Nanfang Zhoumo, Çeviren: Sadi Kaymaz

Bilimsel karar, bilgiye her bakımdan sahip olmaya bağlıdır. Ne yazık ki, karar vericiler ekonominin pek çok alanında etraflı bilgiden yoksun. Örneğin, gölge ekonomiye dair veri ya da göstergeler; ne ekonomi kitaplarında ne politika kararlarında ne de resmi veri ya da raporlarda görünür. Neredeyse kimse aldırmaz. Ama, gölge ekonominin boyutlarını görmezden gelerek ya da hafife alarak bilimsel politika belirlemek zordur.

Gölge ekonomi nedir? Bazen kara ya da gri ekonomi denir. Bazen gizli ekonomi, görünmez ekonomi, düzensiz ekonomi, yeraltı ekonomisi, saklı ekonomi, kayıtdışı ekonomi diye adlandırılır. Sağlıksız, tapon ya da zehirli ürünler haricinde; gölge ekonomi tamamen kayıt dışıdır. Mesela; korsan taksiler, kumarhaneler, komisyoncular, işportacılar, izinsiz kreşler, seyyar tamirciler, hamallar, sözleşmesiz temizlikçiler, kaçakçılar, hurdacılar, fahişeler, kontratsız ev kiralayanlar, organ tüccarları ya da özel anketörler gölge ekonomide yer alır.

Çoğu ülke, gölge ekonomiyi ulusal ekonomiden hariç tutar. Bazı gelişmiş ülkeler gölge ekonominin büyüklüğünü resmi olarak tahmin eder. Örneğin, İngiltere, kayıtlı ve kayıtdışı alanlarda vergi kaçakçılığı ile vergiden kaçınma ölçeğini tespiti için görevlendirme yapar.

Dünyada kara ekonominin ağırlığı nedir? Avusturyalı bir profesörün 76 sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkenin kayıt dışı ekonomileri üzerinde yaptığı araştırmaya göre, kayıtdışı ekonominin gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranı gelişmiş ülkelerde yüzde 15 dolayında, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 30 üstünde. Ayrıca, oranlar, kayıtdışılığın en çok olduğu ülkelerde yüzde 70′i aşarken, en az olduğu ülkelerde yüzde 10 civarında kalıyor. Amerikalı ve Avrupalı akademisyenlerin tahminlerine göre, küresel ekonominin yüzde 20′lik kısmı kayıtdışı.

Çin’de ekonomik dönüşümü takiben, gölge ekonomi adım adım genişledi. Bîr akademisyenin araştırmasına göre, gölge ekonominin payı, 1978′den önce yüzde 5′in altındaydı, 90′lı yıllarda yüzde 20′ye kadar tırmandı, 2000′li yıllarda azalarak yüzde 10 civarına indi, hatta altına düşmüş olabilir, bugün ise yüzde 10-20 arasında tahmin ediliyor. 2010 yılı GSYİH’sı 40 trilyon yuan (~6 trilyon dolar), dolayısıyla gölge ekonominin hacmi 6 trilyon yuan civarında.

Akademisyenin bazı istatistikleri inceleyerek ya da taksicilerle konuşarak elde ettiği bilgiler çerçevesinde, etraftan somut örnekler vermek gerekirse. ’de yaklaşık 70 bin kayıtlı taksi var. Ama korsan taksilerin sayısı 150 bin. Oran 1′e 2. Her korsan taksinin yılda 50 bin yuan topladığını varsayarsak, ’de korsan taksicilik gelirleri 8 milyar yuan civarında. Üstelik, buna 3 tekerlekli motorlar dahil değil. ’de seyyar fırında tatlı papates satan 10 bin, tapon mal satan 10 binlerce kişi var. Kiralama ya da alım-satım yoluyla kayıtdışı el değiştiren mülkiyet akıl almaz ölçekte: Bazı verilere göre 6 milyar metrekare, yani geçen 10 yılda inşa edilen gayri menkul miktarına eşdeğer. (Akademisyen) “Birkaç gün önce Changsha 3 günlüğüne Changsha (Çin’in iç kesiminde) kentindeydim. 3′ü korsan olmak üzere toplam 6 kez taksiye bindim. Taksicilere göre, kentte 7 bin 500 kayıtlı taksi var. Korsan taksi sayısı ise 10 bin. Yalnızca küçücük Juzi adacığında bile 7 koran taksi bulunuyor. (Nehir ortasında küçücük bir toprak parçası)

Çin kayıtlı ekonomi sistemi içinde dalgalanma çok değil. Oysa, gölge ekonomi inişli çıkışlı. Örneğin, Pekin’de ne zaman bir ahlak ve asayiş operasyonu olsa, yalnızca gizli eğlence mekanları ya da güzellik salonlarını değil, korsan taksileri de ciddi biçimde etkiliyor.

Gölge ekonominin bir de gizli işşizlik ve gizli istihdam yanı var. Makro ekonomi hedeflerinin başında , enflasyon, istihdam geliyor. Bunların merkezinde özellikle istihdam yer alıyor. Ne yazık ki, ülke çapında bir işsizlik endeksi ya da istatistiği tutulmuyor. Kentsel bazda işsizlik kayıtları var. Ama, şehir ya da kasaba kütüğüne kayıtlı (hukou) işsizlerin gönüllük esasıyla sınırlı. Ayrıca, hızlı ekonomik dönüşüm ve kentleşme evresindeki ülkede göç boyutları büyük. Üstelik, geleneksel ve kültürel faktörlerin etkisi var. Dolayısıyla, kentsel işsizlik oranları ülke çapındaki reel işsizliği göstermiyor. 2008 yılı sonunda Sosyal Bilimler Akademisi tarafından yayınlanan Mavi Kitap’a göre, kentsel işsizlik oranı yüzde 9′a vardı ve yüzde 7′lik kırmızı hattı aştı. Bazı tahminlere göre reel işsizlik yüzde 20′yi buldu ve hatta geçti. Fakat, İnsan Kaynakları ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın güncel verilerine göre, kayıtlı kentsel işsizlik oranı yüzde 4-5 arasında. Geçtiğimiz 30 yılda oran yüzde 2.5 ile 5 arasında oynadı. Bu oranların reel durumu yansıtmadığını belirtmeye gerek yok.

Halbuki, reel işsizliği yansıtan çekirdek bir gösterge olmadan, bilimsel ekonomik araştırma ve politika üretmek mümkün mü?

Gölge ekonomi örtülü bütçeye benzer. Mesela, 2010 yılı bütçe gelirleri toplamı 8.3 trilyon yuan (~1.3 trilyon dolar). Bunun 7.3 trilyonu vergi gelirleri ve yalnızca 1 trilyonu vergi harici gelirler. Buna ek olarak, sigorta fonu, arsa satışı, madencilik ruhsatı ve ihracı gibi bütçe dışı maliye gelirleri GSYİH’nın yüzde 10′una yakın. Fakat bu kalemler maliye bütçesi haricinde ve yerel bütçe gelirleri kesin değil. Dolasıyla, geniş bağlamda maliye gelirleri ekonominin yüzde 30′unu oluşturuyor. Yani, mevcudun yaklaşık yarısı kadar daha fazla.

Buna paralel olarak, maliye giderleri de yeterince yansımıyor. Örneğin, yeni yayınlanan doğrudan ve dolaylı yerel hükümet borçları stoku 10 trilyon yuan (1.4 trilyon dolar). 7 trilyonluk merkezi borç stokundan ve 2010 yılı maliye gelirlerinden fazla. Bu yüzden, sistemin tamamını yansıtan göstergeye ivedi biçimde ihtiyaç var. Yani, istatistik birimleri ekonominin türlü gerçeklerini istatistiğe dökebilmeli.

Misal, gizli sayıldığı için Çin’in tahıl stoku ya da rezervleri ne kadar bilinmiyor. Oysa, bir ülkenin rezervleri yalnızca tüketimi ve istikrarlı fiyatını garanti altına almakla kalmaz. Özellikle de büyük doğal afetler ve savaş gibi ani gelişen durumlarda ekonominin güvenliği ve toplumsal istikrarla ilindilidir. Devlet yönetimi altında bulunan tahıl sistemi merkezi ve yerel, geçici ve ticari KİT rezervlerini kapsar. Planlı ekonomi döneminde tahıl rezerv ya da stokları nispeten hassas veri kabul edilebilirdi. Halbuki, ekonomisi döneminde gizliliğin hukuki temeli yok. Üstelik, bu gizlilik gereksiz kuşku doğuruyor, piyasada aşırı hareketlere yol açıyor. Kamudan kopuk kalıyor ve akademik araştırmalara engel oluyor ya da analizlerin kalitesini düşürüyor. Neticede, şeffaflık ilkesi varsa bu istatiklerin istisnasız ilan edilmesi gerekiyor.

统计太随意,不公开甚至造假

Resmi istatistiklerin güvenilirliği yüksek değil. Ülke yüzölçümünün genişliği ve sosyo-ekonomik karmaşıklıklar istatistiklerin keskinliğini bozuyor. Fakat, asıl sorun insan faktörü. Ulusal verilerin yüzde 30′unun reel, yüzde 70′inin tahmini olduğu sıkça söylenir. Kimileri istatistiklerin resmileştirilmediğini, resmiyetin istatikselleştirildiğini düşünüyor. Hakim zihniyet, “Tepeden baskı üstüne baskı başarı getirir, aşağıdan damla üstüne damla kanalı doldurur” 上压下,层层加码,马到成功;下骗上,层层加水,水到渠成。

Örneğin, 10 yıl önce, Shandong eyaletinde yer alan Taian kenti büyüme rakamlarını ikiye katlayacak kadar çok şişirdi. Kentin parti sekreterinin adı “鲁吹1号”e çıktı. Heilongjiang eyaletinde yer alan Zhaodongshi kentinin bir köyünde ise yalnızca 21 baş sığır vardı. ÇKP gazetesi Halkın Günlüğü, 2003 yılında köy yönetiminin rakamları şişirdikçe şişirdiğini, en sonunda sayının 2100′e çıktığını ortaya çıkardı. Ekonomi 2009 yılında yüzde 8.7 büyüdü. Oysa, yerel büyüme rakamları toplandığında, oran yüzde 10′u geçiverdi! Üstelik, yerel parti liderlerinin performansları kamuoyu memnuniyeti yerine istatistiklerle ölçülünce, şişirmeler kaçınılmaz hale geliyor.

İstatistiklerin ilginç bir özelliği de var. Gelişmiş bölgeler, aşırı gösterişten kaçınmak için ekonomi verilerini aşağıya çekiyor. Gelişmekte olan bölgelerse, verileri yukarı itmeyi seviyor…

Peki, itilip çekildikten sonra, istatistikler dengeye mi oturuyor?

Yangtze ve Pearl River deltaları gibi gelişmiş bölgeler incelendiğinde, son yıllarda büyüme oranlarının 2 puan civarında küçültüldüğü görülüyor. Gelişmekte olan bölgelerdeyse 3-4 puanlık bir şişirme var. Teraziye koyulduklarında, gelişmekte olan bölgeler ağır basıyor, istatistikler kabarıyor.

Bunun yanı sıra, bir de medya haberlerinde sapmalar söz konusu. Gazeteciler ekonomi uzmanlıkları sınırlı olduğu için veri ve endeksleri doğru okuyamıyor. Bu yüzden istatistikler sapma gösteriyor, ya da şirket çıkarları ekseninde şekilleniyor. Sonuçta, kamuoyuna hatalı bilgiler aktarılıyor.

Akademik çevrelerden bağımsız ses çıkması zor. Bilime dayalı politikaların gölge ekonomiyle yüzleşmesi, yaygın kabulleri cesaretle sorgulaması gerekiyor. Ne yazık ki, ülkede akademik faaliyetler gittikçe hakikatten kopuyor, akademik ruh daha fazla cesaret gerektiyor.

Akademik çalışmaların omurgasını üniversiteler ve araştırma enstitüler oluşturuyor. Oysa, bu kurumlar parti-hükümet (党政)önderliğinde kuruluyor. Öğretim ve araştırma fonları da yine buradan tahsis ediliyor. Bu kadarla kalmıyor. Bilim kuruluşlarının sorumluları (enstitü başkanı, fakülte komitesi sekreteri) de yine aynı kaynaktan atanıyor. Birinci sınıf bir profesör, bakan yardımcısı düzeyinde sayılabiliyor.

Özgürce bilimsel çalışma yapmak ve konuşmak, bu şartlar altında, zor! Resmi kurumsal yapı içinde, ileri sürülen savların “bilimsel” olarak sınanması gayet doğal. Oysa, ahengi bozan doğru ve gerçekleri seslendirme cüreti göstermek riskli. Özellikle de, idari koltukları olan akademistenler için. — 小则警示教育,大则“乌纱”难保!—

Hal böyleyken, akademisyenlerin bağımsız karakter sergilemesi ve özgür düşünebilmesi çok zor. Tabii, bilimsel çalışma yapması da…

Ne yapmalı? Bilim kurumları resmiyetten koparılmalı, bağımsızlaştırılmalı, böylece bu yapı dönüşebilir. Tıpkı, 30 yıl önce kamu işletmelerinde başlayan değişim gibi. Bu çerçevede, hükümet ve parti ekseni haricinde sivil bilim yapıları oraya çıkarılmalı.

Sonuç olarak, bilim hakim kılınmadıkça ve bilgi resmiyetten kurtarılmadıkça, gölge ekonomi karanlığa mahkum. Vurmaya, görmezden gelmeye, hafifsemeye gerek yok. Gölge ekonomi, belirli sınırlar içinde dalgalanabilir, ve bu istatistiksel olarak ölçülebilir. Güneş gibi, bilim de karanlığı aydınlatabilir.

© dragonomi.com

Çin’de geçen haftanın ekonomi gelişmeleri (2012-01-22)

  • Çin'de önümüzdeki yıllar için %6 telaffuz edilmeye başlandı. Durgunluk anlamına geliyor, gerçekleşirse kriz kaçınılmaz. #
  • Çin 2011 büyüme rakamı yarın açıklanıyor. Beklenti %9,2. Daha düşük çıktığı takdirde munzam karşılık indirimi gelebilir. #
  • Shanghai borsası not indirimiyle eksi 0,63'le açıldı. Gün sonuna doğru büyümenin yavaşladığı söylentileriyle eksi 1,71'e geriledi. #
  • Çinliler bir yılda 1,9 milyar şişe şarap tüketti, dünyada ilk beşe girdi (Ifeng) http://t.co/fSCHiz1U #
  • İstatistiklerin pek de güvenilir olmadığı Çin'de ekonominin nabzını en iyi tutan göstergelerden elektrik tüketimi geçen yıl %11,4 arttı. #
  • Bugün Çin veri setinde en kritik parça dördüncü çeyrek büyüme. Beklenti %8,7-6 #
  • Çin ekonomisi 2011'de yüzde 9,2 büyüdü http://t.co/tOLCRBuL #
  • Çin'de en kritik veri dördüncü çeyrek büyüme: %8,9 Son 2 yılın en düşüğü. Beklentilerin biraz üstü. Parasal gevşeme gecikebilir #
  • Çin ekonomisi 7,5 trilyon dolara yaklaştı: GSYİH 47,15 trilyon yuan http://t.co/tOLCRBuL #
  • Çin'de 4. çeyrek büyümenin beklenti üstü çıkmasıyla Shanghai borsası şiddetli satış yedi. Sebep: parasal genişleme beklentilerinde azalma #
  • Çin ekonomisinde yeni dönem: Son otuz yıldaki çift haneli büyüme devri sona erdi. #
  • Shanghai borsasında metal ve maden hisseleri yüzde 5'e yakın sıçradı. Parasal gevşeme beklentisine işaret. #
  • Çin'de günün özeti: Ekonomi direncini koruyor. Büyüme kontrollü hız kesti. Perekende satışları çok güçlü. Merkez parasal gevşemeye gidebilir #
  • Shanghai 4,13%, Shenzhen 4,95% (kapanış) #
  • Shanghai'da hisseleri: 7,5% Metal hisseleri: 7,3 yükseldi http://t.co/My1RT9Ot #
  • Londra, Asya'yla tarihi bağlarını canlandırıyor (Financial Times) http://t.co/XB25bcLi #
  • Çin tahıl üretimi 2011'de 571 milyon ton oldu, artış 4,5%. Üst üste 8 yıl büyüme (http://t.co/K4mUNMCN) http://t.co/PMLGX5hl #
  • Çin konut piyasasındaki soğuma GDP'de 2 puanlık gedik açabilir (Reuters) http://t.co/KapOvPc8 #
  • Çin konut fiyatları en büyük 70 büyük kentin 52'sinde geriledi (http://t.co/VoMVyi5C) http://t.co/jtVeXrIA #
  • Çin'de son iki ay azalan doğrudan yatırımlar, yine de 2011'de 116 milyar dolarla rekor kırdı. (Sina) http://t.co/neNzNINs #
  • Çin hasıla artışına katkı yüzdeleri: Yatırım +54 Tüketim +51 Net ihracat -5 (Ifeng) http://t.co/vz39Ak7P #

Çin arabaları: Doğu’da ışık yok, Batı’da?

Çinli otomobil üreticileri nereye gideceklerini şaşırdı: Çinli tüketiciler sırt çevirdi. Hükümet kol kanat germedi. Avrupa hayal. Gelişmekte olan ülkeler set çekiyor. Amerikan yolları ilk Çinlinin yolunu gözlüyor. Türkiye hala fabrika bekliyor. Karmaşık bir hikaye:

Çinli üreticiler su altından kamışla nefes almaya çalışıyor. Üstelik, kamış da pek sağlam değil.

Çin’de yerli otomobil üreticileri, miğferini düşürünce zırhını atıp kaçan askerler gibi dışarıya çıktı. Brezilya ve Rusya gibi pazarlar şimdilik bereketli. Lakin, sektörün durumu suyun altında kamışla nefes almaya çalışır gibi. Üstelik, kamış da hiç sağlam değil.

“Dongfang Buliang, Xifang Liang me?”, Nanfang Zhoumo, Çeviren: Sadi Kaymaz 

Çin’de yerli otomobil markalarının başı 2011′de derde girdi. Yabancı markaların ipek böceği gibi kemirdiği pazar payı Temmuz’da yüzde 40′ın altına düştü. Ağustos’ta yine gerileyerek yüzde 37,2′ye indi. Buna karşın, dış pazarda tersi bir durum söz konusu. Otomobil Üreticileri Birliği verilerine göre, üretimin yarısı ihracat yolunu tutar oldu.

Peki, Çinli üreticiler dış pazarlara pamuk ipliğiyle mi bağlı? İhracattaki dramatik yükselişin ardında ne yatıyor.

Bu yıl ihracat pazarları mı çoğaldı! Hayır. Otomobil ihracatçılarının sayısı mı arttı! Büyük değişim yok. Makina ve Elektrikli Aletler Dış Ticaret Odası Otomobil Şube Sekreter Yardımcısı Yang Aiguo, bir yandan ekranından verilere bakarkan bir yandan da Nanfang Zhoumo muhabirine cevap veriyor. Gümrük verilerine göre, ilk 7 ayda yıllık bazda yüzde 53 artışla 464 bin 900 araç ihraç edildi. Bu sayının yüzde 75′ini oluşturan binek otomobil satışları yüzde 75′den fazla arttı.

Yang Aiguo bunu bazı dış pazarlarda satışların ivme kazanmasıyla açıkladı. Mesela, Çinli otomobil üreticilerinin en büyük ihracat pazarı Brezilya, bu yılın ilk yedi ayında 69 bin 900 otomobil ithal etti. Brezilya’nın ithalatı tam yüzde 607 arttı. Brezilya’nın arkasından gelen Rusya aynı dönemde 38 bin 180 araç aldı, ithalatını yüzde 229 arttırdı.

Brezilya 2010 yılında Almanya’yı geçerek dünyanın en büyük dördüncü otomobil pazarı oldu. Veriler incelendiğinde, Çin’in oto ihracatında Brezilya’nın payı yüzde 14-17 arasında. Chery, Brezilya pazarına en erken giren yerli üretici. Oysa, en büyük sıçramayı yapan Jianghuai (JAC Motors).

JAC Motors, Brezilya’nın en büyük otomobil bayisi SHC aracılığıyla Mart ayında pazara güçlü biçimde girdi. Ünlü televizyon sunucusu Fauso Silva tanıtım faaliyetlerinin yüzü oldu. 40 gazeteci bir ay deneme sürüşü yaptı. Garanti süreci 6 yıla uzatılırken, kilometre sınırı bile konmadı. Tongyue serisi iki ay sonunda 12 bine yakın sattı. JAC Motors, 1 Ağustos’ta Brezilya pazarına Tongyue serisi ile doğrudan girdi. Yıl sonuna kadar, satışların 45 bini bulacağı tahmin ediliyor. Brezilya’da en fazla pazar payına sahip Fiat’ın CEO’su Segio Marchionne, Ağustos ayı ortalarında yaptığı açıklamada, Çinli otomotiv üreticilerinin Brezilya pazarındaki diğer oyunculara tehdit oluşturduğunu söyledi.

Chang Cheng (Great Wall) Uluslararası Satış Direktörü Xing Wenling, otomotiv sektöründe daha önce başlıca ihracatçıların Qi Rui (Chery), Ji Li (Geely) ve kendileri olduğunu belirterek; bu yıl JAC, Lifan, Hafei ve BYD gibi üreticilerin de fırsatı yakalayarak ihracatlarını arttırdığına işaret etti ve ihracat rakamlarındaki artışın bir başka nedeninin bu olduğunu ifade etti. Xing’e göre, JAC Motors bu yılın ilk 8 ayında 50 binden fazla araç ihraç etti. İhracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 277 yükseldi.

Yerli oto markalarının art arda yurtdışına çıkmasının nedeni, iç pazar paylarının azalması. Bu, yerli markaları yurtdışında yeni pazarlar aramaya sevk etti. Pekin’de yürürlükteki plaka kısıtlamaları, yerli marka bayilerini pazardan birer birer çekilmeye zorladı. Eylül ayı ortalarında, Chery’nin Guangzhou’daki en büyük bayisi dümen kırarak, başka bir yerli marka QiChen satmaya başladı. Yerli marka satan otomotiv bayilerinin birinci kuşak şehirlerde gardının düştüğüne dair şüphe yok.

Ayrıca, yakıt tasarruflu otomobiller için sübvansiyon eşiği 1 Ekim 2011′den itibaren yükseltildi. Daha önce yüz kilometrede 6,9 litreden az yakıt tüketme şartı 6,3 litreye indirildi. Daha önce teşvik kapsamına giren 427 modelin yüzde 80′nden fazlası eşik altında kaldı. Yerli marka otomobiller sürekli pazar payı yitiriren, böylece bir de 3000 (~475USD) teşviği kaybetti. Yerli markaların ekonomik modeller pazarladığı göz önüne alınırsa, bu miktar hiç de ufak sayılmaz.

Otomotivcilerin yüzü dış pazarda güldü ama, güzel günler uzun sürmeyeceğe benziyor. Brezilya hükümeti, 15 Eylül’de yerli otomotiv sektöründe vergi politikasını değiştirdi. Üreticiler üç temel kriteri karşıladıkları takdirde, tercihli politikalardan yararlanmaya devam etmek suretiyle aynı oranda vergi ödeyecek. Aksi halde, vergi oranı 30 puan birden yükselecek. Söz konusu üç kriter şöyle: Öncelikle, oto aksesurarlarının yüzde 65′inden fazlası Brezilya ya da Arjantin, Uruguay, Paraguay’da üretilmeli. İkincisi, cironun yüzde 0,5′i araştırma ve geliştirmeye ayrılmalı. Son olarak, üretimin en az 6 aşaması Brezilya’da gerçekleştirilmeli (boya, döküm, kalıp, motor üretimi ve saire).

Oysa, Çinli otomobil üreticilerinden biri dahi söz konusu üç kritere uymuyor. Chery, Sao Paolo’nun 100 kilometre doğusunda kuracağını fabrikanın temelini henüz Temmuz ayında attı. Öte yandan, şirket vergi politikasındaki değişikliği Espirito Santo’daki federal yüksek mahkemeye götürerek, yasaya ayrı olduğunu ileri sürdü. Mahkeme, 22 Eylül’de kararın uygulamasını 90 gün erteledi. JAC Motors ve Hafei ise Cherry kadar talihli değil! (JAC içinde bulunduğumuz Kasım ayında Brezilya’da 600 milyon dolarlık ve senlik 100 bin kapasiteli bir fabrika kuracağını açıkladı.)

Çinli otomotivcilere Rusya’da da benzeri bir ticaret duvarı örüldü. Rusya en büyük ihracat pazarıydı. Ancak, Rus hükümeti ithal otomobil standartlarını ve gümrük tarifelerini yükseltti. Ağır darbe alan ihracat, ertesi yıl birkaç yüz adete kadar düştü. Son dönemde ise toparlanma periyodunda.

New York Times gazetesinde 18 Şubat 2011′de “Çin Arabaları Nerede?” başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıda, beş sene önce Amerikan pazarına yürüyeceklerini ilan etmeye başlayan Brilliance, Geely, Great Wall ve BYD gibi otomobil üreticilerden hiçbirinin aradan geçen onca yıla rağmen sözlerini yerine getiremediğine dikkat çekildi.

 JDPower adlı bir araştırma şirketini raporuna göre, Brezilyalılar için oto alımında en etkili faktörlerin başında fiyat geliyor. Şirket yetkilisi Jon Sederstrom’a göre, Çinli oto üreticileri düşük maliyetli araçlarla Brezilya piyasasına atak yaptı. JAC ve Geely, bu açıdan Hyundai ve Kia’nın izini takip etmeye çalışıyor. Yani, yeni bir pazarda düşük maliyetli ürünlerle piyasa payı edinip, ardından kalite zincirinin üstlerine doğru tırmanmayı hedefliyor. Bir zamanlar Kuzey Amerika’da kalite sorunlarıyla boğuşan Hyundai ve Kia için, bölgede bugün işler hiç de fena değil. Güney Koreli iki şirketin Avrupa’daki satışları da yılın ilk 8 ayında 445 bini buldu. Daimler’in satış rakamının bin adet altında kaldı.

Çinli otomobil markaları, Korelilerin izinden giderek uluslararası bir marka olmayı başarabilir mi? Lifan Yurtdışı Satış Direktör Yardımcısı Xu Yuan’e göre, yerlilerden birinin ihracatta yıllık 1 milyon barajını geçtiğini gördükten sonra, enine boyuna tekrar değerlendirmek lazım. Oysa, 100 bin barajı bile Chery tarafından ancak bu yıl aşıldı.

Nissan CEO’su Carlos Ghosn’a ise daha iyimser. Tokyo’da Haziran ayında düzenlenen bir basın turunda konuşan Ghosn (Brezilya-Lübnan-Fransız karışımı, Nissan-Renault ortaklığının başında, her on otomobilden birinin üretimini yönetiyor), gelecek beş yıl içinde Çinli bir şirketin zinciri kırabileceğini ve uluslararası ölçekte rekabet gücünü sahip bir şirkete dönüşebileceğini ifade etti.

Çin arabaları nerede?

 ”Where is Chinese Cars?”, New York Times, Çeviren: Sadi Kaymaz

Tekstilden oyuncağa kadar Çin malları senelerdir Amerika’ya akın ediyor. Fakat, Çinli otomobil üreticileri onca söze rağmen Amerikan piyasasına bir çentik bile atmadı.

Son 10 yılda Brilliance, Geely, Great Wall BYD gibi Çinli üreticiler, çoğu zaman yakın gelecekte satışa başlayacaklarını ilan eden basın bildirileriyle, Detroit ve Los Angeles’ta araçlarını sergilediler. Fakat, araçlar oto bayilerinde yer bulmadı ve hala da yok.

BYD F3DM önemli bir istisna olabilir. Şirket, şarj edilebilir hibrid otomobilin Bahar 2012′de ABD’de satacağını açıkladı. Endüstri analistlerine göre, bu gerçekleşse bile kalabalık alternatif araç pazarında ancak cılız bir ses çıkarabilir.

Öte yandan, tek bir aracın bile pazara girebilmesi büyük bir atılım sayılacaktır. Brilliance, 2006 yılında üç sene sonra ABD’de satışa başlayacağını ilan etmişti. Bugüne kadar ayak basan olmadı. Chery is Chrysler’le yaptığı anlaşmadan caydı. Batık MG Rover’ın varlıklarını satın alan Nanjing Auto, ABD’de oto imal edecek ilk Çinli olmak istediğini açıklamıştı. Fakat, Oklahoma fabrikası planları ise hayata geçmedi. Volvo’yu satın alan Geely, Detroit’te 2006 ve 2008′de küçük sedanlarını sergiledi. Ancak, bu araçlar Amerikan güvenlik ve emisyon standartlarını karşılayamadı.

Analistlere göre, Çinli otomotivciler sıkı çalışmanın ötesine geçen hırsları sonucu ultra rekabetçi Amerikan pazarında hatalı çıkış yaptılar. Ucuz finansman ve büyüyen taleple beslenen üreticiler, kendi ülkelerinde hızla büyüdü. Edindikleri özgüven ise, Amerikalılara satmak için yeterli olmadı. Bu iş bilgisayar ya da cep telefonu satmaya benzemez diyen Edmunds.com analisti Bill Visnic, “Bayilere ihtiyacınız var. Bu iş muazzam zaman ve kaynak yatırımı demek. Onlar bu işin göründündüğünden çok daha kolay olacağını düşündü ama, öyle olmadı.”

Üstelik, son birkaç yıl yeni otomobiller için berbat bir dönemdi. Konut piyasasındaki çöküş ekonominin geneline yansıdı. Tüketicilerin beli büküldü. ABD’de motorlu taşıt satışları 2005-2009 arasında yüzde 40 düştü. General Motors ve Chrysler hükümet tarafından kurtarıldı. Yüzlerce bayi anlaşması çöktü ve otomobil kredileri kurudu. Hibrid oto satışları bile, gerileyen petrol fiyatlarıyla azaldı.

Ekonomide biraz düzelme görülmekle beraber, Çinliler halen büyük zorluklarla yüzyüze. Kısmen pazarın hangi segmentini hedef alacaklarına karar vermeleri gerekiyor. Kompakt otomobiller yeni bir şirket için elverişli bir giriş noktası olabilir, ancak rekabet çetin ve kar marjları dar.

Sektör araştırma şirketi J.D. Power’a göre, Çinliler daha gelişmiş hibrid ve elektrikli araçlar satmayı deneyebilirdi. Bu doğrultuda, Santa Monica Coda Automotive, Hafei Saibao gövdelerini ithal ederek elektrik motorlarını monte etmeyi planladı. Ama, hibrid ve elektrikli araçlar küresel satışların yalnızca yüzde 2,2′sini oluşturuyor. Tüketiciler elektrikli araçların sürüş menzili ve bataryaları hakkında temkinli. Üstelik, GM ya da Nissan gibi daha oturmuş şirketleri seçme ihtimalleri daha yüksek. Çinliler rakip şirketleri satın alıp bayilerini kullanmayı deneyebilirler. Geçen yaz Volvo’yu alan Geely buna aday olabilir. Fakat, Geely’nin pazarlama için milyonlarca dolar harcaması ve Amerikan tüketicilerinin yeni bir markayı deneyecek kadar hevesli olmasını beklemesi gerekiyor.

G.D. Power’ın hibrid ve elektrikli oto segmentinden sorumlu yetkilisi Mike Omotoso ise, Çinli otomobil üreticilerinin problemini tek cümleyle özetliyor: “Yürümeye başlamadan koşmaya çalışıyorlar”

 © dragonomi.com

Bir zamanlar Çin tekstil sektörü…

İnsanoğlu 90′lardan sonra ne giydiyse, üzerine bir şekilde “Çin malı” ilişti. İşte böylece, uzaklarda yazılan “bir tekstil hikayesine” ortak oldu:

Çin tekstil ve hazır giyim sektörü, 2008 yılında en ölümcül darbeyi aldı. Sektörü vuran finans krizi değil, yeni "iş kanunu" oldu

Zhang Yu, yepyeni bir biyoteknoloji şirketi kurdu, 30 yılını tekstil sektörüne harcayan “eski kurt”, şimdi yeni bir alanda, “toy delikanlı” olmayı seçti.

 Zhang’ın daha önce hiç bu kadar sendelediği bir dönem olmamıştı.

“Fuzhuangye: Huangjin Shi Nian Luomu”, Jingji Cankao, Çeviren: Sadi Kaymaz 

1994 yılında Hong Kong’dan Guangzhou’ya gelerek, hazır giyim imalatına başladı. Çin 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) girerken, Zhang’ın Guangzhou’da kendi fabrikası vardı. Sonrasında güzel günler geldi, yıllarca “para kazanmakla” meşguldü.

2009 yılı geldi. Küresel finans krizinin etkisiyle, Çin’in tekstil ve hazır giyim ihracatı hız kesmeye başladı. Bir de Pearl River Deltası’nda “işgücü kıtlığı” baş gösterdi. Sektörde çile başlayınca, Zhang ayakta kalabilmek için iç kesimlere taşındı. Hayat günden güne yine de zorlaştı.

“Sektör gerçekten hiç de iyi görünmüyor” diyor Zhang: “Çevremde eskiden para kazanan tekstilciler de aynı. 2008 krizinin atlatanlar da artık güvenlerini kaybetti.”

DTÖ öncesindeki 10 yıl, ticaretin serbestleşmesi sürecinde tekstil ve hazır giyim sektörü için büyük bir sınav oldu.

Zhang Yu Hongkong’lu. Hongkong 80′lerde tekstil ve hazır giyim sektörü şimdiki Çin gibiydi. O zamanlar, 18 yaşında toy delikanlıydı, tekstil fabrikalarından birinde sıradan bir işçi olarak çalışıyordu. 4 yıl sürdü, kendi işini kurmak istiyordu ve kurdu da: “İşçilikte sermaye biriktirdim. Gençtim, gözüm karaydı. İşler bazen iyi, bazen kötüydü ama, para kazandım. Sonra, kısa yoldan para kazanmak için borsaya da girdim.”

Hong Kong’da o yıllar endüstri kötüye gitti. Borsa çıldırmıştı, tıpkı (3 yıl önce) Çin’de olduğu gibi. Reel sektörde kalmayı kimse istemiyordu.

30′una geldiğinde tüm birikimi kül oldu. Körfez krizi vurdu diyor Zhang, “Borsa çökünce, insanlar üretimden daha da kaçar oldu. O sıralar tekstil ve hazır giyim fabrikaları sürü gibi taşınıyordu. İşte o zaman, ben de Hongkong’dan çıkmak zorunda kaldım.”

Zhang Yu 1994′te Guangzhou’ya geldi. Fabrika satın almak yerine, önce sadece kiraladı. İşçi bularak imalata başladı.

Ülkede reform ve dışa açılmanın ardından, özel girişimilerin ilk girdiği sektör tekstil ve hazır giyim oldu. Tekstil imalatı, 80′lerde ve 90′larda doğu kıyısında gelişmeye başladı.

Zhang Yu, “O dönem iş yapmak gerçekten çok kolaydı, politikalar işletmelere destek odaklıydı.” deyip ekliyor, “İşçiler de söz dinliyordu. Fabrika sahipleri de gençti. 30 yaşında, ben yaşlı patron sayılırdım. Hong Kong’daki imalatımın aynısını yapıp, birlikte ihraç ediyordum. O zamanlar, Amerika ve İngiltere kota uyguluyordu. En yüksek kotaya Guangzhou sahipti. Kota konusunu iyi biliyordum.”

Geriye dönüp bakınca, Zhang Yu kaçırdığı fırsatı hatırlayıp iç geçiriyor. “1993 ve 1994′te çok fabrikatör bir marka yaratıp, iç pazara dönmüştü ve satışları patlamıştı. Ekonomi henüz yeni palazlanıyordu. Halkın restoran ve giyim talebi artıyordu. İyi bir fabrika günde 1000-2000 parça mal çıkarabilirdi. Her parçadan 10 kayme kalsa, düşünün ne kadar kazanılacağını. Üstelik, ben bir devlet fabrikasını kiralamıştım. Kira son derece ucuzdu. Giderler yok gibiydi. 4 hattım vardı. Yıllık kapasite 20-30 bindi.”

2000 yılında, özel sektörün yüzde 90′dan fazlasını tekstil ve hazır giyim gibi hafif imalat sanayisi oluşutuyordu. Sonrasında, DTÖ geldi. Zhang Yu, Guangzhou’da bir fabrika satın almaya karar verdi: “2001 yılında DTÖ’ye gireceğimizi duymuştuk. 2008 yılında Pekin olimpiyatları vardı. Ekonomi büyümeye devam etmeliydi. İşte o vakit karar verdim.”

Zhang Yu, hayatının en doğru kararlarından birini vermişti. Çin ekonomisi altın yıllarına giriyordu. Çok taraflı ticaret görüşmeleri Uruguay Roundu çerçevesinde, ticaretin serbestleştirilmesi hedefleniyordu. (Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması GATT’a zemin hazırladı.) Oysa, tekstil sanayi çerçeve dışında tutulmuştu. Tekstil ve hazır giyim, MFA adı verilen bir düzenlemelere tabi olacaktı. Ülkeler, MFA ilkeleri doğrultusunda bu alanlarda kotaları karşılıklı olarak belirleyecekti. MFA, gelişmekte olan ülkelerin, gelişmişlere ihracatını kısıtlayan ayrımcı bir mekanizmaydı. Çin, 18 Ocak 1984′de MFA’ya resmen katılmıştı. Mekanizma, yürürlükte kaldığı 1995 yılına kadar tekstil ve hazır giyim sektörüne bağ oldu.

1995 yılında, ATC adı verilen anlaşmayla DTÖ çatısı altına döndü. Yepyeni bir dönem başlamıştı. Tekstil ve hazır giyim ticareti, sonraki 10 yıl içinde 4 evreli olarak serbestleşecekti. 2005 yılında, tüm kotalar kaldırıldı…

Sektöre giriş eşiği düşüktü, az sermaye gerekti. Sonra, ürün yaşamın temel ihtiyaçlarındandı. Dahası, o dönem kamu işletmeleri arasında en zorda olanlar tekstil üreticileriydi. Çin’in DTÖ üyeliği beraberinde tekstil ve giyim ticaretinde serbestleşmeyi getirecekti.

Böyle bir ortamda, Zhang Yu 2000 yılında iki önemli karar verdi. Birincisi bir fabrika satın almak, ikincisi mağazalar kurup iç pazara satış yapmaktı: “DTÖ sonrası, yabancılarla iş yapacağımızın farkındaydık. Eski fabrikam köhneydi. Yabancı müşteriler fabrikayı görse iş yapamazdık. Hongkong’dan tecrübeliydim, yeni bir fabrika almalıydım.”

Hemen ardından, Çin 2001 yılında DTÖ üyesi oldu.

“O dönem, ‘fabrika ateşi’ pek çok bölgeyi sarmıştı. 100 bin yuan (~13 bin dolar) küçük bir fabrika kurmaya yeterdi. Fakat, bu kısa süre içinde işçi tutamamamıza da yol açtı.”

Ne var ki, bu küçük bir problemdi. Kimseye önemli engel çıkarmadı. İlk yıl geride kaldığında, tekstil girişimcilerinin karnesi parlaktı. 2002′de yıllık tekstil ihracatı kritik 60 milyar yuan sınırını aştı, tarihi bir rekor kırılmıştı.

2005 yılına girildiğinde, tekstilin 3 altın yılı başlıyordu. Zhang Yu ilk fabrikasını kiraladığında yalnızca dört imalat hattı vardı. 2003′te 12′ye çıktı. Altın yıllar geldiğinde, siparişleri fason yaptırmaya bile başladı. Fabrikası yetmiyordu.

2005, sektörün hafızalarına derinden kazınacak kadar tatlıydı. Tekstil ve hazır giyim için bir kilometre taşıydı. ATC çerçevesinde öngörülen şekilde, tüm kotalar kaldırılmıştı. Çin Tekstil ve Hazır Giyim sektörü “özgürleşmişti”.

Kota sonrası ihracat daha da ivme kazandı. Avrupa’da panik başladı. Çin mallarına karşı önlem talepleri hararetle kovalanmaya başladı. Avrupa Birliği, 23 Şubat 2005′te “Özel Koruma Mekanizması’nı” devreye soktu. Çin malı tekstil ürünlerine karşı açılan bir dizi soruşturma, Avrupa Birliği ile Çin arasındaki ticari ihtilafları körükledi. Çin, Avrupa ve Amerika’yla yeniden müzakere masasına oturmak zorunda kaldı ve bazı ürünleri için kısıtlayıcı kotalar geldi. Ancak, süreleri 3 yıldı. Ticaretin serbestleşmesi, esasen belirli ölçülerdeydi. Fakat, bu anlaşmazlıklar aynı zamanda Çin’in dış ticarette ne kadar büyük bir genişleme alanı olduğuna da işaret etti.

Çin tekstil ve hazır giyim sektörü, 2008 yılında en ağır darbeyi aldı. Sektörü vuran finans krizi değil, yeni “iş kanunu” oldu. Ucuz işgücüne dayalı geleneksel imalat kolu tekstil, böylece en ağır meydan okumayla karşı karşıya kaldı. Zhang Yu, kanunun ilan edildiğini günü çok iyi hatırlıyor: “İşçiler, bir gün içinde kanunun içeriği hakkında bilgi sahibi olmuştu.   Onlara haklarını ben anlattım. Önceleri, işten kimse ayrılmadı.”

 Çok geçmeden küresel kriz geldi. Ancak, patron Zhang’ın şansı yaver gidiyordu. Renminbi değerlenmeye başlayınca, zarar etme korkusuyla bazı ihracat siparişlerini almıyordu bile. Öte yandan, iç talep hızla canlanmıştı: “2008′de kriz geldi. Ama iç talep patladı. Treni kaçırmadım. Kriz elbette çok ciddiydi. Fakat, herkes işine dört eliyle sarılmaya devam ediyordu.” (2009′da iç tüketimi canlandırma paketi ve parasallaştırmayla krizin etkileri oldukça sınırlı, hatta olumluydu)

2009 yılı ortalarında, Pearl River (güneyde Guangdong bölgesi) ve Yangtze (Shanghay ve hinterlandı) deltalarında “işgücü kıtlığı” baş gösterdi. (Milyonlarca işçi hayat pahalılığından endüstrileşmiş kıyı bölgelerini terk etti) Zhangyu, değişime yine  ayak uydurdu. İşçilerle birlikte göç etti: “Erken davranıp, bir adım daha attım. İşçileri takip ettim. Jiangxi eyaletinin Huangshi kentinde bir fabrika açtım. Oralı bir  ustabaşım 50-60 işçiyle başına geçti. Fakat, hatalı bir adımdı. Olmadı. 6 aya varmadan kapattım. Çünkü,  işçiler kendi özel işlerini alıyormuş. Kendi işleri bitince, benim siparişlerime geçiyormuş. İç kesimde imalathane açtınız mı, oranın yerlisinden başka kimse yöneticilik yapamaz. Bu tür zorlukların üstesinden gelmek çok zor.”

 Zhang Yu, 2010 yılında son adımını da atmak istedi. Olmadı. Sektöre 30 yılını veren Zhang’ın aklına “ayrılma” fikri girdi: “Bu sektörde artış iş yok. Terk etmek lazım. Çevremde sektörden para kazananlar da aynı düşüncede. 2008′i herkes atlattı. Ama şimdi işler tersine döndü.”  O yıl ekonomistler, nobel ödüllü Lewis’in ileri sürdüğü dönüm noktasına işaret etti. İşgücü yanlısı yeni kanun, işçi arzından aşırı yetersizliğe neden oldu.

Ancak, söz konusu dönüm noktası, aslında Çin ekonomisi için de bir dönemeç oldu. Çünkü, ekonomik büyüme modeli yeniden tanımlandı. (Vasıflı işgücüne dayalı, rekabetçi, teknoloji ve yenilikçiliğe dayalı niteliksel büyüme) Bu safhada, dönemeçte, yeni bir marka yaratıp iç pazarda boy göstermeyi seçen çok oldu. Ama, Zhang Yu bu yolu seçmedi: “Yeni marka yaratmak için en iyi zaman 90′ların başıydı. Artık çok geç. Çeşmenin başı çoktan tutuldu.”

Şimdi, “toy delikanlı” Zhang’ın yeni kurduğu biyoteknoloji fabrikasında şimdi yalnızca 150 işçi var. Başka fabrikadan atlamak isteyen iki işçiyi henüz geri çevirmiş: “Fazla sipariş yok. Bu kadar adam ne yapacak. Şimdi, ’ne yapmalı’ diye düşünme vakti…

© dragonomi.com

“Domuz ahırında alacakaranlık”

zhutuan2011.10.20

Kamulaştırma… Toplumsal duyarsızlık… yaşlanan nüfus… kültürel dogmalar… ahlaki yozlaşma:  Çin’in güneyindeki ücra bir köyde yaşayan 48 yaşlı köylünün yürek burkan hikayesi: 2010 yılı başında, Kunming kentinin Fuhai köyünde istimlak başladı. ‘Yaşlılar evde ölürse, uğursuzluk getirir’ diye, evsahipleri kiraya razı olmadı. Yeni inşa edilecek evlerine taşınmak için bekleyen ve kiralık ev bulamayan 60 yaş üstü 48 [...]

“Yi Yi, sen büyüyünce…”

yiyi

23 Temmuz 2011… Çin’de iki tren çarpıştı. Ertesi gün kurtarma çalışmalarının durdurulduğu açıklandı. Ekiplerden biri, çağrıyı dinlemedi. Kazadan 21 saat sonra,  trene anne ve babasıyla binen 2 yaşındaki Yi Yi, o ekip tarafından enkazdan öksüz ve yetim olarak çıkarıldı. Skandallar birbirini takip etti. Demiryolları sözcüsü, “bu bir mucize” dedi.  Öfke sel olup aktı. Weibo’ya  (Twitter) [...]

“Şef, bugün hangi saati taktın”

attachment (2)

İmparator uzak, dağlar yüksek. Pekin’de her Perşembe sabahı, başkente uzaklardan gelen Nanfang Zhoumo sayfalarını çevirdikçe, bu söz aklıma geliyor. Gazete, hem içeriksel hem de biçimsel açıdan birbirinden kaliteli hikaye haberleriyle , tarihsel bir hızla değişen toplumun derinliklerine ışık tutuyor. “Burada, Çin’i anlayın”  diye çıkan NanZhou, kendisine daha iyi bir slogan bulamazdı:   “…Son günlerde bir Weibo (Twitter) [...]

Çin’de geçen haftanın ekonomi gelişmeleri (2011-10-02)

Çin MB Başkanı New York'ta konuştu: Enflasyon öncelikli, para politikasında değişiklik yok. (Sina) http://t.co/zGjdKagn # Çin Avrupa'yı kurtarır mı: MB Başkanı Zhou, önce Avrupalıları görelim. (21 Temmuz kararları için) # En büyük 50 Çinli emlak şirketi hisselerinden son 1 ayda 30 milyar USD buharlaştı (Sina) http://t.co/tTdSpLja # Çin borsası, haftanın ilk seansında yılın en düşük [...]

Copy Guarded by IamShekhar's WP-CopyGuard.